Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '20

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
46
 

Ulu Çınar: Abdullah Özkucur

 

Abdullah Özkucur adını çok duymuştum. Hem de Köy Enstitüleri ile ilgili yazılarda adına çok rastlamıştım. Öğretmenimin yolu Hasanoğlan Köy Enstitüsünden de geçmişti. Henüz yol yok, su yok iken Hasanoğlan’a gelmişti. O Hitit kokan köy evleri arasında dolaşmıştı. Henüz okul yapıları da yoktu. Ne var ki Özkucur, yapılacak yapılara el atmaya, omuz vermeye gelmişti. Yapılar için Macar Sili ile çalışan öğrenciler arasına hemen katıldı. Gönüllü gelmişti Çiftelerden. Yıl 1941, aylardan Haziran’dı. Enstitünün kurulacağı alan, “bomboş bir toprak parçasıydı. Kimi yerlerde arpa, buğday, mercimek, yulaf ekiliydi. Kimi yerlerde taş yığınları, kum, çakıl öbekleri görünüyordu.”(1)

Abdullah Özkucur’u ilk kez 16 Nisan 2006 yılı, Hasanoğlan’da, havuz başında gördüm. İki arkadaşı ile birlikte suyu temizleyip, yaptıkları çeşmeyi gururla izliyor, o günün öyküsünü anlatıyordu. Saygı ile baktım Özkucur’a. Hala o günleri yaşıyor gibiydi. İçi kıvanç doluydu. Bu kıvanca o gün ortak oldum ben de.

Daha sonra okula giderek, okul alanlarını dolaştık. Açıkhava Tiyatrosuna gittik. 70’li, 80’li, 90’lı yılların öğrencilerinin Özkucur’a ilgisi çok büyüktü. Bu ilgiyi gördükçe mutluluğu arttı. Özkucur’a sorular soruyorlar, verdiği yanıtları can kulağı ile dinliyorlardı. Ne var ki, kuruyan ağaçları, bakımsız, yıkılan ve yakılan yapıları gördükçe çok üzüldü. O gün bu üzgünlük içinde, içi burkularak söylediği bir söz vardı. Bu söz kulaklarımızı deldi geçti, kazındı beynimize.  “Biz böyle bırakmamıştık.”

Çünkü onlar buraları yeşertmişti. Ormana dönüştürmüşlerdi Hasanoğlan’ı. Yapılarla donatarak Hasanoğlan’ı küçük bir kent yapmışlardı. Fırını, hamamı, Kooperatifi, Açıkhava Tiyatrosu, işlikleri, derslikleri, yatakhaneleri, yönetim yapısı, öğrenci uğrak yeri(lokali), öğretmen konutları ve reviri ile çağdaş bir alan olmuştu. Burası salt okul değil, örnek bir yaşam alanına dönüşmüştü. Öyle ki, bir gün rastladığım bir gezi grubundaki bir öğrenci, geldiği otobüsten inerken “Okul nerede?” diye sormuştu. Kentliydi, kentten katılmıştı geziye. Onun okuduğu okullar bir ya da iki yapıdan oluşuyordu. Haklıydı, gördüğü yapılar okuluna benzemiyordu. Orada bulunan öğrencilerimizden biri , “İşte bu gördüğün alan, tüm yapılar okuldur.” dedi.

Abdullah Özkucur ve arkadaşları, daha doğrusu 14 Köy Enstitüsü öğrencileri kurmuşlardı bu okulu, daha doğru çağdaş kenti.

“Parlayarak geçerken omzumda küreğim

Topraklar kalkmak ister, ağaçlar divan durur

Birleşince kürekle bu iş için yüreğim

Küreğimin ucundan dağlar, taşlar savrulur”(2)

Bu günlere gelene dek Abdullah Özkucur’ların kürekleri çalıştırılmadı, omuzlardan indirildi, paslanmaya terk edildi. Bundan böyle küreklere, kazmalara el attırılmaz oldu. Adları da unutturuldu.

Topraklar eski günlerdeki gibi sahipsizliğine, terk edilmişliğine döndü. Çakırdikenlerinin boy saldığı bozkırlara döndüler.

Üretim durdu. Hazıra yöneltildik. Çalışmayı, dayanışmayı, ürettiğimizi bölüşmeyi unuttuk. Tarlalarda ter dökülmez oldu. Ayak izlerimiz yok üretim yerlerinde. Her şeyi dışardan almaya alıştırıldık.

İşlerin kolayına kaçmaya başladık.

“Bir gün gelecek

Gök yere inecek

Yer göğe çıkacak

Bekle, biraz daha bekle”(3)

Evet bekledik, kıyamete değin değildi beklediğimiz Özkucur öğretmenim; gördük ki, sizler gibi olamıyoruz, koruyamıyoruz bıraktıklarınızı, sahiplenemiyoruz. Buralara geldikçe iş değil, söylemlerle yetinip avutuyoruz kendimizi. Davullar çalıp, halaylar çekiyoruz ya, üretmeden, yalandan bayram yapıyoruz. Korumuyoruz, yapılarınıza, yeni yapılar ekleyemiyoruz. Salt yıkıp, yakıyoruz. Söylemler, yalancı bayramlar yetiyor bize.

Diyoruz ki, sizler bu okulları bizlere böyle bırakmadınız.

 

Mehmet ERBİL

www.mehmet-erbil.tr.gg

 

  1. Abdullah Özkucur, Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü, Selvi Yayınları, 1990, s. 13.
  2. Abdullah Özkucur, Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğityim Vakfı, Ankara 2013, s. 461.
  3. A.g.e. s.467.

               

Nizamettin BİBER, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 702
Kayıt tarihi
: 29.09.11
 
 

Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi-Yüksek Lisans Resim-19 kişisel Resim Sergisi Yazı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster