Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mayıs '12

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
88
 

Üç fidandan selam aldık üç fidanımıza

Üç fidandan selam aldık üç fidanımıza
 

Ağaçlar çok yüksek, uzanmışlar gökkubbenin sonsuzluğuna.

Yemyeşil ve kucaklaşmışlar yandaki ile.

El ele, kol kola hep birlikte masmavi gökyüzüne.

Ve toprak bakir, ve bereketli alabildiğine.

Koşuşturuyorlar üzerinde binbir canlı.

Güneş sızıyor yaprakların arasından, geniş hüzmlerle.

Ve orada, karanlık kalan bölgelerde

Hepsi uzanmak isterler güneşe.

Kaldırmışlar bir kolllarını, elleri yumruk.

Diğer kolları kenetlenmiş diğerininki ile.

Omuzlar dayanmış birbirine,

Gırtlaklar parçalanır, haykırdıkça

Ve güneşe olan hasret ile.

Karanlığın içine sızan hüzmeler

Can verir, güç verir ve biler.

Biler tüm hasretleri.

Ve şimdi içlerinden üçü

Herbiri ayrı bir yerde.

Korktuklarından kol kola, omuz omuza vermelerinden.

Ankara’da bir kazıda kato hunharca daldırıyordu toprağa kepçesini.

Gelip yerleşecek olan bir zat-ı muhteremin meskeninin temeli için.

Takıldı kepçe, çektikçe daha da güçlü

Değişen tek şey o koca gövdeden çıkan homurdanmanın şiddeti idi.

Toplandı tüm erkan.

Toplaştılar derin çukurun başına.

Her bir kelleden bir nara yükselmiş, nedir bu karşı koyan bizim gücümüze?

Kimi demiş şöyle yapalım, kimi demiş böyle.

Tüm kafadarlar vermişler karar,

Ve demişler bulalım bunun ucunu,

Keselim kökünden vesselam.

Başlamışlar açmaya ve dahi kök boyunca.

Hepi topu bir insan kolu kalınlığında.

Nasıl bu kadar inatçı ve dahi nerededir bunun ucu?

Ulaştılar bir yerlere lakin ne mümkün gördüklerine inanmaya!

Üç yol ağzı oldu, ve ayrıldı üçe.

Aslında ayrılan değil birleşen üç koldu gördükleri.

Ülkemin üç ayrı yerinden üç kol.

Kenetlemişler ellerini, sımsıkı ve inat toprak altındaki karanlığa.

Şimdi kendileri ayrıldılar üç kolu, üç koldan bölmek için.

Parmaklar girmiş birbirlerinin arasına, mümkün mü ayırmak?

Keselim demişler koparmaya çalışmak yerine.

Ve kesmiler üç kolu üç koldan.

Tam dönüp gidecekken, demiş içlerinden biri “bunlara ne oluyor”?

Ve gözler pörtlemiş yerinden, ve dudaklarına geçmiş dişleri.

Akan kan dudaklarından

Çıkarmış içlerindeki vampiri.

Hırsla, öfke ile kudurmuş,

kana susamış vampirler başlamışlar yemeye birbirlerini.

Üç kol birleşmiş tekrar üç koldan.

Bir bahar günü koparılamayan başları

Yine bir bahar günü yeşermişti, karanlık topraktan fışkırırcasına.

Üç fidan çıktı topraktan.

Üç fidan, birbirine sarılmış.

Ve şimdi sen sevdiğim.

Sen ve ben ellerimiz birleşmiş, kol kola omuz omuza

Karşısında üç fidanın, pırıl pırıl gözlerimizden süzülen yaşlar.

Yaşlar süzülen gözlerimizde bir umut ışıl ışıl.

Güneş gözlerimizde.

Sen ve ben mavi gözlü güzel kadın.

Güneşe yürüken kol kola

Sonsuz yaşamın temsilcisi üç fidandan selam aldık kendi fidanlarımıza.

 

08/05/2012

Silivri

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Acıyı, vefayı yansıtan şiiriniz için teşekkürler...

Vildan Sevil 
 08.05.2012 23:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 589
Kayıt tarihi
: 18.12.08
 
 

1967 Yakacık doğumluyum. H.Ü. Edebiyat Fakültesi'nde 2 yıl öğrenimden sonra İ.Ü. Arkeoloji ve San..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster