Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Eylül '13

 
Kategori
Uzay
Okunma Sayısı
1233
 

Ufo yok, uzaylı yok! Rahat uyuyun

Ufo Yok, Uzaylı Yok! Rahat Uyuyun.

Bu Dünya Biricik, Onu Koruyun.

Bu Dünya öyle biricik, öyle olağanüstü bir gezegen ki koskoca uzayda bile bir benzeri yok. Bilim adamlarının söylediğine göre 4.5 milyar yılda her an, durmadan değişerek, uygun koşullar oluştuğunda bazı olayların gerçekleşmesiyle tek hücreliden, çok hücreliye dönüşen bir yaşam ve sonuçta onun sırlarını kısmen çözebilecek beyine sahip İnsan gibi bir varlığa hayat verecek kadar mükemmelleşen, olağanüstü yaratıcı, doğurgan bir gezegen.

Bugünkü doğa bilimleri ile ancak çok sınırlı bir kısmını çözebildiğimiz sırlarının  kaynağında bu 4.5 milyar yıl boyunca olagelen ve insan aklının alamayacağı kadar milyarlarca aşama, değişim, yenilenme ve olay sayesinde Dünyamız şu anda yaşadığımız yer haline geldi.

Başka bir galakside Dünya gibi yaşanılır bir gezegen olma ihtimali yok denecek kadar azdır. Bunu söyleyen bilim adamlarının en güvenilir argümanları ihtimal hesaplarına yani matematiğe dayanıyor. En klasik ihtimal hesaplarından birinde, 6 yüzü olan küp şeklindeki bir tavla zarında  şeş gelme olasılığı altıda birdir.

Haftada bir oynanan 49 sayının bulunduğu Sayısal Lotoda 1 tutturmamız 49’da 1 ve 6 tutturmamız, yani 6 değişik sayıyı bilme  ihtimalimiz 14 milyonda birdir. Sayısal Lotoda birkaç milyonluk seçenek bir hafta boyunca biriktirilir ve birkaç dakikada makinenin oluşturduğu altılı kombinasyonun bu seçenekler arasında olup olmadığı tespit edilir. Bazen milyonlarca kişi oynadığı halde üst üste birkaç hafta tutturulamadığı da olur.

Dünyamızın önceki bazı aşamaların bir kısmını diğer  gezegenler de geçirmiş veya geçiriyor olabilir ancak bir gezegende canlı yaşamın başlaması için bu aşamaların eksiksiz, kusursuz ve tam olarak gerçekleşmesi gerekir. Dünya bu haliyle canlı yaşam için eksiksiz ve kusursuz bir gezegendir. Dünyanın bugünkü durumuna gelmesinde milyarlarca yıl boyunca fizik, şimik, astronomik, kozmik, biyolojik, jeolojik, hidrolojik, coğrafik, meteorolojik, matematik ve aklımıza gelmeyen daha başka milyonlarca olayın uygun zamanda gerçekleşmesinin rolü olmuştur.

Dünya’nın uydusu olan ve uzayda bir toz tanesi kadar cürümü olmayan Ay’ın bile eliptik yörüngesinden dolayı belli zamanlarda Dünya’ya yaklaşıp uzaklaşmasının  canlı yaşamının oluşmasında belirleyici rolü vardır. Daha galaksimizden, güneşimizden bunların uzaydaki yerleşiminden söz etmeye sıra bile gelmedi.

Sadece Ay’ın Dünya’ya uzaklığının rolü bile canlı yaşamın olmazsa olmaz koşullarından biri ise diğer koşulları saymaya gerek kalır mı?

Uzayda trilyonlarca galaksi, yıldız, gezegen, uydu, meteor, asteroid vs olabilir. Bunların bütün Dünyadaki sahillerin kum tanelerinden fazla olduğu bile söylenebilir.

Ancak lotodaki 49 adet sayı yerine uzaydaki sayılarının milyarlarca olduğunu varsaydığımız gezegenleri, 6 adet sayı yerine de canlı yaşam olasılığına denk gelen ve mütevazi bir tahminle birkaç bin ile ifade edilen (zaman, unsur ve olayın) sayısını koyalım ve bir ihtimal hesabı yapalım.

İşte bazı bilim adamları bu hesabı değişik verilere göre yaptıklarında karşılarına başka bir gezeğende canlı yaşam olma olasılığının neredeyse yok mertebesinde olduğunu buluyorlar. Örneğin Dünya’da bulunan organik ve inorganik element sayısı 100 civarındadır. Canlı yaşam için hidrojen, oksijen, karbon, azot gibi en temel elementler ve bunların oluşturduğu hava, su, amino asit bileşimlerini peş peşe sıraladığımızda lotodaki altılı kombinasyon yerine binlerce belki milyonlarca kombinasyon çıkar. Bu kombinasyonların gerçekleşme olasılığı imkansız düzeydedir.

Bir milyon rakamında 6 adet, bir milyarda 9, bir trilyonda 12, bir katrilyonda 15 adet sıfır vardır. 60 adet sıfır ihtiva eden bir rakamın henüz adını bilmiyoruz. Varsayalım ki başka bir gezegende canlı yaşam olasılığı 60 adet sıfır ihtiva eden rakamda 1 ihtimal olsun. Bu olasılık bilim adamlarınca imkansız mertebesinde bir ihtimaldir.

Dünyanın nüfusunu 6.5 milyar kabul edelim ve bu yeryüzünde 100 metreyi 9.58 saniyede koşabilen sadece bir atlet var. Bu demektir ki Dünyada 6.5 milyarda 1 olasılıkla böyle bir derece yapılıyor.

9.40 saniyede 100 metrenin koşulma ihtimali şu gün için imkansızdır. Bu durum sonsuza kadar böyle mi olacaktır? Tabii ki hayır. Belki Dünya nüfusu 10 milyar olduğunda böyle bir derece gerçekleşecektir. O zaman da ihtimal hesabımız 10 milyarda 1 olacaktır.

Satranç hakkında çeşitli şekillerde dilden dile dolaşan fakat özü değişmeyen, insana ilk başta olabilirmiş gibi gelen fakat ciddi bir sorgulama ve hesap yapıldığında imkansızlığı anlaşılan bir efsaneyi anlatarak matematiğin önemini vurgulayabiliriz.

Rivayet olunur ki, bunu bulan Brahman rahibi Şah'a bir ders vermek istemiş. ''Sen ne kadar önemli bir insan olursan ol, adamların, vezirlerin, askerlerin olmadan hiçbir işe yaramazsın'' demek istemiş. Şah bu durumdan memnun görünmüş, ''Peki, oyunu ve dersini beğendim. Dile benden ne dilersen'' demiş. Rahip bu olay üzerine Şah'ın alması gereken dersi hala almadığını düşünerek ''Bir miktar buğday istiyorum'' demiş.

''Sana bulduğum bu oyunun birinci karesi için bir buğday istiyorum. İkinci karesi için iki buğday istiyorum. Üçüncü karesi için dört buğday istiyorum. Böylece her karede, bir önceki karede aldığımın iki misli buğday istiyorum. Sadece bu kadar buğday istiyorum'' demiş. Şah, kendisi gibi yüce ve kudretli bir şahtan isteye isteye üç beş tane buğday isteyen bu rahibin, küstahlığa varan alçakgönüllülüğüne sinirlenmiş ve ona bir ders vermek istemiş. ''Hesaplayın. Hak ettiğinden bir tane fazla buğday vermeyin'' demiş.

49. Kareye geldikleri zaman 24 milyon ton buğday vermeleri gerekiyor. Bu ise, Türkiye'nin bir yıllık buğday üretiminden fazla. 54. Kareye geldiklerinde ise 771 milyon ton buğday vermeleri gerekiyor. Bu da dünyamızın bugünkü ölçülere göre bir buçuk yıllık buğday üretimi. ''Madem başladık hesaplara devam edelim'' deyip bitirmişler. 64. kare de tamamlandığında bugünkü ölçülerde dünyanın 1500 yıllık ihtiyacını karşılayacak kadar buğday çıkmış. Başka bir gezegende canlı yaşam olma olasılığı da benzer bir hesaplamayı gerektirir. Çıkacak sonuç satranç efsanesi gibi şaşırtıcıdır.

Eğer zihinsel tembelliğin rahatlığına aldanır, düşünmek ve sorgulamak zahmetine katlanmayıp, kabullenmenin ve inanmanın kolaylığını tercih eder ve Şahın yaptığı gibi ilk 10 karede sadece 512 buğday tanesine kadar yüzeysel bir hesap yaparak karar verirsek yanılırız.

Sorgulamamızı derinleştirir ve 64. kareye kadar hesabı ilerletirsek üzerinde canlı yaşayan başka bir gezegen olma olasılığını düşünmeye değmeyecek kadar az olduğunu, Dünyamızın biricikliğini, benzersizliğini fark eder, bir gece ansızın gelecek Ufoları, uzaylıları rüyalarımızda görüp, ter içinde uyanmaktan vazgeçer, kendi güzel gezegenimizin dirliğini, düzenliğini bozmamaya çalışırız.

Peki bunca Ufo hikayesi, romanı boşuna mı yazılıyor, bunca uzaylı filmi boşuna mı çekiliyor?

İnsanın  hayal gücünün sınırı yok. Kaldı ki bu konular insanları cezbediyor. İnsanlar arasında iletişim ve etkileşime vesile oluyor. Para bile kazandırıyor. Ufolara, uzaylılara inanan keza burçlara, yıldızlara inanan, onların alçalıp, yükselmelerine göre karakter tahlili yapan milyonlarca insan var. Bunca insan inandıkları konuda sürekli yeni şeyler bulmaya çalışarak inançlarını pekiştirmek istiyorlar. Aynı inancı taşıyan insanlarla iletişim kuruyor ve yalnız olmadıklarını anlıyorlar. Bunda yadırganacak bir şey yok. Son derece doğal.

Israrla söylemeye çalıştığımız şey: Trilyonlarca objenin olduğu şu sonsuz uzayda bile Dünyamızın ne kadar eşsiz, ne kadar olağanüstü, insanlığın daha uzun süre yaşaması ve gelişmesi için ne kadar elverişli bir gezegen olduğu ve bizim bunun pek farkında olmadığımız gerçeği.

Hani boğuk, kalın sesiyle içimizi titreten şarkıcının söylediği gibi ‘what a wonderful world’.

Bir gün bu güzel Dünya yaşanamaz duruma gelirse büyük bir olasılıkla bunun sorumlusu insan olacaktır.

Dünyamızın insanlar ve bütün canlılar için yaşanılabilir biricik yer olduğunu içselleştirip, uzaydan bakıldığında göz kamaştırıcı güzellikte görünen bu mavi gezegeni gözümüz gibi korumalı, canlı, cansız onun bütün varlıklarına saygı duymalıyız.

Gelecekte, uzaydaki herhangi bir gezegende yaşam kurabileceğimizi  düşünerek bu uğurda enerjimizi, kaynaklarımızı harcayarak Dünyamızı yaşanmaz hale getirmemeliyiz. Bu kaynakları Dünyanın havasını, suyunu, toprağını kirletmemek için kullanabilirsek daha akıllıca davranmış oluruz.

Dünyadan başka bir yerde, başka bir gezegende yaşamayı düşünmek bir fütürist için bile kabustan farksızdır. Uzayda ve diğer bazı gezegenlerin yüzeyinde Artı 400 C dereceden eksi 270 C dereceye kadar değişen sıcaklıklar vardır.

Bu iklimlerde yaşamayı düşünmek bile yeteri kadar ürkütücü.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2462
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

Eczacı, Optisyen Fizik, özellikle optik fizik konusuna ve genel olarak görüntü ve ses teknolo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster