Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
295
 

Uçuyoruz mutluluktan...

Uçuyoruz mutluluktan...
 

Görsel internetten alınmıştır.


“Benim çok iyi arkadaşlarım var, her gün birlikte gezip eğleniyoruz. Arada biraz da çapkınlık, anlarsın ya! Ben mutlu olmayayım da kim mutlu olsun.”

“Ay benim bir sevgilim var çoook tatlıııı, o nedenle çok mutluyum.”

“Ay benim iyi bir kocam ve çocuklarım var, mutluyum onların varlığıyla.”

“İyi bir işim ve iyi bir kazancım var, çok mutluyum.” gibi uzar gider insanlara sorulduğunda mutluluk nedenleri.

Mutlu olmanın yolunu anlatan bir şarkı da vardı bir zamanlar dillerden düşmeyen “Bir sen, bir ben, bir de bebek…” diye... Oh ne ala, ne ala…

Sahi, nedir mutluluk, nerede bulunur, neye benzer, yenir mi, içilir mi, nasıl mutlu olunur? Bizi mutlu eden sadece hayatımızda olan kişiler ya da maddi kazançlarımız mı? Şayet böyleyse biraz sıkıntılı. Zira “Duvara dayanma yıkılır, adama dayanma ölür” diye bir atasözümüz var. Maazallah bizi mutlu eden kişiler bir gün hayatımızdan çıktığında, ya da o çok önemli işimizi kaybettiğimizde ne yapacağız? Demek ki mutlu olmak için başka şeylere de ihtiyacımız var.

Mesela çevremiz yangın yeriyken bizim mutlu olma şansımız var mı?

Bence mutluluk geniş çerçevede, uygun çevre koşullarının da oluşması ile kalbimizle beynimizin koordineli çalışması sonucu elde edilen en üst insani bir boyuttur.  Bu boyuta ulaşmak için de yaşamımızda öncelikle iyiliği, doğruluğu, adaleti, insan sevgisini öne çıkarmamız gerektiğine inanıyorum.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2016 yılına ilişkin "Yaşam Memnuniyeti Araştırması" yapmış. Bu istatistikte belirtildiğine göre kendini mutlu addedenlerin çoğunluğu gençler ve okullaşmayanlarmış ve mutluluk katsayımız artmış.

Çok ilginç geldi bana bu tespit.

Okullaşmayan insanlarımızın hayattan beklentilerinin fazla olmadığı için kendilerini bulundukları ortamda mutlu olarak ifade etmiş olabileceklerini düşünürken, gençlerin mutluluğunu anlamakta zorlandım.

Ülkemizde kâbus gibi geçen 2016 yılının ardından, 2017 yılı da hiç iyi başlamadı. Sınırlarımızda sorun bitmiyor. Şehit habersiz neredeyse gün geçmiyor. Başta terör olayları olmak üzere işsizlik de almış başını gidiyor. Gelecek iyi mi olacak, kötü mü olacak kaygısı tavan yapmış. Acaba diyorum, gençler gelecekten umudu kestiklerinden, beklentilerini minimum seviyede tuttuklarından mı kendilerini mutlu addediyorlar? Yani beklenti ne kadar az ise mutluluk katsayısı mı artıyor? Elbette tüm bu sorulara cevap verecek donanıma sahip değilim. Sadece aklıma takıldı ve paylaşmak istedim…

Şayet durum böyleyse yazık ülkeme.

Oysa gençlerin yemyeşil umutları olmalı önlerinde ve umuda ulaşma ihtimalinin yüksekliği mutlu etmeli onları.

Gelecek endişesi taşımadan yaptıkları en az on yıllık planlar mutlu etmeli.

Her şeyden önemlisi güvenlik kaygısı duymadan, özgürce yaşamak mutlu etmeli gençleri.

Tüm bunlar sağlandığı halde doyumsuzluktan mutsuzum diyen olursa da şımarıklıkla suçlanmalı.

Görüldüğü üzere ülkemizde yaşanan her türlü olumsuzluğa rağmen mutluluğu yakalamış ender toplumlardanız…

Allah mutluluğumuzu daim etsin…25 Şubat 2017

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ayşegül Hanım,Milliyet Blog' daki ilk yazım "Mutluluk"la ilgiliydi.Belli bir eğitimden geçmemiş,okumamış gençlerin mutlu olmalarının nedeni,beklentilerinin sınırlı olduğu görüşündeyim. Fen ve matematik öğretmenlerinin hizmetiçi eğitimleri konusunda yaptığım araştırmada, öğretmenlerin fiziki olanaklar konusunda isteklerinin çok sınırlı olduğunu gördüm;çünkü öğretmenlere üst düzeyde hizmet sunulmamıştı.Esenlikler dilerim.

Hüseyin Başdoğan 
 14.03.2017 17:47
Cevap :
Sizinle aynı düşüncedeyim Hüseyin Bey. Hayattan fazla beklentisi olmayanların kendini mutlu addetme oranı daha yüksek oluyor. Beklentileri gerçekleşmeyen kesim daha mutsuz. Yani göz gördüğü kadar, akıl bildiği kadar talep ediyor sanki...Selamlar, mutlu kalın.  14.03.2017 21:45
 

Vatandaşların çoğunun mutlu olması tabii ki bizi de mutlu eder. Lâkin araştırma, "Mutlu musunuz?" diye sorarak yapılamaz. Kimse kolay kolay mutsuzum demez. Çok basit bir ölçü var: Selâmlaşma! Bir toplumda selamlaşma, güleryüz ne kadar yaygınsa o toplum o kadar mutludur. Selâmlaşma ne kadar yaygınsa o toplumun yaşama gücü de o kadar yüksektir. Birbiriyle selamlaşan kaç kişiyi görüyorsunuz? Gülümseyen kaç kişi görüyorsunuz? Mutluluk dileklerimle, selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 05.03.2017 10:12
Cevap :
Elbette. Kimse ben mutsuzum demez, diyemez. O nedenle ne kadar sağlıklıdır bu alınan veri bilinmez. Selamlaşma, gülümseme çok az olduğu gibi her gün cinnet getirir gibi sudan nedenlerle birbirini öldüren ve yaralayan insanların sayısı çığ gibi büyüyor. Bir hoşnutsuzluk, bir tahammülsüzlük hali yerleşiyor her geçen gün topluma. Bugün haberlerde dinledim; bir ilimizde bir düğünde "Halay başı olmak" konusu yüzünden çıkan kavgada sanırım altı kişi yaralanmıştı. Eğlenmeyi dahi beceremez olduk, Allah mutsuz anlarımızdan saklasın! Selamlar, mutlu kalın.  06.03.2017 17:36
 

Keşke biz de kuşlar giebei mavi göklere doğru uçabilsek. Bu kirli dünyadan biraz olsun uzak kalabilsek. Selam ve sevgilerimle.

Abdülkadir Güler 
 03.03.2017 22:20
Cevap :
Keşke mümkün olabilse Abdulkadir Bey, keşke...Selamlar, mutlu kalın.  04.03.2017 10:44
 

Bu ülke insan sevmiyor, insana değer vermiyor. Çoluk, çocuk, genç devlet tarafından önemsenmiyor. Sadece onlara oy gözüyle bakılıyor. Bu ülkeden hiçbir şey çıkmaz. En son da mutluluk çıkar. Ne diyelim? Selamlar

ERIC VAN BUYTEN 
 28.02.2017 11:51
Cevap :
İnsana yalnızca insan olduğu için değer verildiği günlerin özlemiyle yanıyor içim. Umarım birgün başarırız ülke olarak ve o zaman mutluluktan döner başımız...Selamlar, mutlu kalın.  01.03.2017 10:36
 
 
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 3982
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1392
Kayıt tarihi
: 20.11.10
 
 

Bir Kamu Kurumundan emekliyim. Bloğumda; yaşadıklarımı, çevremde gözlemlediğim olaylar ile kendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster