Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Haziran '13

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
176
 

TÜSİAD "Biz kimseyi durup dururken eleştirmeyiz"

TÜSİAD "Biz kimseyi durup dururken eleştirmeyiz"
 

Eski çamlar bardak oldu (Görsel alıntıdır)


Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, Bursa Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin "Çekirge Toplantıları" ardından gazetecilerin sorularını yanıtlarken; "Ecevit ve Demirel'i boykot eden TÜSİAD, hükümeti boykot etmeyi düşünüyor mu" yönündeki bir soruya "Ben Ecevit'i, Demirel'i boykot etme konusundaki tarihi bilgiye çok hakim değilim. Bunu da kabullenmekte sıkıntım var, böyle bir söylemi kabullenmekte de sıkıntım var. Ben artık 50'li yaşları geçtim, boykotlar çok geride kaldı … Hep birlikte ülkemizin geleceği (için) sevdiğimiz, canımız, her şeyimiz, varlığımıza anlam kazandıran ülkenin meselelerini çözmek için hep beraber kararlılıkla çalışırız. Fikrimizi her ortamda söyleriz, ısrar ederiz" diyor.

*

Kısaca hatırlayalım; TÜSİAD, 1971'de sendikaların ve solun yükseldiği, aylarca süren grevler nedeniyle fabrikalarda üretimin durduğu günlerde güçlü sendikalar ve sola karşı kurulmuştu. 

Meral Tamer'in dediği gibi "Büyük sermaye böyle bir ortamda sendikaların yükselen gücüne karşı, kendini koruma dürtüsüyle TÜSİAD’ı kuruyor. Çünkü ülke solcuların, sendikaların eline geçer mi, mallarımız elimizden gider mi endişesini duyuyorlar. Yani TÜSİAD’ın kuruluşunun sınıfsal bir yanı var."

Şimdilerde bu endişe unutuldu ve TÜSİAD’ın kuruluş yıllarıyla ilgili olarak, Ecevit iktidarını protesto için gazetelere verilen tam sayfa ilanlar bile "bilinmiyor".

*

1981'de rahmetli Ali Koçman TÜSİAD Başkanıdır ve TÜSİAD’ı “Büyük sermayenin çıkarlarını korumak için kurulmuş bir baskı grubu” olarak tarif etmektedir.

12 Eylül darbesinin etkisindeki Türkiye’de TÜSİAD, iş dünyasının taleplerini duyurmada öne çıkarak TOBB’u bile gölgede bırakır.

TÜSİAD, Anadolu’ya açılma kararı alır ve 1991'den itibaren TÜSİAD’ın Anadolu’daki örgütleri SİAD'lar kurulur. TÜSİAD aynı yıl, “çıkar grubu” olmaktan vazgeçerek, etkili bir Sivil Toplum Kuruluşu olma yolunda ilk adımları atma gereğini duyar.

1993'ten itibaren TÜSİAD artık Tepebaşı’ndaki kendi mülkü merkez binasına taşınmış, 20. yılında kendini yeniden tanımlayarak aldığı “Etkili bir Sivil Toplum Kuruluşu (STK)” olma kararını 2001'e gelindiğinde başarıyla uygulamaktadır artık. 
Bir dönem Mustafa Koç'un da başkanlığını yürüttüğü, o günlerde Türkiye’de "konuşulması bile tabu olan konular" TÜSİAD imzalı raporlar olarak peş peşe yayımlanır ve kamuoyunun gündemine oturur olmuştur. Demokratikleşme, yargı reformu, eğitim-öğretim, istihdam vs. dedikçe, siyasetçilerin şimşeklerini de her geçen gün daha fazla üzerine çeken TÜSİAD’la DİSK adeta el ele vermiştir.
2011'e gelindiğinde TÜSİAD, Türkiye’de son yıllardaki iktidar kaymasında, kaybedenlerin tarafındadır artık.

“İşadamları daha az konuşsun” diyen son derece tahammülsüz Başbakan’a rağmen, hâlâ en etkili STK’lardan biri olan TÜSİAD'ın önceki başkanı Ümit Boyner; yeri geldiğinde “Biz kimseyi durup dururken eleştirmeyiz. Kendi doğrularımızdan yana olmaya ve doğru bildiğimizi de söylemeye ve demokratik standartlar konusunda, sürekli resimde kalmaya devam edeceğiz,” diyordu.

TÜSİAD’ın son dönemiyle ilgili olarak akıllarda kalan en çarpıcı imaj, 2005’te Başbakan Erdoğan Mustafa Koç’u ağır bir dille eleştirdiğinde, dönemin DİSK Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Koç’a sahip çıkan açıklamalarıdır. 

* * * 

Bugün gelinen nokta Gezi olaylarında polisin müdahalesine rağmen, Divan Otel'in sahibi olan Fenerbahçe'nin önceki Asbaşkanı ve KOÇ ailesi mensubu Ali Koç’un, otelin kapısını kapatmaması, otele polis alınmaması ve otelde yardımların kesilmemesi yönünde aldığı "takdir edilesi" tavırdır. Haber, Cumhuriyet gazetesinin internet sitesi cumhuriyet.com.tr ile Twitter'da yer almış, ancak Koç ailesi kaynakları, Ali Koç'un kesinlikle böyle bir talimat vermediğini ve açıklama yapmadığını belirterek iddiayı düzeltseler de Koç ailesinin bu duruşu kamuoyunca beğeniyle karşılanmıştır. 

40 yılda köprülerin altından çok su akmıştır. Çam ağacından yapılmış bir kaptan su içme zevkini tatmış olanlar bilir, nasıl desem; bilen bilir, mis gibi çam kokar o bardaktan su içerken. Demek istediğim "Eski çamlar bardak oldu".

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

/emperyalizminin de açmazları ile paramparça oldu.Bugün kör topal yürüyen ‘demokrasi’ her şeye rağmen Osmanlı’nın çabaları ile Cumhuriyet’i kuran iradenin Devletçi ve Yabancı Sermayeye açık tasarrufları ile ulaşılan çağdaşlaşma ve sanayileşme nasıl inkâr olunabilir?Gelinen aşamada önümüze çıkan nice Kırk Haramiler ile siyasi ve kültürel cehaletten dolayı bir türlü Batı destekleri kesilemeyen silahlı siyaset bugün başa güreşmektedir.HukukDevleti olmak sulandırılmıştır.Türkiye’de bizi biz yapan engin kültür potasında kaynaşmış kardeşlik bağlarını parçalamak isteyen ve içerisinde İmralı-Kandil-BDP üçgeni de bulunan sinsi tasarılara karşı umarım AKP gerekli tepkileri vererek ülkenin bölünmesini engeller.Bu önemli değerlendirmenizdeki vurgulamaların sonunda 'köprünün altından çok sular akmış’ olduğu için bugün noksanları olsa da ulaşılan çağdaşlık mutluluğuna sayelerinde kavuştuğumuz nice atalarımız,şehitlerimiz,gazilerimiz nasıl unutturulmak isteniyor görmüyor muyuz?Bu nasıl bir ahlâktır?

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 09.07.2013 2:56
 

Ahmet Bey anlayana demek istiyorsunuz.Muharrem Yılmaz da bir kaç çıkışını beğendiğim Ümit Boyner gibi umarım yeri geldiğinde çok daha somut olaylar çerçevesinde beni bile eleştirecektir.Olan bitenler karşısındaki duyarlılık da iletişim çağı böyle bir yol işte.Bunu tepe tepe kullanamasak bile en küçük bir eleştiriden çok rahatsız olan AK Parti iktidarının bu amaçla Twitter ile Facebook üzerinde egemenlik kurarak polisiye tedbirlere başvurmak istediğini üzülerek okuyoruz.Şubat başında ABD’li sözcü V.Nuland’ın, ‘Türkiye’nin… blog yazarları için ifade özgürlüğünü koruyarak istikrarlı bir şekilde ilerleme kaydetmesinin önemini’ vurgulaması da dikkate şayan değil midir? Yeter ki M.Yılmaz ile M. Koç’un bugünlerde eskiden ise A.Koçman ile Ü.Boyner’in eleştirel yaklaşımlarını çok yerinde Yeni Anayasada konularında en cesur çıkışları yapmıştır.Siz de bilirsiniz ki Batı ile Rusya’nın parçalamak için istediği ve nice anlaşmalar ile sömürerek sanayileşmesini engellediği Osmanlı sonunda Alman 01/..

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 09.07.2013 2:42
 

Ahmet Bey az önce bu değerli yorumunuza kısa bir yorum yazarken uzun bir cümlemi kısaltayım derken bir anda uçtu gitti. Dilerseniz size de diğer okuyucularımıza da ayıp olmasın diye o yorumumu gözden geçirerek düzeltmiş olarak size yollamak isterim. Bu amaçla size gelen o taslak yorumumu: omerfarukmencik@gmail.com adresime yollar mısınız? İlginiz için teşekkürü bir borç bilirim.

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 07.07.2013 21:38
Cevap :
Sayın Yılmaz, isteğiniz üzere e-postanıza mail gönderdim. Bununla beraber; açık yürekliliğinizle yazdığınız (ders gibi) mesajlarınızı da yayımlamadan edemedim. Kusuruma bakmayın n'olur. Deneyimlerinizi ve örnek davranışlarınızı okurlarımızla paylaşmadan edemiyorum, çünkü sizlerden öğrenecek 'gerçekten' daha çok şey var. Saygılarımla. A.AK  08.07.2013 22:08
 

Ahmet Bey anlayana demek istiyorsunuz. Muharrem Yılmaz da bir kaç çıkışını beğendiğim Ümit Boyner gibi umarım yeri geldiğinde çok daha somut olaylar çerçevesinde beni bile eleştirecektir. Yolumuz açık olsun kardeş! Yeter ki önümüze çıkan nice Kırk Haramiler ile kendinden menkul kimi barış sözcüleri ile kendisini akil ya da akile sanan pek çok atanmışın şerinden ve iğrenç ayrılıkçılık tohumlarından uzak durmaya çalışalım.de nice ekonomik, toplumsal, siyasal ve parçalanıp bölünmek gibi bizi biz yapan değerlerden ve Türkiye'nin kültür potasında kaynaşmış kardeşlik bağlarını kopartma emellerini engelleyecek

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 07.07.2013 21:33
Cevap :
Sayın Yılmaz, yorumunuz beğendim teşekkür ederim. İzin verirseniz anladığım şekliyle şöyle düzenlemek isterim. Emek vermişsiniz; doğrusu güzel yorumunuzu tümden silmek istemedim, bağışlayın: "Ahmet Bey 'eski çamlar bardak oldu' derken; anlayana demek istiyorsunuz. Muharrem Yılmaz'ın da bir kaç çıkışını beğendiğim. Ümit Boyner gibi umarım yeri geldiğinde çok daha somut olaylar çerçevesinde beni bile eleştirecektir. Yolumuz açık olsun kardeş! Yeter ki önümüze çıkan nice 'Kırk Haramiler' ile kerameti kendinden menkul kimi barış sözcüleri ile kendisini 'akil ya da akile' sanan pek çok atanmışın şerrinden ve iğrenç ayrılıkçılık tohumlarından uzak durabilelim de nice ekonomik, toplumsal, siyasal ve parçalanıp bölünmek gibi (musibetten sıyrılalım). Bizi biz yapan değerlerle ve Türkiye'nin kültür potasında kaynaşmış kardeşlik bağlarını kopartma emellerini engelleyecek (aklı selimi gösterelim)."  08.07.2013 22:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 276
Toplam yorum
: 141
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1039
Kayıt tarihi
: 19.11.12
 
 

Evli, 2 evlat babası, 1965'te doğdu, inançlı, müziksever, insansever, yurtsever, iyi yüzer, ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster