Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Aralık '12

 
Kategori
Kişisel Gelişim
 

Üç kadın, üç inanç

Üç kadın, üç inanç
 

Geçen hafta sonu iki arkadaşımla buluştuk ve keyifli bir gün geçirdik. Önce bir kafede oturduk sohbet ettik.Sonra karnımız acıktı ve bir şeyler yemek üzere, bir lokantaya geçtik.

Gittiğimiz lokantaya bir süre sonra iki baba ve oğlu geldi.

Hemen yanımızdaki masaya oturdular ve yemeklerini sipariş ettiler.

Arkadaşlarımdan biri, bu baba ve oğullarla ilgili şu yorumu yaptı;

“Annelerini getirmemişler, kesin kadıncağız evde temizlik yapıyordur.”

Diğer arkadaşım;

“Anneleri öyle sıkılmış ki, kesinlikle siz gidin ben de kafamı dinleyim” demiştir, dedi.

Benim yorumum ise:

“Annelerinin de bir programı vardır, o da arkadaşlarıyla buluşmuştur.”  oldu.

Şimdi gelin bu yorumlara birlikte göz atalım, hangi inançlar var acaba bu yorumların altında?

İlk arkadaşımın inancı:

Annelerin kendilerine ait özel bir hayatları yoktur. Genellikle evde vakit geçirirler ve ev işi yaparlar, sosyal hayattan kopukturlar.

İkinci arkadaşımın inancı:

Anneler zamanla eşlerinden ve çocuklarından sıkılırlar ve yalnız kalmak için bahaneler yaratırlar.

Benim inancım:

Anneler de özgürdür, eşine ve çocuğuna göbek bağıyla bağlı değildir. Eşi ve çocuklarından bağımsız programlar yapabilirler.

Üç kadın, üç inanç…

Örneklerde de gördüğünüz gibi, olaylara getirdiğimiz bakış açıları ve gördüğümüz olaylarla ilgili düşüncelerimiz,  inançlarımızı ve aslında yaşadığımız hayatı ele veriyor.

Annelerin ezildiğini düşünen arkadaşım, aslında evliliğinde kendisi eziliyor. Bu yüzden gördüğü olayı, kendi yaşadıkları çerçevesinde ele aldı.

Annenin, evlilikten sıkıldığını düşünen arkadaşım ise, kendi evliliğinden sıkılmış ve gördüğü olaya bakışı da bu paralelde.

Ben ise özgürlüğüne düşkün biri olarak, gördüğüm olayı “çiftler istediği programı yapar, evlilik esaret değildir” şeklinde yorumlayarak, kendi inancımı ve yaşayışımı özetledim.

 Olaylar karşısındaki düşüncelerimiz, yorumlarımız ve tepkilerimiz aslında bire bir inançlarımızı yansıtıyor.

Sizler de günlük hayatta yaşadığınız olaylara bakış açınızı değerlendirerek, inanç kalıplarınızı kolaylıkla bulabilirsiniz.

Peki, sizce bu baba ve oğullar neden yalnızlardı, anne nerdeydi?

Sevgi ve saygılarımla,

A.Nilgün Aktaş

NLP Uzmanı & Profesyonel Yaşam ve İlişki Koçu

www.nilgunaktas.com

http://www.facebook.com/a.n.aktas

nilgunaktas@hotmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Baba, çok sevdiği oğluyla baş başa, güzel bir gün geçirmek istedi. Geçirdikleri o güzel günün en doğru zamanında da yemek yemeye başladılar. Olaydaki baba ben, çocuk da benim oğlum olsaydı, ben, böyle düşünür, böyle davranırdım. Cemce sevgilerimle...

Cem Beraat Çamsarı 
 29.12.2012 18:38
Cevap :
Teşekkürler :)  29.12.2012 21:28
 

MERHABALAR...Sevgili NİLGÜN hanım :-)) Vallahi benim eşim 3.cü yani sizin tahmin ettiğiniz model sistemindedir. :-)) Birinci arkadaşınızın tahmininde ise belki ve belki rahmetli anneannem uyabilir..:-))) Sevgiler,selamlar ve saygılar :-))

BEN ve OLTAMA TAKILANLAR 
 20.12.2012 17:37
Cevap :
O zaman ne mutlu size :) Secgiler. saygılar, selamlar.  20.12.2012 22:20
 

Aslında sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel tabanı itibariyle Türkiye kabaca üç ayrı insan grubunu bünyesinde barındırıyor. Birincisi dinsel inançları kuvvetli, tarım toplumu karekterinde ve geleneksel yaşamı benimsemiş olanlar. İkincisi eğitimi, modernitesi ve uğraşısıyla vasat (gelenekselle-modern arası) olanlar. Üçüncü grup da bilişim-medya-bankacılık-bilim vb. çağdaş sektörlerde çalışan, modern iletişim tekniklerine hakim ve dolayısıyla post-modern ilişki biçimlerine de açık bir grup. Özel, sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel tabanından kısmen kopuk izlenimi veren tanımlamalarınız yerine (bu kopuklukları dışlayan) daha genel bir yaklaşımla üç kadın tipini ele almak daha uygun olur kanısındayım. Teşekkür ve selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 20.12.2012 14:20
Cevap :
Merhaba Ersin Bey. Bireylerin olaylara bakış açılarının ve düşüncelerinin, bilinçaltı inançlarıyla paralel olduğunu vurgulamaya çalıştım yazımda, saygılarımla.   20.12.2012 15:41
 

Ne mutlu ki günümüz kadınını geçmişle mukayese edebilecek yaştayım.Günümüz kadınıyla ilgili benim de birçok blog'um var.Son yirmi yılda resmen evrim geçirdi. İnanılmaz yükselişin şaşkınlığındaki erkek mahzunlaşırken kadın daha da dominantlaştı. "Çocuk da yaparım kariyer de" gibi sloganlarla medyadan anonslar başladı.Eğtimi,giyimi,bakışı,yere basışı dahi değişti. İnanılmaz öz güven aşkı baskılarken mantık evlilikleri ağır bastı.Evlilik bir statüydü ve çocuk sahibi olabilmek için de doğru bir erkeğe ihtiyaç vardı.O öz güvenin bazen tek erkekle yetinemediği durumlar da oldu.Sizin hikayenize gelecek olursak: O erkeklerin eşleri çalışıyorsa -hafta sonu olduğu için- büyük ihtimalle temizlik için erkekleri evden göndermişlerdir.Temizlik sonrası da kendi arkadaşlarıyla buluşabilirler tabii.Ama hafta içi, akşam saatlerinde görseydiniz iki yalnız-evli erkeği, ben de sanmıyorum ki hatunlar evde otursun! Şimdiki evliliklerin -eskilerde olduğu gibi- yarım asır sürebileceğine inanıyor musunuz! Svglr

Ata Kemal Şahin 
 20.12.2012 6:24
Cevap :
Merhabalar Ata Bey. Bir çok danışanımla yaptığım seanslarda, evliliklerin eskiye bakarak, çok da sağlam ve sağlıklı temeller üzerine kurulmadığını söylemek zorundayım. Çoğunlukla bir görev bilinci hakim evliliklerde, bu da bir süre sonra bireyleri mutsuzlaştırıyor. Boşanmalar da maalesef arttı. Bana sorarsanız en önemli mesele, kişinin "kendisi" olabilmesinde derim. Birey evlilik içinde "kendisi" olamıyorsa mutlu olamıyor. Çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için, içten sevgiler, saygılar, selamlar sunarım.   20.12.2012 9:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 559
Toplam yorum
: 1939
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 8170
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster