Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
643
 

Uğur Mumcu'ya sevgiyle, saygıyla...

Uğur Mumcu'ya sevgiyle, saygıyla...
 

Ankara'da Mithatpaşa Caddesinde bir kitap evinde (yanlış hatırlamıyorsam Arkadaş kitapevi) Uğur Mumcu’ nun imza günü olduğunu öğrenmiştim.

Elimde ders kitaplarım, T cetvelim, proje kutum ve üzerimde kötü gün dostum olan parkamla içeri girdiğimde tedirgin bakışlarla karşılaştım.

Zaman kötü zamandı. Her an her yerde “bir şeyler” olabilirdi. Özellikle gençsen ve öğrenci kıyafetiyle geziyorsan potansiyel suçlu muamelesi görmen de çok doğal olurdu.

Tedirgin bakışlara aldırmadan kitap standına yaklaştım ve “Sakıncalı Piyade” kitabını aldım. Önümde bir-kaç kişi vardı. Kitapları seyrederek sıramı beklemeye başladım. Sevgili Uğur Mumcu her okuru ile kısa bir sohbet yapıyordu. Yüzü her zamanki gibi güleçti.

Sıra bana geldiğinde gülümseyerek kitabı uzattım.

- Adınızı öğrenebilir miyim ?

- Haluk Seki

Durdu, kafasını kaldırıp yüzüme baktı. Hatırlamaya çalıştı.

- Daha önce de imzalamış mıydım ? İsim tanıdık geldi.

- Çoookk... Hem de hepsi aynı kitap. Önceleri tanırdınız ama, saçım üç numara olunca tanıyamadınız.

Güldü, alacağı yanıtı bilerek sordu. Ben de güldüm.

- Çok güzel olmuş, hangi kuaför salonuna gidiyorsun ?

- Oligarşi kuaför salonu. Hem de bedava. Mamak otobüsüne binin tam önünde inersiniz.

Karşılıklı gülüşmeye devam ederken bu kez merakla sordu.

- Kitapları imzalatıp hediye mi ediyorsun ?

- Ne hediyesi Uğur ağabey, biz öğrenciyiz. Kendi kitaplığıma alıyorum.

- E neden hep aynı kitabı alıyorsun ?

- Senin yüzünden.

- Neden yahu ? Ne yaptım ben ?

- Valla ağabey ben senden şüpheleniyorum. Bir numara var bu işte, kitabın satsın diye yapıyorsun herhalde.

İyice meraklandı.

- Ne yapıyorum ki ben, anlamadım.

- Tabi anlamamazlığa gelirsin. Ben ne zaman bu kitabı alsam polis ya yolda çevirip kitabı elimden alıyor ya da akşam eve ziyarete gelip alıyor. Ben senden şüpheleniyorum, bir daha alayım diye beni ihbar ediyorsun.

Kitapevi sahibiyle birlikte güçlü bir kahkaha attılar. Bizi ilgiyle dinleyen kitapevi sahibi Uğur Mumcu’ ya döndü.

- Uğur fena fikir değil yahu, polise haber versek de kapıda toplasalar kitapları.

- Haber vermeye gerek yok, kapıdalar zaten.

Bu kez hep birlikte güldük. Kitabı imzaladı “Haluk kardeşime sevgilerimle... Uğur Mumcu “

Kitabı alıp göbeğimin üstüne kemerimle sıkıştırarak yerleştirdim. Üzerini atlet ve gömlekle kapattım. Parkamı sıkı sıkı ilikledim.

- Gene çevirirler, belki bu sefer atlatırım onları.

- Son kez almış olursun inşallah, bir dahaki sefere başka bir kitabı imzalayayım.

Gülüşerek vedalaştık. Gülen güzel yüzüyle bir dostu uğurlar gibi uğurladı beni. Yüzü hafızamda hep bu haliyle kaldı. Bu güzel yüzü hiç unutmadım.

Sonraları Kızılay’ da sık sık rastlaştık. O güzel gülümsemesiyle selamlardı. Yanında ne koruması olurdu ne bir arkadaşı. Kızılay’ da karşıya geçmek için kırmızı ışıkta birlikte beklerdik. Neden bilmem, elinde hep dosyalarla gördüm onu. Ve hep gülümseyen güzel yüzüyle...

Sevgili Uğur ağabey, bu sohbeti hatırlar mısın bilmem...

O genç çocuk seni hiç unutmadı.

Pusuya düştüğünü öğrendiğinde o da vuruldu, kahroldu...

İşte o çocuk seni sevgiyle, saygıyla, özlemle ve rahmetle anıyor şimdi.

Yerin hiç dolmadı. Senin gibi eğilmez bir kalem bir daha gelmedi...

Özlüyorum seni ağabey... Çok özlüyorum...

Ha, unutmadan söyleyeyim ağabey, o kitabı kaptırmadım... En değerli kitabım o benim...

Ama biliyorsun, sana bir daha kitap imzalatmak kısmet olmadı.

Son kez yüreğime imza attın...

Seni seviyorum Uğur Ağabey...

Seni seviyorum.

***

Bu blog 2008 yılında bir kez daha yayınlanmıştı. Her yıldönümünde olduğu gibi, bu yıldönümünde de Uğur Mumcu’ nun yokluğu içimi yakıyor.

Bir gazetecinin halk kahramanı gibi (ki bana göre öyle) hala özlenmesi ne kadar güzelse, hala yerinin doldurulamaması da o kadar acı…

Son zamanlarda onun gibi güçlü ve korkusuz bir kalemi daha çok arar oldum. Aradıkça da daha çok özler oldum. Yeni bir şeyler yazmak, arkasından ağlaşmak içimden gelmedi. Bu nedenle de yazımı tekrar yayına aldım.

Tekrar okuyanlardan özür diliyorum…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sakıncalı Piyade bende Uğur Mumcu hayranlığı yaratan ilk kitabıdır.. Paylaşmınız da aynı güzellikte akıcı ve etkili olmuş...Duygulanmamak elde değil. Çekinmeyin seneye yine yayınlayın, yayınlayın ki unutmayalım bu cesur kalemi..Gençlerimiz tanısın.. Bizler rahmetle analım...Teşekkürler Haluk Bey elleriniz dert görmesin...

Aslıhan Tuna 
 28.01.2011 20:01
Cevap :
Öncelikle hem sayfama hem de Milliyet Blog' a hoşgeldiniz diyorum efendim. Sakıncalı Piyade o yıllarda demokrasinin bilincinde olan insanlarda inifal uyandıran bir kara mizahtı... Diğer insanlar için de "komik" bir kitaptı. Sanırım hala aynı şeyler geçerli. :-)) Yorumunuz ve beğeniniz için teşekkür ediyor sevgi ve saygılar sunuyorum...  29.01.2011 22:35
 

Bazen her acı tazecik kalır... Ciğerimize saplanan bıçağın ucu filizlenir ve hayata dönüşür ölüm içimizde... Uğurlar ölmedi... Tıpkı Denizler gibi... Anan tüm yürekler sonsuza vursun temposunu...

yeşilsoğan 
 25.01.2011 22:01
Cevap :
Ne Uğurlar ne de Denziler öldü demeye dilimiz varmıyor değerli dost... Hepsi halkın içinde yaşıyorlar. Ama Bir Uğur Mumcu daha yetişmedi işte. Bu çok acı... Yorumun için teşekkür ediyor sevgi ve saygılar sunuyorum...  26.01.2011 11:54
 

Sevgili kardeşim, yazınız çok güzel, kendisini yazar sayanların çiziktirdikleri binlerce keyf-i köşe yazısı yanına dahi yaklaşamazlar. Gerçek bir halk kahramanıyla tanışmış oluşunuz, sizi kıvançlı kılıyordur eminim. Böyle bir övünce ve gurura sahip olduğunuz için tanrının sevgili kulu olmalısınız. Okuduğum ilk muhteşem blog yazısıydı. Saygılarımı sunarım, nice güzel yazılarınıza.... ULUS YUMLİ

ULUS YUMLİ 
 25.01.2011 20:28
Cevap :
Övgünüz için teşekkür ediyorum değerli kardeşim. Uğur ağabey ile yaşanan bu minik anı beni gerçekten de mutlu ediyor, iyi ki yaşamışım diyorum. Sevgi ve saygılarımla...  26.01.2011 11:56
 

O zaman okuduğumda da duygulanmıştım, şimdi de aynı durumdayım. Yokluğu büyük bir kayıp, yeri doldurulmuyor bir türlü. Nur içinde yatsın. Sevgiyle ve sağlıkla kalın Haluk hocam.

Nilgün Akad 
 24.01.2011 23:27
Cevap :
Haklısınız, ne yazık ki yeri bir türlü doldurulamıyor sevgili Akad... Uğur Mumcu olmak çok zormuş demek ki... Sevgi ve saygıyla...  25.01.2011 8:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 90
Toplam yorum
: 1679
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2046
Kayıt tarihi
: 27.05.07
 
 

Yaşayacağım yıllar yaşadıklarımdan daha az... Öyleyse "adam gibi yaşamalı" diye düşünüyorum. Kola..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster