Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
161
 

Türler ve Besin Zinciri

Türler ve Besin Zinciri
 

    Bir ülkede güç dengesi nasıl telaffuz edilebilir diye düşünüldüğünde o ülkedeki önemli maddi kaynakları kimlere kime hizmet ettiğine bakmak gerektiği kanaatinde olmuşumdur.

     Afrika’nın x ülkesinde diyelim ki elmas madenleri bulunuyor. Yerli halkın doğal olarak söz konusu elması, çıkarıp, işleyip dünya pazarlarına sunma imkânı çeşitli nedenlerden ötürü yoktur. Bu nedenler kısaca teknik bilgi eksikliği, ticari ağ eksikliği, yetişmiş insan gücü olmak üzere çeşitli eksiklikleri olmayan ülkenin doğrudan dünya pazarlarına satabilme imkânı bulamamasına neden olur. Elmas adı üstünde; ilkel bir halk için sadece taştır, un veya patatesten çok da elzem bir ihtiyaç değildir. Belki köpeği korkutmak için elmas ham halde iken atılırsa bir taş kadar fayda sağlayabilir.

                 Teknik imkânların yetersizliği, üretim alt yapısının oluşmaması ellerindeki malın çok ucuza kapatılması aşamasında birçok alıcının rekabete girmesi demektir.

                 Ticaretle uğraşan hemen her ülke veya grup para gücü ile ürün ve malların değerlerini belirleme gücü olduğu ölçüde güçlüdür. Mal alımında hemen her tüccar en az maliyetle ürünü alıp en pahalı satmak ister. Bedavadan daha ucuza alınırsa tüccar için daha da güzel olur hele de dünyada alıcısı bol veya pahalı olan ürünler söz konusu ise bu durum daha da rekabeti kızıştırır.

                 Diyelim ki evlerden birinde çok güzel bir kız var. Kız ailenin tek mirasçısı olmakla beraber, son derece sağlıklı, güzel ve Allah bir kıza güzelliklerden son derece cömert davranmış, endam, boy pos, güzellik. Bu kızı civardaki dört beş ailenin oğulları için talip olması, talipleri ister istemez bir yarışa itecektir. Önce kızın kalbine giden yollar araştırılır, sonra kızın anne ve babası varsa dayısı, amcası gibi aile yakınları ikna edilir, sonra kızın arkadaş çevresine sokulmak için ne lazımsa yapılır. Yarış kızıştıkça yapılacak mücadelede çirkinlik boyutu artar…

                Aynı şekilde ya da bir ticari işletmeniz var, karşınızda sizden mal alması mümkün alıcılar var. Bir şekilde karar vericilere ulaşmanız, sizden mal alması muhtemel alıcıları malınız veya ürününüz hakkında ikna etmeniz gerekir. Devamında ise başka yerden asla almamalarını sağlamak için satın alıcıları çok sıkı taktiklerle bağlamanız gerekir. Bu taktikleri üniversiteye gitmiş veya gitmemiş, ticaretle uğraşanların birçoğu bilir.

                Karşımızdaki ülkeler emperyalist amaçları için gereken sanayi devrimini diğerlerinden çok daha önce tamamlamış ve çıtayı yükseltmiş ülkeler. Bilgi ve bilgi sistemlerini kontrol edecek seviyeye gelmiş, bilginin önemine inanmış ve değerli bilgilerin tamamını sır mahiyetinde kendisine saklamış, dünyaya yayılan uzun kollarıyla nerede zeki bir insan var, onu kendisi için çalışır yapmadan önce onu mümkün olan en erken yaşlarda saflarına katmış, ona kendisi tarafından yeni bir kültür, yeni bir kod verilmiştir. Bu çalışmayı çok ince detaylarına kadar planlamış, bir zaman sonra dünyada sağladığı avantajlar açısından dünyanın en zeki öğrencileri, insanlarını aramaya gerek olmaksızın söz konusu o insanlar büyük güç veya güçlere yağmur damlasının göle dolması gibi akmaya başlamıştır ki, akıllı bir seçicinin yapması gereken iyilerle kötüleri ayırmak üzere bir süzgeç sistemi kurarak kaynaktan gelen zararlıları temizlemek, insan kaynaklarını sürekli geliştirmek olacaktır.

              Seksenlerde ortaokula başlayan bir öğrenci iken kişi üç tane yabancı dilden birini seçmeye zorlanıyordu. Üç dilin birini seçmek, en zekilerin İngilizce, sonrakilerin Almanca daha sonrakilerin de Fransızca seçtiği o yıllarda okula gidenler için bir sır değildi. Aynı şekilde yüz yıl önce böyle okullar olsaydı, muhtemelen en zekiler Fransızca, sonra İngilizce daha sonra belki Almanca dilini seçerlerdi. Elbette o yıllarda okula başlayan birisinin diller arasındaki farkı, seçim aralıklarından neden bu dillerin olduğunu da Çince, Rusça, Felemenkçe, Çekçe veya Afrika dillerinden birini değil de bu dillerden birini seçmek zorunda olduklarını düşündüklerini düşünmüyorum. Daha sonraki yıllarda Almanca ve Fransızcanın sahneden yavaş yavaş çekilip, sahnenin neden sadece İngilizce ’ye kaldığını da düşündüklerini zannetmiyorum. İngilizler ve İngilizce konuşan ülkelerin bir şeyleri lehlerine çevirdikleri ve dillerinin öneminin bunda etkisi olabilir veya diğer yandan Türkiye’de İngilizce konuşulmasını destekleyen örgütler, oluşumlar diğerlerini yenmiş sahneden çıkarmış da olabilir. Bu durum için çoğu insan İngilizcenin bilim dili iddiasını ortaya atar, öte yandan bir Oxford, Yale, MIT, Harward ülkemizde son derece bilinirliği fazla iken Fransızlara veya Almanlara ait olan üniversiteleri tam olarak bilemeyebilirler. Türkiye gibi bir ülkede gençler arasındaki en zeki bir öğrencinin yıllık seçimler anlamında hangi okulları seçtikleri, mezun olduktan sonra ne yaptıkları konusunda fikir sahibi de olmayabilirler. Ancak şaşırtıcı biçimde her şey birbiriyle doğrudan alakalı olmakla birlikte para ve bilginin de yeni ve en güçlü din olarak kabul edildiği günümüz dünyasının korkarım tanrısıdır da aynı zamanda.

                  Ekonomi ve ekonomik sistemin itici gücü hammadde, daha ucuz hammadde, bilgi ve pazardır. Bu sistem sömürgecilik çağından beri tonları değişerek devam ediyor.

Taktikler güncelleniyor, güçlüler tıpkı Thomas More Ütopyasında belirttiği gibi daha fakir halkları gerek hizmetçilik gerek seks kölesi, gerekse üretici güç, ya da Pazar olarak kullanmaya şimdilik karar veriyor.

            Dün akşam uykum kaçtı; youtobe’ dan videolara bakarken bir video gözüme ilişti, spikerin sorduğu soruya açıklama yapan iki ilahiyat profesörü bir insanın dört kadınla evlenebileceğini ancak köleler yani cariyelerle ilgili bir sınır olmadığını söylerken spikerin gözleri büyüdükçe büyüyor. Şu anda birçok insanın kölelik ve cariyelik kavramını tam olarak algılaması mümkün olamıyor çünkü bundan yaklaşık yüz yıl önce kaldırılan kölelik dünyanın geri kalan hemen hepsinin nefretini üzerine çeken İngiltere ve ABD tarafından yasaklanmış. Burada sorulması gereken sorular nelerdir? En hayati soru nedir?

            Biz insanlar genellikle bulunduğumuz durumu sanki binlerce yıldır devam eden bir durummuş ve hep daha iyiye gidecekmiş gibi düşünüyor ve öyle umut ediyoruz. Hâlbuki şu anda dünyanın en medeni halkları kabul edilen batı dünyasında birçok ülke kadınlarına genç Türkiye Cumhuriyetinden çok daha geç tarihlerde vermiştir.

            Dünyada yaşayan insanlar, hiç açlık kıtlık olmamış savaşlar yaşanmamış, dünyanın en medeni ülkeleri denilen devletleri arasında 1. ve 2. Dünya Savaşları hiç yaşanmamış, taş üstünde taş kalmamış, insanlar milyonlarca genç insanlar cephelerde ölmemiştir.

            Her ülkede o ülkenin sahipleri olmuştur, genellikle devlet ismiyle çelişecek şekilde ülkeyi oluşturan çoğunluklar az bir grup tarafından etkin olarak yönetildiği bu bazı ülkelerde bir as (asıl) bir de suret olmak iki kişi tarafından yönetildiğinden haberdar olmadığı gibi sürekli renk boy ve çap değiştiren suretin sahnedeki bir aktör Ronald Reagan olduğunu aslında sahnede olanın sadece sahnede olduğunu pek az kişi düşünmüş veya algılamış olabilir.

            Ülkelerde sahip pozisyonda bulunan kişiler sahne önünde durmak saldırılara doğrudan maruz kalmak yerine birden fazla hava yastığı veya güvenlik önlemi almaya ihtiyaç hisseder, aksi takdirde sahne bulunan bir oyuncu alkışları alırken risklerle de karşı karşıyadır.

           Halk zaman zaman sahnede sergilenen oyundan zevk almamaya başlarsa aktör ve filmi değiştirmekte mahzur yoktur. Her zaman yetişmiş insan gücü, oyuncu, tiyatrocu hatta filozofların bile ayakta kalabilmek için ihtiyaç hissettiği sahne arkası güçler mecburen sahneden kendilerine verilen sufleleri söylerler. Çünkü senaryosuz film zevkli olmayacağı gibi, çok kaliteli bir film için son derece büyüleyici senaryolara ihtiyaç vardır. Senaryolar ne kadar güçlü ve güzel olursa olsun dişlilerin dönmesine mani olmaya yönelik fikirleri haykırmayı bırakın niyet ettiklerinde ölürler, istenen oyunlar sahnede kalır, kendi fikirlerini eşinin fikriymiş gibi sunma oyunu hemen her yürüyen evlilikte bilinen en eski kuraldır.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1836
Toplam yorum
: 295
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 171
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ihti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster