Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Eylül '10

 
Kategori
Etkinlikler / Festivaller
Okunma Sayısı
1240
 

U2 Konseri - İstanbul 2010

U2 Konseri - İstanbul 2010
 

Muhteşem! Tek kelime ile muhteşem bir şov izledik. Saat 19.30’da çıkan Snow Patrol tempolu müziği ve sıcakkanlı tavırları ile kanımızı ısıttı. Stadın büyük bir çoğunluğu şarkılarını bilmemelerine rağmen konstantrasyonları en üst düzeydedydi ve tempoyu sürekli yukarılarda tuttular. Bu konser U2 360 dünya turunun son konseri idi ve bol bol U2’ya olan minnettarlıklarını belirtti grubun solisti. Hatta şovlarının sonunda tüm sahne arkası ekibini sahneye davet ettiler. Hepsi sahneye yattı ve ekipten biri solisti kenara iterek tüm stadı coşturacak bir şarkı ile 360 turuna elveda dediler. Dev ekranda işleyen saat ile birlikte U2’yu beklemeye başladık. Saat 22.10’da dev ekrandaki saat 00.00 pozisyonundayken akrep ve yelkovanın birleşik ucundan saatin dönüş yönünde parçalara ayrılmaya başladı ve kısa bir sure sonra U2 üyelerinin sahneye doğru yürüyen görüntüleri dev ekrana yansıdı. “Beautiful Day” ile başladı konser. Evet çok güzel bir gün idi. Şarkılar ilerledikçe sahne şovları ve ışık gösterilerine hayranlığımız artıyordu. “Elevation”’ı çaldıklarında ise artık kimse yerinde duramıyordu. Sadece üç’te ikisi dolan onunda yaklaşık yarısının yurtdışından geldiğini gazetelerden öğrendiğim, stadyum bu şarkıda tam anlamı ile konsere dahil oldu.

Bono bu şarkıdan sonra biraz da konuşmak gerek diyerek mikrofonu eline aldı. İstanbul'un güzelliklerini övme amaçlı başladığı konuşmasında “Boğaziçi Köprüsünü Egemen Bağış ile geçerken…” cümlesini söylediği anda tüm stadın hep bir ağızdan, ama öyle cılız bir iki protestodan bahsetmiyorum, yuhalama ve protesto ıslıklarına başlaması, “yetmez ama Evet” diyenlere, “yeter artık Hayır” niteliğindeydi. Bono da bu beklemediği tepki karşısında şaşkınlığını gizleyemedi ve “Tamam bundan sonra hiçbir siyasinin adını zikretmeyeceğim ama o muhteşem güzellikteki Boğaziçi’nden söz etmemde bir sakınca yoktur sanırım değil mi?” diyerek durumu toparladı ve konuşmasını “Boğaziçi Köprüsü, Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan değil, Din ile Laikliği birbirinden ayıran değil, geçmişten geleceğe uzanan bir köprüdür” şeklinde şairane bir şekilde bitirerek tüm stadın alkışları ve çığlıkları ve muhteşem ışık gösterileri eşliğinde “Mysterious Ways” e geçiş yapıldı. Filistin ve Afganistan’daki sivil halka uygulanan şiddet ve baskı görüntüleri ile birlikte başlayan “Sunday Bloody Sunday”de hepimiz Bono ile birlikte “Bu şarkıyı daha ne kadar söylemek zorundayız” diye haykırdık. Adını hatırlayamadığım slow bir şarkıda Bono “Red Zone” dan genç bir kızı sahneye alıp kucağına yatarak şarkı söyledi, daha sonra sahnenin iki yanındaki hareketli köprülerden birinin üzerinde birlikte dans ettiler. Bu jest tüm staddan bolca alkış aldı. Konserin ikinci yarısında Bono sahneye birini davet etti. Önce telaffuz ettiği ismi anlamadık ama bir sure sonra dev ekranda Zülfü Livaneli göründü. Bono ile Zülfü’yü yanyana görmenin şokunu atlatamadan kendimizi U2 konserinde “Yiğidim Aslanım” söylerken bulduk ki bu topluma reva görülen travmaların ardı arkası kesilmeyecek sanırım!

İlk “Bis” sonrası dev ekranda ince sesli sevimli bir rahibin, kısaca hepimizin aynı kişi olduğunu belirten, uzun bir konuşmasını dinledikten sonra “One” ile kendimizden geçtik. İkinci “Bis”’te "Where the streets have no name" ile yorulmuş bacaklarımızı biraz daha ısıttık. Son “Bis” te “With or Without You” şarkısına hep birlikte eşlik ederek hayat boyu unutamayacağımız hatıralar ile Atatürk Olimpiyat Stadından ayrıldık. Tabi ayrıldık dediysem stadyum’dan ayrıldık. Otopark’tan anayola tam iki saatte çıkabildik. 50-60 kişilik bir stadyum inşa edilip, stadyumun çevresine yaklaşık 6-7 bin arabalık otopark yapılıp, sonrada 6-7 bin arabanın çıkışı için tek bir şerit ayrılması olsa olsa bir laz fıkrasının gerçek hayattaki tezahürüdür diye düşündüm. İstanbul Büyükşehir Belediyesine sabahın iki’sinde bizi böyle güldürdüğü için kendilerine teşekkürü bir borç bildim.


Achtung Baby!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 89
Toplam yorum
: 60
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 596
Kayıt tarihi
: 16.12.06
 
 

İlk kitabımı, 'Pal Sokağı Çocukları'nı okuduğumdan beri yazıyorum. Yazmak beni o çocuklar gibi öz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster