Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
12778
 

Ulus ve üniter devlet nedir?

Ulus ve üniter devlet nedir?
 

Ziya Gökalp


Bazı kavramlar, çok tartışılmalarına rağmen, yazılanlarla, anlatılmak istenenler birbirlerini desteklemedikleri için tam ve doğru olarak anlaşılamamaktadır. Bu nedenle Ulus ve Üniter Devlet kavramları birkaç farklı açıdan değerlendirilerek anlatılmaya çalışılacaktır.

...

Ulus’ ve ‘Ulus devlet’ nedir?

Türk Dil Kurumuna göre, Ulus; Belli bir sınır içinde yaşayan ve halk kültürüyle seçkin kültürünü yaratan insanların oluşturduğu siyasal toplum. Diğer bir anlamı da; Derebeylik düzeninin yıkılışı ve anamalcı (kapitalist) düzenin oluşumu döneminde ortaya çıkan, toprak, ekonomik yaşam, dil, ruhsal yapı ve ekinsel özellikler yönünden ortaklaşalık gösteren en geniş insan topluluğu biçimi. Aşiret, halk, millet, kavim."

Türk Dil Kurumu'nun tanımlarını özetlersek; Ulus; Belli bir sınır içerisinde yaşayan, ortak yaşam, dil, düşünce ve kültür değerlerine sahip geniş insan topluluklarıdır.

...

Ziya Gökalp göre Ulusun tanımı ise; “Ulus, ne ırka, ne kavma, ne coğrafya'ya, ne siyasete ne de kişisel isteğe bağlı, bir topluluk değildir. Ulus, dilce, dince ahlâkça üç güzel sanatlarca ortak olan, yani aynı eğitimi almış bireylerden birleşik bulunan bir topluluktur."

Bu tanımı, Türk Dil kUrumu ile birleştirdiğimizde Ulus kavramında ortak noktalar; Dil, inanç (din),yaşam şekli (ahlak) kültür değerleri ortak ve benzer eğitimi almış bireylerden birleşik bir topluluktur.

Türk köylüsü onu "dili dilime, dini dinime uyan" diyerek tanımlar. Nitekim bir adam kanca ortak bulunduğu insanlardan çok, dilde ve dinde ortak bulunduğu kişiliğimiz bedenimizde değil, ruhumuzdadır.

Maddi değerlerimiz ırkımızdan geliyorsa, manevi değerlerimiz de eğitimini aldığımız toplumdan geliyor. Büyük İskender diyor ki:

-"Benim gerçek babam Filip değil, Aristo'dur. Çünkü birincisi dış varlığımın, ikincisi iç varlığımın oluşumuna sebep olmuştur".

İnsan için iç varlık, dış varlıktan öncedir.

Bu bakımdan, ulusçulukta "şecere" aranmaz, yalnız eğitimin ve ülkünün ulusal olması aranır. Normal bir insan hangi ulusun eğitimini almışsa, ancak onun ülküsüne çalışır.

Çünkü ülkü bir duygu coşkunluğu kaynağı olduğu içindir ki, aranır.

Oysa, eğitimiyle büyümüş bulunmadığımız bir toplumun ülküsü ruhumuza hiçbir zaman duygu coşkunluğu veremez, tersine eğitimini almış olduğumuz toplumun ülküsü ruhumuzu coşkulara boğarak mutlu yaşamamızı sağlar.

Bundan dolayıdır ki, insan, eğitimiyle büyüdüğü toplumun uğruna hayatını feda edebilir, oysa kafaca kendisini bağlı gördüğü yabancı bir toplum uğruna ufak bir çıkarını bile feda etmez.

Sözün kısası, insan eğitimce ortak bulunmadığı bir toplumun içinde yaşarsa mutsuz olur.

Bu görüşlerden çıkaracağımız uygulanabilir sonuç şudur:

Memleketimizde vaktiyle dedeleri Arnavutluk'tan, yahut Arabistan'dan gelmiş ulusdaşlarımız vardır. Bunları, Türk eğitimi ile büyümüş ve Türk ülküsüne çalışmayı alışkanlık haline getirmiş görürsek başka ulusdaşlarımızdan hiç ayırtetmemeliyiz.

Yalnız mutluluk zamanında değil, kara gün zamanında da bizden ayrılmayanları nasıl Ulusumuzun dışında sayabiliriz?

Özellikle, bunlar arasında ulusumuza karşı büyük fedakârlıklar yapmış, Türklüğe büyük emeller vermiş olanlar varsa, nasıl olur da bu fedakâr insanlara "Siz Türk değilsiniz" diyebiliriz ?

Gerçi, atalarda soyağacı aramak gereklidir. Çünkü, bütün değerleri içgüdüye dayanan ve soya çekimden gelen hayvanlarda ırkın büyük bir önemi vardır. İnsanlarda ise, ırkın toplumsal değerlere hiçbir etkisi olmadığı için, soyağacı aramak doğru değildir.

Bunun tersini meslek edinirsek, memleketimizdeki aydınların ve savaş erlerinin bir çoğunu feda etmek gerekecektir.

Bu hal doğru olmadığından "Türküm" diyen her kişiyi Türk tanımaktan, yalnız Türklüğe hainliği görülenler varsa, cezalandırmaktan başka çıkar yol yoktur.

Özetlersek Ziya Gökalp ne demektedir?

-“Din, birbirinden farklı coğrafyalarda, farklı kültür dünyalarında ve değişik toplumlarda aynı olabilir; ancak, millet olmak için din birlikteliğinden başka kültür ve dil birliği de gerekmektedir ki; kültür birlikteliği için ortak toplumsal deneyimler, paylaşımlar, duyuş ve düşünüşlere ihtiyaç vardır.”
Ve Ziya Gökalp’tan bir şiir;

Ben Türküm! diyorsun, sen Türk değilsin!

Ve İslamım! diyorsun, değilsin İslam!

Ben, ne ırkım için senden vesika,

Ne de dinim için istedim ilam!

Türklüğe çalıştım sırf zevkim için,

Ummadım bu işten asla mükafat!

Bu yüzden bin türlü felaket çektim,

Hiç bir an esefle demedim: Heyhat!

Hatta ben olsaydım: Kürd, Arap, Çerkes;

İlk gayem olurdu Türk milliyeti

Çünkü Türk kuvvetli olursa, mutlak,

Kurtarır her İslam olan milleti!

Türk olsam olmasam ben Türk dostuyum,

Türk olsan olmasan sen Türk düşmanı!

Çünkü benim gayem Türkü yaşatmak,

Seninki öldürmek her yaşatanı!

Türklük, hem mefkurem, hem de kanımdır:

Sırtımdan alınmaz, çünkü kürk değil!

Türklük hadimine 'Türk değil! ' diyen

Soyca Türk olsa da 'pi (!) tir', Türk değil!

Ve Ziya Gökalp; “Hatta ben olsaydım Kürd, Arap, Çerkes, / İlk gayem olurdu Türk milliyeti... Demekle “Ne mutlu Türkün diyene” anlayışına öncülük etmiş. (1)

...

Üniter ve Üniter Devlet nedir?

Türk Dil Kurumu, Üniter kavramını; Birlikçi, birlikten yana, birleştirici (siyaset); Merkeziyetçi. olarak tanımlamaktadır.

...

Anayasamıza göre, Üniter Devlet ;Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür”. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olması onun “üniter devlet ” olması demektir.

Genel olarak Üniter Devlet; Anayasa hukukunun genel teorisinde, yapısına göre devlet şekilleri, “üniter (tek) devlet ” ve “karma devlet” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Karma devletler de kendi içinde konfederal devlet ve federal devlet olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.  Günümüzde konfederal devletlerin ortadan kalkmasıyla ortada sadece karma devlet olarak federal devletler kalmıştır.

Üniter devlet sisteminde ise tek devlet vardır. Federal devlet sisteminde, gerek federal devletin, gerekse federe devletlerden her birinin kendine has bir anayasası ve hukuk düzeni vardır.

Üniter devlette ise tek anayasa, tek hukuk düzeni vardır. Federal devlet sisteminde gerek federal devletin, gerekse federe devletlerden her birinin, kendine has bir yasama, yürütme ve yargı organları vardır.

Üniter devlette ise devleti oluşturan birimlerin (bölge, il, vs.) sadece idarî organları vardır. Federal devlet sisteminde federe devletler kendi içişlerinde bağımsızdırlar. Üniter devlette ise devleti oluşturan birimlerin içişlerinde bağımsızlığı diye bir şey söz konusu değildir. Böyle bir sistemde devlet iktidarı, federal devlet ile federe devletler arasında federal anayasa ile paylaştırılmıştır.

Üniter Devlet ; Devlet, ülke, millet ve egemenlik unsurlarından oluştuğuna göre, üniter devlette, tek ülke, tek millet ve tek egemenlik vardır. Diğer bir ifadeyle üniter devlet, tek bir ülke üzerinde, tek bir milletin, tek bir egemenliğe tâbi olmasıdır. Bu nedenle, üniter devlette, devleti oluşturan unsurlar bölünmez bir bütündür. Şöyle ki:

a) Üniter devlette, devletin ülkesi bölünmez bir bütündür. Şüphesiz ki, üniter devletin ülkesi de “il” ve “ilçe” gibi idarî bölümlere ayrılabilir. Ancak bunlar, basit idarî bölümlemelerdir. Bunların sadece idarî yetkileri vardır. Yasama ve yargı yetkileri yoktur. Bunların hepsi aynı egemenliğe tâbidir. Bunların hepsinde aynı anayasa ve aynı kanunlar, kısacası aynı hukuk uygulanır.

b) Diğer yandan üniter devlette, millet unsuru da bölünmez bir bütündür. Milleti teşkil eden insanların millet unsurunu oluşturmalarında din, dil, etnik grup vb. bakımlardan ayrım yapılamaz. Üniter devlette “toplum”lar veya “cemaatler” temelinde egemenlik yetkilerinin kullanılmasında farklılık yaratılamaz. Üniter devlet sadece yer bakımından federalizme değil, cemaatler bakımından federalizmi yani “korporatif federalizm”i de reddeder.

c) Nihayet üniter devlette egemenlik de tektir ve bölünmez bir bütündür. Tek olan egemenliğin sahası bütün ülkedir. Bu egemenliğe tâbi olan da bütün millettir. Egemenliğin kaynağı bakımından da ayrım yapılamaz.”

...

Bir başka görüşle Üniter devlet;

"Tam anlamıyla anayasal bir deyim olarak "üniter devlet" egemenliğin tekçi bir anlayışla kullanımını ifade ediyor.

Egemenliğin içindeki üç kuvvet: Yasama, yürütme ve yargı tek olacak. Kanunlar tek bir meclis eliyle çıkacak ve ülkenin her yerinde istisnasız bu kanunlar uygulanacak.

Yargı tek biçimli olacak ve her yerde aynı hukuk normlarını uygulayacak.

Yürütmeye gelince, tek bir yürütme erki olması kural ama icra gücünün ademi merkeziyet (yerinden yönetim) prensibine göre devri üniter yapıya aykırı değil.

"Millî devlet"e gelince, Almanya federal bir devlet; ama aynı zamanda millî bir devlet.

Dünyada millî devlet düzeni hakim. Bu yüzden her devletin millî bir nitelik taşıması kaçınılmaz. Millî kimlik, millî devleti güçlendirdiği için her devlet nezdinde teşvik ediliyor.

Sorun "millî" vasfının tanımındaki farklılıktan çıkıyor. Ama makul olan her devletin, o ülkede yaşayan insanların tamamını içine alacak bir millet tanımına sahip olması.

"Tek dil, tek bayrak, tek devlet" sloganının içeriği de bu millet tanımına göre doluyor Türkiye Cumhuriyeti devleti üniter-millî devlet olarak kuruldu. Anayasa'nın "değiştirilemeyecek" üçüncü maddesindeki "Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür" ibaresinin, millî devleti güçlendirecek bir yorumuna ihtiyacımız var. (1)

 

www.canmehmet.com

Resim; Web ortamından alınmıştır.

(1) Mümtaz'er TÜRKÖNE / Zaman

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ziya Gökalp kendisi Türk olmadığı halde, neden Türkçülük için uğraştığını alaycı bir şekilde söyleyen İngiliz işbirlikçisi Ali Kemal'e, bu dizeleri karşılık olarak yazmıştır. Özellikle son iki dize bu konudaki kızgınlığını gösterir. Ortak ülkünün önemini dillendiren dizinizi okuyacağım. Esen kalınız.

Ayten Dirier 
 13.09.2009 15:12
Cevap :
Saygıdeğer Ayten Dirier, Haklısınız, şiir bir atışmaya karşılık olarak yazılmıştır. Konuya ilginize ve aydınlatıcı bilgilerinize teşekkür ediyorum, Saygılarımla.  14.09.2009 17:50
 

Sn. Canmehmet bey, İlkokullarda okumuştuk, şimdi varmı bilmiyorum: Yurttaşlık dersi. Oradaki tarif halâ aklımda "DİL, DİN VE ÜLKÜ BİRLİĞİ İÇİNDE AYNI TOPRAKLARDA YAŞAYAN...." diye devam ederdi ulusun tarifi. Bu anlayış dün böyleydi, bugün de böyledir, yarınlarda da aynen...Saygılar...

Yurdagül Alkan 
 10.09.2009 6:06
Cevap :
Saygıdeğer Gül Alkan, bu topraklarda yaşayan; toprağını vatanı, bayrağını bağımsızlığının sembolü kabul eden ve aynı değerleri ve beklentileri paylaşan insanlarla birlikte büyük bir aileyiz. Eğer, ailemizden birinin sızlanması varsa, o sızlanmanın ıztıraba dönüşmemesinde ilk görev ve çaba, ailenin diğer üyelerine, özellikle de (Devlet) babanın sorumluluğundadır. burada iki yol vardır. a) ilgilenmek, yaraya merhem olmak; b) duyarsız davranarak yarayı kangren haline getirmek. Bu anlayışla baktığımızda, sızlanma sanki ıztıraba dönüşmektedir. İlerleyen bölümlerde, olay, tüm boyutları ile ve açık olarak anlatılacaktır. Konuya ilginize ve katkınıza teşekkür ediyorum, Saygılarımla.  10.09.2009 9:30
 

Merhaba...Ben, "ulus" kavramı yerine "halk" kavramının kullanılmasını tercih ederim. "Türk ulusu" ya da "Türkiye ulusu" yerine, "Türkiye halkı" denmesini tercih ederim...Ulus kavramı, halk kavramının sınırlarını daraltır gibime geliyor...Türklük yerine Türkiyelilik kavramının sorunsuz bir birliktelik sağlayacağına inanıyorum...Bu birlikteliğin, din gibi geniş bir alan kültürü ile daha da pekişeceğine inanıyorum. Selamlar.

cdenizkent 
 09.09.2009 14:41
Cevap :
Saygıdeğer cdenizkent, yazının ilerleyen bölümlerinde örnek olarak verilecek yaşanmış olaylarla, işaret ettiklerinizde ne kadar isabetli olduğunuz görülecektir. Konuya zenginleştiren yorumunuza teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  09.09.2009 22:50
 

us de cogunluk dededen otesini bilmez.Kizilderililer haric bu ulkeye her kezin goc ettigide malum.Hadi siyahlar icin olagan kolelik hak mahrumiyeti. Beyaz takim amerikaliyim der, hemen her kez amerikaliyim der. Sanki boylesi bir irk varmiscasina. Iste millet olmakta boylesi ayni toprak, ayni bayrak ve tek tanriya inanis tipki kendi ulkulerinde oldugu gibi. Oysaki biz en bilmiyenimiz bir kac kusak oncesini bilir. Ecdadimi hic yok saymayi dusunmedim bulabildigimiz yuz yillik soy agacimizdaki onca renk ve cesitlilige ragmen. Saglik ve saygiyla

Newyorker sade vatandas 
 09.09.2009 2:56
Cevap :
Saygıdeğer Newyorker, inanıyorum ki hiç kimsenin ve hiç bir nedenle, bir diğerini; ne aşağılamaya, ne hor görmeye, ne dışlamaya, ne de bir haktan mahrum etmeye hakkı bulunmamaktadır. Eğer, bir devlet veya kuruluş veya oluşum, elindeki güç ve bazı imkanları, diğer vatandaşlarının üzerinde baskı unsuru olarak kullanmaya kalkışırsa bunun da kabul edilebilir bir hareket olduğunu zannetmiyorum. Bu nedenle aynı toprak üzerinde ve aynı bayrak altında yaşayan, hatta aynı inancı paylaşan üstelik kader birliği yapmış insanları birbirinden soğutmaya kimsenin hakkı olmadığını düşünmekteyim. Anlamlı ve yazıya renk katan yorumunuz için teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  09.09.2009 17:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 608
Toplam yorum
: 2179
Toplam mesaj
: 239
Ort. okunma sayısı
: 1514
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisinde öğrenciliğim sırasında bir kamu iktisadi kuruluşunda başladığım çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster