Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mart '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
49
 

Uçup gidecekti melekler gibi

Birkaç saat önce, Beşiktaş’ın Çaykur Rize Spor maçını tartışmıştık birlikte. Koyu Beşiktaşlı idi. İngilizce kursuna gitmek için kapıdan çıkarken el sallamıştı, “ Hoşça kal Baboş, bu sene şampiyonuz “ diye.  Telefon çaldı on yedi otuz sıralarında. “kurstan sonra arkadaşlarla oturacağız kafe de.” Demişti. 18.35 te ablasıyla konuşmuştu “Sakarya da kafedeyiz, biraz daha oturacağız. On beş yirmi dakika sonra kalkabiliriz” demiş.

Saat 19.00 geliyordu televizyonu açtım haberleri izlemek için. Haber öncesi haberleri veriyordu. Kızımın telefonuna “Ankara da Kızılay da patlama oldu” mesajı geldi. Zıpladık yerimizden. Televizyon kanallarını aradık henüz haber ulaşmamıştı. Haber kanallarını aradık, birkaç saniye sonra, NTV “Ankara da Kızılay da otobüs duraklarının olduğu yerde”  patlama oldu, ölü ve yaralılar var haberini verdi.

Anne bağırıyordu “Gitti yavrum gitti diye” Televizyonların gösterdiği yerden binecekti otobüse. Abla ağlayarak arıyordu telefonunu. Şaşkınlıktan televizyona bakarken düşünemez olmuştum olayları. İlk aradığımızda telefonu çalarken sonra ”Ulaşılamıyor” mesajı gelmeye başladı.

Anne bir odada “yandım anam diye” bağırıyordu, abla başka odada “kardeşim diyerek ağlıyordu.  Kolay mıydı 24 yaşında uçup gitmişti belki de  melekler gibi. O dakikalarda durakta olma olasılığı yüksekti.

Şubatta yaşamıştık alçak terörü. Canlar uçup gitmişti. Parçalanmıştı bedenler. Gülen yüzler, parlayan gözler sönmüştü bir anda.. Gözlerimden yaş akarken teselli arıyordu, İnşallah dolmuş durağına gitmiştir diye. 

Ağlayarak koşuşturuyorduk evin için de. Ne giyineceğimizi şaşırdık, oysa ben gidemeyecektim hasta olmam nedeniyle. Kızılay’a değil direk Numune Hasta hanesine, Hacettepe’ye diye söyleniyordum.

Büyütmek için nöbet tutardık annesi ile, her anne ve babanın yaptığı gibi. Televizyon aşığı idi. Erkenden uyur, gece yarısı uyandığında “Atta” diyerek oturma odasına götürüp televizyonu açtırırdı. Divandan düşmemesi için yastıklarla destekler ayağımı önüne uzatırdım. Uykusuzluğa dayanamayıp daldığımda, kahkahasına uyanırdım çoğu kez. Göreve gittiğimde sarılırdı boynuma “Beni bırakma baba” diyerek ağlardı. Gözlerimi tavana dikip  “ Aman Tanrım!... Bizi bırakıp melekler gibi uçtu mu diye” düşünürken kafamı duvarlara vurmak istedim.

Kızımın telefonu çaldı. “Alper” diye haykırdı. Şükürler olsun Tanrıma yaralı da olsa yaşıyor dedim. Ablasının “İyi imiş çığlığı odalardan taştı. Birbirimize sarılarak ağlaşıyorduk.

Gökdelenin önündeyken patlamış bomba. İki üç dakikayla kurtulmuştu ölüm tuzağından. “Alev topunu görünce Kolleje doğru koştum” demiş ablasına. Annesi, ablası gelene dek beklediler yolda. Oranın sırtlarından zor gelebilmişti eve. Sarıldığımda bedinim titriyordu.

Televizyonda her dakika yaralı ölü sayısı artıyordu. Spiker “Ölenlerin çoğu genç” diyordu üzgün üzgün. Uçmuşlardı melekler gibi bu dünyadan. Bir dakika önce ne hayaller, ne umutlar kurmuşlar dı yaşam için. Kafelerde şakalaşmışlardı arkadaşları ile. Belki de annesine babasına “Bir saate kadar gelirim” demişlerdi bizim çocuğumuz gibi.

Ankara da yüzlerce ailenin çığlıkları sanki kulaklarımda çınlıyordu. Çocuğunu bekleyen, babasını, kardeşini, ağabeyini, ablasını bekleyenler pencereden pencereye  koştukları canlandı gözümde, bizde olduğu gibi. Dostlarla konuşamıyorduk ağlamaktan, yaşanan kabustan. Düşünceler tonlarca ağırlık oluşturdu bedenimde. Oturduğum yerde eziliyor, göz yaşlarıma engel olamıyordum. Hem de hıçkıra hıçkıra.

Öğrendiğim tüm bilgilerin analizini, sentezini yapmaya çalıştım. Savundukları düşüncenin kuramcısı olsaydım, masum insanları öldüren bu eyleme izin verir miydim? Aynı ülkede kardeşçe yaşamak, terör eylemleri ile gerçekleşebilir mi?

Ayrı devlet mi kurmak istiyorsunuz? Kurdunuz diyelim, Türkiye ile dost olmadan yaşamak mümkün mü bu coğrafyada? Kendini akıllı sanan kişiler, lider bozuntuları, çekin ellerinizi gençlerimizin üzerinden. Körpecik çocuklar ölüyor hiç yere. Kan ağlıyor insanlığın yüreği.

Teröristin resmine baktım gazetelerde. Babasını, annesini düşündüm .Büyütmek için ne kadar emek vermişlerdir.  Her sabah saçlarını tarayarak okula göndermişlerdi. Güldüğü zaman sevinmişlerdi, okşamışlardı. Koklamışlardı doyana dek.

Okul sıralarında kim bilir kimlerden hoşlanmıştı. Sevdiğinin gözlerine bakabilmek için hayaller kurmuştu, rüyalar görmüştü.

Kana doymayanlar, kıymayın çocuklara. . Alçaklığınıza son verin.

Daha iyi yaşam kavgası mı? Gelin İnsanlık kavgasını hep birlikte verelim. 15.03.2016

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 97
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 443
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1944 yılında Arapgir'de doğmuştur. İlk ve orta öğretimini Arapgir'de, lise öğrenimini Ankara Gazi Li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster