Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '12

 
Kategori
Alternatif Tatil
Okunma Sayısı
511
 

Ukrayna Kırım seyahati

 

Ukrayna topraklarında 13  Temmuz 2002’de bir akşamüzeri girdik. Sınıra yakın bir restoranda yemeğimizi yerken Türk TIR şoförleriyle tanıştık. Pek çoğu birkaç dili anlaşacak kadar bilen bu çileli insanlar kendilerine emanet edilen yüzlerce bin dolarlık yükü ve TIR’ı haritada görülmeyen yerlere kadar ulaştırmanın becerisini gösteriyorlar. Yollarda kendilerini bekleyen en hafif tehlike soyulmak ve kendilerini takip eden araçlar ve soyguncularla başa çıkabilmek. Bu yollarda pek çok TIR şoförünün hayatını kaybettiğini öğrendik. Mihmandarımız Yakup Tabakoğlu uzun yıllar bu yollarda TIR’la yük taşımış. Yol boyunca anlattığı başından geçen olaylar film senaryolarında bile rastlanamayacak kadar ilginçti. Yokuşlarda önde giden arabanın bilerek yavaşlaması ve sizin yavaşlamanızı fırsat bilen arkadan gelen araçtakilerin  TIR brandalarını yırtarak soygun girişimleri, mola yerlerindeki yapılan soyguncularla mücadeleleri dinleyince TIR şoförleri gözümüzde değerli birer kahraman oluyor. Gece boyunca yol alarak sabah vakitlerinde Kiev’e vardık. Dinyeper Irmağının içinden geçtiği bu kent muazzam yapıları, geniş caddeleri,  bakımlı kiliseleriyle tarihe tanıklık etmiş bir kent. Dinyeper Irmağı’nı geçen asma köprüden geçerek Harkov’a doğru yolumuza devam ettik. Yol boyunca gün ağarırken göllerin üzerindeki sislerin arasında sazlıklar içinde sandallarında balık tutan  balıkçıların göle vuran siluetleleri, nilüferler arasında karabatak, yaban ördeği gibi pek çok çeşit kuşun gölde rahatsız edilmeden  yüzüşünü gördük. Bozulmamış, kirlenmemiş, dengeleri korunmuş doğanın güzelliğini gördük. Betonlaşmamış küçük köyler, geniş tarım arazileri, tertemiz göller, geniş yollar ve her iki yol kenarına  dizilmiş yaklaşık 20-25 metre yüksekliğindeki kesintisiz yüzlerce kilometrelik çam koridorunda doyumsuz yolculuk Ukrayna’yı anlatır sanırım. Harkov’da bizi bekleyen Yakup Bey’in arkadaşı Fazıl Haydarov bizi misafir etti. Bir gün Harkow’da otelde kaldıktan sonra, ertesi gün için misafirperver dostumuz ormanda göl kıyısında yıldızların altında çadırda kalmamız için uygun yer buldu.Gece çadırımızın önündeki kamp ateşinin çevresinde sessiz gecede Belediye Başkanımız  Bayram Türkoğlu Bey’le yaptığımız telefonsuz, televizyonsuz, radyosuz doyumsuz sohbetimiz oldu. Gün ağarırken nilüferlerin arasında teninize dokunan küçük balıklar arasında billur gibi serin gölde yüzmek unutulmaz bir anıydı. Kırım yolu uzundu ve sabırsızdık. Kırım-Tatar Meclis başkanı sayın Mustafa Cemiloğlu  ile tanışma heyecanı sardı bizi.Hayallerimizde canlandırmaya çalıştığımız  Akmescidi, Kırım Hanlığını, Mustafa Cemiloğlu’nu görecektik nihayet. Her iki tarafı deniz olan sadece bir yol genişliğinde Ukrayna’ya bağlanan  Kırım Yarımadası’nın coğrafi konumu hayli şaşırttı bizi.Ay ışığında solumuzda Azak Denizi, sağımızda Karadeniz  sahilindeki Simferopol’a (Akmescit)yakın bir köyde tatar bir ailenin pansiyonunda kaldık. Kazakistan’dan göçerek gelmişler eski sürgünlerden, bize doyumsuz sıcacık tatar böreklerini sundular. Telefon görüşmeleriyle Mustafa Cemiloğlu ile randevulaştık. Kırım-Tatar Meclis binasında merdivenlerde bizi uyarı levhası karşıladı.”Diqqat mecliste Türkçe gonuşula” Türk milletinin cihangir bir millet olduğu duygusu kapladı yüreğimizi. Türkçe hassasiyeti bizi çok mutlu ettiKırım-Tatar Milli Meclisi çatısında olmak bizi heyecanlandırdı.Merdivendeki meclis çatısı altında bizi çok etkileyen Türkçe konuşulması uyarısından sonra merdiven başındaki ilk odada 1917 yılında bağımsızlığını ilan eden Kırım Cumhuriyetinin ilk Meclis Başkanı Çelebi Cihan’ın yağlı boya resmi duvarda asılıydı. Kırım’ın ilk meclis başkanı seçilen Çelebi Cihan’ın Kırım komünist istilasına uğradıktan ve Rusya’ya bağlandıktan sonra Sivastopol’da hunharca katledildiğini öğrendik. 2.5 milyon nüfuslu Kırım özerk bölgesinin(% 14’ünü) 300.000’ini Kırım Türküleri oluşturuyor.Tatar Milli Meclisinin 100 milletvekilinin 8’i Türk geri kalanı Ukraynalı ve çok azı da Ruslardan seçilmiş. Meclis başkanı aynı zamanda tüm Türk dünyasının lideri Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu aynı zamanda Ukrayna meclisinde Kırım’ı temsil eden 3 Türk milletvekilinden birisi. Belediye Başkanımız Hacı Bayram Türkoğlu, mihmandarımız Yakup Tabakoğlu ile birlikte bizi kabul eden Cemiloğlu’nun odasında  hoş bir sohbet başlattık.Uzun yıllarını hapishanede geçiren bu çile adamın yüzündeki derin çizgiler  hayatının özeti gibiydi.Vakur, kararlı, azimli bir dava adamının bakışlarıyla bize Kırım davasını  özetledi.1945 yılında Stalin’in emriyle bir gecede evlerinden çıkartılarak apar topar trenlerin havasız, penceresiz yük vagonlarına doldurulan çoluk çocuk 500.000 ‘den fazla Kırım Türkü’nün Sibirya yollarında nasıl soykırıma uğratıldıklarını anlattı.Kırım’da hangi Türkle konuşsanız ya Kazakistan’dan  ya Sibirya’dan vatanına dönmüştür. Dönmüştür ama yurdu, toprağı askeri alanlar haline getirilmiştir.Evsiz, topraksız, işsiz, parasız yüz binler yinede vatanlarında olmak onları mutlu ediyor.Yol parası yokluğundan  gelemeyen kardeşlerine, akrabalarına, çocuklarına üzülüyorlardı.
 
Tatar Meclisi Kırım Özerk Cumhuriyetinin Başkenti Akmescit (Simferopol) şehrindedir. Kırım’ın tarihi başkenti ise Bahçesaray tam bir Osmanlı şehridir. Bahçesaray sokaklarında dolaşırken İstanbul’un eski ara sokaklarında dolaştığınızı hissedersiniz. Kırım Hanlığı sarayı ise bizim Topkapı Sarayı’nın alan olarak küçültülmüşü gibidir. Saraydaki ahşap işçilik, tezyinat ustalığı  büyüleyicidir.Topkapı Sarayı’nı gezdiğinizi düşünürsünüz. Bahçesaray’daki cami minarelerinden yükselen ezan sesi bizim ve bizden olan bu Vatan parçasında ruhumuzu kanatlandırdı. İkindi namazını çok az bir cemaatla kıldık. Saray her gün yüzlerce turisti, özellikle Rus ve Ukrayna’lı öğrenciler misafir ediyor. Bu yönüyle Türk’ün sanatını, kültürünü ince zevkini görüyorlardı.
 
Bahçesaray tarihiyle camisiyle iyi korunmuş bir kültür şehri. Ne yazık ki 1994 Kırım sürgününden önce 1700 caminin olduğu Kırım’da bugüne 20 kadar cami ayakta kalabilmiş.Camiler yerle bir edilirken 1994 öncesi Kırım’da mevcut yaklaşık 10 kilise varmış ve kiliselere dokunulmamış.
 
Bahçesaray’da “Dilde, Fikirde, İşte Birlik” düsturunu ortaya atan 2002 yılında 150. doğum yıldönümü kutlanan İsmail Bey Gaspıralı’nın mezarını, Tercüman Gazetesi’ni çıkardığı evi, matbaasını gezdik.Türk Dünyası’nın şuurlanmasında çıkardığı Tecüman Gazetesi ve yazdığı eserlerle büyük payı olan bu düşünürün mezarı başında olmak ona Fatihalar okumak bizi duygulandırdı. Ruslar istilada mezarları yerle bir etmişler, ancak 1980 sonrası mezar yerleri bulunup restore edilmiş.Türk Dünyası’nın ilim yuvası Zincirli Medrese harap haliyle hüzün verici. Bahçesaray Camii İmamı Türkiye’den Kadirli Merkez Cami imamı Mehmet Budanır Bey bize Bahçesaray’daki tarihi eserleri ve hikayelerini anlattı. Zincirli Medrese girişindeki  zincirin medreseye girilirken ilim yuvasına takınılması gereken  saygı gereği baş eğerek  girilmesi için sarkıtıldığını Mengi Giray Han’ın Türbesi’nin kominist rejim döneminde domuz ahırı olarak kullanıldığını anlattı. Han sarayı kütüphanesinde Gaspıralı Müzesi’nde bir tek kitabın  Türkçe olduğunu müze müdürü Server Ebubekiroğlu’ndan duyduk.Kendi tarihimize, kültürümüze, milletimize bu kadar ilgisiz olabileceğimize inanamadık.Gerçekleri bu seyehatlerle öğreniyor, utançtan, üzüntüden eziliyoruz.
 
Bahçesaray’da saray kapısı önündeki lokantada tanıştığımız Kırımlı Yümlü Dalkılıç’ın ikram ettiği özel ev işi Kırım tatlılarından yerken engin tarih bilgisine hayran oluyoruz. Türk Coğrafya’sındaki gezip gördüğü yerler Türk Dünyasına ve geleceğine ilişkin düşünce ve umutlarını şekillendirmiş. Farklı coğrafyalarda yaşayan tek Millet olduğumuzu Dünya Tarihinin yeniden şekillenmesinde bu gerçeğin er geç ortaya çıkmasının mukadder olacağı yolundaki değerli gözlemlerini, yorumlarını dinliyoruz.
 
Bahçesaray’dan sonra gezdiğimiz Sivastopol, Yalta şehirleri tüm Rusya’nın turistik sahil şeridi olmuş,deniz turizmi için Ruslar ve Ukrayna’lılarla dolup taşıyor. Ekvatorya şehri bizim Kırım’daki son durağımız 400 yıllık Selim Han Camii duvarında muhafaza edilen top mermisi yarasına rağmen sahildeki güzel siluetini muhafaza edebilmiş. Gemimiz hava muhalefetinden 2 gün limanda kaldıktan sonra Kırım’dan ayrılabildik.Gemideki zamanımız Türk dünyasının geleceği ile ilgili tefekkür, umutlar ve dualarla zenginleşti.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 924
Kayıt tarihi
: 13.10.12
 
 

1959 Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde doğumlu. 1983 İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden mezun. A.Ü...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster