Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mayıs '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1239
 

Üflemeyeceksin salak, emeceksin

Üflemeyeceksin salak, emeceksin
 

Hii ne ayıp!” diye yüklenmeyin bu fakire de lafın sonunu dinleyin lütfen!


Yazımızın başlığı sizde “porno” çağrışımı yapabilir tabiyatıynan ama huylanmanıza da gerek yok!


Ben de biliyorum buranın bir “aile sitesi” olduğunu ve tarzımı değiştirmeye de hiç niyetim yok!


Bir zahmet açıp okuyun lütfen,  bundan 6 sene önce “hakkımda” bölümünde yazdıklarımı…


“Çevremde tanık olduğum aptallıkları kendi aptallıklarımla karşılaştırıp yazıya dökerim; Allah ne verdiyse artık” demişim.


Yiğidi öldürün ama hakkını da verin yani! Bu çizgimden de hiç sapmamışım!


Tamam! Yukarıdaki başlık hemcinslerimin (salaklık demeyelim de) “deneyimsizliğini” bir güzel ifade ediyor! İtirazım varsa Allah bin türlü müstahakkımı versin! Sufi sesler çıkaran “ Ney” enstrümanıyla meme arasındaki farkı algılayamıyorsak bunda AKP Hükümetinin de şeyi vardır elbette!


Zaman her şeyin ilacıdır; zamanla bizler de öğreneceğiz “G noktasının” nerede saklı olduğunu ve muhataba “Nerede kız? diye sorulmayacağını…


Şimdiki gençleri bilmem ama benim talihsiz kuşağım ne televizyonla büyüdü, ne de internetle…


Kıytırık bir radyo vardı işte… Ajans haberlerinin, Yurttan Sesler Korosu türkülerinin ve de arkası yarınların ne kışkırtıcı, ne de eğitici bir yönü vardı. “Ben evleneceğim kızla cinsel ilişkiye giremem zira aşkın büyüsü bozuluyor” der çıkardık işin içinden!


Üflemezsin de ne yaparsın?


Zamane veletleri ise “Diz üstü” pozisyonuyla “Misyoner” pozisyonu arasındaki farkı irdeliyorlar utanıp arlanmadan!


Demem o değil tabii…


Cuma gecesi işte… Rostock’tan gelmişiz, yorgun argın.  Çocuklar beni muhitime (Berlin/ Neukölln) bırakmışlar… Hem alışverişimi yapıyorum hem de evime doğru gidiyorum. Ayaküstü bira atıştırdığım o lokalde tanıştığım (güzel kalçalı) Türk hatun ısrarla telefon numaramı istemese bu yazıyı yazmak kısmet olmayacaktı haliyle.


Yalanım yok! Telefon numaramı verdim ama siz şimdi “Her önüne gelene veriyor bu Culduz” diye düşünmeyin lütfen! İşin içinde iş var. Bu muhite taşınalı 4 ay oluyor ve 4 aydır benim bir telefon sapığım var. İzmirli olduğumu bilen ve İzmirli olduğum için benimle tanışmak istediğini söyleyen bu İzmirli hatundan şüphelenmiştim açıkçası.


Pazar günü, sabahın köründe pek cilveli çaldı telefonum… Duvardaki saat 12’yi gösteriyordu ve arayan Jenifer Lopez kalçalı Türk hatundu.


“Richardplatz’daki kafeye gelebilir miydim?”


25 dakika sonra Formel 1 Monako başlayacaktı ama gelebilirdim tabii. (Favorim Vettel 11. Cepten yarışa gireceği için iddiası yoktu)


Kahvelerimizden ilk yudumu alınca birer sigara tellendirdik. Ben yavaş yavaş uyanma emareleri gösterirken, o da hayat hikâyesini anlatmaya başlamıştı. (Bayan hanımlar kendilerini ifade etmede neden bu kadar aceleci davranıyorlar anlamıyorum.) Hayat hikâyesi bitince sorular faslına geçildi tabii.


Saat ücretim…


Evli olup olmadığım…


Arabamın markası…


Kaç odalı evde oturduğum…


Güzel vatanımdaki menkul ve gayrimenkullerim…


Bir güzel sorgulandı ve tabiyatıynan soru sorma sırası bana geldi.


“Çoluk çocuk nasıllar?” diye klasik (ve de aptalca)bir soru sorduğumda 3. kahveyi bitirmiştim. Uyku sersemliğim biraz olsun geçmişti.


“Valla bende fazla çocuk yok” diye yanıt verince, o sırada yanımızdan geçen garsondan bir koyu kahve daha istedim.


Ben tam “Ne kadar az çocuk var?” diye sormaya hazırlanırken:


“Valla Ümitçiğim, düzüşmeyince çocuk olmuyor, biliyorsun” deyince kahvenin yanında bir de konyak söyledim.


“Harbiliğin” bu kadarı fazla gelmişti bana! İşte tam bu sırada o fıkra geldi aklıma…


Kumarbazın biri başını alıp gidermiş sık sık ve evine aylar sonra dönermiş… Karısı da adamın cebini yoklarmış gidiş ve dönüşlerinde… Nedense kumarbazın cebinde hep seksen lira olurmuş! Kadının canına tak ettiği bir gün çekmiş kumarbaz kocasını karşısına… “Herif, herif” diye çıkışmış…


“Gittin seksen, geldin seksen… Oturup da evinde karını öpsen olmuyo mu?” demiş!


Ara Not: Aile terbiyesi aldığımdan yukarıdaki “düzüşme” sözcüğünü uydurduğum gibi bu fıkrada da ”öpsen” sözcüğünü icat etme başarısını gösteriyorum. Asıllarını yazmak aklımın ucundan bile geçmez, bilirsiniz. Yararlı sansüre örnek olarak algılayabilirsiniz tabii.


Aklım TV’deki Formel 1 şeyinde… Tamam, favorim Vettel yarışa 11. Cepten başlayacak ama ya birinci olursa. Nitekim 4. oldu ve güzel puan aldı ama ben göremedim işte!


 “Otursan ya evinde, a benim salak oğlum” dedim kendi kendime…


Jenifer Lopez kalçalı harbi hatun “artık ben gitmeliyim” dediğinde akşamı etmiştik zaten.


Kafeden çıkarken kapının yanındaki boy aynasında kendimi şöyle bir süzdüm.


Gerçekten de salakça bir görünümüm vardı…


Not: Gördüğünüz gibi, istenince “bilimsel” , “eğitici” , “ibret verici” ve de “düzeyli” porno yazıları yazılabiliyor ama her şeyi de Culduz’dan beklememek lazım.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Size not vermek haddim değil tabii ki ama "Porno" üzerine yazdıklarınız benden on üzerinden "on" aldı. Hala çıkacak kitabınızı bekliyorum, ama hep bu kıvamdaki yazılardan oluşan kitabınızı. Yanlış anlaşılmasın sakın, konu değil kastim ama siyaseti filan boşverip yaşamı yazın siz isterdim, kafeleri, sokakları, insanları, sohbetleri, anlamları ve anlamsızlıkları, hep bu anlatım lezzetinde. "Emriniz olur" filan demeyin sakın şimdi. Benimkisi beğeni yüklü bir dilek sadece. Selamlar.

Zühal Voigt  
 02.06.2012 1:25
Cevap :
MB de "siyaset" yazmak zaten pek mümkün değil, Zühal Hanım. "Ulusalcı" ağırlıklı bir memur sitesinde yapılacak en son iştir siyaset yazmak! Günde 2 yazı yazabileceğim halde ayda tek yazıyla yetini yorum. Bu bile fazla geliyor bana. Elimden geldiğince okuyor ve arıyorum. Bulamayacağımı bile bile. Not verme konusunda ben sizin kadar bonkör değilim. Birkaç iyi vardı ama onlar da çekip gittiler. Benim "sivri" oluşum "iyi" olduğum anlamına gelmez ama yine de değerlendirmeniz için teşekkür ederim. Selam ve sevgilerimle:)  04.06.2012 22:27
 

Böylesi porno'ya can kurban. Hikaye güzeldi. Eee, sonu n'oldu bu işin? İş deyince aklıma geldi, işi nerde bitirdin? Yani, mumu nerde söndürdün? Merak bu ya. Hep sen meraklı olacak değilsin a! Biraz da bizi düşü n. Olsa olsa Porno Bulvarı, Porno Avenue Caddesi,Porno çıkmaz sokak'ta mı son buldu o bol salçalı geniş kalçalı üvertür? Selam ve sevgi ile

Muzaffer Cellek 
 28.05.2012 11:09
Cevap :
Üzgünüm üstadım, daha fazlasını anlatamam yoksa Başak Hanım ağzıma biber sürer. Şu sıralar uyarı almaya hiç niyetim yok.  28.05.2012 12:16
 

Hemingway'ın romanlarını anımsadım.O da hep kafede bir yerde bir arkadaşıyla...Ama bu gerçek tabi.Belki onlar da gerçekti.Jennifer Lopez kalçalı hanım harbiymiş ama siz de anlatırken delikanlılığınızı bozmamışsınız.Ben de biraz Hemingway ruhluyum.Böyle şehrin bir yerinde,kafede,günün bir saati ilk kez tanıştığım yabancı biriyle anlamsız ve amaçsız sohbet etmeyi severim.Uzun ve yoran ilişkileri sevmiyorum zaten.Bu nedenle herkes beni tanır ama hiç dostum yok.Seviyorum böyle serseri yaşamayı.

Kerim Korkut 
 28.05.2012 6:48
Cevap :
İyi de, yenge ne diyor bu işe?  28.05.2012 13:50
 

Hocam, boşuna mı Ümit usta diyoruz size;))) Bazı konuları yazmak ustalık işidir. İyi de maceranın sonunu bağlamamışsınız!Valla meraktan değil! Haşa!!!;)))) Sevgiler İzmir'den taaa Berlin diyarına...

Ay Şen 
 28.05.2012 6:17
Cevap :
Hatun yüzünden Formel 1'i kaçırdık, bari Behzat Ç'yi kaçırmayayım diye doğru eve koştum Hocam.  28.05.2012 12:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1614
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster