Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1836
 

Ülkemi vs. vs. çok seviyorum.

Ülkemi vs. vs. çok seviyorum.
 

ülkemi çok seviyor muyum?


Merhaba e-günlük!
Hani anket yaparlar "3746 kişiye sorduk" diye söze başlarlar ve sonuçları açıklarlar...
Ben 30 senedir soruyorum "ülkenizi seviyor musunuz?" diye
Cevabını merak ettiğinizi sanmıyorum. Çünkü cevap hep aynı, "evet, tabi ki seviyorum, neden sevmeyeyim ki?" gibi cevaplar. Anlaşılıyor ki bazı konular da anket yapılarak gerçeğe ulaşılamıyor ya da anketler tam olarak gerçekleri yansıtmıyor.

Ne yapmak gerek? İzlemek ve soruyu hatırlatmak gerek. Yine senelerdir "ülkemi seviyorum" diyenleri izleyip (yaşam içerisinde) onlara sorular yöneltmeye devam ettim.

-Arkadaş, ülkemi seviyorum diyorsun ama yere çöp atıyorsun
-Ya git işine be, Ülkemi sevmekle ne alakası var?

Bir başkasına gözlemlerimi soruyorum:

-Ülkeni sevdiğin halde neden kırmızı ışıkta geçiyor, ters yola giriyor, trafik kurallarına uymuyorsun?
-Manyak mısın oğlum sen ne alaka? Vatan sevgisi bambaşka bir şey...

Hiç usanmadım sormaktan, bir başkasına yine sordum:

-Ülkesini seven vergi kaçırmaz. Tam tersine sevdiği ülkenin kalkınmasına yardımcı olur.
-Hadi oradan, sen hep vergilerini düzenli mi ödüyorsun? Sende mutlaka vergi kaçırmışsındır.

İnatla sordum, sordum, sordum:

-Piknik yaptıktan sonra çevreyi ve çöpleri temizlesenize, ülkeni sevmiyor musun?
-Bu ülkenin belediyesi var birader, bunlar alakasız şeyler ben ülkemi çok seviyorum...
Soru hep aynı;
-Ülkesini, vatanını, yurdunu seven ağaçları keser mi?
-Sen anlamazsın, biz ağaçları ülkemizi sevmediğimiz için değil, inşaat yapmak için kesiyoruz...

Bu serüvenim böyle devam etti. Halen de devam ediyor. Ara sıra insanlara yaptıklarını sorarım ve çok rahatsız olduklarını görürüm. Hatta zaman içersinde benden uzaklaştıklarını görürüm. Ya çok yalancıyız, ya da bir şeylerin aralarında ki bağlantıyı kuramıyor veya gözardı ediyoruz.

Bu anlayış iliişkilerde de devam etmekte. Hiç bir değişiklik yok.

Soralım; Eşini (sevgilini, birlikte yaşadığın kişiyi) seviyor musun? (bura da sembol olarak erkek aldım, durum kadınlar için de aynı. yani bir farklılık yok. (Eğitilme, görme, öğreti meselesi)

"Tabi ki evet." "Hatta deliler gibi"
-Peki o zaman neden akşamları arkadaşlarınla buluşup eve geç geliyorsun?
-Ya abi o kadar da olsun.
-Eşini seviyorsun da neden Akşamları televizyon karşısında uyukluyorsun.
-Bütün gün çalışıyorum, çok yoruluyorum, tv nin karşısına geçince uykum geliyor. Biz birbirimizi seviyoruz. (o'nun adına da konuşuyor)
-Maç akşamları insan sevdiğini yalnız bırakır mı? Sporcuları eşinden iyi tanıyorsun valla
-Ara sıra olur, hafta da bir maç zevkimiz var sen de içine edeceksin... Hem eşini benim kadar seven yoktur.
-Sen eşini sevmiyor musun, neden başka kadınlarla ilişkiye giriyorsun?
-Sen erkek değilmisin oğlum. Erkek dediğin ara sıra böyle şeyler yapar, bunun sevmekle alakası yok...

Burada seks konusunda üzerimize düşenleri yazmıyorum. Çok komik ve gereksiz görüyorum...

Aynı konu hayvanseverler için de geçerli. İstanbul da, Sibirian husky veya kangal gezdiren birine sorsanız hiç düşünmeden "hayvanları çok sevdiğini" söyler.
Arkadaş o zaman neden -30, 40 derece de yaşayan hayvanı İstanbul da besliyorsun? "Ama çok güzel hayvan, gözlere bakar mısınız?" diyor kırıtarak... Husky ler kızak köpekleridir, yaşam bölgeleri -40 derecedir. İkinci dünya savaşından sonra sibiryadan almanya ya serum taşıyarak insanlığın neslini kurtardıkları bilinir. Her yıl şubat ayında 5 etap halinde yarışmalar yapılır. Her etap 5000 km dir. Yani husky ler koşmaya başladıklarında durmadan 5000 km koşabiliyorlar, hiçbir koruyucu özellikleri yoktur ve herkesle dost yaşarlar, özgürlüklerine düşkünlerdir ve fırsat bulunca giderler... Daha bir çok özelliğini yazmayacağım ama sorarım: Hayvan seviyorsanız o köpeklerin türkiye de ne işi var???

Aynı gözlem sonucu oluşan soruları "işimi çok seviyorum" , "köpeğimi çok seviyorum", "evimi çok seviyorum" diyenlere yöneltebilirsiniz. Ama fazla üzerlerine gitmeyin yalnız kalma tehlikeniz var:)) Ben ülkemi çok seviyorum. Yanlışlıklarla dolu bu ülke de doğruları öğrenmek ne kadar kolay. Hatta biraz çabalarsanız, filozof olabilir, veya benim gibi sayfalar dolusu kitap olabilecek yazılarınız, teorileriniz, felsefi görüşleriniz olur...

Durum böyle.... Hep hükümet ve görevlilerinin üzerine düşen ve yapması gerekenlerden sözederiz, İşyeri sahiplerinin hakkın da, trafik konusunda konuşuruz, Alt yapı, yollar, köprüler " şöyle olmalı, böyle olmalı" diye atar tutarız. Hemen her yeri, her şeyi eleştiririz. Kimin ne yapması gerektiği konusunda çok bilinçliyiz(!) Peki ya bizim üzerimize düşen görevler? Biz ne yapmalıyız? Vatandaş olarak, eş olarak, baba olarak, arkadaş, dost olarak, sevgili olarak, her şeyden önemlisi İNSAN olarak neler yapmalı ve nasıl olmalıyız.... Görevlerimiz ve sorumluluklarımız neler... Biliyor muyuz, ya da öğrenmeye, uygulamaya gayret ediyor muyuz? Herkesin diğer sorulara verdiği cevaplar gibi "EVET TABİKİ" dediğini duyuyorum:)))

Güzel söz: "Bir insana laf anlatmak için, yakasını, paçasını tutmanıza gerek yoktur. Eğer sizi dinlemek istemiyorsa dilinizi tutun daha iyi olur..."

Biliyor musunuz?: Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar...
Bugünlükte bu kadar sevgili günlük. Pazartesi görüşmek üzere Hoşçakal

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 512
Toplam yorum
: 333
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 548
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster