Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Şubat '08

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
541
 

U-mutlu...

U-mutlu...
 

Mutluluk gizlenecek kadar küçük ve kalıcı değildir.


"Mutluluk gizlenecek kadar küçük ve kalıcı değildir."

Mutluyum, dedi... Bunu söylerken, etrafında aynadaki yüzünden başka şeylerde vardı, sıradan objeler. Sadece kendine değil, o an orada yaşayan her şeye itiraf etmişti ruh halini: mutluyum.

Küçük de olsa her evdeki gibi bir penceresi vardı, dış dünyaya açılan. Eskiden, kendi dünyasında, mutsuzluk zamanlarında, hiç açamadığı bu küçük evin küçük ahşap penceresi, şimdi büyük umutlara açılacaktı geleceğe doğru.

Uzun zamandır açamadığı evinin salon penceresini, sanki hayata merhaba dercesine araladı. Mutsuzken, havanın bukesi kekremsi bir tat bırakırdı duyularında... Hiç sevmezdi o tadı. Bünyesi kabul etmezdi, kapatıverirdi içindeki pencereyi… Dört duvar arasında yaşamak zor gelse de, sokağa çıkmaya, sokaktaki kimi mutlu insanlara mutsuzluğunu bulaştırmaya çekinirdi. Utanırdı. Sıkılırdı. Eve hapsolmasının en temel nedeni buydu.

Şimdi mutluydu. Uzun zamandır havanın tadı yediği içtiği şeylere bu kadar lezzet katmamıştı. Sigarayı bırakmış gibi, dünyanın tatlarının artık farkındaydı. Uyuşukluk bitmişti. Salonun penceresini açmanın da ötesine geçti. Bir boyut daha atladı, balkon kapısını açtı… Başka bir boyuta geçerek evin bütün kapalı pencerelerini açtı… Evin hüzün kokan rutubetli kokusu bir an da kapı dışında buldu kendini. Artık tertemiz, kırmızı ve alt tonlarında bir renk hüzmesi içinde yaşıyordu. Ocakta kısık ateşte demlenen çaydanlıktan çıkan buharı izlerken, şekillerden yeni hikâyeler kurdu kendine… Buhardan da olsa...

Balkon köşesinde hayata bakmayalı uzun zaman olmuştu. Zaman çok şeyi değiştirmişti. Öyle ya bende değiştim, dedi. Hayat neden değişmesin... Zaten yaşam bir değişimler döngüsü değil midir? Felsefi bir hal aldı kısa bir an… Eskiden sanki göğe uzanan kavak ağacının yerini şimdi yeller almıştı. O ağacın uç kısmından görünen, çok uzakta bir başka ağaç vardı, o da gitmişti. Mutsuzluktan mı çekip gitmişlerdi, diye düşündü. Yoksa onları da kesip parçalamış mıydı hayat?

Evinin bu köşesinden baktığında her şey o kadar ilginç geliyordu ki… Bunu bozmak istemiyordu. Aşağıda, sokakta yürüyen insanların pek mutlu olmadığını görüyordu. O mutsuzken herkes mutlu, o mutluyken herkes mutsuzdu. Şimdi sokağa çıksa, üzerindeki mutluluk kesin suretle suratında belirecek, mutluluğu deşifre olacak, rezil olacaktı. Yine utanacak, yine sıkılacaktı. Balkona kurduğu kahvaltı sofrasında mutluluğunu kutlamayı yeğledi; ne yapacaktı dışarıda mutsuz insanların arasında… Onlara mutluluk pozları verecek kadar ukala değildi. Sıcak çayını yudumlayacak, zeytin çekirdeklerinden şekiller yapacak, aşağıda yaşayan insanların mutlu olacağı zamanı kollayacaktı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mutluluk bir sanat bence...Onu yakalamak herkesein harcı olamıyor pek...O yüzden mutsuzlar topluluğu şu dünya......Yalnız merak ettim kahramanın mutluluk sebebi ne....Yüreğine sağlık sevgiler

Sema CURUK 
 20.02.2008 14:18
Cevap :
Yorum için teşekkürler. İnan mutluluğumu sorgulamıyorum, bir şey oldu allah bozmasın diyorum. sevgiler..  20.02.2008 16:18
 

sizi okumayı çok seviyorum ve bunu yaşattığınız için de teşekkür ediyorum:)

ELYF KU?O?LU 
 20.02.2008 11:54
Cevap :
Çok sevindim Elif. Teşekkür ediyorum... Sevgiler...  20.02.2008 16:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 81
Toplam yorum
: 222
Toplam mesaj
: 62
Ort. okunma sayısı
: 1252
Kayıt tarihi
: 17.05.07
 
 

Yaşamın öncelikle sevgiden ibaret olduğunu düşünüyorum. Bunun içindir ki, yaşamak için sev sevmek iç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster