Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
238
 

ÜÇ SORU'NUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Birkaç gün önce bir arkadaş "üç" soruluk bir fotoğraf gönderdi. "Elektrik-Elektronik bölümü" okuyanlar bilirler. Thevenin, Norton, Süperpozisyon teoremleri vardır. Karışık devreleri çözmek için kullanılır. Tabi ben de üniversiteyi bitireli yirmi beş yıl olmuş, kullanmaya, kullanmaya unutmuşum. İşime gelmedi, tembellik ettim bakmadım bir süre. Baktım ki arkadaş ısrar edip duruyor, bakayım dedim, eski notlarıma baktım, elbette internet diye bir şey ve orada kullanmasını bilene sınırsız kaynak var, oradan faydalanıp bir şekilde çözüp kendisine atarken, internetteki linkleri de kendisine göndermeyi ihmal etmedim. Sonra düşündüm:

“Bir nesil geliyor, düşünün ellerinin altında her türlü bilgi kaynağı var, biraz dikkatli olsalar, merak etseler öğrenemeyecekleri bir şey yok gibi, sudan ucuza online kurslar, her türlü bilgi kaynağı ve öğrenmek için her şey son derece uygun ama adam zahmet edip bakmıyor, baksa da anlamıyor, ya da böyle bir kültür oluştuğu için işine gelmiyor. Adam bilgiye inanmıyor ki varsa yoksa dış görünüşü düzgün olsun…Ölçü neyse.”

Nedir ölçü? Kâğıtta bilgi var ama beyinde esamisi yok, önemli değil, işe girmek için belge gerekiyor, gerisi ise önemli değil. Bu toplumda önemli bir çoğunluk bilgiye inanmıyor, dahası saygı da duymuyor. Bunu biliyoruz. Hele yeni nesil her şeyi bize göre çok kolay elde ettiklerinden hayatı çok kolay algılıyorlar. Bunda bizim çok büyük suçumuz var elbette. Biz, 12 Eylül nesli korkak bir nesildik, polis sirenlerini duyunca dizlerimizin bağı çözülür, asker görünce onbaşı bile görsek esas duruşa geçerdik. Öğretmenleri görünce yüz metreden selam verir, soru sorarken kızarır, bozarır hoca bizi azarlayacak mı diye korkudan doğru bildiklerimizi ifade edemezdik, fikrimizi söylesek “icat çıkarma” diye terslenir, kendimizi doğru ifade edememenin sancısını susarak çekerdik. Bize yapılan yanlıştı, bizim yaptığımız ise sanırım daha da yanlış. Hazırcılığa alışan bir nesille karşı karşıyayız. Çoğu zaman bomboş bir kâğıt veren ve yüzümüze bakan çocuklara ne diyeceğimizi şaşırıp kalıyoruz. Önemli bir kesim öğrenci, ders çalışmadan sınıf geçmeyi maharet sanıyor, sadece belgesi olsun üstelik de bomboş sınav kâğıdında yüz yazsın istiyor.  Kendi bilgisi sıfır ama kâğıdı yüz… İçerikte yazıyor, bilgide esamisi yok ama olsun, onlar ve onlar öyle seviyor. Belgelerle gerçekler arasındaki tezat günden güne artıyor. Çözüm nedir? Herkes biliyor aslında.

Bir toplum bilgisiz nasıl  ve ne kadar, yaşarsa ne olarak yaşar? Geleceğe nasıl hazırlanır?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1974
Toplam yorum
: 306
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 166
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster