Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '13

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
7534
 

Türkülerimiz ve hikayeleri (Kırmızı gül demet demet)

Türkülerimiz ve hikayeleri (Kırmızı gül demet demet)
 

Kırmızı gül demet demet (alıntı)


Türkülerimiz özümüz yüreğimizin bam teli, başımızın sevda yelidir. Türküler umuttur, aşktır,hasrettir, özlemdir, vefadır… Kıvrım kıvrım  akan bir nehir gibi, yüreklerde dolanan  sılaya uzanan bir yoldur. Yüreğin gurbetinde yetişen özlemleri kor kor demet  demet sunan  hasret çiçeğidir. Yaşama sevincinden ölüm acısına kadar, vefayı vefasızlığı, hasreti, özlemi, sevgiyi, inancı, direnci, aşkı, kahramanlığı türkülerde hissedip türkülerde yaşadık.  Velhasıl türkülerimiz bizi bize anlatan, bize tanıtan yürek seslerimizdir. Bu günkü türkülerimiz ve hikayelerimiz bloğumda, oğlunu ticaret için Erivan'a gönderip, dönmeyen oğlu için söylediği ve aklını yitirdiği acılı bir ananın hüzünlü öyküsünü ve türküyü  paylaşarak biraz moral olsun  istedim. 

 

 

                                  TÜRKÜ HİKAYESİ

  Kırmızı gül demet demet

 Sevda değil bir alamet,

Balam nenni, yavrum nenni

Gitti gelmez ol muhannet

Şol revanda balam kaldı,

Yavrum kaldı, balam nenni...

Nenni ya! Nenni ki nenni!. Yavrum nenni! Bir demet kırmızı gülle gelen nenni!. Nasıl oluyor derseniz, türkünün dilini açmak gerek...Varıp sormak gerek türküye : ''Ey türkü nedir bu demet demet kırmızı gül ve de nenni!. Yavrum nenni... Balam, nenni''. Bu demet demet gül hem de kırmızısından, sevgiliye duygu mu taşıyor? Neden kırmızı gül de kır papatyaları değil? Şöyle sarılı beyazlı, düz sarılı, öküz gözü gibi, kırdan toplanmış papatyalar değil de, demet demet kırmızı gül? Onların sevgi dili yok mu?. Onlar duygu simgesi gül kat... Ama bir tek!. Benim tek gülümsün, gönlümdeki yerin kır çiçekleri kadar engin, kır çiçekleri kadar zengin ve doğal, demiş olmazmısın? Ama senden iyisini bilecek değiliz ya!. Kırmızı gülü seçmişsin sen. Hem de demet demet...

Ha bir de 'balam' meselesi var! Yavrum diyorsun... 'Nenni' diyorsun 'Gitti gelmez' diyorsun. Yoksa bir ananın balasına, yavrusuna çağrısı mı bu? Şol Revan'da kalan balası üstüne mi söylenmiş?. REVAN, bugünkü adıyla ERİVAN, yani günümüzde Ermenistan'ın başkenti... Türkümüze konu olan olayın geçtiği zaman ise, büyük olasılıkla 17. yüzyıl sonrası... Neden derseniz, REVAN Osmanlının önemli bir ticaret merkezi o zamanlar. Ama bir ara elden çıkmış, Safeviler işgal etmiş. Yıl 1635. Dördüncü Murat ikiyüzellibin kişilik bir orduyla REVAN seferini düzenlemiş. Sekiz ay, yirmi dokuz günlük kuşatma sonunda, REVAN yeniden Osmanlı topraklarına katılmış. Eskisi gibi kervanlar gider gelir olmuş. Mal götürüp, mal getirmişler... Memet de gidip gelen kervancılardan birisi... Anasının da tek 'balası'... Tek oğlu!. Erzurum yöresinde üç beş dönümlük tarlalarını ekip dikiyorlar... Yetiştirdikleri ürünü de kervana katıp, REVAN'da satıyor Memet... Memet de Memet hani... Karayağız bir delikanlı... Taşı tutsa, suyunu çıkaracak kadar güçlü. Bir de alışkanlığı var Memet'in. Her akşam tarla dönüşü, bahçelerden derlediği demet demet gülleri getiriyor anasına.. Anayla oğul arasında bir simge gibi kırmızı gül demeti... Sevgi saygı simgesi. Gülleri evinin duvarına asıp kurutuyor ana... Onlara baktıkça oğlunu görür gibi oluyor... Hele Memet kervandaysa. Gözü gönlü kırmızı gülün kurumuş, gazelleşmiş demetinde ananın. Rüyaları hep Memet üstüne... REVAN yollarını düşlüyor hep. Kimi zaman kara saplanmış görüyor kervanı. Kanter içinde uyanıyor. hayra yormaya çalışıyor. Kimi geceler de toza dumana katılmış kervanın, atının eşeğinin devesinin bir toz bulutu içinde kayboluşunu düşlüyor. Bir hortum, yutuyor kervanı. Koca kervan döne döne göğe çekiliyor. Geride ne bir at, ne de bir deve, ne de insan kalıyor. Memet'i arıyor gözleri. Kara yağız, kaytan bıyık Memet, ellerini uzatıyor anasına. 'Tut ellerimi' diyor. Ama ne gezer. Anasının elleri boşlukta kalıyor. Sözün kısası günü gelip de kervan REVAN'dan dönene kadar bu böyle sürüp gidiyor. Kervanın dönüşünü dört gözle bekliyor.

Bazen kışın yola saldığı oğlu yazın dönüyor .Bazen de tersi oluyor . Kervanın dönüşü, bayram gibi! Kimi kocasını, kimi yavuklusunu karşılıyor. Kimi analar da oğlunu. Sarılıp, ağlayanlar, sevinç gözyaşı dökenler. Yemen seferinden döner gibi. Gerçi savaş dönüşü değil ama; hastalığı sağlığı var... Karı var, ayazı var!. Bir de salgın hastalık söylentisi yayılmış. Veba hastalığı kırıp geçiriyor ortalığı. İlkin bir ateş sarıyor bünyeyi. Kusma, iltihap, baş dönmesi. En sonunda da sayıklama. Artık kurtuluşu yok. Sayıklaya sayıklaya götürüyor insanı. En erken üç gün. En geç yedi gün içinde başlıyor sayıklama... Kurduğu tüm dünya yok oluyor bir anda insanın. Sevgiliye özlem, alınan armağanlar. Söylenecek güzel sözler. ''Sensiz olamam. Sen benim her şeyimsin. Güne seninle başlıyorum. Seninle bitiyor gecem. Zaman yitirmemek gerek demiştin. Oysa günler su gibi geçti. Ne bir ses; ne bir nefes. Düşlerdeki yerin hariç. Oysa seninle her şeye yeniden başlayacaktık. Öyle demiştik. ''Yaşam o kadar kısa ki; hiç zaman yitirmek istemiyorum seninle olmak için''. Bunları sen söylemiştin. Sıcaklığın avuçlarımdaydı. Kuytu bir sokak arası mıydı?. Yoksa aşıklar yoluna girişte miydi? Bir tek gözlerin kalmış belleğimde. Bir de kuşların bitmeyen şakımaları. Ne de güzel batmıştı güneş. Alaca ışığın, alaca karanlığa dönüştüğü an. Akşam güneşinin, yavaş yavaş yok oluşu muydu güzel olan?. Yoksa alaca ışığın, alaca mutluluğa dönüştüğü an mıydı en güzeli. Bahar mı kokuyordu saçların. Yoksa gerçekten bahar günleri miydi? İşte böyle sevgili. Ben şimdi senden uzak. Seni sayıklıyorum. Ellerini tutabilsem yeniden. Yüzüme dokunsa saç tellerin. Ama ne gezer!. Kuytulardan kaybolmayı severim demiştin. Aniden yok oluyorsun düşlerimden. Ellerim boşta kalıyor. Hem anamın hıçkırığı niye. Uzattığım ellerimi tutsa ya! Ateşler içindeyim. Bildiğim türküleri mırıldanıyorum; yokluğunuzda.

Gurbet elde baş yastığa gelende,

Gayet yaman olur işi garibin,

Gelen olmaz giden olmaz yanına,

Bir çalıdır mezar taşı garibin.

Bir çalının dibine gömüyorlar Memet'i. Söylenecek sözleri, sevgiliye, anasına özlemiyle birlikte örtüyorlar üstünü. Kara toprak alıyor bağrına. Gençmiş... Sevenleri varmış... Anası yavuklusu yol gözlüyormuş. Ecel bu! Kimini sele, kimini yele verir. Memet'i de Revan'da vebayla yakalıyor. Sayıklaya sayıklaya gidiyor Memet. Kucak dolusu kırmızı güller elinde kalıyor. Sevgiliye özlemi de dilinde!. Artık bir çalıdır mezar taşı Memet'in!. Bir tek Memet değil vebaya teslim olan. Kervanın çoğu kırılıyor. Sahipsiz mezar oluyor Revan ' da. Kalanlar perişan. Utangaç. Yaşıyor olmaktan utanıyorlar sanki... Sanki ölenlerin sorumlusu ölmeyenlermiş gibi... Ağır ağır Erzurum'a giriyor kervan. Analar, bacılar, sevgililer, oğullar, eşler... Meraklı gözlerle karşılıyor kervanı. Aradığını bulan sarmaş dolaş. Gözyaşları hıçkırıklara karışıyor. Aradığını bulamayanlar, ilk rastladığına soruyor. ''Oğlum Memet'im nerede. Birlikte çıktınız kervana. Nerede kaldı''. Sen sen ol da gel yanıtla. "İlkin kusma başladı. Sonra da bir ateş. En son sayıklama başladı. Tüm sevdiklerini bir bir sıraladı. Titreye titreye sayıkladı. Yedi gün dayandı Memet. Sonra... Sonra bir çalının dibine gömdük onu''. Gel de söyle bunu. Söyleyebil!. Hem de anasına... O ana deli olup dağlara düşmez mi?. Avuçlarını göğe açıp ol tabipten medet dilemez mi?. Kırmızı gülden merhemlik istemez mi?. Karayağızın güzeli oğlunu, canından parçayı alıp götüren ölüme, ilenmez mi? Ölümün hepsi kötü. Ana, baba, anneanne, dede. Hepsi kötü. Dün var olan... Soluyan, nefes alan; nefes veren. Bir anda yok artık. Yerinde yeller esiyor. Şekli şemali, son sözleri, yavaş yavaş yok oluyor. Belleklerden siliniyor. Yaşlı ölümü neyse ne! ''Öldü de kurtuldu" diyor insan. Ya gencecik ölümler. Muradı gözünde gidenler. Anadır, alıyor veriyor. veriyor alıyor. Oluru yok. Diline kırmızı gülleri doluyor. Ol tabipten medet diliyor. Olmuyor. Ver elini dağ yolları. Dilinde türküsü. Gönlünde oğlunun hayali. Deli olup dağlara düşüyor. O'nu son görenler elinde bir demet kırmızı gül, dilinde ''Kırmızı gül demet demet. Sevda değil bir alamet Şol Revan'da balam kaldı. Yavrum kaldı''... diye diye haykırdığını söylediler.

                               TÜRKÜ SÖZÜ

Kırmızı gül demet demet

Sevda değil, bir alamet

Balam nenni, yavrum nenni,

Gitti gelmez ol muhannet,

Şol Revan'da balam kaldı,

Yavrum kaldı,

Balam nenni,

Kırmızı gül her dem olmaz,

Yaralara merhem olmaz

Balam nenni,

Yavrum nenni,

Ol tabipten derman gelmez

Şol Revan ' da balam kaldı,

Yavrum kaldı,

Balam nenni.

Kırmızı gülün hazanı,

Ağaçlar döker gazalı,

Karayağızın güzeli

Şol Revan ' da balam kaldı,

Yavrum kaldı,

Kaynak:

Yaşar Özürküt

Öyküleriyle Türküler 2

İstanbul, 2001

 

 

 

 

http://yaren33.blogspot.com/2012/06/krmz-gul-demet-demet-turku-ve-hikayesi.html

Dilerseniz  kırmızı gül demet demet türküsünün hüzünlü hikayesini verdiğim linkten, Türküyü Yavuz Bingöl'ün kendine has yorumu ile dinleyerek   okuyabilirsiniz.

Muhabbetle,

Hanife MERT

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Hanife Hanım, Türkümlerimiz ve Hikayeleri konusbunda güzel bir araştırma yazısını hazırlamışsınız. Sizleri candan kutluyorum. İşte yazılan yazı ve emek verilen eser budur bence. Laf olsun, söz olsun veya adet yerini bulsun diye bir yazı hazırlamışsınız. Geçen yıl 20-24 Mart 2013 tarihleri arasında Fethiye'de 4. Uluslararası Kurultayında böyle bir sempozyum vardı. Ben de "Türkülerimiz ve Öyküleri" konulu bir bildiriyle katılmıştım. Yazınız bana o günleri anımsattı.Kalıcı bir yazı olmuştur. Yürekten tebrikler diyorum. Selamlar.

Abdülkadir Güler 
 14.02.2014 23:10
Cevap :
Merhaba Abdulakadir Bey. Zaman ayırdığınız için ben teşekkür ediyorum. Bizler güzel Anadolu'muzun bağrından kopup geldik. Acılarımız, hüzünlerimiz, kederlerimiz, sevinçlerimiz, mertlik ve yiğitliklerimizi daha pek çok şeyimizi türkülerimizle yaşadık, yaşattık ve bu günlere taşıdık. Ben de her birimizin kendinden bir şeyler bulduğu bu nadide kültürümüzü gündemde tutmak unutulmamasını sağlamak adına naçizane paylaşmaya çalışıyorum. ilginize çok teşekkür ediyorum. Selam ve saygılarımla,  15.02.2014 21:54
 

Hanife Hanımcım emeğiniz için teşekkür ediyorum ''Her derdi çekmeye razıyım ama/Takılmasaydı keşke dudaklara/Bu isimsiz,paramparça türküler''Yavuz.B.Bakiler.SELAM VE SEVGİLERLE.

Şennur Köseli 
 26.12.2013 20:04
Cevap :
Çok teşekkür ediyorum Şennur Hanım. Sevgi ve selamlar.  29.12.2013 20:13
 

Sevgili Hanife Kardeşim, canınıza sağlık ne güzel bir paylaşım.Kırmızı Gül Demet,Demet Türküsünü bir de benden dinleseniz, çok güzel söylüyorum.Rahmetli anacığımın türküsü idi.Selam ve sevgiler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 24.12.2013 19:32
Cevap :
Çok teşekkür ediyorum Nahide Hocam, sizin de okuyan gözlerinize yüreğinize sağlık. Eminim siz de çok güzel söylüyorsunuzdur. "Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur" derler. Bir gün karşılarız da fasıl geçeriz. Öpüyorum sizi. Sağlık ve mutluluk diliyorum. Sevgilerimle.  25.12.2013 22:35
 

Gazze,Kudüs,Filistin,Beyrut,Şam ve Bağdat,Yemen'de ki Memetler geldi aklıma.O tenha çöllerde mezarları bile belli olmayan Memetler.Gelen yaralılarla dolu trenlerin çevresinde gözleri ağlar,perişen analar geldi bir de aklıma.Gurbet üzerine ne türkülerimiz var:Kırmızı Gül.bir de Yemen türküsü.En çok sevdiğim türküler.Gözlerimiz enginlere bakar da harap olan gönüller,çıplak bedenler ve solgun,hasta yüzler görürüz hep.Şimdi ise geçmişin ahı ve feryadına,acısına kulağını tıkamış tamamen.Ders çıkarılmadı daha..Okurken duygulandım,hüzünlendim kendi başına terkedilmiş o büyük sevdaların arasına gerilmiş engellere.Gerçekler neden dikkate alınmaz yeterince diye düşünmekten de kendimi alamadım...Elinize sağlık Hanife hanım.Etkileyiciydi yazınız...Selamlarımla.

Abbas Oğuz 
 24.12.2013 18:03
Cevap :
ok teşekkür ediyorum Abbas Bey. Sizin de okuyan gözleriniz yüreğiniz dert görmesin. İyi ki türkülerimiz var diyorum. Ne mutlu bize kendimizi arayacağımız, aradıkça bulacağımız yüreğimizin en derununa inen, kendimizi bulacağımız türkülerimiz var. Hem ülkemizi ve zihinlerimizi bulandıran, boğan, daha neler çıkacak diye merakla zihnimizi bir nebze uzaklaştırmak istedim. Değerli yorum ve katkınız için teşekkür ediyorum. Sağlık ve mutluluklar diliyorum.   25.12.2013 22:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 145
Toplam yorum
: 949
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 4302
Kayıt tarihi
: 08.06.12
 
 

Anadolu Üniversitesi İktisat  mezunuyum. Emekli muhasebeciyim. Felsefe, İlahiyat, Sosyoloji ve Ps..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster