Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
199
 

Türkün son günleri

Türkün son günleri
 

Sen çok yaşa emi güzel kızım Ela'm:)


Tanrım nedir bu yaşadıklarımız?

Nedir bu sonu gelmez utanç duymalarımız?

Bir yazımı alıyorum buraya, yararlı olur düşüncesiyle:

“YAŞASIN KÖTÜLÜK (!)

‘Bize milliyetçi derler… Yalnız biz hodbin (bencil) milliyetçi değiliz.’

(M. Kemal Atatürk)

Evet…
Milliyetçilik aynen böyle işte…

Yazar İsmail Hakkı Danişmentli de “Türk milliyetçiliğinin bilimsel temelleri” adlı eserinde böyle diyor…

Milliyetçilik...

Azınlık ya da çoğunluk diye tanımlanamaz!

Bu bakımdan ben Kürtler azınlık onlar milliyetçi olamaz demiyorum.

Doğru da bulmuyorum bunu!

Milliyetçilik nedir onu bilmek lazım!

Bunun peşinde olmak lazım, onu diyorum!

Milliyetçilik:

İnsan sevgisinden yola çıkar her şeyden önce, sevgi de tamamen bilinç olayıdır!

Sevgide bilinç dışı hiçbir öğe bulunmaz! Her sevgi olgusu; ne, neden, niçin, nasıl, ne zaman vb. sorulara doğru yanıtlar verir… Veremezse o sevgi denilen şey sevgi değildir!

Milliyetçi kişi;

Kendisini sevecek,

İnsanını sevecek

İnsanlığı sevecek!

Bunların birisi eksik olmayacak!

Şimdi gelelim bizdeki milliyetçilik anlayışına;

Milliyetçilik bizde ‘üstün ırk’ anlayışında algılatılıyor…

Bunu ben bizzat yaşadım yaşıyorum da…

Ülkücülük yıllarımda bunun acısını çok çektim ben! Hitlercilikle damgalandım!

Anti demokratlıkla, antiemperyalizme karşı olmakla, sermaye uşaklığıyla karalandım durdum hep!

Ne acı! Ne kadar acı bir durum bu bilseniz benim için!

Oysa beni bilenler bilir… Demokratlığıma, emekten yanlılığıma, paylaşma ve dayanışmaya olan yakınlığıma laf söyleyemez kimse!

Bütün sıkıntı; gençlerin yeterince ‘değerleme’ yapmadan yetişmelerinde!

Gençler okul yıllarında insan ve insanlıkla ilgili geniş gelişmiş değerleri olsa…

Böyle yaşasın kötülük(!) anlayışıyla her pisliğin altına elini sokmazlar!

Doğaldır ki, bu duyguları yeterince ya da hiç ele alınmamış olan gençlerden ister azınlık milliyetçiliğinde, ister çoğunluk milliyetçiliğinde, ister sosyalist tutum ve davranışta hep aynı yontulmamışlık kendini gösterecektir!

Hep aynı düşüncesizlik ve kötülük yapma açlığı, çok canlı bir şekilde kendini gösterip duracaktır!

Son günlerde güneydoğulu gençlerin yaptıklarına bakarsak bunu daha iyi anlayacağız!
“Ezberci Eğitim”in doğal sonucu olan bu; düşüncesizce davranma ve olmayan okuma alışkanlığı ve değerleme yapmadan, adeta bitki gibi yaşama, bizi buralara getirdi işte!
Gördüklerimiz hep ölüm ve ölüm üzerine olursa başka bir şey beklememek lazım canlar!
Bu konuda özeleştiri yapmalıyız sıradan başlayarak:

Önce devlet yapmalı okulları bu başıbozuk haliyle bıraktığı için…

Sonra aileler yapmalı; çocuklarının ‘duygu, düşünce, tutum ve davranışlarına’ doğru anlam veremedikleri, iyi aile olamadıkları için!

Sonra da öğretmenler!

Çok iyi biliyorum ki bu ülkenin öğretmenleri, bu olan bitenden en çok onlar sıkıntı duymaları gerekirken duymuyorlar bile!

Duysalardı şimdiye değin çok şey yaparlardı!

Biliyorum bu yazıyı okuyan çok insan büyük çoğunluğu da öğretmen; bana kızacak, kızsınlar… O onların sorunu… Benim sorunum değil!

Benim sorunum şu üç günlük dünyada insanlara; ‘dil, din, ırk, ten rengi farkı’ yaşatmadan, onların barış içinde neşeyle yaşamaları için ne yapılabileceği!
İşte bu sorun milliyetçiliğin de sosyalistliğin de önüne geçtiği gün benim sorunum bitecek!

Ne mutlu bugünleri görenlere, ne mutlu bunu dert edenlere!

Sözlerimin sonunda yine devlete sesleneceğim:

Sevgili devletim; canımı, malımı, geleceğimi neslimi her şeyimi emanet ettiğim!
Ne olur, ne olur; şu işleri, işi bilene ver! Bilimi doğru ve yerinde ve de zamanında kullanıp işi düzgün tutana ver! Hata yapan elbette olacaktır… Ama hata, aslında kasıt diyelim “yapanın yanında kar kalmamalı!” Bak, ‘benim adamım’ diye yetki verdiğin ‘adam olmayan’ adamların yediği haltlar yıllar sonra bile senin başını ağrıtıyor... İşte Dersim olayı, işte Ermeni soykırım iddiası!

Bilimi kullan devletim, bilimi kullan! Kullanıyorum ya deme bana, kullansan böyle olmaz, bilim yenilmez!

Tek yenilmez güç bilimdir, devletim!

Allah boşuna bilimi yaratmamış ve bilimle uğraşmayı öğütlememiş!

Ben ‘dostuna dost, düşmanına yaman devlet’ istiyorum! Sanırım herkes de!

“Gelin canlar birlik olalım… Sevgiye durak olalım…”

Allah bizi, ‘daha böyle sonu gelmez utançlardan’ esirgesin!”

Saygılarımla… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, Hocam olmadı. Onlar ne yapıp edip milleti cahil bırakmaya, ırk temelinde böüp parçalamaya çalışırkensen birleştirmeye çalışıyorsun. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 29.11.2011 19:55
Cevap :
Hatam için özür diliyorum hemşerim ve dostum(!) Ne yapalım işte bizimkisi de bu... Başkaları parçalayacak biz de bunları birleştireceğiz diye böyle dil dökeceğiz... Ne diyebilirim ki... Ancak özür dileyebilirim... Özür dilerim sizden ey Türkiye bölücüleri!!!!  30.11.2011 22:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 764
Toplam yorum
: 3766
Toplam mesaj
: 118
Ort. okunma sayısı
: 232
Kayıt tarihi
: 04.07.10
 
 

1949 yılında Söke Nalbantlar köyünde doğdum. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik bölümünden mez..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster