Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '07

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
6935
 

Üç büyük kişi;Hacı Bektaş Veli,Mevlana ve Atatürk!

Üç büyük kişi;Hacı Bektaş Veli,Mevlana ve Atatürk!
 

1 Temmuz Pazar sabahı 05:00'te yola çıktık. Kısa molalar verdiğimiz yolculuğun ilk durağı Kırşehir'di. Saat 11:00'e yaklaşırken biz Kırşehir'in merkezindeydik.
Ayaklarımızı kaplıcanın sıcak sularına daldırdık ve etrafı seyrettik. İlk dikkatimizi çeken Muharrem Ertaş ve oğlu Neşet Ertaş'ın heykelleri oldu. Kırşehir, Şemsi Yastıman ve Mahzuni Şerif gibi nice ozanların memeleketi. Kırşehir'deki gezintimize Beştaş ile başladık. Buranın çok güzel bir hikayesi var. Rivayete göre;
"Hacı bektaş Veli'nin çobanlık yaptığı bir gün, kendisinde de çobanlık sırası olan, fakat işine gelmediğinden yapmak istemeyen Saru Han(?) çıkagelir ve Hünkar'dan kendi sığırlarına da çobanlık etmesini ister. Ancak bu adam edepsiz ve görgüsüzdür. Bu yüzden Hacı Bektaş Veli onun hayvanlarına bakmak istemez ve 'Senin sığırlarına çobanlık etmem ve beş taş şahidim olsun ki, sığırlarını kurt kaparsa karışmam'der. Fakat adam dinlemez ve çeker gider. Akşam Hacı Bektaş Veli sığırlarla döner fakat Saru Han'ınkiler yoktur. Onun sığırlarını kurt kapmıştır. Hacı Bektaş Veli'ye hesap sorunca 'Sana, hayvanlarına çobanlık etmeyeceğimi ve kurt kaparsa karışmayacağımı söylemiştim 'karşılığını alır. 'Kim nereden biliyor böyle söylediğini, tanığın var mı ki?'der adam. Hacı Bektaş Veli de 'Elbette var' diyerek onu beş taşın yanına götürür. Sorduğu zaman beş taş birden dile gelir; 'Tanıklık edriz ki, Hünkar'ımız onun sığırlarına bakmayacağını ve kurt kaparsa karışmayacağını söyledi'der. Herkes çok şaşırır ve Hacı Bektaş-ı Veli'nin haklı olduğunu anlar. Bunun üzerine kötü adam da taşa döner."

İşte tüm bu taşları Beştaş'ta görmek mümkün.

Beştaş'tan ayrıldıktan sonra bir cemevine gittik. Cemevleri alevilerin bir nevi ibadethaneleridir. Orada toplanıp, türkü söyleyip semah dönerler. Bizim şansımıza da içeride birkaç kişi vardı ve biri bağlama çalıp türkü söylüyordu;

"...
Dostlarım hep kusurlarımı aradı,
Gerçek yönlerimi göremediler.
...
Saflar kandı fitnelerin sözüne....."

Cemevinden çıktıktan sonra Hacı Bektaş Veli'nin binbir gece çile çektiği Çilehane'ye gittik. Çilehane çok geniş bir alana yayılmış ve Mahzuni Şerif'in mezarı, Aşık Veysel'in, Yunus Emre'nin heykelleriyle turistik olarak da hazırlanmış bir yer.

Tarih 1 Temmuz olduğu için 2 Temmuz 1993'teki Sivas katliamını anma törenleri yapılıyordu.

"1993'te Pir Sultan Abdal'ı anma etkinlikleri çerçevesinde onlarca insan Sivas'ta toplanmıştı. Yaptıkları paneller, söyleşiler devam ederken şeriatçı kesim camilerde yapılan toplantılar ve basın yoluyla kızıştırılıyordu. Sonunda 'Cumhuriyet Sivas'ta kuruldu, Sivas'ta yıkılacak. Şeriat kazanacak.' sloganlarıyla alevilerin üzerine yürümeye ve onları taşlamaya başladılar. Bu saldırıdan kurtulmak isteyenler Madımak Oteli'ne sığındılar. Saldırganlar bu kez de oteli yaktılar ve gelen itfaiyelri bile engelleyerek içeridekileri ölüme terk ettiler. Bu acı olayda onlarca insan can verdi."

Bu olaydan 14 yıl sonra bile Çilehane'de "İnanç özgürlüğü" diye haykıran alevilerin çilelerinin bitmediğini düşünüyorum.

Çilehane'de Deliklitaş diye bir yer var. Gerçekten de kayaların ortasında yuvarlak bir delik var. Mağara gibi bir delikten giriyorsunuz ve bu delikten çıkıyorsunuz. Ama o kadar da kolay değil! Rivayete göre; ancak kalbi temiz olan, cennetlik insanlar o delikten geçebilirken; kötü kalpli, cennete girmeye hakkı olmayan insanlar geçemez. Bunu duyunca insanın içini "Ya geçemezsem" diye bir korku da kaplıyor tabi.

Ben deliği görünce dedim ki; "Ne alakası var? Bu tamamen anatomik bir şey!". Çünkü delik benim cüsseme göre oldukça küçük, sığamam ki! E ben günahkar mıyım? Bir de orada bir sürü insan var, utanç da geliyor yani. Sonra, düşersem takılırsam gibi fiziksel korkular da var. Babam geçti, cennetlik olduğunu ispatladı. Annemle bana da ısrar ediyor ama biz yanına bile yaklaşmıyoruz. Tıhaf bir korku, nasıl anlatılır ki?

Derken, bana bir cesaret geldi ve daldım mağaraya. Sonra kafamı delikten çıkardım, belime kadar çıktım ki ayağımı basacak taş kalmadı. "Yok ben geçemeyeceğim" dedim. Oradaki kadınlar başıma üşüştü, " A güzelim, niye geçemeyesin? Yüreğini ferah tut" diyorlar. Bir yandan da akıl veriyorlar, "Kızım, ya Allah Bismillah, ya Muhammed, ya Ali, de geçersin. De hadi, geçersin.". Ama onlar öyle başıma üşüştükçe bende bir heyecabir korku "Ya Allah" diyorum ama gerisi gelmiyor. Dilim dolanıyor. Annem de laf yetiştiriyor; "Ay o usulünü bilemedi, yoksa geçer geçer" diye. Tam cennete girme ümidimi yitiriyordum ki bir şekilde çıkıverdim. Ama çıktığımda elim ayağım titriyordu.

Sonra kendimizi vurduk Çilehane'nin tepelerine. Hacı Bektaş Veli bu tepeye çıkar ve insanlığı izlermiş. Yani "Kah çıkarım gökyüzüne, seyrederim alemi. Kah inerim yeryüzüne seyreder alem beni"... Nasıl bir rüzgar vardı. Anadolu'nun kıraç toprakları ayağımızın altındaydı. Sarıdan kahverengiye her ton renk....
Çilehane'den çıktıktan sonra Hacı Bektaş-ı Veli'nin müzesi ve türbesine gittik. Onun dergahını, aşevlerini gördük. Bir odada koca bir sandukada yatıyor Hacı Bektaş Veli. Yüzyıllar öncesinden "İncinsen de incitme/Kadınlarınızı okutun" gibi önemli vecizeler eden bu adamın türbesini görmek etkileyiciydi. Şanslıydık ki, meydanda bir semah gösterisine denk geldik ve bağlama eşliğinde "Hü dost" deyi deyi semah dönenleri izledik.

Saat akşam üzerine yaklaşır oldu ve biz çok yorulduk. Arabamıza binip Nevşehir'e doğru yol aldık. Avanos'a girdik. Çok acıkmıştık, Avanos'un meşhur yemeği testi kebabı yedik. Avanos, toprağının yatkınlığı sebebiyle çömlekçilik kentidir. Her adımda bir çömlekçi vardır ve neredeyse orada herkes bu işle geçinir. Biz de birkaç çömlekçi gezip bir öğretmenevine yerleştik.

Ama canımız durmadı, akşam Ürgüp, Göreme gezdik. Üç yıl önceki turdan sonra Kapadokya'yı yine görmek çok güzeldi.
Ben Kapadokya'yı çok seviyorum. Oranın mistik bir ruhu var ve bana ayrı bir huzur veriyor. Her fırsatta Bodrum'a, Antalya'ya kaçan insanlara bir de Kapadokya'yı, Şanlıurfa'yı, Kırşehir'i gezmelerini öneririm.

Gece Avanos'a geri döndük ve Ürgüp'ten aldığımız şarapları yudumladık. E Kapadokya'ya gidip de şarap içmemek olmaz... Gece yorgunluktan sızarcasına uyumuşuz.

Sabah Nevşehir'de güzel bir kahvaltı ettikten sonra yine yollara düştük. Bu kez istikamet; Konya!

Sohbet eşliğinde yolları aşındırdık ve Konya'ya vardık. Konya'da da yine sapsarı bir renk hakimdi. Alçacık, toprak evler; sarı topraktan yol yol olmuş sokaklar...
"Gel, ne olursan ol yine de gel"diyen Mevlana'ya da gitmeden olmazdı. Hemen türbesini bulduk. O gün halk günüymüş, müze çok kalabalıktı. Ama bu kalabalık Mevlana'nın türbesinden etkilenmeme engel olamadı. Onun görüşlerine, söylediklerine hayranlığımdan mıdır yokda türbede çalan neyden midir bilmem, orası beni çok etkiledi. Sonra, ona dair gördüğüm diğer şeyler... hepsi çok etkileyiciydi.

Ardında tiyatrocu bir arkadaşımla buluştuk. Onunla memleketinde görüşeceğimizi hiç düşlünmezdim, bizim ortak gurbe meskenimiz İstanbul.Onunla birlikte bir iki dükkan gezdik, çok güzel şeyler gördük. Arkadaşım, beğendiğin hediyelik eşyaları aldı bana. Hem Konya'dan, hem arkadaşımdan güzel bir anı oldu.
Türbeden ayrıldıktan sonra Konya'da başka hiçbir yer daha gezemeden yola koyulduk ve Ankara'ya gittik. Akşam üzeri oradaydık. Bir süre öğretmenevi aradık. Bulduktan sonra oraya yerleştik ve bir duş sonrası Ankara sokakları bizimdi.

Bizi kazıklamaya çalışan taksiciden kurtulduktan sonra Dikmen Vadisi'ne gittik. Her yer karanlıktı ve çok az insan vardı. Anlayamadım, gezen tozan olmalı değil miydi?Biz de yemeğimizi yedikten sonra öğretmenevine döndük ve yattık.
Ertesi sabah kahvaltı ettikten sonra Anıtkabir'e gittik. On yıl önce gitmiştik Anıtkabir'e. Çok az şey hatırlıyorum ama bayağı değişiklik de var galiba.
Örneğin; Çanakkale Zaferi ve Sakarya Meydan Muharebesi panoramaları yeni yapılmış ve beni çok etkiledi. Maketler ve mankenlerle savaş ortamı yaratılmış bu yerlerde bir de savaş sesleri, nidalr duyuluyor. Kendiniz savaşın ortasında hissediyorsunuz ve tüyleriniz diken diken oluyor.

Onlar haricinde Mustafa Kemal Atatürk'e ait diğer şeyler... Kitapları, not defterleri, kıyafetleri... Ona saygım daha da arttı.
Anıtkabir'den çıktıktan sonra Ankara'yı da terk ettik ve evimize döndük. Böylece üç günde üç büyük önemli kişiyi ziyaret etmiş olduk; Hacı Bektaş-ı Veli'yi, Mevlana Celaleddin Rumi'yi ve Mustafa Kemal Atatürk'ü... Kendileri değil de maalesef mezarlarıydı ziyeret ettiklerimiz elbette.

Kendileri yaşamıyorlar ama keşke o duvarlarda yazan, çerçeveletilmiş sözleri yaşatılsa....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, Avanos blog'u yazıyordum.dinlenim dedim.taslak kaydı yaptım.sizin sinema blog'u gözüme tesadüf etti,okudum hep sinemamı yazıyor diye blog'larına baktım,bu değişik geldi okudum.Benden teğet geçmişsiniz bu akşam, yada ben. (Mahsuni'yi Elbistan'lı biliyorum.) sevgilerle.

Nariçi 
 14.08.2007 22:54
Cevap :
sizden teğet geçmek...bu belli bir zamanda aynı şeyleri düşündüğümüzü ya da yaşadığımızı mı kast ediyor?bundan sonra sizi takip edeceğim umarım siz de diğer yazılarımı okursunuz...sevgiyle kalın..  15.08.2007 21:30
 

ben yeterim sana aşk olsun..zaten kolay kolay da söyletmem.her yiğidin harcı değil sana deryabalım demekl..öyle gelip kalp kırıp gitmek..ben hep yanındayımmm balımmm...deryabalımmm..

özge kaya 
 15.07.2007 5:00
Cevap :
canımsın..sağol...umarım....  15.07.2007 15:50
 

o kadar anlamlı bitirmişsin ki yazını açıkçası sulandırmak istemedim ama söylemeden de geçemedim.deliklitaş hikayene çok güldüm..seni öyle hayal ettim de...tabi geçebilmene de çok sewindim..korkunu,endişeni tahmin edebiliyorum..ben teşebbüs bile etmezdim..çünkü neticeyi biliyorum..ben cennete gidemeyip cehennemi haketmeye çalışanlardan olacağım galiba...

özge kaya 
 12.07.2007 8:48
Cevap :
yapma allah aşkına!bir taş mı karar verir ne olacağımıza?hiç belli olmaz güzel dostum,sen iyi niyetli ol,güzel düşün,yeter.bu arada,deryabalım demeni çok özledim özgecan,kimsenin balı olamadım senin dışında...  12.07.2007 19:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 104
Toplam mesaj
: 39
Ort. okunma sayısı
: 2823
Kayıt tarihi
: 29.12.06
 
 

Sinema ve Televizyon bölümünde okuduğumdan sizinle sinema üzerine hasbihal etmeyi düşünüyorum... Si..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster