Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '16

     
    Kategori
    Mizah
    Okunma Sayısı
    219
     

    Ulusların Fakirliği

    Ulusların Fakirliği
     

    *Yazımın başlığı tarih sahnesinde kapitalist dönemin açılmasına sebebiyet veren bir yapıta, yani Adam Smith'in Ulusların Zenginliği adlı kitabına bir gönderme amacını gütmektedir.


    Üretme kabızlığı çektiğim uzun bir sürecin ardından yeniden sizlerleyim. Bu yazımdaki konumuz en büyük sosyal sorunlarımızdan biri olan fakirlik.

    Fakirlikle ilgili hem iktisadi, hem felsefi hem de sosyolojik olarak bir çok tanımlamalar yapılmıştır. Politik çevrelerce ele alınmış, sosyal politikalar üretilmiş, sistemler değiştirilmiş fakat fakirlik yok edilememiştir. Tarih sahnesinin her anında olduğu gibi günümüzde de dimdik dipçik gibi karşımızda durmaktadır fakirlik.

    Bazı şeyleri bilip de sözlü olarak ifade edemeyenler için bu yazımda “fakir kimdir, fakirlik nedir” gibi sorulara hayatın içinden örneklendirerek reel bir tanımlama yapacağım. Eğer siz de herhangi bir şeyi tanımlarken “nasıl anlatsam ya?!” gibi bir cümle kurmuşsanız şu an bu yazıyı okuyarak hayatınızdaki en entelektüel anlarını yaşamak için arkanıza yaslanın ve okuyacağınız her cümlenin sonunda “Hmm, aynen lan doğru söylüyor” cümlesini içinizden kurmak için zihninizi sadece bu yazıya verin.

    Fakirlik aslında iktisadi bir terim olması dışında en belirgin özelliği spesifik bir toplumsal yaşam biçimi olmasıdır. Fakir olmanız için alım gücünüzün düşük olması yeterli değildir. Hatta çoğu zaman bu fakirlik bile sayılamayabilir. Fakirlik bir yaşam tarzı ve özellikle altını çizerek söylüyorum – her ne kadar çizemesem de- bir marjinal davranışsal tüketim şeklidir.

    Mesela ufkunuzu genişletmek için konumuza küçük bir örnek vereyim; modifiyeli Şahin binmek kesinlikle fakirliktir. Bu şimdi o araç sahibinin alım gücü olmadığını mı gösterir? Tabi ki de hayır! Bu fakir arkadaşımız nereden baksak ortalama 10-12 bin liralık o arabayı satın alma gücündedir. Tabi ki maddi gücü bununla sınırlı değildir. Bir modifiyeli Şahin sahibinin maddi gücünü kimse tahmin bile edemez. O kişi ayrıca araç için 3 bin ile 10 bin lira arasında değişen modifiye masrafını da sırtlamış bir arsız beladır. Ayrıca dizleri yırtık düşük belli blucininden sırtı ejderha baskılı gömleğine kadar her şeyi alabilme gücüne de sahiptir. Jöle ve kontör masraflarını saymıyorum bile…

    Şimdi üstte okuduğumuz insan profili ciddi bir alım gücü sahpiliğini işaret etmektedir. Fakat açıkça belirtmek gerekirse entelektüelitenin olmadığı her yer fakirlik kokar. Alım gücü asla beni ilgilendirmez. Beni elitist olmakla suçlamayın. Ben bir insana fakir demek için cüzdanına değil beynine bakarım.

    Mesela başka bir örneğimizde kıyaslama yapalım; fakirler bayat ekmek zenginler ise kızarmış ekmek yerler. Kızarmış ekmeğin en iyi bayat ekmekten yapıldığını düşünürsek beyni fakir olanlar o ekmeği kızartıp üzerine yağ sürüp yemeyi düşünemez. Ama zengin çakaldır; işi bilir. Ekmeği kızartır ve üzerine halis tereyağını sürer öylesi yer.

    Başka bir örnekte ise yatakların odadaki yeri konusunu ele alalım. Fakirler oda dizaynından gram anlamaz. Yataklarının sağını ya da solunu duvara yaslarlar odada kullanılabilir alan yaratmaya çalışırlar akıllarınca. Ama zenginler yataklarının sadece baş ucunu duvara dayarlar ve odaya ortalarlar. Simetrik bir şekilde sağını solunu dizayn ederler. Böylece sabah uyandıklarında yatağın her iki tarafından da yataktan çıkma şansları olacaktır. Ayrıca görsel olarak gayet iyi bir dizayn elde etmiş olacaklardır.

    Bir restoranda yemektesiniz mesela. Önünüzde bir ızgara tabağı var. Bu etleri tek tek çatal bıçak eşliğinde yemek yerinde bir lavaş ya da ekmeğin arasına koyup yiyorsanız siz de bir fakirsiniz dostlarım. Zenginler ekmek arası yemezler. Et ürünlerini ekmek ve lavaş arasına koyma eğilimi kesinlikle bir fakirlik göstergesidir.

    Brunch olayına hiç girmiyorum. Geçelim.

    Televizyon karşısında uyuyakalmak konusu da bu konuda bir belirleyici unsurdur. Fakirin gözüne televizyon kapanmadan uyku girmez. İstese de uyuyamaz. Aklı fikri elektrik faturasındadır. Ama zengin televizyon karşısında minik şekerlemeler yapabilir. Fatura aklının ucundan bile geçmez.

    Tarhana çorbasını da direkt geçelim. Net fakir çorbasıdır.

    Kırlarda el ele dolaşmak, çay bahçesinde çay höpürdetmek gibi şeyler fakir aşıkların fantezileridir. Zengin fantezileri bir başka yazımın konusu olabilir.

    Konu konuyu açıyor. Gittikçe davranışsallıktan maddiyata doğru geçiyor gibi görünebilirim ama işin temelindeki asıl nedenin davranışsal olduğunu farkettiğinizi varsayıyorum.

    Daha önce tespitinde bulunduğum birkaç konu daha var. Birincisi leğen olayıdır. Leğengiller sadece fakirlerin evinde yaşam ve kullanım alanı bulabilmektedir. Diğer türlü dünyada var olmasına gerek duyulmayan bir nesnedir. Ayrıca evdeki leğen sayısı bize aile fertlerinin sosyoekonomik durumları hakkında da ipuçları vermektedir. Bir leğenli ev bize açlık sınırını, iki leğenli ev ise -biri mutfakta ve biri banyoda olmak üzere- yoksulluk sınırını gösterir. Üç adet ve üzeri evler alt-orta sınıfı işaret eder. Unutmayalım ki gerçek fakirler evi en az eşya ile çekip çevirenlerdir.

    Diğer bir konu ise mandalina meyvesinin telaffuzu hakkındadır. Fakirler mandalinaya mandalin derler. Çünkü kelime sonundaki “a” harfini telaffuz etmek bile onlara fazla lüks gelir. Başka bir ifadeyle o harfi satın alamazlar. Yeterli paraları yoktur çünkü. Bütün kış mandalin yerler. Sonra da bir fakir avuntusu olarak mandalinde C vitamini var, vitamin yiyoruz diye sevinirler. Halbuki mandalinde C vitamini yoktur. Mandalin vitaminsizdir. Mandalinde vitamin olsa bir kere fakirler onu satın almazdı. Dikkatinizi çekerim alamazdı demiyorum; almazdı. İşte bunlar hep davranışsal fakirlik belirtileri.

    Yukarıda bahsettiğim gibi; ben bir insana fakir demek için cüzdanına değil beynine bakarım. Cüzdan dolu beyin boşsa fakir derim; cüzdan boş beyin doluysa bohem derim; hem cüzdan hem beyin doluysa entelektüel derim; hem cüzdan hem de beyin boşsa gördüğüm yerde değnekle kovalarım

    Unutmayın ki fakirlik kader değildir. Bu davranış kalıplarından kurtulabilirsiniz. Yardım ve destek için DM atabilirsiniz.

    Öptüm.

     

    İletişim:

    https://twitter.com/kitapsizinbiri

    https://www.facebook.com/mehmetakkoyunlu88

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 219
    Kayıt tarihi
    : 26.09.13
     
     

    5 Nisan 1988 İzmir doğumluyum. İlk ve ortaöğrenimimi İzmir'in Tire ilçesinde tamamladım. Lisansım..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster