Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ekim '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
360
 

Ülkemin bütün kentleriyle anlatamadığım sevdamsın

Ülkemin bütün kentleriyle anlatamadığım sevdamsın
 

......


Sevgiliye Mektuplar /

Sanat için soyunan ile inancı gereği kapanana farklı tarihsel öngörü ile yaklaşan ülkemde yüreğindeki insanca sevgini yıldızlarca ülkemin tüm kentlerine, gözlerindeki ışık dolu ‘’ela’’yı damarlarıma aşk olan yağdıransın sevgili… Bu yoksunluk yüzündendir Sivas, Çorum, K.Maraş, Malatya’nın geçmişine kan ağladığı.

Edirne’den Kars’a kadar derdi önceleri insanımız uzaklık tariflerken, oysa aynı harfle başlayıp biten kentten, aynı harfle başlayıp biten kente yolculuk değil miydi en uzak olan ve adında aşk gizlenen? Amasya, Ankara, Antalya ve yolları taşlı Adana… Adana’dan Adıyaman, Elazığ, D.Bakır, Mardin, Ş.Urfa, Batman’a geçmişte yaptığım iş gezilerinde aşksızlığımı sorgular, ne çok kentin izbe otel odalarında tanışmadığım gözlerinin yokluk ve yoksunluğunda alkolle sevgili olur, sarılır yatardım… Bırakma ellerimi diye bağırarak uyanır, tekrar uykuya daldığımda Yozgat, Çorum, Tokat, Amasya. Kayseri, Çankırı’nın bilmediğim yoksul sokaklarında çırılçıplak koşar, utanır Sinop, Trabzon, Samsun, Giresun, Artvin, Rize’nin ücra sahil kıyılarında karaya vurur, kaybolurdum…

Van gölü Akdamar adasındaki kiliseyi yapan keşiş Manuel’in bilmediği gizli bir rahibeydin, Muş, Bitlis, Siirt, Batman Ağrı’nın insanına gülüşünle sağlık, varlığınla bilgi, kültür aşılayan… Saç örgülerin, siyah kıyafetlerinle küçük bir kız çocuğu gibiydin yöre halkı yaşını bilmez ve sorgularken… Bense 20, 30, 40’lı yaşlarını toplar, Cumhuriyetten bugüne en yaşlı ve genç kentlerle karşılaştırır, değil yanından geçmek saç tellerinin bir tekinin kokusuna eşdeğer kent bulamam sevgili… Hepsi yaşlı, geçmişini sorgularken, geleceklerini arıyor ve Seferhisar’ın yavaşlığına dalgın, dargın, ürkek ve yorgun bakıyorlar… Oysa bir kulaç atsalar Cunda, Didim, Datça, Marmaris, Kaş, Alanya, Fethiye, Anamur’dan karaya çıkacak, biraz soluk alsalar Erdek, Mudanya, Çınarcık, Gökçeada’da deniz ve gökyüzüyle yaşayamadıkları aşkları sorgulayacaklar, yaşayamadıkları hayatın yaşadıklarına üstünlüğüne şaşarak…

Tarifsiz doğası, ülkenin en güzel milli parkı, dağlarında kendi tohumuyla üreyen, dünyanın en lezzetli sarımsağının yetiştiği Tunceli, Asi, isyankâr, gamzeli gülüşünle dağlarında kızıl gül açtıracak Seyit Rıza’dan sonra dersim dağlarına, gülüşünün kızıllığı aydınlatacak Bingöl, Erzincan, Şırnak, Hakkâri, Ardahan, Doğubayazıt’ı ve barış doğacak, kızıl güller gibi, annelerin vatanı artık ölmeden… İstanbul ağlıyor mu? Her Cumartesi Galata-sarayda feryat eden vatansız anneler kadar, ya Tekirdağ, Kocaeli, Sakarya, Ya Balıkesir, Çanakkale ve sonradan evlat olan Düzce, Yalova, Karabük, Bartın…

Ağlarsa anam derdi çocukluğumda televizyon icat edilmeden ısınmalı radyodan dinlediğim o türkü, onca yıl ve icatlardan sonra ne çok anne ağlıyor hala Niğde, Nevşehir, Manisa, Osmaniye, G. Antep, Kilis, Kırıkkale, Isparta, Burdur, Denizli’de ve yoksul mahalle ve köylerinde… Her bir annenin gözyaşına ne çok sarılmak, ortak olmak istersin yüreğinin yufkalığıyla ve onların acısına tutunarak, hüzün bakışlarını örterdin her bir annenin yüreğine ve gözyaşınla sevgili… Nerede ‘’anne’’ türküsü, şarkısı hele şiiri duysak sen oradan ben buradan sarılırdık ilk dizeden son dizeye… Öylesi saf, temiz ve soluksuz..

Platoları var ülkemin, dağların yalnızlığına sarılır gibi insanımızın bilinçsiz sarıldığı ama ayak bastığı, nefeslendiği toprağın gerçeğini ve öyküsünü bilmediği… Ihlara vadisinde yürür insanlar kilometrelerce ama ne o vadiyi nede onun güzel atlar diyarıyla bütünleştiğini bilmeden… Gör eme demeli onlara onurlu aşkların yaşandığı, ayak izlerinin silinmediği, ayakkabı topuğunun taşlara sıkışıp bir bakkalda tamir edildiğini… Her aşk kendi denizinde boğulur, oysa iki iyi yüzücüyüz sevgili seninle, değil hırçın deniz, çılgın okyanuslar bile engelleyemez kulaçlarımızı… Her kulacımız yeni bir kent, her kent denizimizdir sevgili…

Seni seviyorum ya

Eskişehir kıskanır belki

Venedik gondolları, Porsuk’takinden kötü diye

Taş değil mi oysa beyaz lüle taşı

Arapkir’in kış üzümü siyahtır oysa

Pencereden bakıyorum, Ülkem okyanus gibi ayaklarımın altında

…Ayaklarından öpüyorum sen de ülkemin…

 

 

 

Olgun Ekinci

6 / 10 / 2011 - Adana

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Anlatım tarzınız her zamanki gibi etkileyici değerli yazarım, ama bu mektup bir başka güzel olmuş, su gibi akıp gitti :) Tebrik ederim, sevgilerimle..

Mor Okyanus 
 17.10.2011 11:23
 

Sevdalar çeşit çeşittir. Anlatım şekilleri de öyle. Siz de gizli sevdanızı anlatabilmişiniz, kendi şeklinizce. Selamlar hemşerime...

Bosnalı 
 13.10.2011 16:44
 

Başlık bile şiir olmuş be OLGUN dost...eyvallah...

nedim üstün 
 11.10.2011 16:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 825
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 704
Kayıt tarihi
: 22.01.09
 
 

Adana doğumluyum halen bu kentteyim.. Marmara Üniversitesi İşletme mezunuyum. Deneme ve şiir yazıy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster