Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
259
 

Ülkemizin üzerine titriyoruz da!…

Ulus olarak ülkemizin üzerine titriyoruz.

Her ne kadar bu ülkeyi bölüp parçalamak ve kendi çıkarları uğruna yok etmek isteyenler varsa da, büyük bir çoğunluk olarak ülkemizin üzerine titriyoruz. Onu korumak için elimizden geleni yapmaya gayret ediyoruz.

Yetmiyor…

Daha fazlasını yapmamız gerektiğinin bilincine varmalıyız. Daha fazlasını yapmalıyız. Çünkü şu anda ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar koşar adımlarla ilerliyor.

Bu konuda en büyük sıkıntımız ise “Bilgi” sizliğimiz. Bir başka deyişle “Bilgi açlığı” içindeyiz.

Öncelikle kendimizden başlayarak, sonra ailemiz, komşularımız, mahallemiz, yaşadığımız şehir ve giderek ülkemizi ilgilendiren bütün konularda “Net bilgi” sahibi değiliz. Bu “Bilgi açlığı” da bizi tedirgin ediyor.

Bana göre “Bilgi açlığı” içinde olmak, geleceğimizden endişemizi ortaya koyacağı için bir başka tehlikeyi de ortaya koyuyor. O tehlike de “Bilgi açlığının” getirdiği dedikodular ile yanlış kararlar vermektir.

Bakın şu yaşadıklarımıza…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en güvenilir kurumu olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Baş Komutanı olan kişi, Irak’ın Kuzeyinde ortaya çıkan fiili durum ve PKK konusunda görüşlerini, gerçekleri ve endişelerini dile getiriyor.

Buna karşılık ülkenin dış politikasını yöneten kişi “Asker, silahı ile konuşur” diye cevap veriyor.

Yıllardan beri Irak’ta ve özellikle de kuzey bölgesindeyim. Halen de ilişkilerim sürüyor. Aynı süre içinde İran başta olmak üzere Asya kıtasındaki Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan ve Kazakistan’da ticari faaliyetlerim oldu. Siyasete de ilgi duyduğum için, bu bölgelere yaptığım tüm gezilerde, o ülkenin politikasını, ekonomisini ve sosyal hayatını gözlemlemeye gayret gösterdim. Yetkili makamlarda bulunan kişilerle dostluklarım oldu. Onlarla gerek ülkelerinin politikaları, ekonomileri ve sosyal hayatları konusunda fikir alışverişlerimiz ve Türkiye’den bakış açımız, onların da bizlere bakış açılarını anlamaya ve anlatmaya çalıştım.

Toplum olarak “Bilgi açlığı” yaşarken aynı zamanda da “Bilgi edinme tembelliği” yaşıyoruz.

Tarihi, özellikle de kendi tarihini bilmeyen, geleceğini şekillendiremez.

Amerika’dan önce, Orta Doğu bölgesinde “İngiliz” faktörünü ve geçmişte bölgede kendi çıkarları uğruna bölgedeki etkinliğini, bölgeyi nasıl şekillendirdiğini bilmek gerekir.

Hadi ondan vazgeçtik, bugünü iyi anlamak ve analiz etmek için o kadar geriye gitmeye gerek yok. Sadece geçmiş 25 yıla baktığımızda bile, hükümetlerimizin ne kadar olaylara amiyane deyişle “Fransız” düzgün deyişle “Kayıtsız” kaldıklarını hayretle göreceğiz.

22 Eylül 1980 ile 20 Ağustos 1988 yılları arasında Irak ve İran arasında yapılmış olan savaşa dikkatinizi çekmek isterim. Yaklaşık bir milyon kişinin ölümüne, 150 milyar Amerikan Doları maddi hasara, her iki ülkede de ağır maddi ve manevi yıkımlara yol açmıştır. Irak'ın zaferleri ile başlayan savaş, İran'ın direnmesiyle yıpratma savaşına dönüşmüş ve batılı ülkelerin çıkarlarına uygun şekilde galibi olmadan da sonuçlanmıştır.

İşte bu savaşın başlaması ile bitmesi arasındaki sürece dikkat ediniz…

Bugünkü Mesut BARZANİ’nin babası Molla Mustafa BARZANİ ve ondan önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde yaşanan “Kürt İsyanları”nı bir kenara bırakalım. Konuyu güncellemek yönünden ‘bir kenara bırakalım’ diyorum. Değilse tarih birbirine bağlantılı olduğu için, o olayları da gözden kaçırmamak gerekir. Ve bu günlere nasıl geldiğimizi ve aymazlığımızın bizi nerelere getirdiğini çok açık ve net olarak göreceğiz.

Irak devletinin Kürt kökenliler ile yıllardır yaşadığı sorunlar, hem bu savaş hem de “Körfez Savaşı” adı ile bildiğimiz savaş sonrasında kuzeyde yaşanan otorite eksikliğinin bu günlere hayallerdeki “Bağımsız Kürt Devleti” provası olarak yansımasıdır.

Ancak…

O hayaller, başta Türk dış politikasındaki aymazlık ve bölge devletlerinin de bir şekilde desteği ile ve Irak anayasasının 140. maddesi gereğince de önce hayal olmaktan çıkmış fiiliyata dökülmüştür. Kim ne düşünür bilmem ama Kuzey Irak’ta, yani Türkiye’nin güney sınırında şimdi “Kürdistan Devleti” fiilen vardır. Parlamentosu, Irak Merkezi Hükümetten bağımsız kamu yönetimleri ve ordusu oluşmuştur.(*)

Şimdi…

Dünya enerji deposunun büyük bir bölümünün bulunduğu bu coğrafyada etkinlik savaşı başlamıştır.

Türkiye bu savaşın neresinde olacaktır? Bu savaş sonunda Türkiye ne durumda olacaktır? Üzerine titrediğimiz ülkemizde birlikte, özgür ve ekonomik yönden güçlü, dünya üzerinde itibarlı bir devlet olacakmıyız?

Kısacası, geleceğimiz ne kadar aydınlık ve kendimiz, ailemiz, komşularımız, yaşadığımız kent ve ülkemiz ne kadar mutlu ve huzur içinde olacak?

İşte “Bilgi açlığı” ve “Bilgi tembelliği” sonucunda geldiğimiz “Acı” nokta bu.Bu noktayı aşmamızın tek bir çaresi var. O da birlik ve bütünlüğümüzü koruyacak davranışları içinde demokratik hak ve ödevlerimizi AKILLI olarak kullanmamızda yatmaktadır.

Ve…

“Aklımızı” ortaya koymamız için de yakın zamanda önümüze bir fırsat geliyor. Bunu iyi kullanmamız gerek.

18 ŞUBAT 2007

(*) Bu konuda tamamen yaşadığım ve gördüğüm ve araştırdığım olaylara dayanarak çok şey yazabilirim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 879
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster