Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '10

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
1370
 

TÜYAP Kitap Fuarı Maceralarım (100. Blog)

TÜYAP Kitap Fuarı Maceralarım (100. Blog)
 

TÜYAP Kitap Fuarı'na katılabilmek için maceralara atıldım. Değdi mi? Hem de nasıl... Editörlerle tanıştım; Semih Gümüş, Hasan Ali Toptaş, İnci Aral, Oya Baydar, Kaya Genç, Osman Aysu, Haydar Ergülen, Mesut Varlık, Şükrü Erbaş, Gökhan Cengizhan, Dursun Yaşacan... konuştuğum, dinlediğim yazarlar/şairlerdi.

Baştan başlayayım...

Bir duş süresi kadar zamanda alınan bir kararla, 29 Ekim'i 30'una bağlayan gece otobüse atladığım gibi İstanbul'a gittim. Gece 05:30'da Avcılar Öğretmenevi'nin kapısında kalmıştım. Yerim ayrılmamış görünüyor, üstelik dışarıda kafaları çeken iki adam haricinde in cin top oynuyordu. Lobideki kanepeye kıvrılmak için öğretmenevinin görevlisinden izin aldım. Sabah 7:30'da uyanıp sahil boyunca yürüdüm. Koyu bulutların altında deniz ve mahsun martılar, uzun bir bayrak direği... Derin bir nefes çektim manzaradan, yüreğim ağzıma geldi: böyle koca bir köpek beni çıtır çıtır yerdi. Oradan uzaklaşıp belki de İstanbulluların artık bakıp ama görmediği denize karşı, bir sigara yaktım. Donmuştum. Öğretmenevinde sade bir kahvaltı ve Türk kahvesi. Görevli kıza TÜYAP'a nasıl gideceğimi üçüncü kez anlattırırken yan masadan sakin bir adamcağız, kendisinin de fuara gittiğini, istersem beni de götüreceğini söylüyor. Sonradan öğreniyorum. Paydos Yayınlarındanmış, çocuk kitapları editörüymüş. Öğretmen olmadığımı bildiği halde saygısından 'Hocam' diye hitap ediyordu.

Ziyaretçilere açılmasını beklemeden arka kapıdan daldım fuara ve böylece sakince kitaplar arasında gezinebileceğim bir buçuk-iki saatim oldu. Sahaflara iç geçirerek baktım. Yanaşmaktan, kitapların narin sayfalarına dokunmaktan, tarihi koklamaktan çekindim. Evimde güvenli olmayacaklarını bile bile onları alamazdım.

Notos'un standına gidip Semih Gümüş'le konuştum, dergi için çevirdiğim öyküyü hatırladı. Bir Raymond Carver, Cortazar, Metin Yeğin kitabı ve Notos dergisinin ilk sayısını ordan aldım. Neredeyse yarı yarıya indirimliydi.

Varlık'dan bu yılki Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü'nü kazanan ve dergide yer alan müthiş öyküsüyle zihnime kazınan Pelin Buzluk'un Deli Bal kitabı yayımlanmış, sevinerek aldım. İncecikti, bitmesin çoğalsın istedim.

İspanyol yazarlar ile İnci Aral'ın katıldığı '21. yy'da Yazar Olmak' konulu paneli dinledim. Yazar istediği gibi mi yoksa piyasanın hoşuna gidecek şekilde mi yazmalı konusu üzerinde duruldu. Julio isimli İspanyol yazarın, çoğu yazar yalan söyleme ihtiyacıyla yazar olmuştur, saptaması ilginçti; ayrıca istemediğim tek bir satırı bile yazmadım diyerek beğenimi kazandı. Okurlarına hep mesafeli durduğunu düşündüğüm İnci Aral'a kitaplarından okuduğum binlerce sayfaya dayanarak yine de 'merhaba' demeden edemedim.

YKB standında imza günü yapan Kaya Genç'ten 'Bu macerayı beğenmen dileğiyle...' notunu içeren bir imza aldım. Bu ilk kitabın ismi Macera idi.

Doğu'nun Kafkası lakaplı Hasan Ali Toptaş için düzenlenen 'Efendime Söyleyeyim' isimli panelde Mesut Varlık'ın İletişim Yayınları için derlediği 'Efendime Söyleyeyim-Hasan Ali Toptaş' kitabı ve yazar üzerine özellikle Ethem Baran ve Şükrü Erbaş'ın esprili anlatımlarını dinledim. Sevdiğim şairlerden Haydar Ergülen ise benim de katıldığım bir saptamada bulunarak, 'Hasan Ali Toptaş okurlarını kandırıyor; çünkü o roman değil şiir yazıyor' dedi. Gerçekten de Toptaş'ın kitapları şiir romanlardır. Zor anlaşılan kitaplarını okumayacaklar olanlar varsa 'Gölgesizler' filmini izleyerek ne demek istediğimi anlayabilirler. Zamanın, mekanın birbiri içine geçtiği, kahramansız kitaplardır onunkiler. Anlamak için bir daha, bir daha okumak gerekebilir ve tıpkı şiir gibi her okunuşta farklı anlamlar, imgelemler doğurur. Okur bunca zahmete katlanmalıdır, çünkü o kitapların yazarı her satırı bir dize gibi yavaş yavaş doğurur, kitaplarını yeniden yeniden yazar.

Standlar arasında biraz daha dolaştım. Yayınevleri çok kitap satmış, okurlar yazarlarıyla buluşmuştu. Herkes bu seneki fuara tam da istedikleri gibi yalnızca kitapseverlerin katıldığını söylüyordu. Artık akşam oluyordu ve fuar insanın ruhunu boğacak şekilde kalabalıklaşmıştı. Belki de ben yorulmuştum. Kahve 5 TL, ayran 3 TL, yiyeceğiniz her yemek 20 TL'dan başlıyor olduğu için kendimce kızdım. İspanyol çizgi roman kahramanlarının sergisine katıldığım için oradaki kokteylde yediğim havuç ve leblebiyle durduğumdan 28 TL'ye bir sandviç ve tiramisu yeyip Ankara gidecek otobüse doğru yola çıktım. Aklımda fuarda kaybolan iki yaşındaki çocukla birlikte...

Her şeye rağmen, edebyatın kalbi TÜYAP'ta atıyor. Tüm kitapseverlerin zaman yaratıp TÜYAP'a gitmelerini önemsiyorum. Üstelik önümüzdeki haftasonu Doğan Kitap'ın polisiye-gerilim sevenlere büyük bir süprizi de var: Kızıl Nehirler, Taş Meclisi, Leyleklerin Uçuşu ve Ölü Ruhlar Ormanı gibi gerilim kitaplarının yazarı Jean Christophe Grange!

Sevgiyle Kalın...

Blog Not: 4 yılı aşkın sürede yazdıpım bu 100. Blogum vatana millete hayırlı olsun :)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazmak, manalı, fikirli, düşünceli yazmak... nice yüzlere diyorum.Herşey gönlünce olsun.Sevgi ve saygılarımla..

Mehmet EREN 
 07.11.2010 11:08
Cevap :
Mehmet Bey, anlamlı yorumunuz için teşekkür ederim. Sizin gibi edebiyat seven, saygılı, birikimli, kadir kıymet bilen insanlarla birlikte nice yüzlere diyeceğim, ben de o zaman.  08.11.2010 12:05
 

merhaba Pınar hn,yazınız ve paylaştıklarınız çok güzel..ayrıca kitap fuarına gidebilmek için,Ankara'dan kalkıp geldiğiniz için sizi tebrik ederim..tabii 100.blog yazınızı da..ben de gençken hiç kaçırmazdım kitap fuarını..aylarca heyecenla başlamasını beklerdim..ama bir süredir beylikdüzü'ndeki fuarları izlemek çok zor geliyor bana..bugüne kadar 2-3 kitap fuarına gidemedim..şimdi de çok istiyorum gitmeyi..kitaplara dokunmayı,kitapların kokusunu duymayı çok seviyorum..sevgiler..selma er.

selma er 
 04.11.2010 18:37
Cevap :
Selma Hanım, paylaştıklarımı içtenlikle paylaştığınız için kıvandım. Bazen düşünüyorum blogda yazacağım zamanı başka uğraşlarla daha verimli geçirebilirim diye; ama sonra sizin yorumlarınız gibi karşılıklar alınca yani yazımın yerini bulduğunu görünce blog yazdığıma seviniyorum. Saygıyla...  05.11.2010 9:19
 

Merhaba.Bugün ben de oradaydım,yarın da oradaysanız MB ailesinden bir yazarımızla tanışmak beni mutlu eder:) Selam ve sevgiler... Ben TOGAN Yayıncılık ve IQ Kültür-Sanat standlarında olacağım... Emel

Ümit Emel Pusat 
 03.11.2010 22:52
Cevap :
Ümit Hanım, merhabalar. Ben Ankara'ya çoktan döndüm maalesef, yoksa görüşmeyi ben de isterdim. (Sabit bir standta durmuyordum, Edebiyatçılar Derneği, UMAG, Notos ve çeşitli standlar arasında gezinip durdum. Hatta Tüyap'a gittiğimde Milliyet'in standına girip Milliyet blog yazar arkadaşlardan birinin standı olup olmadığını sorunca 'hiçbir bilgileri olmadığını söylediler.' Orada olsaydım standlarınıza memnuniyetle uğrardım. Sizlere kolay gelsin. Saygıyla...  04.11.2010 17:22
 

Biraz önceydi.. İstanbul da yaşadığım halde İstanbul nasıl da yabancı gelir demiştim.. yazın çok güzel bir yazı Pınar. Belki bir çoklar etkilenir.. Senden kazandığım bir çok şeyler var... Kitap okuma sevgisini bu yazında şakalarla ne güzel yazdın.. Sağol demeli sana... en başta söz ettim İstanbul yabancılaştırır insanları ama; okumak çözdürür tüm bu duyguları.. :) Sevgiler, saygılar

yucel evren 
 03.11.2010 15:07
Cevap :
:) Kavrayışınla, duyarlılığınla, bakışınla bir tanesin. Her zaman alçakgönüllülükle beni motive ettin. Saygı ve sevgiyle kal...  04.11.2010 17:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 132
Toplam yorum
: 409
Toplam mesaj
: 82
Ort. okunma sayısı
: 3005
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Odtü mezunu; edebiyat ve sinema düşkünü biriyim. AFSAD’ta fotoğraf, Sinematek’te film yapımı üzer..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster