Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '11

 
Kategori
Alternatif Tatil
Okunma Sayısı
2464
 

Ulan Batur'dan selam getirdim

Ulan Batur'dan selam getirdim
 

Her sabah haberlerde Türkiye’nin ve dünyanın hava durumunu izleyerek başladı birazdan anlatacaklarım. Ulan Batur vardı dünyanın bi yerinde ve hava durumu eksi on beşlerde oynuyordu. İzmir her zaman olduğu gibi lodos havanın etkisi altındaydı. Lodos lodos lodos… Pööfff! Bende de başağrısı yapar lodos hava. Ulan Batur’da hava müthiş güzel soğukmuş. Offf ya güzelliği düşünebiliyor musunuz? Ben düşündüm. Ve neden olmasın! dedim. Soğuksa soğuk, sıcaksa sıcak. Deneyimleyelim bakalım. Dünyaya bi kere geldik. Hep Evrupa memleketlerine gitme, görme isteği nedir? 

İnternetten kendime Ulan Batur – Moğolistan için ucuz bilet ayarladım. Ve çok da konforlu sayılmayacak bi yolculuktan sonra Ulan Batur havaalanına indim. 

Bi kere Ulan Batur ülkenin en çok nüfusuna sahip şehri. Zaten Moğolistan iki nokta yedi milyon nüfuslu bir memleket. Ulan Batur dışında yaşayan bir buçuk milyon kişi Türkiye’nin iki katı kadar büyük bir alana yayılmış durumda. Ulan Batur sen ne kalabalık şehirsin! diyeceğim geliyor ama diyemiyorum. İkinci büyük şehirse Erdenet. Nüfusu ise yetmiş üç binmiş. Bu kadar az kalabalık bi yer beni sıkacağı için, buraya gitmeye niyetlenmedim bile. Ulan Batur bana yeterdi. Zaten zamanım kısıtlı. İzmir’de yapacağım bi ton iş, güç var. 

Burada da bütün dünyada olduğu gibi işsizlik var. Nüfusun yüzde kırk’ ı işsiz. Küreselliğin birinci şartı sanki işsiz olmaktan geçiyor. Ben gittiğimde Ulan Batur’un kenarında göçebe çadırları kurmuşlardı. Özellikle kışın bu durumun daha da yaygın olduğunu söylediler. Bu şehirde yaşayan herkesin kırsalla bağlantısı var. Yaz aylarında kırsalda tarım, hayvancılık olduğundan, kışın da işsiz olduklarından dolayı şehrin kenarına, iş umuduyla göçebe çadırlarını kuruyorlarmış. 

Şehirde gezerken kendimi dünyanın bi köşesine fırlatılmış gibi her şeyden ve herkesten uzak hissettim. O kadar izole bi durum var ki. Bununla birlikte Batı kültürü bu izole yaşamda bile kendisini iyice hissettiriyor. İnsanların giyim tarzı, lokantalar, televizyon ve reklam panoları dahi batı kültürünü yansıtıyor. 

… yansıtıyor ama iki arada bi derede kalmış büyük bir bozkır köyü gibi de bi yandan. Trafik o kadar yoğundu ki. Korna seslerinden, egzos dumanlarından ve trafikte kaybettiğim boşa geçen zamandan çok bunaldım. Hava kirliliği had safhada. Trafikteki araçların çoğu Japonya’dan ithal. Sakın sıfır araba falan düşünmeyin. Çoğu ikinci el ve direksiyonu ise tersten. 

Sokaklarda gezerken dikkatimi çeken bi diğer detaysa nüfusun çoğunluğunun kadın olmasıydı. Otelde bunu Ulan Batur’un kırsalından olan sevimli resepsiyoniste sorduğumda, erkeklerin işsizlikten Kore’ye çalışmaya gittiğini ve 1990 larda alkol yüzünden erkek nüfusunun azalmasından olduğunu söyledi. Yüzümde üzücü bi ifade oluştu. Üzücü olan, erkeklerin işsizlik nedeniyle memleketlerinden, eşlerinden, çocuklarından ayrılmalarıydı. Ama alkol alan erkeklerin yaşattığı şiddeti, ülkemde de her akşam ana haberlerde izlediğimden, cinnetin dibine kadar yolları var dedim! 

Buranın en önemli ürünü nedir diye bana sorarsanız, kaşmir yün diye cevap veririm. Her ne kadar yazının başında soğuğun güzelliğine övgüler yapsam da, sıcağı nasıl severim bilemezsiniz. Önce Suhbatur caddesine çıkın, oradan güneyinden geçen Barış caddesinde Türkiye’ye göre oldukçu ucuz kaşmir ürünler vardı. Hepsinden param yettiğince aldım. 

Alışveriş yaparken o kadar acıkmışım ki, ne yiyeceğimi şaşırdım. Çünkü burda mantının envai çeşidi var. Etin her türü de satılıyor. At etine kadar. Yok o kadar değil artık! Fakat burda Akdeniz mutfağı ararsanız böyle bir seçenek yok. Zira mevsimin sertliği ve göçebe kültür etkisiyle Moğollar sebzeyi sevmiyorlar. İklimden dolayı da doğru dürüst yetişmiyor zaten. Ben bizim bildiğimiz usülde geleneksel kıymalı mantıyı tercih ettim. Bu saatte okurken canınız istemesin ama gerçekten de çok lezzetliydi. 

Türkiyeli bi turist olarak yapmadığım tek şey, müze gezmekti. Oraya kadar gitmişken, Milli Tarih müzesini görmesem olmaz. İyi düzenlenmiş ve oldukça geniş bi koleksiyona sahipti. Türklerin Moğolistan tarihindeki yerini ve eski Türklerin yaşamları ile ilgili fikir edinmek için iyi bir başlangıç. Haa unutmadan müzenin içinde TİKA (Türkiye İşbirliği ve Kalkınma Ajansı) tarafından yaptırılmış özel Türk köşesi de vardı. 

Gezi için iki gün planlamıştım. Fazlasıyla yetti. Üstelik de hava da tahmin ettiğimden daha da güzel soğuktu. İzmir’in lodosunu özlemedim. İstanbul aktarmalı geldiğim için, bugün İstanbul’da oldukça soğuktu. Bu bana İzmir ile ilgili hava durumuna dair fikir verdi. İki saat Atatürk Havaalanında bekledikten sonra, İzmir’e ulaştım. 

Offff, süper bi poyraz beni karşıladı. 

Güzeldi! 

Not: Bu yazıyı her sabah izlediğim TRT Türk’te dünyanın hava durumunda, Ulan Batur isminin önce komikliği, sonra da merakı ile nette yaptığım mini bi araştırma sonucu ile hayali olarak yazdım. 

 

 

Enfal Törün bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslında ''notlar''ı okurum da, bunu nasıl atladım bilemiyorum!... ''Kaydet''e bastıktan sonra, uyanabildim, bu gezi uykusundan!.. Hay, Allah!...Ben de yahu benden de çılgını var, kız bak gitmiş hem de tek başına iki günlüğüne Mongolya'lara, benim üç günlük günlük Kore rekorumu kırmış, bravo falan diyordum.. Ama gene de bravo!... Moğolların bit atasözü varmış, der ki; ''Her Moğol'un bir yolu vardır!...'' Ben de evet diyorum, ve ekliyorum; ''Her İzmirlinin de!...'' Dostça selamlarımla.

zeki etferat 
 17.03.2011 16:33
Cevap :
Ben de okuyanlara biraz muziplik olsun diye, gezmiş gibi yazıp altına not eklemeyi denedim. Genelde gezdiğim yerleri yazarım. İlk kez böyle bişey yaptım. İçimde gezgin ruhu olduğundan, gezemediğim zamanlarda google earth iyi oluyor:) Evet Moğollorun atasözü doğruymuş, insan gezemediği zamanlarda da bi yolunu buluyor galiba:) Selamlarımla...  18.03.2011 23:01
 

Nasıl bir güzergah izlediniz bilmiyorum ama, eğer bizim kuzen gibi,Moskova üzerinden gitseydiniz, altı saatlik yerel zaman farkıyla, 18 saatlik bir yolculuk olacaktı!...Öncelikle bu iki günlük hızınızı kutlamak gerekiyor.Ben hep bir yaz girişinde Moskova-Ulan Batur; Transsibirya ya da Transmongolia hattında uzun bir tren yolculuğu hayal ederken, gezi yazınızı görünce sevindim ve ilgiyle okudum...Kuzenim, başkentte görebildiği derin bir yoksulluktan ve Ulan Batur'un Ankara'nın 1970'li yıllardaki varoşlarına benzer halinden söz etmişti!...Ve sefaletlerinin utanarak insanlardan gizlemeye çalışan Moğol mahallelerinden!Ve otuz yıl öncesine kadar da kentin tek ana caddesine, geyiklerin indiğinden söz etmişti!...Ve şimdi batılı avcıların,o hayvansı hisleriyle ve sınırsız avla, 21 oymaklı Moğolistan'daki yaban yaşamı yok ettiğinden!...Aç ve işsiz insanların gurbete karın doyurmak için göçlerinden... Sayenizde az da olsa yeni bilgiler ekledim dağarcığıma...Teşekkürler.Dostça selamlar.

zeki etferat 
 17.03.2011 16:24
Cevap :
Kuzeninizin size aktardıkları ve sizin sayenizde biz de Ulan Batur hakkında gerçek gezginin bilgilerine ulaştık. Bu açıdan yazımı tamamlayıcı nitelikte oldu yorumunuz. Nette araştırdığım kadarı ile ülkenin yoksul ve gelişmemiş olduğunu anlamıştım. Verdiğiniz bilgiler ilginç Özellikle Batılı avcıların Moğolistan yaban yaşamı ile ilgili olanlar. Yazık. Ben nette yaptığım kısa bi araştırma ile Ulan Batur hakk.da yazı yazdım. Fakat yine de inandırıcı oldu sanıyorum.:) Asıl ben sayenizde Ulan Batur hakkında bilmediklerimi öğrendim, çok teşekkür ediyorum. Selam, sevgiler...  18.03.2011 22:56
 

İşte yaratıcılık diye buna derim ben. Hayal gücünü araştırma beceri ve yeteneğinle birleştirerek hoş bir yazı çıkarmışsın ortaya, gerçekten yürekten kutlarım sevgili Nilüfer; keyif veriyorsun. Silivri'den selam ve sevgilerimle.

Enfal Törün 
 11.03.2011 15:45
Cevap :
Yorumunuzdan mutlu oldum. Çok teşekkür ederim. Soğuk ama güneşli İzmir sabahından Silivri'ye selam sevgilerimle...  12.03.2011 10:25
 

Ben de okurken helal olsun ne iyi etmiş nasılda başarmış nerelere gitmiş niyetine okurken uyandım notunuzla..:) olsun yinede güzel bir yolculuktu.selamlar.

cinford ali duran 
 10.03.2011 12:57
Cevap :
Gene gittim, hayalen de olsa:) Teşekkürler, selamlarımla...  11.03.2011 9:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 1381
Toplam mesaj
: 276
Ort. okunma sayısı
: 977
Kayıt tarihi
: 15.02.08
 
 

Hepsi kurgu... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster