Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Twitter, Facebook, Youtube ve Google engellemeleri olmayaydı iyiydi!

Twitter, Facebook, Youtube ve Google engellemeleri olmayaydı iyiydi!
 

Kaynak: İnternet


Olmayaydı iyiydi; kaçak saray için eleştirilere “Dünya; Yeni Türkiye’nin gücünü görecek!”, “yoksa siz bunu mu istemiyorsunuz? “ diyerek haykıran güruhun sahiden de dünyanın bizi nasıl gördüklerinden haberleri yok!

Dünya; fiziki anlamda “Dünya” diyorum, İslam aleminin dünyası değil söz ettiğim, sizlerin sandığı gibi yaşamları içinde tek dertleri din değil; valla bak!

O dünyada para da, itibar da; efendime söyleyeyim ikili ilişkiler ve cinsel paylaşımlar da farklı işliyor!...

******

İnsanın huzurlu, kendini güvende hissettiği yerler var dünya üzerinde; yaşadığı ülkenin adaletine inandığı, adaletin de o insanlara güvendiği yerleşim birimleri var!

******

Çeşitli sistemleri benimseyen ülkeler var; totoliter, otoriter, demokratik, sosyalist; dillere düşmeyenler, yani alay edilmeyenler, sahiden de sürdürmek istedikleri rejimin arkasında duran, o arada da ya toplumu memnun edip, haklarında kötü reklam yapılmasına izin vermeyenler ile toplumu memnun edemedikleri bilgisinin yayılmasını istemeyenler vardır!

******

Kendi ülkende istediğin kadar kısıtla bilgi akışını; uluslararası sulara daldığında dalgalar peşin sıra kovalar!

Valla, istediğin kadar “Yeni Türkiye’nin şahane imajı” diye lanse et sarayı; eleştirenleri “Yeni Türkiye’nin büyük gücüne “Saldırı” olarak nitele...

Hoş karşılamayanları “Darbe yanlısı” ilan et!

******

Dünya senin etrafında dönmüyor!

Haa; diyeceksin ki “O sanal alemler var ya; onlar rezildir, rüsvadır!”

İşine gelmeyenler için sahiden de öyledir; zira var ya; etrafındaki herkesi korkutabilirsin, sindirebilirsin, ancak insanları tekeline alamazsın!

Vala bak, kendimden biliyorum: An geliyor, sana kan kusturan insan kocan mı, karın mı? İş verenin mi? Bir noktadan sonra patlıyor!

******

Konuya odaklanırsak; bir kere yasaklar demokrasiye uymaz diyeceğim ama “Hangi demokrasi artık ayol?” diyen iç sesim fena halde müdahale ediyor!

“Ne saklanmak isteniyor bizden?” diye soracak bir mercimiz bile kalmadı; halbuki insan isterdi ki soru işaretlerine gerek kalmadan ne neden olmuş, nasıl sonuçlanmış, bilebilelim!

İnsan, bilmesine engel tanınan olaylara karşı daha duyarlıdır; “Yanlışlıkla öldürdük” diyeni bağışlama güdüsü fazlayken, saklanan şeyleri keşfetme konusundaki merakı sonucu aynı sonuca varsa da bağışlama duygusu “Kandırılma” duygusu karşısında yenik düşer!

******

Verilen demeçlere inanırsak; şehit savcının rehin alınması ile ilgili görsellerden kaynaklandığına inanacağız; o görsellerdeki “Terör örgütü” bayraklarının “reklam amaçlı” paylaşıldığına inanacağız!

Arkadaş; bir savcı rehin alınıyor; kurtarılamıyor! Rehin alan, hepi-topu iki kişi de ölü ele geçiriliyor... Sonrası karanlık!

Niye?

Terör örgütünün reklamı olmasın diye!...

Yahu, PKK bayrakları her yerde sallanırken, Türk bayrağı gönderden indirilirken, Yunanistan adalarımıza sahip çıkarken kılınız dahi kıpırdamıyorken bu “İnce” düşünce tarzınız düşündürüyor!

Valla, bazı insanlar ille de inanırlar, bazı insanlar ise sorgularlar...

Bazı sistemler “İlle de inananları” severler; bazıları ise “Sorgulasınlar, sonucunda bizi bulsunlar” diye düşünürler...

******

Kendine güvenen insanlar “Sorgulasınlar” diyenlerdir; “İnananları” tercih edenler bir şeylerin arkasına sığınanlardır!

******

Şimdi, sen kalk, internet erişim kaynaklarına müdahele et! Hem de ilk kez olmasın!...

Sonra, “Bu ülkede demokrasi var, adalet var; Yeni Türkiye var ya, Yeni Türkiye... Dudağınız uçuklayacak!

Ekonomi; süper! Özgürlük keza! “Diktatör” diyorlar, “diktatör olsam nasıl eleştirebilirdi bunlar?

“Bunlar” dedikleri üç gün sonra adliyeye çağrılıyor ya...

******

Valla, Kadir İnanır bile inanmaz bu vesilelere; sen kalk davul zurna eşliğinde PKK elemanlarını karşıla, savcıları falan ayaklarına götür, poz poz fotoğrafların, videoların yayınlansın, sonra kalkıp da bilmem ne terör örgütünün reklamı yapılıyor diye karartma yap!

Şahsen, ilk ve tek yaşadığım kararatma Kıbrıs Harekatı zamanında olmuştu; bombalanmayalım diye karartma uyarısında bulunmuştu hükümet; ışıklarımızı kısmış, perdelerimizin üstüne battaniyeler eklemiştik...

Hiç kuşkulanmamıştık!

******

Daha fazla yazmama gerek yok sanırım; o vakitler siren sesleri ile halkı bildirendirmeye çalışan sistemler vardı; sahiden de amaçları halkı korumaktı!

Şimdi ise...

Ne siren seslerinin ne anlama geldiğini bilen var ne de bilgilendiren!

Bildiklerini, duyduklarını, duygularını anlatabilecekleri bazı platformlar yakalamış yeni gençlik; karartmanın anlamı ne?

Savaş mı çıktı?

Yahu; savaş çıksa, ilk kurtarılacak olan zaten vatandaşlar ve vatan toprağı değil midir?

 

https://twitter.com/Gulgunkaraoglu

gulgun_2006@hotmail.com

 

SAHAFÇA bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir tek onlar biliyor her şeyi ;ne de olsa cahil halk çoğunlukta ama onların da bir kısmı uyan ehhh yeter diyenleri duyuyorum çokça. Teşekkürler Gülgün hanım Sevgiyle

SAHAFÇA 
 17.04.2015 19:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1288
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster