Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mart '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
537
 

Tuzluk

Tuzluk
 

Kırmışsan, kırılmışsa, nasıl olabilsin ki, hangi hakla ve ne yüzle bir tat-tuz ararsın ve isteyebilirsin ki bunun karşılığında?!


Bugün Dünya Kadınlar Günü... Aslında “her gün” kadınlar ve hattâ esasen “insanlar” günü!
O yüzden ben de şimdi bu özel güne atfen ama sırf bugün için değil, bütün günlere ve tüm zamanlara şâmil bir hikaye paylaşacağım.
 
Hikayemiz şöyle:
 
Adam karısına pek hoş davranmaz, kalbini kırar.
Sonra karısından sofrayı kurmasını ister.
Kadıncağız hiç sesini çıkarmadan kurar sofrayı ve buyur eder kocasını.
 
Adam sabırsızca sofraya oturur, iştah kabartacak bir zevkle yemeye başlar.
Yemek tuzsuz olmuştur. (haliyle)
Birkaç lokma yedikten sonra, tuzluk aranır ve karısından tuz ister.
 
Karısı; “Sen yiyedur ben getiririm” der ve içeri gider.
Adam iki de bir; “tuz nerde kaldı?” diye sorar.
Kadın her seferinde “tamam getiriyorum” diye cevap verir.
Fakat tuz bir türlü sofraya gelmez.
Neyse, adam tuzu isteye isteye karnını doyurur.
Sonra (doyunca olsa gerek), birden aklına gelir, az önce hatununun kalbini kırdığı için özür diler.
 
Hanım mutfağa geçer ve elinde tuzla geri döner.
Adam hem garipser, hem de küçümsercesine eleştirel bir kızgınlıkla ve alaycı sorar: “Bu ne şimdi, karnım doyduktan sonra tuzu ben ne yapayım!”
 
Karısı da der ki; “Senin kalbimi kırdıktan sonra dilediğin özür, doyduktan sonra sofraya gelen tuz gibidir, ihtiyaç kalmaz”.
 
***
 
Evet, dikkat etmek lâzım! Kırmamak lâzım.
Gönül, sevmek demektir.
Sevip de kıymetini bilmek...
İnsanlar için güzel dostluklar kurması kadar, insanlara-dosta "hakça" davranması, insana-dostuna olan muhabbetini "göstermesi" de önemlidir.
Bunun bir çok yolu var.
Tıpkı kalp kırmanın da pek çok yolu olduğu gibi!
 
Öyle ki, bazen bir gülümseme bile veya  üzüntü bildirimi, hattâ bir ünlem, gerçek bir sevginin işareti olduğu gibi, aynı anda bunların her biri, yersizce, densizce, haksızca gönül kırmanın da başlı başına bir aracı, bir yolu olabilmektedir.
 
Evet, dikkat etmek, özen göstermek gerekmektedir :) ! :(
Ve kırılmak-kızmak için dahi “haklı olmak” gerekmektedir!!! :))))
 
 

 

Filiz Alev
08.03.2014
 
Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O adamcağız yine iyiymiş. Kadın bir ( dünya kadınlar gününde) evleniyormuş meğer. At üstünde gelin gidiliyormuş o zamanlar... Ve yolda gelini taşıyan at sürçmüş. Adam ata 1 demiş... AZ daha gitmiş at bir kere daha gelini düşürür gibi olmuş. Adam 2 ikiii demiş... Düğün evine gelmeden at bir kere daha sürçsün mü? Adam indirmiş gelini sırtından çekmiş tabancasını atı oracıkta öldürmüş, 3 üç demiş... Tabi gelin korkmuş ve söylenmeye başlamış, işte niye öldürdün zavallı hayvanı falan filan... Adam ona 1 demiş... (iŞTE o zamanlardan bu zamana çok şey değişti, ama bazı adamlarımızın kafa yapısı hala değişmedi! Dünya kadınlar günü diye bir gün yoktur. Ne zaman dünyada bir tane erkek kalmaz o gün anca o gün kutlanmalı. Bir tarafta kadına değer verilip bir tarafta kesiliyorsa, DÖVÜLÜYORSA, şiddet görüyorsa siz olsanız siz de böyle bir günü alın başınıza çalın dersiniz. ( bende sizden biriyim ama ben gibi erkek sayısı çok az))) Maksat muhabbet olsun... Adam iyiki kadından özür dilemişte bu 1 demm

İbrahim ARSLAN 
 12.03.2014 14:13
Cevap :
Çok güzel bir fıkradır bu evet, her dinleyişimde de hoşuma gitmiştir, hatırlatmış oldunuz teşekkür ederim. Şimdilerde de işte "bir kısım" kadınlar olarak bizler de 1, 2 diye sayıyoruz. Onun için önemli olan da burada erkek neslinin tükenmesi değildir tabii ki, "bütün kadınların" da bu dirayeti, özgüveni ve bilinci gösterebilmesidir. Yani kendi hemcinslerinize de o kadar yüklenmeyin demek istiyorum, onlar da ana baba evladı... bakmayın siz onların da işi ayrı zor. Kadının da erkeğin de işi zor. Kadının işi başka türlü zordur, erkeğin ise daha başka zor. O nedenle asıl yapılması gereken ve zaten aklı olanın da yapması gereken “yegane şey”, üstelik sırf kadın erkek olarak değil, bütün insanların zaten, hayatı daha da birbirlerine zorlaştırmak yerine,tam aksine birbirlerine kolaylaştırmalarıdır, kolaylaştırmaya gayret etmektir. Ama işte bu kadar basit bir şeyi akıl edebilen ve başarabilen de pek azdır nedense:)) Değerli bir yorumdu İbrahim kardeşim, teşekkür ediyorum.. Selamlar, sevgiler..  14.03.2014 9:37
 

Filiz Hanım yazınızdaki öykü çok anlamlı ve yerinde. Kalp kırıldıktan sonra onarılması o kadar güç ki. O nedenle mümkün olduğunca kalp kazanmaya çalışmak daha akıllıca olur kanımca. Ne yazık ki insanız tüm eksiklerimizle. Daha iyiye ve daha güzele özlemle...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 11.03.2014 13:28
Cevap :
Ne güzel demişsiniz... daha iyiyi, daha güzeli hep özlüyoruz değil mi.. Hakikaten kalp kırılmaya görsün telafisi pek mümkün olmuyor. Hoşgörsek bile, yeri gelip affetsek bile karşı taraf yaptığı hataya göre kırdığınca bir eksi puan zaten almış oluyor; gözümüzde değer kaybediyor. Benden de mutluluk dileklerimle Ayşegül Hanım, sevgilerimle...  11.03.2014 16:55
 

Tuz biber gereksinim ve biz insanız kırarız da kırılırız da önemli olan telefi edebilmek. Hani olmasa daha iyi ama... Saygılarımla

E Ruhi YALÇIN 
 09.03.2014 14:59
Cevap :
O kadar haklısınız ki..Tabii ki kıran da kırılan da hiç olmasa daha iyi ama, kırılanın kırmaması ne mümkün mesela? İşleyişe, doğal ve doğru akışa, eşyanın tabiatına aykırı! Zira nerde kalır o zaman doğru ve hak,hele de hakkın savunulması,hakkın hakettiği yere oturtulması? Nereye oturtacağız cezayı-hukuğu,bir anlamı kalır mı adalet dediğimiz kavramın dahi keza? Onun için asıl önemli olan ve kural,"durup dururken" birini kırmamaktır. Yani belirttiğim gibi hiç yersiz,hiç gerekmediği halde,haksızca, hiç haketmediği halde, densizce, kötücül açlıklarla, komplekslerle, bilinçsizliklerle, birtakım anlamsız yarışlarla, hırslarla veya yanlış anlamalarla, ön yargılarla,peşin hükümlerlerle yada küçümsemelerle birine yanlış yapıp incitmemek, haksızlık etmemek, zarar vermemektir. Zira öyle de kırgınlıklar, saygısızlıklar, hadsizlikler vardır ki artık telafisi mümkün dahi olmayabilir. Kaldı ki gerçekten haklı ve önemli kırgınlıkların zaten telafisi mümkün de olmamaktadır. Çok teşekkürler, saygılar..  09.03.2014 21:18
 

Kerem duygusundan gözleri can gıdalı güzelliğe bir armağan kadınlarımız!..Güneşin yüzü gibi çoğu derde çare kadınlarımız!.. Gönülleri asla kırılmamalı onların.Hasta bülbül gibi sesinde ne tad olur ki? Sizin de yansıttığınız gibi: Üzen üzüleni,üzülen de üzeni üzmemeli Filiz hanım. Selam,sevgi ve saygılarımla daimi sevinçli günler dilerim.

Abbas Oğuz 
 08.03.2014 22:39
Cevap :
Yine bu çok değerli, incelikli ve güzel yorumunuzla mutlu ettiniz, sevindirdiniz beni Abbas Bey, çok teşekkür ediyorum. Yalnız, üzen ve üzülen noktasındaki o söylemde galiba bir hata var. Zira ben öyle bir şey söylemiş değilim. Lakin iyi de oldu, böyelikle bu konuyu da yazmam gerektiğini hatırlamış oldum, çünkü pek çok insanın da zaten bu konuda bir açmazı vardır, bir soru, bir tereddüt, bir karışıklık mevcuttur zihinlerde. Ama tabii bunu da yine başlıbaşına bir blogda asıl, detayıyla açıp açıklamalıyım. Yazdığımda, o zaman da katkınızı ve varlığınızı esirgemezseniz, asıl ne anlamamız, nasıl düşünmemiz gerektiğini ve “olması gerekenin” ne olduğunu eminim ki çok daha net belirleyebileceğizdir fikrindeyim. Tekrar teşekkürlerim ve gönülden selam, sevgi ve saygılarımla...  09.03.2014 19:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 147
Toplam yorum
: 1741
Toplam mesaj
: 185
Ort. okunma sayısı
: 3176
Kayıt tarihi
: 03.03.11
 
 

Ekonomistim, emekliyim. İki evlat annesiyim. Müzikle ilgilenirim, bestelerim vardır. Düşünürüm, a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster