Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ekim '13

 
Kategori
Organik Ürünler
Okunma Sayısı
8414
 

Tuz neden rafine edilir?

Tuz neden rafine edilir?
 

Ülkemizin doğal tuzu, Çorum'un yöresel ürünü : KAYNAK TUZLASI TUZU


Beş sene  öncesine kadar evde kullandığımız tuzun sağlığımız açısından ne denli önem arz ettiğinden bihaber  yaşamışım. Market alışverişlerimizde süreklilik arz etmeyen ara sıra satın aldığımız; market raflarında markalı, üzerinde “Rafine Tuz” yazan paketlerin yıllara sari sağlığımızı nasıl bozduğunu “Tuzculuk” işine başladıktan sonra öğrendim.

Öncelikle “Rafine Tuz”un ne olduğunu bilmekte fayda var: Gölden, tuz kayalarından veya denizden elde edilen tuzun, fabrikasyon ortamında usulüne uygun işlemlerden sonra yabancı madde içermeyecek şekilde temiz görünümlü, katılaşmadan kolay kullanımlı olmak üzere hazırlanarak gıda alanında tüketiciye sunulan tuza denir. Rafine işlemine tabi tutulan tuzların işleme aşamalarında içerdiği minerallerin azalması yanı sıra beyazlatıcı ve katılaşmayı önleyici olarak kullanılan kimyasalların yıllara sari olarak insan sağlığını bozduğu artık herkesçe bilinen bir gerçektir. Şöyle bir soru akla gelebilir: Tuz neden rafine edilir ?  Deniz olsun, kaya olsun, göl olsun hiçbir işleme tabi tutulmadan doğal haliyle elde edilen tuzlar rafine edilmeden tüketiciye sunulamaz mı? Elbette sunulur. Ancak tuzun günlük üretiminin binlerce ton olmasından dolayı üretici firmaların doğal tuzla uğraşmalarının ekonomik getirisi son derece düşük olmaktadır. Bu yüzden tuzculuk işiyle uğraşan iktisadi işletmeler; günlük binlerce ton hasat elde ederek yüzlerce alanda rahatlıkla satma imkanı varken tuzun organik kısmıyla uğraşmak ekonomik açıdan getirisi son derece düşük olmasından kaynaklanmaktadır.Örneğin tuz gölünde ki hasat döneminin iki ay gibi kısa olması ve bu kısa süre içerisinde milyonlarca ton tuzun stok edilmesi gerekmektedir. Temiz, kirli ayırt etmeksizin stok edilen bu tuzların gıda da kullanılabilmesi için fabrikasyon ortamında işlenmesini mecbur kılmaktadır. Yüksek sermayeli işletmelerin tuzun rafine işlemleri sürecinde daha çok ve süratli bir şekilde gıda sektörüne hitap edecek tuzu hazırlama imkanı varken; ekonomik getirisi son derece düşük olan tuzun doğal haliyle uğraşması elbette beklenemez. Aynı şekilde kaya tuzlarının da benzer süreçleri vardır. Ülkemizde ki tuz kayalarının içerisinde saf berrak topraktan arınmış temiz tuz damarları çok az bulunmaktadır.  Kaya tuzu alanında faaliyetlerini sürdürmekte olan milyar lira bütçeli işletmelerin doğal saf temiz tuz damarlarıyla uğraşması ekonomik olmadığı için, büyük iş makineleriyle elde ettikleri topraksı kaya tuzlarını fabrikasyon ortamında sulandırarak ve tekrar yeniden damıtarak buharlaştırıp rafine tuz üretmektedirler. Her ne kadar adı “kaya tuzundan üretilmiş rafine tuz” olsa da doğal kaya tuzu özelliğini taşımaz. Bu işlemler esnasında da  doğal tuzun ihtiva ettiği insan vücudu için gerekli miktarda bulunan mineraller kaybolmaktadır. İşlem sonucunda tuz tadı veren sodyum klorüre indirgenmektedir.

Yaptığım araştırmalar neticesinde okuduğum ilgili eserlerde yeryüzünde bulunan elementlerin tamamından insan vücudunda var olduğu ve bu elementlerin insan vücudunda ki miktarının azlığı veya çokluğu hastalık nedeni olmaktadır. Yaratıcı, insan vücudu için gerekli miktarda ki elementlerin yüzde seksenlik bölümünü doğal tuzun bünyesine yerleştirmiştir. Bu şekilde insanın vücudu için gerekli elementleri, tuz denen tek bir kaynaktan sağlayarak kolaylaştırmıştır. Peygamberimiz (a.s)’in yemeklerinize tuzla başlayın tavsiyesinin altında yatan hikmet de bu olsa gerektir.

Günümüzde tansiyon, şeker, kalp, damar, kolesterol, böbrek, karaciğer v.b. bir çok hastalıkların artması tükettiğimiz gıdalarla doğru orantılı olduğu bilinen bir gerçektir. İçeriği azda olsa insan sağlığına zararlı olan kimyasalların yaşam boyu tükettiğimiz gıdaların bünyesinde olması gençlik yaşlarında ortaya çıkmasa da yaşlılık döneminde ortaya çıkmakta ve insanlar son yıllarını hastalıklardan kaynaklanan sıkıntılarla geçirmektedir.

Genel toplumu ilgilendiren hastalıklarının azaltılmasında insanların yaşamı boyuncu çok tükettikleri gıdalarda hassasiyet göstermelerini sağlamalıyız. Bu alanda ülkemizde ki büyük sermayedarlar rahatsız da olsalar doğal gıdaları destekleyici devlet politikaları oluşturmalıyız. Bu politikaların en önemlililerinden birisi de  tuz olmalıdır. Son zamanlarda devletimiz tuz tüketiminin azaltılması yönünde politikalar yürütmektedir.  Devletimizin bu politikası kanımca rafine tuz üretiminde faaliyet yürüten büyük işletmeleri karşısına almamak için olsa gerektir. Devletimiz ülkemizde ki doğal tuz kaynaklarının varlığından habersiz bir şekilde yanlış tuz politikaları yürütmektedir. Tuz konusunda insan sağlığı açısından işin vahametini anlayan devletimiz maalesef  ülkemizin doğal tuz kaynaklarının varlığından haberdar değildir.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazımda ki "damıtma" kelimesi yerine "buharlaştırma"; "organik" kelimesi yerine de "doğal" kelimesi kullanmam gerektiği hususunda tashihimdir. Okuyucularımın dikkatine sunarım.

FEHMİ YAĞLI 
 16.10.2013 12:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1208
Kayıt tarihi
: 08.10.10
 
 

Mali Müşavir&Bağımsız Denetçi 1964 Doğumluyum. Çorum İli İskilip İlçesinde yaşamaktayım. Evliyim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster