Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Aralık '14

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
43125
 

Türkülerimiz özümüzdür/ Mihriban türküsü ve hikayesi

Türkülerimiz özümüzdür/ Mihriban türküsü ve hikayesi
 

Türkülerimiz özümüzdür...


Sarı saçlarına deli gönlümü/Bağlamıştın, çözülmüyor Mihriban” diye başlayıp her gönüle değen bir şiirin yazarı Abdurrahim Karakoç.

Mistik bir olgunlukla, Son bir kez diyor, Son bir kez daha görmek istemezdim. O beni hayalindeki gibi yaşatsın, ben de onu hayalimdeki gibi. O aşk, masum bir aşktı. Güzel bir aşktı. Bırakalım öyle kalsın.

Ne adı Mihriban, ne saçları sarı...

O, Abdurrahim Karakoç’un Mihriban’ı...

1960 yılında yaşadığı ölümsüz aşkı kelimelerle ebedi kılan Abdurrahim Karakoç’un gerçek adını gizleyip, Mihriban diye seslendiği o güzel Anadolu kızının hikayesi bu...

Ya da, hayatlarını birleştirmek isterken, ümitsiz aşklarına ayrılık nikahı kıyan iki sevgilinin, ümitsiz, duygu yüklü hikayesi....

Ayrılık tadında hüzünlü...

Mihriban’a olan aşkı, Karakoç’a farklı bir olgunluk kazandırmış. Hani şu yürek genişliği denilen şey var ya, öylesine bir yaklaşımı var Karakoç’un...

Mistik bir olgunlukla, “Son bir kez” diyor, “Son bir kez daha görmek istemezdim. O beni hayalindeki gibi yaşatsın, ben de onu hayalimdeki gibi... O aşk, masum bir aşktı. Güzel bir aşktı. Bırakalım öyle kalsın.”

Sarı saçlarına deli gönlümü,

Bağlamıştın, çözülmüyor Mihriban.

Ayrılıktan zor belleme ölümü

Görmeyince sezilmiyor Mihriban.

Bu eşsiz duygu yoğunluğu olan dizelerle aşkın gücünü anlatan şairimiz, Mihriban’dan aldığı “Unutmak kolay değil” başlıklı mektup üzerine, şiirin devamını yazıyor... Yazıyor ama, yarasını sarmış bir Yunus Emre olgunluğu ile de bilgeliğini dışa vuruyor.

Unutmak kolay mı? deme,

Unutursun Mihribanım.

Oğlun, kızın olsun hele,

Unutursun Mihrabınım

Düzen böyle bu gemide,

Eskiler yiter yenide.

Beni değil, sen seni de,

Unutursun Mihribanım.

Nedir Mihriban’ın gerçek hikayesi?

Bazıları “Gerçek mi” diyor. Gerçek diyorum. Ama adı Mihriban değil. O gençliğimde yaşanmış bir aşktı. Ama şimdi adını deşifre etmem, ayıp olur. Benim takmış olduğum sembol bir isimdirMihriban.

Masa başında yazılmış, hayal bir aşk, bu tadı ve lezzeti vermez. Yaşayacaksın ki, yazacaksın.

O zamanlar elektrik yoktu. Lamba ışığı altında yazıyordum. Şiire başladığımda lambadaki alev titremeye başladı. “Lambadaki alev üşüyor” çıktı.

-Hangi seneydi... ?

1960...

O aşkınıza kavuşamadınız...

Yo olmadı. Seviyordum. Olmadı. Ayıp olur şimdi adını söylemem. Törelerimize aykırı. İkinci birMihriban şiirim var. Biliyorsunuz. “Unutmak kolay unutursun Mihriban” diye... O da öyledir. Bunlar hep gerçeğe dayalıdır.

Güzel tertemiz bir sevgiydi, tertemiz de bir ayrılma oldu.

Nerde olduğunu biliyor musunuz?

Bilmiyorum. Zaten benim memleketlim de değildi...

Yaşayıp yaşamadığını biliyor musunuz?

Onu da bilmiyorum... Sivas’ta bir televizyona çıktım. Telefon bağlantısı var. Bir hanım çıktı, “Abi o yaşıyor mu” dedi. “Bilmiyorum” dedim. “Nasıl bilmiyorsun” dedi. “Bilmiyorum işte” dedim. O bayan, “Eğer yaşıyor da, bu türküyü dinliyorsa, Allah ona yardım etsin” dedi. Hanımların dayanışması işte! Yaşayıp yaşamadığını bilmiyorum vallahi.

Hâlâ seviyor musunuz?

Bazen aklıma düşüyor. Ben unutursun diyorum ama, insan hiçbir zaman unutamıyor... O bir mektup üzerine yazılmıştır. Benim gönderdiğim bir mektuptan dolayı bir cevap aldım. “Unutmak kolay mı” başlığı mektubun. “Unutmak kolay mı deme/Unutursun Mihriban’ım” diyorum. “Düzen böyle bu gemide/Eskiler yiter yeni de/Beni değil, sen seni de unutursun Mihriban’ım” dedim...

Allah o hallere düşürmesin, insan kendini de unutur...

Mihriban’dan başka aşkınız oldu mu?

Yok. Mihriban’dan başka aşkım olmadı.

Mihriban nasıl biriydi?

Valla ne bileyim, sıradan insanlara benzer birisiydi

Çok mu güzeldi... Sarı saçlarına deli gönlümü/Bağlamıştın, çözülmüyor Mihriban diyorsunuz

Saçı da sarı değildi...

Belki bu şiirin bu kadar beğenilmesinin sebebi herkesin içinde bir Mihriban’ın olması...

Gerçek yaşanıp, yazıldığı zaman okuyucu kendini bulur.

Bu yüzden diyorum ki, ben herkesin hayatında bir Mihriban var...

Bundan 7-8 sene önce Cebeci’de bir düğün salonunda, sanatçı Mihriban’ı okudu. Karşımızda yaşlı bir çift oturuyor. 80’inden yukarı ikisi de. Tanıyanlar, hocam çok güzel yazmışsınız falan deyince, ihtiyar teyze, “Oğlum bunu sen mi yazdın” dedi. “Evet” deyince de... “Hay diline sağlık, ne kadar güzel” dedi. Yanındaki ihtiyar amcayı gösterdi, “Evde birisi bu şarkı çalarken birşey söylesin, üstüne yürür. Öyle dalar gider, dinler dinler, gözlerinden yaş akar, oturur” dedi. “Bunun derdi ne” dedim. “Oğul oğul, herkesin gençliğinde bir Mihriban’ı vardır” dedi.. “Öyle yazmışsın ki, herkes Mihribanı’nı buluyor o türküde” dedi.

Musa Eroğlu da çok güzel bestelemiş...

Beste de güzel olup güfteyle örtüşünce daha bir güzel oluyor...

Bunlar birbirini tamamlayan şeylerdir. Bestelendikten sonra herkes hayret etti. “40 senedir okuyorsunuz” dedim. Ama bestelenince daha güzel oldu.

>Bir gün Mihriban’ı göreceğinize inanıyor musunuz?

Bilmiyorum, görmek de istemiyorum. Değişmiştir şimdi. Ben onun nazarında değiştim, o benim nazarımda değişti. Niye görelim? Öyle kalsın ya... İnsanların gönülde kalması, gözde kalması daha iyidir.

Kaynak: platformdergisi.net

Abdurrahim Karakoç 1932 yılında Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra köyünde bir süre marangozluk yaptı. Daha sonra belediyede muhasebeci olarak çalıştı. Vakit gazetesinde köşe yazıları yazmaktadır. Günümüz âşık tarzı şiirin büyük ustalarındandır. Şiirleri değişik gazete ve dergilerde yayınlandı. 7 Haziran 2012 tarihinde Ankara'da vefat etti.

ESERLERİ:
Hasan'a Mektuplar, El Kulakta, Vur Emri, Kan Yazısı, Bütün Şiirleri, Suları Islatamadım, Dosta Doğru ve Gökçekimi.
Koca bir yıldız daha kaydı.. Bir ozan daha Hak'ka yürüdü. Yürüdüğün yollar nur olsun.   
NOT; Mihriban Türküsünün hikayesini  http://yaren33.blogspot.com.tr/2012/06/mihriban-turkusu-ve-hikayesi-abdurrahim.html       linkten Musa Eroğlu'nun sesinden dinleyerek okumanızı tavsiye ederim.
Muhabbetle
Hanife Mert
Hanife Mert

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Türkülerimiz geleneklerimiz içinde yer alan çağdan çağa ve nesilden nesile coşup gelen geçmişimizi yarınlarımıza bağlayan bizim milli değerlerimizdir. Annelerimiz bizleri ninnilerle, türkülerle besleyip büyüttüler. Tüm ekinlerimiz türkülerle yeşerdi. Başak başak harmanladı. "Mibriban" Türküsünü çok özledik. Şairi A.Rahim Karakoç'u rahpmetle anıyorum. Tabi Mihriban'ı sazının tellerinde coşturan Musa Eroğlu'na da selam ve saygılarımı gönderiyorum...

Abdülkadir Güler 
 05.02.2015 2:02
Cevap :
Değerli yorumunuz için çok teşekkür ediyor, selam ve saygılarımla sağlık ve esenlikler diliyorum.  06.02.2015 21:54
 

Muhteşem bir türkü Hanife Hanım. Hikayelerini duyunca etkisi sanki daha da artıyor. Herkesin mutlaka bir mihribanı vardır adı ne olursa olsun...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 24.12.2014 9:36
Cevap :
Evet çok doğru Ayşegül Hanım. Dilediğiniz türkünün hikayesini bilerek dinlemek o türküye ayrı bir güzellik ve önem katıyor. Teşekkür ediyorum yorum ve katkınız için. Sevgiyle mutlu kalın.  26.12.2014 21:36
 

Türkülerde; Anadolu insanının sevgisi,aşkı,acısı ...buram buram tüter.Şair Karakoç,bu duyguları sözcüklere dökmüş;bestelenince de güzelliklere güzellikler katılmış.Bu güzellikleri,yazınızda dile getirmişsiniz.Sağ olun.Selamlar.

Hüseyin Başdoğan 
 23.12.2014 22:32
Cevap :
Teşekkür ederim Hüseyin Bey bu güzelliklere yorumunuzla katkıda bulunduğunuz için... Selam ve saygılar.  26.12.2014 21:34
 

Hanife Hanımcım Mihriban türküsünü çok severim.Kızkardeşimin adı Mihriban.Ne zaman bu türküyü dinlesem gözlerim dolardı ama hikayesini bilmiyordum.Teşekkür ediyorum.Selam ve sevgilerimle.

Şennur Köseli 
 22.12.2014 18:48
Cevap :
Sizi üzdüğü için kusura bakmayın. Ben de teşekkür ediyorum değerli yorumunuz için. Sevgiler selamlar  24.12.2014 9:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 944
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 3964
Kayıt tarihi
: 08.06.12
 
 

Anadolu Üniversitesi İktisat  mezunuyum. Emekli muhasebeciyim. Felsefe, İlahiyat, Sosyoloji ve Ps..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster