Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mart '12

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
370
 

Ulusal kimliğimizin belirleyicisi olarak dilimiz...

Ulusal kimliğimizin belirleyicisi olarak dilimiz...
 

Ulusal kimliğimizin belirleyicisini “din” sananlar, süreç içinde dilimize büyük zarar verdiler...

“Türkçem, benim ses bayrağım”

Türkler, tarih boyunca çok din değiştirmişlerdir... Gelecekte de, dinlerini değiştirme ihtimali her zaman vardır...

Türkler, dilini ise hiç değiştirmemişler, yarın da değiştirmeyeceklerdir...

Ulusallığımızın tek ve en önemli belirleyicisi “dilimizdir”...

Bir ulusun kimliği,  dili ve dilinin oluşturduğu kültürle belirginleşir...

Türkler tarih boyunca çok din değiştirmişlerdir... Bugün yeryüzündeki Türkler de; değişik dinlere inanmaktadırlar...

Bu Dinlere kısaca göz atacak olursak :

Gök Tanrı Dini : ( Şamanizm)  Göktürklerin dini

Mani Dini: Uygur Türklerinin dini

Buda: Çeşitli Türk Topluluklarının dini

Hıristiyanlık: Gagavuz, Çuvaş ve bazı küçük Türk Topluluklarının dini...

Musevilik: Hazar ve Karay Türklerinin dini

İslam Dini: Günümüz Türkiye’sinin ve Türk Topluluklarının dini...

Tüm uluslar, dünyada konuştukları dille anılırlar... Din ise bir ulusun belirleyici özelliği değildir...

Dilimiz, Osmanlı Döneminde zayıflatılmış yok edilmeye çalışılmıştır... Osmanlıca: Farsça, Arapça ve Türkçe’nin karışımı çorba bir dildi... Sadece saray ve çevresinde konuşuluyordu... Bu dil, tam anlamıyla bir konuşma dilinden çok yazı diliydi... Osmanlı, siyasi birlik düşüncesiyle Devlet-i Osmaniye, Millet-i Osmaniye örneğinde olduğu gibi dilini de lisan-ı Osmaniyye’ye çevirmişti... Halkımız ise Yunus Emre, Karacaoğlan, Dadaloğlu gibi kendi dili Türkçe’yi kullanıyordu...

Türk, Türkmen Türkçe kavramlarına düşman kesilen Osmanlı’nın padişahları da şiirlerini, yazılarını, konuşmalarını Farsça yapıyorlardı...

Karamanoğlı Mehmet Bey’in 13.05 1277 yılında, Türkçemizin korunması yönündeki fermanı çok önemlidir...

“Bu günden sonra divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçe’den başka dil kullanılmayacaktır”...

Osmanlı’nın son dönemlerine doğru Ulusçuluk akımlarıyla birlikte Türkçe’mize sahip çıkan bir anlayış gelişmeye başlamıştır...Genç kalemler, Ömer Seyfettin, Ali Canip ve Ziya Gökalp  Türkçe’mize sahip çıkma adına önemli bir hareket başlattılar...

Ziya Gökalp, ulusallığımızın ve birliğimizin temeli dilimizin önemini şu şekilde vurguluyor...

Türklüğün vicdanı bir

Dini bir vatanı bir

Fakat hepsi ayrılır

Olmazsa lisanı bir...

Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetle birlikte dilimizin yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarılıp, kendi özüne dönmesi için çok uğraştı... Harf ve dil devrimi bu yönde çok önemli bir adım oldu... Bu sayede lisan-ı Osmaniyye’den Türkçemize geçmiş olduk... Türk Dil Kurumu’nun kurulmasıyla dilimizin gelişmesine özüne dönmesine yönelik önemli bilimsel çalışmalar yapıldı... Atatürk bizzat dil çalışmalarına katılmış, geometri terimlerinin Türkçeleştirmesini yaparak, bir kitap haline getirmiştir... Cumhuriyetin ilk dönemindeki edebiyat dünyamızda kullanılan Türkçe sözcük oranı yüzde yirmilerdeyken; bugün bu oran yüzde seksen beşlere yükselmiştir...

Bugün dilimiz, başta İngilizce olmak üzere batı dillerinin saldırısı altındadır... Günlük yaşamda bu dillere ait sözcükler kullanılmaya başlanmıştır... Özellikle işletmeler, işyerleri bu tür sözcüklerle doludur...

Unutmayalım, dillerini kaybeden uluslar, ulus olma özelliklerini de kaybederler...

Dün Arapça ve Farsça Türkçemiz için büyük bir tehlikeyken ve bu tehlikeden Atatürk’ün Dil devrimiyle kurtulmuştuk... Bugün de İngilizce gibi bir tehlike ile karşı karşıyayız... Dilimizi koruyucu yönde siyasi bir kararlılık da olmayınca, dilimizin geleceği yönünde kaygılarımız artmaktadır...

Ulusal kimliğimizin belirleyici din değil dilimizdir...

Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın şiirinde yerini bulduğu gibi :

"Türkçem, benim ses bayrağım"

 

Erdoğan Şahin, Didim   

   

 

 

 

 

ibrahim Güneş, Nevzat Dağlı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Herkesin inancı kendine, ama herkesin dili kendine diyemiyoruz, çünki o ortak. Din; insanın inanç dünyasında vardır ve kişiye hastır; ayrıca oy toplamada siyasetçilerce ileriye sürülür.. Dilin çok çok önemli olduğunu vurgulayan bu yazınız bana Kürtlerin durumunu düşündürdü. Bizde dil ne anlamda ise onlarda da aynı önemde olmalı.. Çocuk evinde anasıyla geçirdiği 72 ay boyunca ekmeğe NAN, suya XXZ, peynire LLK (örneklemeyi rasgele harf seçerek yaptım, Kürtçe bilmem) desin; okula gidince öğretmeni 6 yıl boyunca anandan öğrendiğini unut, onlar yanlış, doğrusu şu desin... İnsaf bunun neresinde veya vijdan? Bizim çocuklarımız anasıyla akşam ödev yapsın, Kürt çocuğuyla anası kılını bile oynatamasın.. Bir terslik, bir yanlış var, ama hayırlısı olur umarım.

Ünal Şeref 
 21.03.2012 0:19
Cevap :
Merhaba, o bölgelerde uzun süre öğretmenlik yapmış biri olarak sizin anlattığınız gibi konuyu yakından biliyorum ve empatinize tamamıyla katılıyorum...Esenlikler dileğimle yorumunuz için teşekkürler ederim....   22.03.2012 10:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1368
Toplam yorum
: 1900
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1013
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster