Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1443
 

Ulusalcı liboşlara naçizane öneriler

Ulusalcı liboşlara naçizane öneriler
 

Ulusalcı duruş


Biliyorum, insanları “şucu-bucu” diye yaftalamak pek şık bir davranış değil. Elbette her aklı başında bireyin bir dünya görüşü vardır. Kimi kendini sosyalist diye tanımlar, kimi sosyal demokrat, kimi de liberal veya muhafazakâr. Hiç kuşkusuz yaşantısını da benimsediği dünya görüşüne göre tanzim eder ki, önemli olan da budur zaten.

Güzel memleketimizde ise durum farklıdır biraz. Memleket ise çok uzaktadır bu satırların yazarı için. Gurbet ellerde “Alaman’ın uşaklığını yaptığından” bu güzel siteyi de memleketi gibi görür. O sayfa senin bu sayfa benim yurt içi gezileri yapar. Sadece yazı, yorum ve mesajları değil, profilleri de bir güzel inceler.(Laf aramızda, ona istatistikçi derler.)

"Yavan Tantuni" rumuzlu üyeyi de bu incelemeleri sayesinde tanımıştır zaten. Arkadaşın yaşam biçimi, altındaki 2004 model TOYOTA arabası, İKEA mağazalarından aldığı mobilyası, mutfağındaki SİEMENS marka buzdolabı, BOSCH marka çamaşır makinesi, elinden tespih gibi düşürmediği NOKİA’sı, başına oturunca “felsefi” herzeler döktürdüğü bilmem ne marka bilgisayarı, pek severek atıştırdığı ÇİKİTA muzu, 45 numara beyaz NİKE ayakkabısı, CAMEL ceketi ve de DİESEL pantolonu ve hatta dostlar, belki inanmayacaksınız ama (Markasını tespit edemediğimiz) kıçındaki donu, kapısında gururla beslediği ALMAN KURT köpeği hiçbir ulusal alamet taşımadığı halde, kendisi ULUSALCIDIR!

Biliyorum; siz şimdi bana; “ Medet Culduz Efendi, medet! Olur mu böyle garabet!/ Bu ne biçim rezalet!” diye çıkışırsınız ama mal da meydanda yani. Hoş; sizin "Yavan Tantuni" rumuzlu arkadaştan pek mi farkınız var? Size söylüyorum ulusalcılar: Bakın bakalım evinizde sizden, varsa eğer eşiniz ve çocuklarınızdan başka “ulusal” olan bir şey var mı? Vazgeçtik marketlerden ve de büyük alışveriş merkezlerinden, köşedeki kıytırık bakkalınız bile “ulusal” değil sizin!

Nerede o yoğurdun bolluğu? İnsan bayraktarlığını yaptığı, her fırsatta klavye başına oturarak savunduğu görüşe göre tanzim etmez mi yaşamını? Hem liboşlar gibi yaşa, lafa gelince de ulusalcı geçin; var mı öyle yağma? Hem sonra hangi ulusalcı sistem dağıtır o (bol keseden) kredi kartlarını?


Ulusalcı dediğiniz, beklemez mi tüp, Sana yağı, benzin ve uçlu sigara kuyruklarında? Pineklemez mi tek kanallı TRT'nin başında? Hani yani; “Tam bağımsızlık uğruna”? Vazgeçebilir misiniz şimdi “liboşizim” diye aşağıladığınız sistemin elinize tutuşturduğu bu güzel oyuncaklardan? Hem de bu saatten sonra? Pek hoş oluyor tabii “Alamancı” akrabalara “Aaaa! Türkiye’de artık her şey var ayol!” diye hava atmak. Sizin için liberal uygulamaların yegâne olumlu yönü bu olsa gerek! Gerçi hâlâ “sucuk, pastırma” taşıyoruz memlekete ama olur o kadar tabii. “Hafıza-i beşer, nisyan ile maluldür” derler, unuttuk “ulusalcı” dönemdeki Amerikan pazarlarını.

Hadi bakalım; kızınıza giydirin Sümerbank kumaşından fistan! Giyer mi dersiniz? Ya da efendim; tabanı kalın Beykoz Kundura… Oğlunuza yani…Burun kıvırırlar değil mi? Unuttunuz tabii sinili yer sofralarını, burjuvalaştınız. Yatak, döşeğin odanın bir köşesine yığıldığı günler geride kaldı. Geride kaldı bahçedeki tuvalet! Artık mum ışığınla aydınlattığınız çatallı bıçaklı, süslü sofralarınız var; çağdaşlaştınız! Aksatmazdı babanız Cumaları ama siz aksattınız! Hadi itiraf edin, bu yüzden dinden de uzaklaştınız! Göbeğini kaşıyanlara olan nefretiniz, geçmişinizi size hatırlattığı içindir.. Ama işte bu kadardır sizde başlayan ve yine sizde biten asaletiniz! Siz "şeriatın" gelmesinden değil, elinizdekileri kaybetmekten korkuyorsunuz. Oysa gün gelecek; o "baldırı çıplak" diye nitelendirdiğiniz insanlar da kurtulacaklar "köylülüklerinden"! Tıpkı sizin gibi burjuva (kentli) olacaklar. Aynı yolları, onlar da arşınlayacaklar! Atıp şalvar ve türbanı bir kenara, mum ışığınla aydınlatılmış masalarda kadeh tokuşturacaklar.

Sizi gidi (tahammülsüz)Ulusalcı liboşlar sizi!

Görüyorsunuz değil mi? Yaftalamanın sonu yok! Liboş varsa, ulusalcı olanı da var! Hem de mebzul miktarda! Liboşmuş! İnsan kendine küfür eder mi yahu?

Oy hakkını bile tartıştığınız dağdaki çoban yararlanamıyor bu “liboş” patentli nimetlerden! Onun görevi sürüsünü gütmek, zamanı gelince de sizin huzurunuz için dağlarda ölmek ve bando mızıka eşliğinde gömülmek! Barışa da karşısınız siz! Nasıl olsa fakir Anadolu köylerinden çıkacak ölüm taburları!

Yaaa, işte böyle efendim. Dolaşıyorum blog sayfalarını... Tarıyorum sayfa sayfa. Yurt gezisi yapar gibi. Ne de olsa memleketten uzaktayım ama bu site de memleket gibi.

Ne diyelim?

İyi olur inşallah!.

Not: Sitemizde "Yavan Tantuni" rumuzu taşıyan bir üye bulunmamaktadır tabii.

Not 2: Liboş kavramı ile ilgili ayrıntılı bilgi için:

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=190439

ÇokEskidendi bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Vatan Millet edebiyatına sığınıp imtiyazlarını korumak. Halkı düşünmek mi? Onlar için halk diye bir kavram yoktur, zira dağdaki çobanın oyu ile onlarınki hiç bir olur mu? Halk kim olaki acep? Tamda anlattığınız şekli ile liberal gibi yaşayıp keyif çatarak gevezelik yaparlar ve bir haylide gülünç olurlar. Selamlar.

Yıldız Nihat 
 04.11.2009 15:49
Cevap :
Bir de solcu/ulusalcılar var ki, onlar tam evlere şenlik. Teşekkürler Nihat Bey. Selamlar, saygılar.  05.11.2009 20:13
 

Goethe, "Bilmediklerimi ayağımın altına alsa idim büyük bir dağ olurdum" demiş. Bugün anlıyorum ki bildiklerim bilmediklerimin yanında deryada bir maşrapa bile değil. Bu yaşa geldim liboş nedir öğrenemedim, işin aslı öğrenmeyi de istemiyorum, çünkü bize uzak ve faydasız. mamut yazmış, "etiketine baktım "arira" yazıyor. Diyor ki; "Etikete baksak donsuz kalırız." Anca bu kadar olur ve bu kadar güzel ifade olunur. Gecenin bu saatinde gülümsedim. Allah yüz güldürenlerin yüzünü de güldürsün diyorum inşallah. Başka ne diyem. "Bunu diken Tosun" cevap yazınız ise mütemmim cüz gibi olmuş, oturmuş. Muğla'dan saygı ve selamlar.

Haydanlı 
 03.11.2009 0:09
Cevap :
Hoş sohbettir Celal Ağabey(mamut), lafını da sakınmaz. Kısa ve öz konuşur. Teşekkürler katkılarınız için. Selamlar, saygılar:)  03.11.2009 17:02
 

Bu ulusalcılık eskiden yoktu, Ziya Paşanın dediği gibi yeni çıktı..Sanırım, açık denizlerde rotasız yüzen "sal"lar gibi, Marksizimden başlayarak buralara kadar geldiler...Belki de ondan dolayı kendilerine "ulu salcı" diyorlar..Kimbilir..Selamlar.

ali açıköz 
 02.11.2009 19:22
Cevap :
Bu durumda bizler de vatan haini oluyoruz tabii:)) Ah biraz okusalar, biraz dünyayı takip etseler(modayı değil), bazı şeylerin farkına varacaklar. Teşekkürler Ali Bey. Selamlar, saygılar.  03.11.2009 17:05
 

Çobanlı paragraf çok güzeldi. Zaten istediğimiz o değil mi çobanlardan? "Fazla kafa karıştırma, sen sadece koyununu güt, askerlik zamanı en önde savaş, vatanı koru. Biz senin yerine düşünürüz!" Alman sucuğunun meşhurluğunu ilk sizden okudum. Saygılar.

Eşit Ağırlık 
 02.11.2009 12:04
Cevap :
Tabii ki Alman sucuğu değil Hocam, Almanya'da üretilen Türk sucuğu:)) "Egetürk" mesela. Ülkemizde her yerden sucuk alınmıyor, biliyorsunuz. Hoş; Almanya'da da bazı cinlikler yapılıyor ama ismi Almanya işte. Selamlar.  02.11.2009 13:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1615
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster