Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ekim '11

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
1064
 

Üfürükçülük ve Modernizm

Üfürükçülük ve Modernizm
 

Hz. Mevlana


Duydum ki, en son, Tibet ayini moda. Zayıflatır, sağlık sıhhat verir. Hatta beyaz saçları siyahlatır. Yaşadığınız toplumda, coğrafyada; ayin, spor, ibadet, tedavi, terapi metotları varken. Neden Tibet? Sanki burada meyve yok da, ananas, mango peşine düşülmüş!

Mevleviler sahne gösterisi mi yaparlar. Sema bir dans çeşidi midir? Mevlana bir gazetede köşe yazarı mıdır? Ahmet Özhan ise popçu mudur? Tasavvuf ve sufilik nedir? İbn-i Sina Razi, İbn el-Cezzar, İbn-i Nefis,  manav ya da nalbant mıdır? Namaz bir çeşit dans mıdır? Ülkemizde psikyatrist veya psikolog mu yoktur? Güreş, Alaska nın milli sporumudur? Ülkemizde yürüyüş, yüzme vs sağlık için sporlar yapılamaz mı? Binicilik bizim coğrafyamızda yok mu? Yalnızca kovboy filmlerinden öte, at görmeyenler için, böyle sanılıyor olabilir. Cirit diye bir spor var Anadolu da. Polo ise Hint kültüründe ki benzeridir. Anadolu da güreş, kick boksun alternatifidir. Osmanlı tokadı ise, “tsuki” nin (uzak doğu yumruğu) yerine geçer.

Şimdi moda:

 “Ben bilmem ne? yapıyorum şekerim. Ayda “xxxx” dolar veriyorum. Sudan ucuz. Sende gelsene. Bir rahatlıyorsun ki, bağdaş kuracaksın, ommm diyeceksin, beyaz giysi, çok hoş vallahi.  Evrene sevgi yollayacaksın. Sanskritçe tantralar ve mantralar kullanacaksın.”

Sevgi ve barış için evrene muhtelif malzemeler yollamalar. Evrene bazı siparişler vermeler.

“Tatlım evrenden istedim yolladı, şaşarsın. İnternetten sipariş versen bu kadar olmaz.”

“Sevgi gönder, kendini affet. Onu da affet.” Çünkü genellikle kendisi ve birileriyle kavgalıdırlar.İşin doğrusu, mucize peşine düşmekten başka şey değil. Pahalıdır bu mucizeler. Uzaylıları sevin sayın. Kuantum fiziği ve felsefesi ile ilgilenin. Hah şimdi hayat toz pembe oldu. Oh ne güzel.

İthal olsunda, isterse en molozundan Çin malı olsun. Bu son yıllarda modanın son trendi (akımı). Bir sürü arkadaşımı biliyorum. Çocuklarına, büyüklerin ellerini öpmeyi yasakladılar. Alaturka geliyor onlara. Batılı olayım derken, Tibet ayinine kadar düştüler. Ters köşe yani!

Sevgi, barış ve sağlığı, reiki, yoga, feng shui, yaşam koçu, nefes teknikleri, sevgi birliği, vs de arıyorlar. Bir kez daha düşünün derim? Aksi halde davul tozu ve minare gölgesini de deneyin.

Dikkat edin, hepsinin sonunda “hoca” olma ve para kazanma imkanı var. Bu bir tuzak. Bu kadar kolay mıdır hoca olmak? Bu kadar kolay mı tababet (tıp) ilminin on yılda öğretemediğini, dört ayda öğrenmek. Şifa dağıtmak ve para kazanmak.

Bir tanesi ABD ye gidip bir ay kurs almış ve eğitmen olmuş. Hemen burada akademi açmış. Gülmeyin lütfen! Tahsil mi? Hayır yok. Bu iş için tahsile gerek yok. Tabelanıza Akademi yazmak için ise tahsil gerekmiyor. Bunu da resmi yetkililer düşünsün!

Çok açık ve net. Üfürükçülükten hiç farkı yok. Hayal tacirliği. Şu açıdan bakarsanız zaten kuşkunuz kalmaz. Bu felsefe ve metotların menşeleri uzak doğudur.(Hindistan, Çin, vs…)  Ancak ülkemize batıdan ithal edilir. Tuhaf değil mi?

Batıdan geçerken ise parasal değer kazanırlar. Sistematik bir şekil alırlar. Kısaca “modern marketing ”

Pozitif bilimde kolay hoca olunamıyor. Yıllarca dirsek çürütmek, kafa yormak, pratik yapmak gerekiyor. Laboratuar ortamını görmeden ne öğrenci olunur ne de hoca. Bir psikyatrist, yani eski ifadesi ile ruh ve sinir hastalıkları doktoru, altı artı dört toplam on yıl eğitim görür.

Psikolog ise, Fen ve edebiyat fakültesinde psikoloji okur. Süresi dört yıldır. Terapist olabilmek için iki yıl daha uğraş verir.

Oysa ki bu “mucize işler” öyle mi? Beş ay eğitimli “yüce hoca!” gelir. Siz de parayı bastırır, gurup olarak bir salonda toplanır. Hep beraber aynı esnada şifanızı, mutluluğunuzu, hayatın sırrını bulursunuz!

Karlılığı öyle yüksektir ki. Tadından yenmez. Pozitif bilime burun kıvırıp, mucize ile şifa arayışı bu. Hele sokağa atacak paran çoksa!

Parayla sevgi, huzur, mutluluk, sağlık, dostluk, kültür gibi şeyler satın alınamaz. Anlayın artık.

Ah! ah, Bağdaş kurup yerçekimini yenen, uçan ve Mars’a, Venüs’e giden arkadaşlarım var. Bizzat dinledim (astral seyahat). Onlar artık kıyamet gününü de biliyorlar. Nasıl tezahür edeceğini de!

Elleri ile enerji verip şifa dağıtanlarda çok. Bunların bir kısmı Rusya dan gelmiştir.

Hipnotizma ile envai çeşit işler yaparlar. Ama “Franz Mesmer” kimdir? bilmezler. “Fredric  Myers” kimdir? Haberleri yoktur. Prof Dr. Hüsnü Öztürk'üde duymamışlardır. Manyetizma safsatasını reklam yoluyla öyle inandırdılar ki. Sonunda ellerini öne uzatmış yürüyen insanlar görebiliriz sokakta!

Pozitif tıp bilimine itibar etmeyenler. Farmakoloji bilimine saygısı olmayanlar. Otlarla, tütsüleri çok kullanır.Taşlarla, kokularla, renklerle, seslerle  tedavi yaparlar.

Sosyologlar, Bunlara topluca “yeni dinler” olarak bakıyor. Belirli bir stratejik planın parçasıdır.

Pazarlama tekniğidir.

Sağlık, mutluluk, akıl, fikir ve sağduyu temenni ediyorum.

Bülent Selen

 

Hüseyin Okan Durmuş bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Beni affedin yazıyı eksik yazmışım: Geçen gün TV de en meşhur "tolk şov" culardan birinin programını seyrederken bir yaşıma daha girdim. Cehaletimi mazur görün ben o güne kadar "melek terapisi" :) diye bir şey bilmiyordum. Meleklerin bu denli dekolte olduğunu da! İzledim ve öğrendim. Artık biliyorum. Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp... :)))

Bülent Selen 
 20.11.2011 11:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 88
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 952
Kayıt tarihi
: 09.07.10
 
 

Marmara Üniversitesinde  İşletme okudu. İstanbul Üniversitesinde yüksek lisans yaptı.  Dış Ticare..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster