Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '11

 
Kategori
Kültür Turizmi
Okunma Sayısı
674
 

Udaipur'u keşfediyorum

Hello Udaipur 

26 Mart günü sabahı erkenden tren ile Udaipur’a geldim. Gece yaptığım tren yolculuğum gerçekten de fena geçmemişti. Son derece heyecanlı ve dinamik olarak Udapur’u bir an evvel görmek için can atıyorum. Trenden indikten sonra kısa bir arayıştan sonra motor rikşa kiralayarak Bodhgaya’dayken İngiliz dostumun tavsiye ettiği Lal Ghat Guest House’a gittim. Bindiğim rikşa şöförü benden bir gün önce 2 Türk’ün daha Udaipur’a geldiğini söyledi. Türk kelimesini duyunca birden heyecanlandım şanslıysam belki de şehirde onlarla karşılaşabilir diye düşündüm. Neyse motora bindikten sonra yol boyunca etrafı inceledim, Udaipur’dayken neler yapabilirim diye kafamda planlar yaptım. 

Sokaklarda ilerlerken ilk gözüme çarpan şey dükkanların hiç birinin daha açılmadığıydı. Udaipur’da hayat geç başlıyor olmalıydı. Kısa bir şehir gezintisinden sonra Lal Ghat guest’e vardım ilk olarak gözüme çarpan konumunun oldukça çok güzel olmasıydı. Odamın manzarası da çok güzeldi, öyle ki kaldığım odadan Hotel Pichola’yı ve Pichola nehrini görebiliyordum. Odamın önünde bir balkon ve çok güzel siklamen renginde begonfiller salınıyordu. Tek kelime ile Udaipur çook romantik bir yerdi. Geçmişte mihraceler bayağı keyifli zamanlar geçirmiş olmalı diye düşündüm. 

Odama yerleştikten sonra güzel Pichola nehrini seyrederek kahvaltı yaptım. Kahvaltıdan sonra Udipur’a yakın bazı güzel yerleri görmek amacıyla birkaç tur acentasına ismimi ve telefonumu bıraktım. Şu an düşük sezon olduğu için gezi için grup ayarlamaları biraz zor olabilir ama bakalım şansıma ne çıkar ise , haber bekleyeceğim. Bugün görmeyi planladığım City Palace Rajastan’ın en büyük saraylarından birisi. Sarayın tamamının inşa edilmesi 400 kusur yıl sürmüş. Mihracenin Maharana’nın ailesi halen bu sarayın belli bir bölümünde yaşamlarını sürdürmekteymiş. Mihraça Maharana’nın 3 karısı varmış, ancak hiç çocuğu olmamış. Bunun üzerine yeğenini evlat edinmiş ve böylece soyunun devamını garantilemiş. Mihrace Maharana, geçmişte muson yağmurları zamanında Muson Palace’a gidermiş. Bu kısa hoş hikayeyi duyduktan sonra ilk iş olarak yarın Muson place’ı gezmeyi düşünüyorum. City Palace’ın tamamını Hintli bir rehber kiralayarak tam bir saatte gezdim. Geçmişte burada yaşamak muhteşem olurdu herhalde özellikle de bu sarayda. 

City Palace ‘dan sonra buranın en meşhur temple’ı olan Jagdish Temple’ını görmeye gittim. Jagdish temple’ına geldiğimde öğlen duası yapılıyordu. Adet gereği de dua bittikten sonra da dua için gelen halk hep birlikte şarkı söylediler. Jagdish temple’ında gün içinde 4 defa dua yapılıyormuş. Akşam 7:00’de yapılan dua ritüelinde şarkı söylemek yanında dansta dansta ediliyormuş. O günkü öğlen duasında ise ; rengarenk elbiseleri ve enteresan müzik aletleri ile dua eden son derece enteresan bir dua seramonisi sergileyen Udaipur halkını seyretmek çok hoşuma gitti. Özellikle biz yabancılar için gerçekten çok enteresan bir deneyim , görmenizi tavsiye ederim. Jagdish Temple’nın etrafında 4 ayrı tanrı için ayrıca 4 küçük temple inşa etmişler. Etraflarında kısa bir gezintiden sonra en sevdiğim tanrılardan Ganesh’in bulunduğu küçük temple’a gidip Ganesh’e saygılarımı sundum. Kısaca bahsetmek gerekirse Ganesh ; şans ve şevkati temsil ediyor, benim de en benim favori tanrılarımdan. Bu kadar gezmeden oldukça yorulmuştum o yüzden Ganesh Jagdish Temple’i iyice gezdikten sonra sonra City palace’a giderken gözüme kestirdiğim cafeye gittim. 

Tahmin ettiğim gibi cafenin tüm ürünleri çok güzeldi. Güzel bir darjeleng çayı ile birlikte lezzetli bir browni yedim. Uzun zamandır ilk defa bu kadar keyifli bir çay içiyordum. İyice karnımı doyurduktan ve dinlendikten sonra saatime baktım, saat tam 14:00 dı. Biraz etrafta dolaşıp internete giderim diye düşünürken gözümü “Henna Yapılır” tabelası çarptı. Hindistana gelipte Henna yaptırmamak olmaz diye düşünerek hemen oraya doğru yöneldim ve kısa bir pazarlıktan sonra 2 ayağıma ve sağ elime olmak üzere hepsine birden güzel bir hint kınası yaptırdım. Hennalarımı yaptırdıktan sonra tekrar sokaklara döndüm , etrafı gezerken birden çok sevdiğim Zafer Bey ( Zafer bey Hindistan gezileri düzenler kesinlikle güvenebilirsiniz. ) ve Mine Hanım geliyorlar. Udaipur’a geldiğimde bindiğim motor rikşanın şöförü sizden önce 2 türk geldi derken anlaşılan Zafer ile Mine hanım’ı kastetmişti. Dünya gerçekten çok küçük tanımı Zafer bey ile Mine hanım ile Udaipurın sokaklarından birinde karşılaşmamıza çok uyuyor. Ancak maalesef onlarında Udaipur’daki son günleriymiş. Udaipur’dan sonra ilk olarak; fareler tapınağı sonra da Simla’ya gideceklermiş. Dediklerine göre , Simla şehri Hindistan’daki diğer şehirlerden farklı olarak yere tükürme, sokağa tuvaletini yapma ve sigara içmenin yasak olduğu bir şehirmiş. Hindistan’ı gezmek isteyenler bu şehri gezi listerine dahil etmeleri çok iyi olur. Zafer bey’lerle ayak üstü sohbet ettikten sonra akşam Dharonhar’da Rajastan dans gösterilerinin yapılacağı yerde buluşmak üzere ayrıldık. Akşam saat 7 :00 Zafer bey’lerle buluşmak üzere Dharonhar’a gittim. Gösteri muhteşemdi. Rengarenk kıyafetler, enteresan müzik aletleri, değişik dans stilleri ile gerçekten görülmeğe değer bir gösteriydi. Gösteriden sonra buranın romantik 5 resturantından biri olan Jagat Niwas Palace Hotelin restaurantına gittik. Jagat Niwas Palace oteli çok güzeldi. Keşke burada kalsaydım dedim içimden. Otelin restaurantında çok keyifli bir akşam yemeği yedik. Otel, City Palace’ın tam karşısında idi ve muhteşem Pichola nehrine bakıyordu. Şansımıza o gece City palace’da bir düğün vardı ve yemeğimizi yerken atılan havai fişekleri ile çok eğlendik. Yolunuz buralara düşer ise kesinlike Jagat Niwas Palace’ta kalın derim. Özellikle balayı çiftleri için muhteşem, hem hesaplı, hem büyülü, hem romantik, hem temiz, hem keyifli, hem… , hem…, hem…., ( artık sonrasını sizin hayal gücünüze bırakıyorum) Zafer bey’lerle vedalaştıktan sonra odama gittim ve güzel bir uyku çektim. İlk günüm fena geçmemişti. Bakalım yarın neler olacaktı? 

Sevgiler 

Udaipur , The romantik city  

27 Mart günü her zamanki gibi erkeden kalktım ve dışarıya çıktım. Kaldığım guest house’tan çıktıkan sonra bir ne göreyim sokaklar bomboş.. “Hay Allah bu saatte kimsenin olmadığını unutmuştum” diye geçirdim içimden. Yapacak bir şey yoktu. Yarın sabah kalkınca biraz kitap okuyup daha geç dışarıya çıkmaya karar verdim. Biraz yürüdükten sonra bugün gitmeyi planladığım Hotel Lake Pichola’da güzel bir kahvaltı yaptım. Restauranta girdiğimde benimle birlikte bir masa daha vardı. Sabahın erken saatlerinde Udaipur’da yaşam yoktu. Kahvaltıdan sonra nehrin diğer yakasında biraz daha dolaştım. Sonra Munson sarayı ile Shilpgram köyüne gitmek için motor rikşa ile anlaştım. Rikşa şöförü şöförlük yanında bana çevreyi tanıtıyor yani bir de rehberlik yapıyordu. Ooh ohh dedim içimden çok şanslıyım. 

Munson sarayının girişine geldiğimizde, bizi bir sürpriz bekliyordu. Beni sarayın bulunduğu tepeye çıkartacak arabanın henüz gelmediğini söylediler. Munson Sarayı şehrin en tepesinde ormanlık alanın içindeydi. Benim rikşa şöförü yukarı çıkabilmek için neler yapılacağı konusunda kapıdaki adamla konuştu. Aralarında aldıkları karara göre bilet kesen adamın motosikletini benim rikşa şöförü kullanacak ve beni Munson sarayının olduğu tepeye çıkartacaktı. Tepeye kendi kaynaklarımızla çıkıyor olmamıza rağmen yukarı çıkış araba parasını ödemem konusunda ısrar ediyorlardı. Tamam ne yapalım dedim buraya kadar geldik, benim rikşa şöförü hem fikir ise araba ile yukarı çıkış ücretini de ödemekten başka çaremiz yoktu. Ve motosiklet ile Muson sarayına doğru yol aldık. Saray, City Palace’e göre çok küçüktü. Yalnız buradan Udaipur’u 360 derece görünüyordu. 

Munson sarayını gezdikten sonra Shilgram köyüne doğru yola çıktık. Burası örnek bir köydü. Rajastan, Gujarat, Goa ve Maharashta bölgelerinde evlerden örnekler inşa edilmişti. Köyü gezmek için burada da bir rehber kiraladım. Rehber daha önce öğretmen olan bilgili bir beydi. Burada hem rehberlik yaparak para kazanıyor hem de bu bölgedeki fakir halkın çocuklarını eğitiyordu. İlk olarak Rajastan evini gezdik. Evin etrafı özel rüzgara karşı korumalı topraktan yapılmış duvarla çevrilmişti. Duvarla çevrili alan içinde oturma odası, yatak odası, mutfak ve banyo için ayrı ayrı evler yer alıyordu. Evin dışında ise küçük bir temple’da inşa etmişlerdi. İnek pisliği, toprak ve otun su ile karıştırılarak bahçe duvarları inşa edilmişti. Bu alışım, insanları hem sivrisineklerden hem de sıcaktan koruyormuş. 

Bir sonraki örnek ev Gujarat’a aitti. Gujarat Mamatma Gandhi’nin doğduğu şehirdi. Rehberin söylediğine göre Gujarat’ta yaşayanların eğitim düzeyi diğer bölgelere göre daha gelişmişmiş. Bu bölgede yaşayan halk sadece büyük bir odası olan evde yaşıyorlarmuş. Bu tek oda içinde mutfak, oturma odası, yatak odası yer alıyordu. Çocuklardan biri evlenince aynı evin yanına bir ev daha inşa ediyorlarmış. Mutfak dolapları ile giyecek dolapları da aynı şekilde odanın duvarında sıralanmışlardı. Evin duvarına bir sürü kırık ayna parçaları yapıştırılmıştı. Bembeyaz duvarlar bir sürü minik ayna ile süslenmişti. Duvarlardaki aynalar mum ve gaz yağı ile ışıkla aydınlatma yapıldığında ışığın her tarafa yayılmasını sağlıyor hem de duvara güzel bir görünüm veriyordu. Aynaları duvarlara yapıştırmalarının ayrı bir nedeni de Şeytan eve girince aynalar aracılığıyla kendi yüzünü fark edecek ve orada daha fazla kalmak istemeyecekti. 

Gujarat bölgesindeki evden sonra Goa bölgesine ait eve geldik. Goa evleri de mutfak, yatak odası ve oturma odası olmak üzere 3 ayrı odadan oluşuyordu. En son gittiğimiz ev ise Maharashta bölgesine aitti. Maharshta bölgesi genelde dağlık bir bölgeymiş, iklim şartları sebebiyle evler çabuk bozulduğundan bulabilecekleri saz ve otlar gibi en ucuz malzemeleri kullanarak evleri inşa ediyorlarmış. Shilpgram’ı gezdikten sonra Udaipur’un şehir merkezine gittik. 

Jagdish Temple’a uğryıp Ganesh’e dua ettikten sonra dün gittiğim cafeye tekrar gidip Darjeleeng çayı içmeye karar verdim. Burada benim gibi gezmeye gelmiş İngiliz bir adamla lafladık. O da yılın 6 ayı Londra’da diğer altı ayı ise Hindistan’da geçiriyormuş. Daha bir müddet daha buradaymış. Her sene Londra’da bir ev alıyor içini dekore ettikten sonra satıyormuş. Kazandığı para ile de Hindistan’ı geziyormuş. Çoğunlukla Rishikish’e gidiyormuş. Rishikish’i görmüştüm. Güzel bir yerdi ama uzun süre kalınabilirmiydi bilmiyorum. Bu fikrimi paylaştığımda Rishikedh’te yaşayan arkadaşları olduğunu söyledi. İşte şimdi Rishikesh’te kalma olayı anlamlı hale gelmişti. O gün akşam kaldığım guest house çok yakın olan Natural View isimli restauranta gittim. Pichola nehrine bakan güzel bir manzarası vardı. Kendime sizzler ısmarlayıp afiyetle yedim. Sizzler buharda pişirilmiş sebze yemeği. Servis yapılırken adeta pişmeye devam ediyormuş gibi çıtır çıtır ses çıkartarak getiriliyor. Çıkardığı ses ile restauranta yemeğe gelenlerin bayağı ilgini çekti diyebilirim. Yemekten sonra fazla dolanmadan kaldığım guest house’a gidip uyudum. Bugün çok yorulmuşum gibi geldi, güzel bir uyku iyi gelecekti... 

Byee Udaipur 

Bugün Udaipur’da son günüm. Akşam 18:05 treni ile Delhi’ye gideceğim. Delhi’de biraz dolandıktan sonra oradan havaalanına gideceğim. Uçağım 31 mart sabaha karşı 4:30’ta kalkıyor. 2:00 gibi check in yapacaklar diye düşünüyorum. Bu sebeple o gün Delhi’de bir otelde kalmama gerek yok. Biraz sefillik olacak ama eve gittiğimde bol bol dinlenirim diye düşünüyorum. Trenin kalkış saatine kadar Udaipur’da aylak aylak dolaştım. Kendime hal hal aldım. Sari siparişim vardı onu hallettim. Bir de buranın meşhur pazarı Mandi pazarından Darjeleeng ile Assam tea satın aldım. Tabii bir de avucuma Hint kınası yaptırttım. Fena olmadı. Hindistan maceram Udaipur ile son buluyor. Bu seferki de güzel geçti. Thailand, Kamboçya, Burma’da dahil olmak üzere benim süprizlerle dolu güzel bir tatil oldu. Güzel insanlarla tanıştım. Kutsal yerlerde bol bol dualar ettim. Gelmişken bir de kendimi eğittim. Daha başka ne isteyebilirim ki Şam’da kayısı olayı… Bir sonraki seyahatime kadar hoşçakalın ,  

Sevgiyle kalın….. 

Sibel 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 511
Toplam yorum
: 63
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 275
Kayıt tarihi
: 09.11.10
 
 

Geçmişte finans sektöründe ağırlıklı olarak iyileştirme ve geliştirme projelerinin hayata geçiril..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster