Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
340
 

Ümit Sizsiniz...

Ümit Sizsiniz...
 

Gelen bir e-mail ilgimi çekti ve sizlerle paylaşmak istedim. Bakalım beğenecek misiniz...

Aşağıdaki fikirler, “hayatınızda vites küçültün” düşüncesi ile taban tabana zıttır.

Japon Balıkçıları Ve Felsefeleri

Japonlar taze balığı hep çok sevmişlerdir. Fakat Japonya sahillerinde bol balık bulmak mümkün olmamaktadır.

Balıkçılar, Japon nüfusu doyurabilmek için daha büyük tekneler yaptırıp daha uzaklara açılabilmişlerdir.

Balık için uzaklara gidildikçe, geri dönmesi de daha çok vakit alır olmuştur.

Dönüş bir-iki günden daha uzarsa, tutulan balıkların da tazeliği kaybolmaktadır.

Japonlar tazeliği kaybolmuş balığın lezzetini sevmemişlerdir.

Bu problemi çözebilmek için balıkçılar teknelerine soğuk hava depoları kurdurmuşlardır.

Böylece istedikleri kadar uzağa gidip, tuttuklarını da soğuk hava deposunda dondurulmuş olarak
saklayabileceklerdi.

Ancak Japon halkı taze ile donmuş balık lezzet farkını hissedebiliyordu.

Ve donmuş olanlara fazla para ödemek istemiyorlardı.

Balıkçılar bu defa teknelerine balık akvaryumları yaptırdılar.

Balıklar içeride biraz fazla sıkışacaklardı, hatta, birbirlerine çarpa çarpa biraz da aptallaşacaklardı, ama yine de canlı kalabileceklerdi.

Japon halkı canlı olmasına rağmen bu balıkların da lezzet farkını anlayabiliyorlardı.

Hareketsiz, uyuşmuş vaziyette günlerce yol gelen balığın, canlı, diri hareketli taze balığa göre lezzeti yine de etkilenmişti.

Balıkçılar nasıl olacak da Japonya'ya taze lezzetli balığı getirebileceklerdi?

<ı>Siz olsaydınız ne yapardınız ?

Hedeflerinize ulaşır ulaşmaz, mesela mükemmel bir eş buldunuz veya çok başarılı bir firmaya girdiniz, borçları ödediniz v.s.

Heyecanınız kaybolmaya başlamaz mı? Aşırı çalışmanız gerekmiyorsa rahatlamaz mısınız?

Lotoda büyük ikramiyeyi kazananlar parayı savurmaya başlamaz mı?

Japonların taze balık probleminde olduğu gibi çözüm aslında basittir.

<ı>1950'lerde L. Ron Hubbart'ın gözlemlediği üzere:

İnsanoğlu ancak hırs iddiası içinde bulunursa anormal çabalar sarfeder.

Ne kadar akıllı, uzman ve inatçı iseniz iyi bir problemle uğraşmaktan o kadar zevk alırsınız.

Problem sizi ne kadar zorluyorsa ve siz onu adım adım çözebiliyorsanız bundan da o derece mutluluk duyarsınız, heyecan duyarsınız ve enerji dolu, canlı, ayakta kalırsınız.

Japonlarda balıkları yine teknelerindeki akvaryumlarda tuttular, ancak içine küçük bir de köpekbalığı attılar.

Bir miktar balık köpekbalığı tarafından yutulmuştu, ama geride kalanlar son derece hareketli ve taze kalabilmişlerdi.

Buradan da görüleceği üzere sorunlardan kaçmaktansa, onların içine dalıp, boğuşmak ve çözümler üretmek gerekir.

Sorunlar çok ve çeşitli olabilir. Ümitsiz olmayın. Onları tanıyın, organize edin, kararlı olun, daha çok bilgi ve yardım desteği ile onları amacınız doğrultusunda çözülmeye zorlayın.

Kafanızın içine bir köpekbalığı atın ki, sorunlarınız ve çözümleriniz yenilenip diri kalsınlar; bu da hayatın kendisi oluyor zaten...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bulogunuzdaki yaklaşım elbetteki çok mantıklı fakat sanırım bazı toplum ve insanları vardırki kimileri önce algılıyor ve çözüyor kimileride geç. Japonlar böyle bir sorunu farz edelim 10 yıl içinde çözdüler dönelim bizim topluma. Ben tahmin ediyorumki bizim toplum böyle veya benzer sorunları çözemez dondurulmuş balıkları taze balık diye yerdi ancak başka toplumlar çözecek bizler göreceğiz ve onlara uyacağız. Tanrı sanırım her toplumu problem çözmede aynı yaratmamış.. yoksa yanılıyormuyum...? Düşünmeye zorlayan bu yazınızdan çok büyük keyf aldım sevgi ve saygılarımla kalınız...

Ermert Revsen 
 17.08.2008 19:22
Cevap :
:) Sayın yazarım tekrar hoşgeldin. :)))))) Problem olmalı ki çözüm üretilebilsin dimi :) Biz toplum olarak işin problem kısmını sahiplendiğimiz için çözüm olayına bir türlü giremiyoruz. :)))))))))) N'apalım geç olsun güç olmasın...Sevgiler, kendine iyi bak.  17.08.2008 19:29
 

Sayın yazarım ben bu hikayede acırımda yine japon balıklarına acırım. Gariban balık akvaryumda köpek balığına yakalanmadığında yolun sonu yine hareketli balık meraklısı japon midesi. Siz olsaydınız köpek balığı tarafından mı yenilmek isterdiniz yoksa japon tarafından mı? İki ucu aynı değnek. Pardon hikaye balıklara acıyalım diye anlatılmamıştı değil mi? Japon balıkçıların engin felsefesiyle bizi bilgilendirdiğiniz teşekkürler sayın yazarım. İyi pazarlar.

Murat Taşkın 
 17.08.2008 14:23
Cevap :
:) Sayın yazarım böle düşününce kötü oldum yaa. bi tarafta köpekbalığı diğer tarafta Japonlar...:))))Bidaha balık yemicem...Sevgiler, iyi pazarlar  17.08.2008 14:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1930
Toplam yorum
: 7351
Toplam mesaj
: 429
Ort. okunma sayısı
: 642
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

  Hayatı ciddiye almam, emeği çok ciddiye alırım. Dünyanın en vazgeçilmez üçlüsü; çocuklar, çiçek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster