Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '12

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
852
 

Üç yeni "okunası" roman

Üç yeni "okunası" roman
 

"Çocuklar gibi sevinmek"bir deyim midir bilmem ama benim için her aldığım kitapla yaşadığım bir duygu. Bu gün yine Çocuklar gibi sevindim ve çocukluğumda en çok sevindiğim şey neydi acaba diye düşünerek. Galiba ben çocukluğumda en çok çocukluktan kurtulup büyüyeceğim günlerin hayali ile sevinirdim bir de akşamları babam gelince çıktığımız "hadi bir dolaşalım seninle!" tümcesiyle. Akşam olup da babamın gelmesi ve dolaşmaya çıkmamız babamla, önce şöyle bir sokakta tur atmak biraz da havalanarak tutup babamın elinden sonra da bakkala gidip çikolata, kreker vb almaktı sevinç. Akşam olmasını beklemekti babamın gelmesi için, sokakta seksek oynamak, ip atlamak, top oynamak biraz da saklanbaçlarda sobelemekti mutluluk. Eve gelince ödev yapmak, yazılıdan yüksek not almak, sınıf başkanı olmaktı. Annemin yeni kazak örmesi, yengemin yeni önlük dikmesiydi. Sokakta mahalle arkadaşlarımla oynamak, evin üzerinde çiğdem çitlemekti komşularla (İzmir değimidir çiğdem = çekirdek anlamına gelir). Annemin sokakta komşularla laflamasıydı belki de biz oyun oynarken.

Ne yazık ki, şimdiki çocular yaşayamıyor bu duyguları ve belki de yeni kuşaklar yaşamak isteseler de imkansızlaşacak tatmaları bu duygukları. Artık çağ internet çağı, devir teknoloji devri. Kimsecikler sokak bakkalarına tenezzül etmez oldu çocukları ile dolaşmak için, artık koskocaman alış veriş merkezleri, hipermarketler var. Çikolata, kraker değil, çitoz (böyle yazılmadığını biliyorum!!!) rafıls (bununda yazılışının ruffles olduğunun farkındayım elbet) mısır gevreği, süpriz yumurta talep görüyor. Sokaklarda ip atlamak, top oynamak neredeyse imkansız. Sokaklar artık salt otopark... Komşuluklar kısıtlı, üstlerinin keyfini süreceğiniz evlerin yerini çoktan apartmanlar aldı. Apartman komşularının bile tamamını tanımak zor artık. Herkes işinde gücünde kendi derdinde. Kimse komşuları ile samimi değil eskisi gibi samimi olanlarda bir kaç kişi kaldı "dinazor" olarak niteleyerek kendilerini. Çocuklar artık playstation ile Wifi olmadı PC oyunları, eğer onu da bulamadılarsa çocuk kanallarındaki çizgi filmleri ile vakit geçirir oldular. Benim çocukluğum mu NOSTALJİ oldu yoksa şimdiki nesil mi mahrum tüm o sokak kaçamaklarından?

Konu nereden nereye geldi. Aslında anlatmak istediğim tamamen başka bir şeydi. Derdim, meramım şu ki: Ben kitap aldığımda, kitapçı raflarının arasında dolaşıp onların kokusunu duyumsadığımda ama en çok da bana ait olduklarını bildiğimde çocukluğumdaki gibi keyifleniyorum. Bu gün de işte tam bu duygular içerisindeyim.

Sıklıkla dolaştığım D&R mağazalarından birinde uzunca geçen zamanın ardından karar vermekte güçlük çekerek 3 kitap satın aldım. Biri daga önce bloğumda da anlattığım ve keyifle okuduğum AKLINDAN BİR SAYI TUT kitabının yazarı John VERDON'dan GÖZLERİNİ SIMSIKI KAPAT. Yine Süper dedektif Gurney'in ip uçlarını takip edeceğim. Kitabın tanıtım yazısı şöyle:

GÖZLERİNİ SIMSIKI KAPAT

AKLINDAN BİR SAYI TUT’un yazarından, ilk kitaptan çok daha iddialı yeni bir roman

SANA BİR SÜRPRİZİM VAR…
GÖZLERİNİ SIMSIKI KAPAT

New York’un en gözde dedektifiyken, basının kendisine yakıştırdığı isimden hep rahatsız olmuştu: Süper Dedektif. Bir bulmacayla karşılaştığında, mutlaka çözmek isterdi. Gurney’e göre her bulmacanın çözümü için mutlaka bir ipucu vardı.

Peki ya bu sefer yoksa?

Düğün günü öldürülen bir gelin… Ve olaya tanıklık eden yüzlerce davetli. Cinayeti kimin işlediği ortada, herkes kendinden emin ama ya hepsi zekice bir illüzyonla yanıltılıyorsa... Cinayet silahı dahil birçok detayda sürpriz akıl oyunlarını gördüğünde, Gurney tam bir psikopatla karşı karşıya olduğunu anlar.

Kim daha zeki; Gurney mi, yoksa müthiş bir illüzyondan ibaret katil mi? John Verdon’dan, akıl oyunlarının iç içe geçtiği, sıra dışı bir roman.

Övgüler:

“Bu“Nitelikli bulmaca severler için paha biçilemez bir kitap.” CNN.com

“Yine ilki kadar şaşkınlık verici bir olay ve yine dahice çözümler.” Publishers Weekly

“John Verdon gizemli bir olayın akıl almaz örgüsünü işlerken hikayenin en beklenmedik anında ortaya çıkıveren, şeytani bir kurnazlığa sahip. Yazarın büyük ilgi gören AKLINDAN BİR SAYI TUT kitabından sonra beklediğinize değecek.” Washington Post

Bir diğer aldığım kitap ilk okuduğum kitabı olan KIZ KARDEŞİM İÇİN eseri ile takipçisi olduğum ve neredeyse çıkan tüm kitaplarını soluksuz okuduğum, okurken "BEN OLSAYDIM NE YAPARDIM" diye sormaktan kendimi alıkoyamadığım Jodi PİCOULT'tan TAŞ KAĞIT MAKAS. Jodi Picoult, hukuk ve etik değerleri sorgulayan ve kitabını yazarken fark karakterleri kullanan tekniğini, tarzını ve konularını çok beğenerek okuduğum ve tavsiye ettiklerimin başında yer alan bir yazar. Neredeyse tüm kitaplarını okudum ve hepsinde farklı duyguları yaşayarak hayatı ve değerleri sorguladım. İyiliğin ve kötülüğün nerede başlayıp nerede bittiğini sorgutmıştı bana. Ayrıca kitaplarında yer verdiği tıbbi konularda kendini ciddi anlamda geliştirmiş bir kişi. Aldığım eserin tanıtım yazısı ise şöyle:

TAŞ KAĞIT MAKAS

Hayatınızdaki en önemli varlığın kurtulması adına, hayatınızdaki en büyük düşmanınızın son isteğini yerine getirir misiniz?

June Nealon iki kızı ve geç de olsa bulduğu kocası ile mutlu bir yaşam hayal ediyordu. Hayallerinden uyandığında ise gördüğü manzara bambaşkaydı: Acımasızca işlenmiş bir cinayete kurban giden kocası ve kızının cesetleri arasında, kalp nakli bekleyen diğer kızının yalvaran gözleri.

New Hampshire'de 69 yıl sonra ilk kez bir mahkum ölüm cezasına çarptırılmıştı. June Nealon'un kızı ve sevilen bir polis olan kocasını öldürmekten hüküm giyen Shay Bourne.

Ancak idamlık Shay Bourne'nin son bir isteği vardı: Tanrı'nın huzuruna çıkmadan günahlarından temizlenmek ümidiyle, taşıdığı kalbi hayatını altüst ettiği June Nealon'un hasta kızına vermek...

Jodi Picoult bir kez daha insanoğlunun en temel duygularını sorguluyor. Merhamet ve iyiliği öğütlediği düşünülen bir sistemin aslında inananlarını kimi zaman çok daha katı ve mutsuz edebildiği gerçeği üzerine etkileyici bir roman.

"Dahice anlatılmış bir hikaye."

-People-

"Mahkum hakları ve dini tartışırken, bir yandan da anne-kız ilişkisinin derinliklerine dalan ve 'kalp sahibi olma'nın gerçek ve mecazi anlamlarını sorgulayan Jodi Picoult, bir kez daha son derece etkileyici bir kitapla okuyucularına sesleniyor."

-Publisher 's Weekly-

"Picoult kestirilemez bir ihtişamla yazıyor."

-Stephen King-

VEeeeee Son olarak daha önce herhangi bir eserini okumadığım (çünkü bu bir ilk roman) ancak yorum ve eleştirilerini okuduğum ve çok satılanlarda uzun zamandır gördüğüm ve almamak için direndiğim bir kitaptı. (Çıkan kimi kitapları ilk çıktıklarında almayıp, dinlendirmek; araştırmak gibi bir huyum var, kimilerini de eğer yazarını tanıyorsan vakit kaybetmeden ilk okuyanlardan olmayı seviyorum). Yazar S.J. Watson adlı Midlands doğumlu Londra’da yaşayan bir yazar. Kitabın tanıtım yazısı ise şöyle:

UYUYANA KADAR

Anıların sana kim olduğunu söyler.
Ya her akşam uyuduğunda anıların kayboluyorsa?
Adını, kimliğini, geçmişini, hatta sevdiğin insanları, hepsini
bir gecede unutuyorsan,
Ve güvendiğin tek insan sana gerçeğin tamamını anlatmıyorsa...

Christine’in hayatına hoş geldin…

Kesinlikle şimdiye dek okuduğum en iyi ilk roman. Tess Gerritsen


Uyuyana Kadar müthiş, sarsıcı bir roman. İnsanı derin, karanlık ve rahatsız edici sulara çekiyor. Bir yandan kimlik ve belleğin anlamı üzerine karmaşık sorulara değinirken, bir yandan da eğlendiriyor.
Los Angeles Times

Tamamen yabancı yazarlara odaklandığım ve gerilip ağırlıklı kitaplara yöneldiğimin farkındayım. Okuduktan sonra da büyük bir keyif alabilmek ve çocukça sevinebilmek ümidi ile.

Pınar Yeşiltay SEVİM

24.02.2012

Buca / İZMİR

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Günaydın sevgili Yeşim, kitap okuma tutkunu tebrik ediyor ve duygularını paylaşıyorum. Bugün henüz bitirdiğim "Uyuyana Kadar" adlı kitabı tanıtacağım. Bloğumda da bahsedeceğim gibi zaman zaman mantık hataları olsa da, okumaya değer bir kitap. Diğer kitaplara gelince, okumadım. Okuduktan sonra tanıtımını merakla bekleyeceğim. Güzel bir hafta senin olsun, selamlar, sevgiler.

A.Nilgün Aktaş 
 27.02.2012 8:50
Cevap :
Merhaba Nilgin hanım. Ben dün akşam "Oya Baydar'dan SICAK KÜLLERİ VARDI" adlı yakın tarihi anlatan siyasi bir romanı devirdim. Büyük bir keyifle okudum her ne kadar İşçi Partili olmasam ve kominizmi savunmasam da. Ne kadar çok şey öğrendim anlatamam. Buruk bir aşk hikayesi olarak başlayıp biteen ancak arka planında ilmek ilmek siyaset ve tarihin yer aldığı bir roman mutlaka tavsiye ederim. Kitap bittikten sonra S.J Watson'dan Uyuyana Kadar adlı esere başladım gecenin ilerleyen saatlerinde ve okumaktan alıkoyamadım kendimiç Şu anda 235. sayfadayım ve sayfalar saki kendi kendine akıyor. Hayretle ve biraz da ilgiyle okyorum Kocası BEN'e hiç güvenemeden ve biraz da ilgisi ve sevgisine şaşırarak. Yorumunuz için teşekkür ederim bloğunuzu takipteyim.  27.02.2012 12:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 65
Toplam yorum
: 113
Toplam mesaj
: 61
Ort. okunma sayısı
: 1777
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

Biricik Sudelina'sının annesi, kitaplar ülkesinin sarışın prensesi, kocasının bir tanesi, İzmir/K..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster