Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
490
 

Üç saniye diyordu

Üç saniye diyordu
 

50 yılın en iyileri


Üç saniye diyordu, sadece üç saniye… Evde bekleyenler vardı, eve giden vardı ve artık yok… Trafik kazası denilip geçilecek haber bülteninde, filanca öldü denilip geçilecek. Bütün her şey üç saniyede olacak ve bekleyenlere kara haber, bekletene ruhsuz ceset kalacak. Bitecek her şey, yepyeni bir şey başlayacak ve o yeni başlangıca dair hazırlıklar tamamlanamamış olacak. Hiçbir hazırlık yapılmamışsa daha bir elimdir durum ve her şey dünyaya bağlanmışsa. O kadar dert, plan, tasa veya sıkıntı artık yok! Ama hepsinden daha beter, telafisi belki de imkânsız bir büyük dert var şimdi. Evet, şimdi ne olacak?

Birkaç gün ağlar bekleyenler, “Dönülmez gidişin böyle mi baba?” yazarlar mezar taşına. Veya anne veya dostum veya oğlum-kızım, her neyse. Birkaç kere ağlayacaklar ve hayat diyecekler, hayat devam ediyor, ölenle ölünmez!

Doğru, ölenle ölünmez. Ama ne yapar onca ölen şimdi? Ölünce ne oldu? Ne bıraktılar ardlarında ve ne buldular gerçeğe doğunca? O en büyük pişmanlığın çaresi de yok artık, perperişanlar orada, ne yapsalar çare değil ve bir şey de yapamazlar ki!

Biten neydi ve başlayan ne? Bitecek olan için mi yaşandı onca şey? Başlayacak olan için ne yapıldı? Sonsuz olana ait ne var sonlu ve şimdi bitmiş olanın içinde?

Sevgililer nerdeler şimdi? Ne için sevilmiştiler onlar? Neden sevgili veya neyin sevgilisi? Sevgi ne ki hem, sevgili ne ki?

Birdenbire bitti işte her şey! Artık hayat yok! Dünya yok, para-pul yok. Fatura yok, taksit yok, dedikodu yok. Hastalık da yok, ayakkabı da yok… Çanta, cüzdan, saç-bıyık yok… Makam yok, hırs yok, ihtiras ve şehvet yok. Upuzun yatıyor işte teneşirde. Ölünce eve de götürmedi kimse, morgda bekletildi. Evdeki düzen ya? Sigarası, çakmağı, yüzüğü, tespihi? Kitapları, kıyafetleri, terliği? Akşam yerim diye bıraktığı meyve? Yarın giyerim diye hazırladığı ceketi? Losyonu, parfümü, tırnak cilası? Ona özel eşyalar ne anlam ifade edebilir ki artık? Eve bile alınmadın bak, geceyi soğuk bir çekmecede geçireceksin! Sonra belediyenin donanımlı aracında yıkayacaklar seni, kefenleyecekler. Bağlayacaklar en üstten ve en alttan torba gibi. Sonra bir çukura koyacaklar sağ yanın üzerine, kıbleye döndürerek. Üstüne dokuz tahta ve onun üstüne de toprak! Sanki kendilerine hiç gelmeyecekmiş gibi ölüm meleği, herkes evine gidecek sonra!

Birkaç gün ağlayacak birileri, bayramlarda hatırlayan olacak bazen. Rahmetli çok severdi bunu deyip senin için ısıran olacak börekleri... Ahhh, ah! diyecekler, sanki ölüm onlara hiç gelmeyecekmiş gibi, ölüm hiç yakışmadı ona diyecekler… Sonra hatırlayan da kalmayacak ve asıl o zaman öleceksin.

Sadece üç saniye diyordu… Beklenendi ve bekleyenler vardı. Yemek hazırdı ve o bekleniyordu. Kara haberi gitti. Ruhsuz bedeni eve alınmadı, soğuk çekmecede bekledi gömülmeyi.

Ölüm, şahdamarından daha yakın dedi imam. Ölmeden olunuz! Sonra, imam saçmaladı diye manşet attı gazeteler! Gazeteci, şahdamarı diye bir sure var sanıyordu, ne bilsindi, seküler aklı ile bir halt sanmaktaydı kendini.

Gazeteci üç saniyede öldü.

Gazze’de savunma amacıyla katledilen çocuklar ise… Onlar özür bile dileyemediler katillerinden. Büyüseler özür dileyebilirdiler, bu şansları olmadı.

Katilin masum ve mahzunun suçlu olduğu bir dünyada alimler susmuş ve cahiller hatip olmuştu. Belki de çok yakındı artık kıyamet.

Üç saniyede ölenin kıyametinin çoktan başladığından kimsenin haberi yoktu ve üç saniye sonra kendisi de öyle olabilirdi de bilmiyordu.

Telafer’de olan bitene sağır olan Müslüman, Gazze için miting yaptı. Çok korktu İsrail.

Gazeteci, bu korkuyu yazamadan öldü.

Korkunun ecele faydası olmadı!

Korkular korkulandan uzaklaştırırken Allah korkusu O’na yaklaştırırdı. Gazetecinin seküler aklı bunu anlamadı.

Ama şimdi anladı. Ama iş işten geçmişti.

Biz! Diye başladı bir hatip.. Siz kimsiniz diyemedi masum çocuk. “Z” harfini sevmiyordu.

O kadar kolay mıydı BİZ demek? Hele ben demek varken…

Sen… Hangisisin? O ceset mi, yoksa o ruh mu? Hangisi sensin şimdi? Gönül? Gönlünde ne var?

05.01.2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ölüm gerçekte Allah’a bir yakınlaşma, inanan insan için cennete açılan kapı. Hissettiğimiz ölüm korkusunu, Allah’a yakınlaşma yönünde bir nimet olarak görmeliyiz aslında.

Allah'a Yöneliş 
 18.02.2010 16:16
Cevap :
Allah razı olsun.. Korku ile ümit arasında bir denge... Korkuların sadece Allah'a dair olanı O'na yaklaştırıyor... En sevgiliye dost olabilmek ümit ve duası ile...  19.02.2010 13:59
 

...olduğunda, insan bütün isteklerini, hedeflerini bu dünyaya kilitlemekte..Hedef bu kadar basit olunca, ölümün sadece başkalarının başucunda olmasını düşünmesi de kaçınılmaz. Ya da en yakınlarında ölümü gördüğünde, kısa süreli tefekkürün sonunda hissettiklerini ruhunun en dip odalarına hapsetmekte, GERÇEKten kaçmakta..GERÇEKten uzaklaşan insan da zalim olur..Söz söylerken, ya da iş yaparken Hakk yerine halktan korkanlara da zalimin kiri bulaşır. Allah bizi zalimlerden uzak eylesin, Filistin'de bombalar altında inleyen kardeşlerimizin de yardımcısı olsun..Saygılarımla...

Güller_Açarken 
 06.01.2009 17:02
Cevap :
Amin kardeşim...  07.01.2009 9:34
 

Ve Gazze! Cüzzamlıların kan kusturduğu Gazze. Tüm İslâm Aleminedir son sözüm; "Zalimle dost olan, zulme ortaktır.." Dost sevgilerimle..

Güz Hüznü 
 06.01.2009 12:21
Cevap :
Rızayı hak edecek bir şeylerin içinde olmak ümidi ile, Allah'a emanet olunuz.  06.01.2009 13:06
 

Bilindiği üzre cüzzam hastalığı, bedende bütün organların intizamının bozulup yıpranan, birer birer dökülmelerine yol açan yaralar oluşturur. Hastalıkların sadece bedende olanları er geç şifa bulur. Bir de ruhi cüzzam vardır ki, hazin olan budur. Ruh ihtikâr hırsıyla cüzzam illetine tutulursa; sabır, ihlâs, merhamet, fazilet, sevgi, ilim, aklâk, gibi insanı insan yapan sıfatları bir bir dökülür. Sonuç olarak manâ aleminde ölür. Geriye kalan beden de hayvani sıfatlarla yaşar gider. Ruhi cüzzam, insan haklarını çiğnemekle başlar! Mikrobu da hırstır! Bedeni cüzzam gibi de bulaşıcıdır! Bu hastalık bazen bütün bir toplumda yaygın hale gelir. Toplumun bütün güzel vasıfları da yitip gider.Sonuç; maddi manevi korkunç bir iflâs...Geride kalanlara ne bırakacakmış, giderken gönül heybesinde neleri olacakmış? Hayattayken umarsızlık, hakikatle karşılaşıldığında telafisi olmayan pişmanlık...

Güz Hüznü 
 06.01.2009 12:19
Cevap :
Çok değerli kardeşim, yorumunuz yazıyı aşmış. Eyvallah. Allah razı olsun.  06.01.2009 13:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 84
Toplam yorum
: 288
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1618
Kayıt tarihi
: 28.04.08
 
 

Elektrik mühendisi, "öğretimci", 2 çocuk babası, aslen Kuzey Kafkasyalı, Türk ve Türk'e dair olan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster