Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ocak '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
881
 

Uçuşunuzu sulu mu yapardınız, kuru mu?

Uçuşunuzu sulu mu yapardınız, kuru mu?
 

Uyuşturucu meselesi, kazandığı boyutları itibarıyla her geçen gün, daha bir derinden kanayan sosyal yaramız olarak gün gibi ortada durmakta. Maalesef bu tehlikeli illetin pençesine düşenlerimizin gerek sayıları artmakta gerekse uyuşturucu kullanıcılarının profili değişmekte. Maddeye bağımlılık yaşı da madde kullanım yaşı da oldukça düşmekte.

Geçtiğimiz haftalarda, Ankara'nın anlı şanlı TED Koleji'nde yaşanan acı hadisenin medya organları kanalıyla topluma yansıması sonucu bu durum nerede ise bir infial boyutu aldı, almalı da. Ama infial ederken, bağrışıp-çığrışmanın kesinlikle bir çözüm olmadığını da unutmamak gerekiyor.

Bu konuyla ilgili neler yapılmalı, eğitim sistemi, sosyal dengesizlikler falan filan gibi beylik laflar etmeyeceğim inanın ve rahat olun. Bu sözleri başta yönetenlerimiz olmak üzere birçok kişiden milyonlarca defa duyduk ama hiç bir işe yaramadı. Artık -ya da eskiden beri- liselerin tuvaletlerine dahi fütursuzca girebilmekte uyuşturucu maddeler.

İzmir'in turistik yerleşim birimlerinden Gümüldür'de, birkaç sene önce bir bar açılmıştı ve mekanın tabelasını gördüğümde küçük dilimi yutacaktım. Barın ismi "Extacy Bar"dı. Piyasadaki en yaygın ve uygun uyuşturucu hap yani. Bölge jandarması müdahale etti de barın ismi değişti diye hatırlıyorum.

İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerimizin neye göre kalbur üstü olduğu belli olmayan kalbur üstü mekanlarında, barlarında, gece klüplerinde, discolarında; hap, esrar, kokain gibi maddeler peynir-ekmek gibi satılıp, içilmektedir. Bu mekanların tuvaletleri eroin enjeksiyon merkezleri gibi çalışmaktadır. Ve bu durum da; gerek medyamıza yansıyan haberlerle, gerek emniyet birimlerinin bilgilendirme ve raporlarıyla sabittir.

Neyse, işin bu boyutu dediğim gibi Amerika'yı yeniden keşfettirecek beylik sözlere hacet bırakmayacak derecede açık ve nettir.

Geçtiğimiz günlerde medyaya yansıyan TED Ankara Koleji'ndeki olayla ve sonrasında yaşananlarla ilgili kendisine yöneltilen bir soru üzerine Sayın Başbakan, yaptığı açıklamasında şöyle bir cümle sarf etti:

<ı>

"Gerek sulu gerek kuru tüm uyuşturuculardan gençlerimizin uzak durması gerektiğini ifade etmek istiyorum."

O kadar okurum, yazarım, çizerim, hasbelkader belirli bir eğitim seviyesine, genel kültür düzeyine, tecrübeye de sahibim, entellektüel bir kimliğim de var ama bu "gerek sulu, gerek kuru" söylemini, doğrusu hiç duymamıştım. Cehaletime mi vermek lazım, böyle bir jargondan haberim olmadığı için mutlu mu olmam gerekir diye, uzun uzun düşündüm. Hatta ve hatta daha bir ay kadar önce Canan Tan'ın son kitabı "Eroinle Dans"ı da devirmiştim ama bu "sulu-kuru" alem dilini doğrusu orada da okumadım. Canan Hanım da kaçırmış galiba.

Tüm toplum kesimlerince bu derecede ortak bir mutabakat ve görüş birliği sağlanabilecek bir konuda (uyuşturucu işinden para kazananlar dışında farklı düşünenler sanırım olmayacaktır tezinden hareket ediyorum) bile; yaptığı açıklamada şaşkınlık yaratabilmeyi başarabilen Başbakan'ımızı, gerçekten de hayretle izlemeye devam ediyorum. Vallahi sizi bilmem ama ben, bu "sulu-kuru" racon dilini hiç ama hiç yakıştıramadım. Recep Bey'e değil ama yakıştıramayışım, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı koltuğunda oturan kişiye.

Türk yakın siyasi tarihi araştırmacılarının, akademisyenlerinin; çok özenli ve kapsamlı bir araştırma yapması bence şart. Ve bu dev araştırmanın konusu da "görev süresi dahilinde yerli-yersiz en çok gündem yaratan hükümet başkanı kimdir?" olmalı bence. Sosyal bilimlerde kesin sonuçlara ulaşmak zordur ama bir sosyal bilimci, politika ve yönetim bilimi eğitimi almış bir kişi olarak ben, kesin favorimi ilan ettim bile sanıyorum.

Kurusuz ve sulusuz günler dilerim efendim; ama kuru fasulye ve sulu köfteyi ihmal etmeyiniz lütfen, sözümüz onlar için değil kesinlikle.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Elbette duymuşsunuzdur da, yine de izninizle, bir taraftan" Arife tarif gerekmez" diyeyim, bir taraftan açıklayayım. "Kuru," kenevirin, "Sulu," Arpanın, Anasonun ve de Üzümün çocuklarıdır. Konuya dönersek; Yaşamda başarılı olabilmiş insanlar, genellikle insanları iyi tanımaktadırlar, İşiniz insanlarla ise doğal olarak onları ve onları ilgilendiren değer ve nesneleri iyi tanımalısınız. Sayın başbakan, bildiğimiz kadarı ile çocukluğunu ve gençliğini Kasımpaşa’da geçirmiş ve epey bir zamanda profesyonel olarak spor yapmıştır. Diğer bir ifadesi ile sokağı ve insanı iyi tanımıştır; Onlarla, iç içe olmasından dolayı. Olayın siyasetçi kimliği ve Lider olarak başarısı var mıdır? Yok mudur? O konulara girmiyorum. Neden? Farklı değerlerle, farklı pencerelerden bakıldığında, Her zaman sizlerinde bildiği gibi farklı yorumlar yapılabilmektedir. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 16.01.2007 13:11
Cevap :
Efendim siz de yazımı, tamamen farklı bir pencereden açıp değerlendirmişsiniz. Ben konunun bu boyutunu düşünerek yazımı kaleme almamıştım ama iyi oldu bu teknik ayrıntıyı vermeniz ve değerli yorumunuzu bizimle paylaşmanız. Ayrıca Başbakan'ın Kasımpaşa tecrübesinin bu milletin çok elzem bir ihtiyacı olduğunu şahsen ben hiç düşünmemekteyim. Keşke bir devlet adamı çizgisi geliştirebilseydi kendisine ama maalesef o da pek mümkün görünmüyor, orijinalitesi gereği. Sevgi ve saygılarımla.  16.01.2007 15:37
 

Sahanda sulu köfte mi, yoksa ekşili köftemi çıkartamadım açıklamak gerek :P Yerli yersiz gündem ayrı bir konu ama bir makamın itibarının en fazla ne kadar düşürülebileceği yönünde bir araştırma iyi olur demekteyim kendi adıma... Sevgiyle...

Barış 
 16.01.2007 12:43
Cevap :
Çok teşekkür ederim efendim, sağlıcakla kalınız. Sevgi ve saygılarımla.  16.01.2007 15:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 928
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3581
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster