Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Nisan '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
807
 

Uçun kuşlar uçun, İnönü'ye doğru

Uçun kuşlar uçun, İnönü'ye doğru
 

Görüldüğü gibi, açıklama yok!


“Önce haberi okuyalım efendim…

Yer ve zaman: Polatlı/Ankara. 1 Nisan 2008.

Kaynak: www.netgazete.com/NewsDetail.aspx?nlD=495281

“Ankara’nın Polatlı ilçesinde Türk Hava Kurumu(THK) Şubesi sekreteri, ‘zimmet’ ve ‘görevi kötüye kullanma’ suçlamasıyla tutuklandı… Alınan bilgiye göre, müfettişler, Polatlı THK Şubesinde incelemelerinin sonunda Polatlı Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu. Adliyeye sevk edilen THK Polatlı Şube Sekreteri C.G ‘zimmet’ ve görevi kötüye kullanma’ suçlamalarıyla tutuklanarak Sincan E Tipi cezaevine gönderildi. THK Polatlı Şube Başkanı İ.K ve diğer üyeler hakkındaki soruşturmaların sürdürüldüğü belirtildi…”

Bu tür olaylarda hemen “tutuklama olmaz genellikle ama sanırım deliller sabit. Ayrıca başkan ve diğer üyeler hakkında sorgulama sürüyor. Soruşturma aşamasında olan bu konu Yüce Türk Adaletine intikal edecek ve gerekenler yapılacak, bundan hiç kuşkumuz yok!

Tam yirmi iki(22) gündür bekliyorum. “Polatlı” olayını öne sürmesem de, bir “Cumhuriyet kurumu” olan Tür Hava Kurumu’nun yeniden yapılandırılması hakkında görüşlerimi yazıyorum. Tam 22 gündür bekliyorum ki, konuyla ilgili muhatabım olan MB üyesi ve THK Çankaya Şube Başkanı Sayın Talip Bölükbaşı “Polatlı” olayı hakkında bir açıklama yapsın.

Ama heyhat! Konuyla ilgili üç yazı yazmama rağmen, aldığım yegâne yanıt; “82 yıllık bir tarihe sahip olan Türk Hava Kurumu’nun, bugüne kadar hiçbir ‘yolsuzluğa’ karışmadığı” yönündeydi.

Gönül isterdi ki Talip Bey, 2 Nisan günü bir blog yazarak “Polatlı” olayını “objektif” bir şekilde “camiamıza” açıklasın ve kurum adına bir “özeleştiri” yapsın! Öyle ya, MB çapında düzenlenmiş bir “Yangın söndürme uçağı kampanyası” söz konusu…

Olmadı maalesef ve mızrak da çuvala sığmadı tabii!

Ama alıştık artık…. Şimdi kimileri çıkıp bu ‘Polatlı” olayını “Münferit” bir olay olarak niteleyecekler!

Kimi “Hukuk Ulemaları” ise “ Genelleme yapmayalım efendim, hukukun temel kuralıdır, kişisel suçlar genelleştirilemez ve bir kuruma mal edilemez” diyecekler…

Kimi de tabii, “Elma sepetinden” dem vuracak! “Bir çürük elma için diğer elmaları ziyan etmeyelim “ diyecek. Sepetteki diğer elmaların durumunu hiç merak etmeden tabii!

Ama ve lakin vakit çok geç! Bu saatten sonra yapılacak açıklamaların hiçbir kıymeti yok! Olay resmen örtbas edilmeye çalışılmıştır!

Evet efendim! İlgili yazılara gelen yorumlarda başı çeken söylem “ Hariçten gazel okuduğumuz” yönündeydi… Yurtdışında yaşadığımızdan dolayı… Kimileri hızını alamayıp bizi “ vatansız” olmakla ve “ vatan hainliği” ile suçladılar! İftira ve çamur atıyorduk, güneşi balçıkla sıvıyorduk!

Ne var ki ortada bir “Polatlı” olayı vardı işte!

Defalarca sorduk… THK’nun sembol ismi, ilk savaş pilotu ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi kızı rahmetli Sabiha Gökçen’in tavrını… Vasiyetnamesini değiştirip, mirasını THK’na değil de, “Mehmetçik Vakfına” bağışlamıştı.

Yanıt alamadık tabii hiçbir sorumuza yanıt alamadığımız gibi.

Her neyse efendim! Konu kapanmıştır! Sözün özü:

Hariçten gazel son bulmuştur!

Şimdi ince saz, ney, taksim! Akabinde “göbek havası”!

Ama pek bilmeyiz göbek atmasını!

Söyleyecek sözlerimiz var bizim!

Söyleriz!

Söyledik!

Söyleyeceğiz!

Unutmayın: Sadece cumhuriyete ve rejime değil, kendimize ve ülkemize sahip çıkmanın yegâne yolu, kulluk saplantılarından kurtulup, araştıran, soruşturan ve gerektiğine “hesap soran” birer “DÜNYA VATANDAŞI” olmaktan geçer!

Her zaman olduğu gibi gerisi…

Laf-ı güzaftır Efendiler!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ümit bey,TSK Mehmetyçik vakfından aldığım bilgiye göre Sabiha Gökçen Mehmetçik Vakfı'na birşey bağışlamamış,bunu düzeltmenizi rica ederim.Ayrıca THK ve gariban devlet üzerine başlıklı son yazımda sizin de isminiz geçiyor.THK ile ilgili yazılarınızda katıldığım/katıl(a)madığım yerlerden bahsettim.Dilerseniz bir göz atabilirsiniz.Kreuzberg'e selamlar.

Ahmet AYDIN 
 26.04.2008 11:51
Cevap :
Bu tür kuruluşlar, özellikle parasal konularda ve her önüne gelene bilgi vermezler Ahmet Bey. Size değil ama o iletiye biraz kuşkuyla yaklaşıyorum ben. Ayrıca ortada bir "POLATLI" olayı var ve muhattabım henüz bir açıklama yapmış değil. Öncelikle sorduğum soruların yanıtları verilmesi lazım. Selamlari saygılar.  27.04.2008 23:06
 

Bloglar arası tartışmaları başından bu tarafa takip ediyorum. Yorumlar Öyle hale geldiki Talipciler Ümitciler arası ben dahi gidip geldim. Bizim toplum olarak sanırım hatamız bu. Demokrasiyi içimize sindiremediğimizden, olayların üzerine gidip irdelemek ve çözüm üretmek yerine Tayyipciler Denizciler yaratmakta üstümüze yok. Hepimizin karşı çıkması gereken Ülkenin kurumlarının yağmalanmasına dur demek. Eğer ortada yanlış varsa ortak tavır sergileyebilmek. Her iki yazarımında Ülkem Sevdalısı olduğunun inancı ile saygılarımı sunuyorum.

Hatiice 
 25.04.2008 11:23
Cevap :
Çok teşekkür ederim Hatice Hanım. Selamlar saygılar:))  27.04.2008 23:09
 

Yolsuzluklar....yolsuzluklar. Bu yolsuzlukların, amacı hayır ve yardım olan kuruluşlarda görülmesi acı bir durum. Önce Kızılay, sonra Deniz feneri derneği Almanya şubesi, sonra THK kurumu. Aslında yolsuzluğu yapan bu kurumun yöneticileri. Bunları okuduktan sonra halk arasında ister istemez yeni yöneticiler de potansiyel yolsuzluk adayları olarak görülüyorlar. Yani buralarda yolsuzluk yapıldı diye artık bu hayır kurumlarına bağışta bulunulmaması mı gerekir? Selamlar, esen kalın.

Erol Özışık 
 24.04.2008 7:51
Cevap :
Ne yapılması gerektiği son dört yazımda açık ve net bir şekilde belirtiliyor zaten Erol Bey. Tercih sizin tabii. ben çok daha değişik noktalara dikkat çekmek istemiştim. Ama 12 Eylül'ü hesap etmemişim. Çok fena vurmuş ülkem insanlarını. Bunu şimdilerde anlıyorum. Mesela saydığınız kurumlar birer "Hayır kurumu" değil, "DEVLET KURUMU"! Anladınız ,değil mi Erol Bey? Selamlar, sevgiler:)  24.04.2008 22:41
 

Son zamanlarda THK ile ilgili yazılarınızı izliyorum.Ve bu yazıları yazmaktaki gerçek amacınızı sormak istiyorum. Tabii ki bir kurumda yolsuzluk iddiaları varsa bunun üzerine gitmek, ortaya çıkarılmasını ve suçluların cezalandırılmasını beklemek hepimizin en doğal hakkıdır. Ancak eski yazılarınıza da göz attığımda ülkemizde bu kadar yolsuzluk, hırsızlık, sahtekarlık yapılırken, devletin ülkenin kaynakları haraç mezat elden çıkarılırken, kamu bankalarının kaynakları yandaş şirketlere peşkeş çekilirken, damat şirketlerine Arap kaynaklı para bulmak için devletin olanaklarıyla yurt dışı geziler yapılırken siz bu konulara hiç değinmeyip THK ya takılıp kalmışsınız...Yani derdiniz üzüm yemek değil bağcı dövmek gibi geliyor bana...Şu ağzınızdaki baklayı artık çıkarıp, gerçek derdinizin kimle ya da neyle olduğunu ortaya koyarsanız hem bizleri kabak tadından kurtararacağınızı hem de daha etik bir davranış sergilemiş olacağınızı düşünüyorum.Selamlar

H.Levent 
 23.04.2008 23:17
Cevap :
Ne diyeyim Levent Bey? Soru sormuşsunuz ama "yanıtını da " kendiniz vermişsiniz. Bana söz hakkı bırakmamışsınız yani. Derdime gelince... Benim günde 12 saat çalışma mesaim var, uykumdan çalarak 3 saat de MB'u okuyorum. Fırsat bulursam yazı da yazıyorum. Niyetim; Cumhuriyeti yıkmak! Yerine ne getireceğime karar vermedim henüz:)) Ağzımdaki bakla bu! Nasıl? Tatmin oldunuz mu şimdi? Siz benim gibi bir "dinsizi" AKP'li de yaparsınız şimdi! E oldu olacak yapın. Ne diyeyim , bilmiyorum valla. Saygılarımla Levent Bey:))  24.04.2008 22:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1648
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster