Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '10

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
1844
 

Ulak-Yersiz Zamansız Bir Masal Üzerine

Ulak-Yersiz Zamansız Bir Masal Üzerine
 

-Sen bu masalı sevdin mi?

-He ya, sevdim. Hem masalı, hem seni...

-O zaman bağışla beni. Başka çocuklar da dinleyecek bunu sen gibi. Başka çocuklar da öğrenecek Ulak İbrahim’in hikayesini. Anlatma mı dersin bana? Anlatmamak olmaz. Dilim olmazsa ben neylerim çocuk?

Neylerdi sahi? Onun işi bu değil miydi zaten; anlatmak. Heybesinde bir emanetmişcesine taşıdığı Ulak İbrahim’in hikayesini bir çocuktan diğerine, bir köyden bir başka köye, bir zamandan bir diğer zamana yaymak. Bir rüzgar gibi değip te geçtiği yüreklerde gerçekleri göz göz, ses ses, kelime kelime, bir izmişcesine bırakmak...

İşte bu nedenle kalmadı orada Zekeriya. Gitmesi lazımdı. Düşmesi yollara. Sonra karşısına çıkan ilk yerde, karşısına çıkan çocuklara en baştan ve yeniden anlatması. Öyle de yaptı zaten. Kaç yerden, kaç zamandan geçtiğini, kaç yüreğe değdiğini bilmeden uzaklarda bir köye vardı yolu. Yersiz, zamansız bir köye. Kendi karanlığında boğulmakta olan, günahlarını bir yama gibi üstlerinde taşıyan insanların yaşadığı, bir taş atsan duyulmayacak kadar diplerde olan bir köye. Korkunun bir gölge gibi yüreklere sindiği, görmeyen, duymayan, konuşmayan bir köye...

Va başladı anlatmaya. Davut’un dinlediği oldu önce. İnce, naif bir çocuk yüreğinden başlayıp da Ulak İbrahim’in hikayesine, diğer çocukların yüreğine geçti birer birer. Sevginin varlığını hatırlattı yeniden. Yüreğinde olmayan bir kötülüğün, bizzat içinde yaşamak zorunda kalan Ferhat’ın düşlediği oldu ardından. Beklenip durdu hikayesi anlatılan Ulak İbrahim, bir kahraman, bir kurtarıcı gibi; bir umut oldu. Hekim’in hakikati oldu sonra. Yapan kadar bilip te susan da günahkardır, diye diye gerçeğin acısıyla kanayan bir yüreği soğutmak için anlatılıp duran. Görülenin, duyulanın, konuşulanın yansıdığı bir cesaret. Ve Saffet’in rivayeti; karanlıktan aydınlığa geçen köprünün en başında geriye dönüp te son bir kez daha bakıldığında, bir deli rüzgarın unutma unutma diye adını fısıldadığı bir inanç oldu. Yol verdi içinde hala umudu taşıyanlara...

“Aynı masala inansak beraber, olma mı hiç?

Olur elbet.

Bir masala sırf anlatan inanırsa o masal olur mu hiç?

Olmaz elbet...”

Bu bir masaldı; Ulak İbrahim’in masalı. İyiliğin, umudun, cesaretin, inancın -her şeye rağmen- var olduğunu hatırlatan bir masal. Ha geçmiş zaman, ha şimdi. Ha bilinmedik bir mekan, ha tam gözümüzün önü, ne farkeder ki? Hepimizin masalıydı bu. Hepimizden bir masal. Anlatıldıkça varlığını kanıtlayan, anlatıldıkça yaşayan, yaşatan, gerçeği unutturmayan. Gözden göze, dilden dile, yürekten yüreğe yayılan bir masal. Kolay değildi elbet; ne anlatmak ne dinlemek. Ne anlamak ne de inanmak. Ama bilirdi ya insanoğlu, bilirdi içten içe; dudaklar sussa da kalbin yüz dili vardı.

*Bu yazı Ulak filmini seyrettikten sonra yazılmıştır.

**Koyu yazılan bölümler film repliklerinden alıntıdır.

Selim Bayraktar bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"iyiliğin, umudun, cesaretin, inancın masalı..." Yazdıklarını Levent Yüksel'in "Aşk mümkün müdür hala" şarkısı eşliğinde okurken, yeniden yeniden inandım yazdıklarına; filmde anlatılanlara... ille de aşka... İlle de umuda. Gören yüreğine sağlık. Sevgiler, aynı masala inanabilen yüreklerden yansıyan mavilerle.

derinmavi.. 
 27.07.2010 23:15
Cevap :
aynı masala inanabilen yüreklerin varlığını gördükten sonra -mesela senin gibi- işte o zaman insan umuttan asla vavgeçmiyor -mesela benim gibi-  29.07.2010 13:04
 

güzel bir masaldı seyretmiştim ilk çıktığında, masallara inancını yitirmediği sürece insanlar iyiliğe doğru akar yürekleri ve bilirler ki ne olursa olsun kötüler hep bulurlar cezalarını. Senin dilinden dinlemek de güzeldi bu masalı, sevgilerimle

kevser şekercioğlu akın 
 14.05.2010 16:48
Cevap :
masallara inanmaktan vazgeçmemeli öyle değil mi? sevgiler benden...  21.05.2010 14:05
 

izlediğim en iyi türk filmlerinden biriydi, sen de çok güzel anlatmışsın sevgilerle

Ediz Nart 
 14.05.2010 16:43
Cevap :
teşekkür ederim arkadaşım sevgiler...  21.05.2010 14:05
 

masalın; bana da bir yer var mı? Yok, dediler. Beklerim, dedim. Güldüler. Saygı ve sevgilerimle....

Şahin Yamaner 
 14.05.2010 12:02
Cevap :
vardır elbet biyer hepimize, biz o masalın içinde hissedelim yeter ki kendimizi...saygı ve sevgiler benden...  21.05.2010 14:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 3111
Toplam mesaj
: 623
Ort. okunma sayısı
: 971
Kayıt tarihi
: 27.01.07
 
 

30’ lu yaşların ağırlığında geçiyor artık yaşam ama teğet geçerek, ama kurcalayıp didikleyerek...İst..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster