Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mart '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
364
 

Üçüncü cümlelerim

Üçüncü cümlelerim
 

belki bugün çok andığımdan bu foto...


Üçüncü cümlelerimi ilk cümle olarak kullandığım yazılarıma dair...


“Daha dur, bir buçuk satır birşey yazdın, ”yazılarıma dair” diyorsun, beynin bulanmış, bu başlıktaki nasıl bir cümle, matematik diye birşey hayatına hiç mi girmedi, başlık neyin nesi” demeyin...Bi dinleyin hele..


Yazdıklarımın, okuyan arkadaşlar ya da yakınlarım tarafından sevilmesi, övgü dolu sözler sarfedilmesi, egoma dair değerlendirme yaptığımda “evet amacıma ulaştım, herkes olumlu karşıladı, oohhh, çok yaşayayım, iyi ki varım ben” narsistliğiyle (Abartıyorum ama ...kısmen) şımarmaya başlamıştım.Doğruya doğru, çok hoş bir duygu...

Fakat sonrasında içimdeki Negatif Mehmet gelip“Memedim, sen boşuna havalara giriyorsun zaten sana o güzel sözleri, sana taraf olan insanlar sarfetti. Ne bu böyle havalara girmeler filan abicim, Daha yazdığın birkaç blogyazısı..Üstelik o elindeki bardağın yarısı da boş zaten !” demesi üzerine bir beyin tokatlanması yaşadım.Laf aramızda, kendime karşı çok vicdansızım.Allah sizi inandırsın (ki bana inanmayacağınız kanaatindeyim, Bu yüzden sizi Allah'a havale ediyorum O gerekeni yapacaktır'ın Türkçe mealidir bu söz) gerçekten kendimi eleştirirken çok hırpalıyorum.Allah'tan beynimizin ürettiği otosavunma diye birşey var ve o kendi hatalarımıza ya da olumsuzluklarımıza hemen bir bahane buluveriyor, negatif yanımıza arabuluculuk yapıyor.”Hiç böyle de eleştiri yapılır mı, daha el kadar masum, henüz yola çıkmış, boğazına diziverdin hemen” dedim..(dedi..)(!) hangi ben hangi diğer ben'e söyledi, onu karıştırdım..Üsteme gelmeyin kekelerim..Anlayan bir diğerine, bir diğeri de öteki birkaç ...Yok, yok toparlayamacağım bu cümleyi, kaderine terk ediyorum. (Mal ortada..Daha ne diyeyim.Bir de bana Negatif diyor. (-)N.M.)

Yeterince uzattığımın farkındayım, toparlayıp asıl konuya geliyorum .


Arkadaşlarımdan bazıları “birkaçtır yazyorsun ama halen “dişe dokunur” birşey yazmadın, ne zaman yazacaksın.” serzenişinde bulunuyorlar..

Hatta bazılar? “Aaa, hanım bak, bizim Mehmet birşeyler yazmaya başlamış, pazardan iki sefertası alalım da, görüş gününde yiyeceği birşeyler götürürüz, Hassas çocuktur, cezaevinde birşey yiyemez şimdi” abartısında bulunmuşlar.Rivayet belki ama benim kulağıma kadar geldi.

(Yok, yok...Bu kadarı benim abartım.İtiraf ediyorum.)

O arkadaşlarıma yanıt olarak bazı nedenler sıralasam da yine de şunu yazmadan edemeyeceğim.Bu ülkenin siyasi yaşamındaki son elli-altmış yılındaki yönetime dair yazılmış ne kadar eleştirel yazı varsa bugün halen günceldir. Detaylar üzerine söylemler değişse de genel gidişteki endişelerin bir kısmı ne yazık ki gerçekleşmiştir. Siyasi anlamda tespitler veya yönetimsel eleştirileri toplumun çeşitli kesimindeki aydınlar zaten eskiden beri yapıyor. Yazarların bir kısmı hapis, mahkeme, hastane gibi yitik zamanların dışında yaptılar, yapıyorlar.Havaya uçurulmayı bile göze alarak. gerektiğinde ateşlerde yanarak, sürekli bir hedef olduğunu bilerek...Elbette benim de söyleyecek sözlerim var ama sıradanlaşmadan ve çuvaldızı bir kenara bırakarak..(Bir daha ki yazımda bulacaksınız sanırım...araya reklam aldım da).

Dolayısıyla bu kısır döngü halindeki siyasi nakaratların içerisinde yer almaktansa, “ben, okunulan bu satırların son kelimesi bitene kadar hafif tebessüm yaratacak şeyler yazmak istiyorum” diyorum..Yine de dayanamayıp siyasi birşeyler de karalayabilirim..Ama toplumun buna ne kadar hazırlıklı (!) olduğunu kestiremediğimden bir kaos, ne bileyim bir hezeyan vesaire yaratabileceği endişesinden dolayı şimdilik vazgeçtim.

Gördüğünüz gibi üç cümleden sonra yine ciddiyetten uzaklaşma moduna girdim.

Bir yandan da kendime bakıyorum “En baba siyasi lakırdıları sıralasam ne olacak...En fazla 2 cümlede söyleyeceklerimi sonlandırmam lazım”diyorum...Mazallah ya üçüncü cümleyi de sarfedersem...Sonuç, toplumsal infial...İlk iki cümlede neredeyse günümüz Spartaküs'ü...Üçüncü cümle “biri benim atımı eyerlesin, biri hunimi getirsin...çizmelerim nerde” diyen kopup gitmiş, tamamen hür bir karakter.. Ve hatta kendi cumhuriyetinin paşası bir tip.

Bu yüzden, ya ilk iki cümleyi kurmamı, ya da bunları es geçip direkt üçüncü cümleden başlamamı isteyeceksiniz.İkisi bir arada olursa aklıbaşında okurların terapiye ihtiyacı olacağı çok açık..Bile bile azınlığa bunu yapacak biri değilim.. Bu yüzden ben direkt yazılarıma hep üçüncü cümleden başlamayı uygun buldum. (Abicim diyorum ben..Dinleyin beni..Bu adam ciddiyetten uzak, Tuhaf tuhaf laflar ediyor, sizler de taaa bu satırlara “bir şeyler diyecek” diye okuyorsunuz..Söyleyim bak ben..Zamanınıza yazık.. (-)N.M.)


Sevgiler...



Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 309
Kayıt tarihi
: 01.02.09
 
 

Şubat 1961 İzmir doğumluyum ve bir süre aradan sonra tekrar İzmir'imde yaşama devam ediyorum.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster