Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '14

 
Kategori
Yılbaşı
Okunma Sayısı
190
 

Umuda merhaba

Umuda merhaba
 

Umut yaşamın en değerli hazinesidir.


Eski bir yılı uğurlarken genelde hep aynı şeyleri söyleriz:  “ Oh, çok şükür kurtulduk şu yıldan.”  Oysa önceki yıl ve yıllarda da aynı sözleri sarf ettiğimiz hiç aklımıza gelmez o anda. Bize bunları söyleten, uğurladığımız yılda bir türlü gerçekleşmeyen beklentilerimiz, yani umutlarımızdır. Hele bazılarımız çıtayı iyice yüksek tutmuşsa, yıl içinde yaşadığı küçük mutluluklar da onu tatmin etmeyecektir. Ama sonunda yeni yıl güle oynaya geldi işte, iyi ki de geldi. Şimdi umutlarımızı yeniden tazeleme ve beklentilerimizi sürdürme şansını da elde etmiş olduk böylece. Bir başka deyişle; hayat köprüsünde umuda yolculuğumuz da devam etmektedir.

Yaşamın bir ziyafet sofrası olduğunu düşünürsek, o sofrada acı ve tatlı yiyeceklerin de bulunduğunu hatırlamalıyız, bunların bir arada bulunması hayatın lezzetidir, çeşitliliğidir.

Yaşam bir yolculuk, bir süreçse eğer, o süreçte hedefe varmak için asla yılgınlığa yer olmamalı diye düşünüyorum. Umudumuzu hiç yitirmeden bu güzel sofrada bize sunulan lezzetin farkında olmalı ve sabırla beklemeliyiz. İnsanlar günün getirdiği sorunlar yumağında her şeyden çabuk bıkar oldular ve düş kurmayı unuttular; oysa bugünün düşleri yarının gerçekleridir. O güzel sofranın çeşitliliği umutlarımızın da canlı tutulmasının bir nedenidir.

Yaşam bize armağan edilen en değerli şeydir, bir bakıma biz de yaşama armağan edilmişizdir, yaşamın olduğu yerde umut da vardır. Yaşama ve umuda dört elle sarılmanın tam zamanı; şimdi olmazsa ne zaman?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Geçen yıl, bireysel ve özellikle de toplumsal açıdan neler hissettik neler: Sabırların çoktan taşıp, yaşamın çekilemez hale gelişine tanık olduk. Güzel ülkemize karşı yapılanlar karşısında yaratılan ortamın(toplumsal sorumluluklarını bilen, eğitimli ve çağdaş insanlar olarak)bizleri çok yorduğu (zam)anlar oldu. Hatta başkalarının ülkesinde yaşamaya zorlanıyormuş gibi hissettiğimiz de oldu! Ama yine de umutlu olmak, umut etmek istiyor insan... Ki O, üç perdeli zaman oyununda yakın (bugünü de içeren) ve (daha çok da) uzak yarınlara ait. Gücünü olayların, durumların belirsizliğinden ve iyiye, doğruya, güzele doğru evirilme ihtimalinden almakta. İnsanlık tarih boyunca bu ihtimali hep sevmiş, ona tutunmuştur. O yüzden de "umut" hep direnmelidir. İçimizdeki "umutlar" da! Özellikle de çocuklar, gençler, onlara bırakabileceklerimiz adına... Bu samimi paylaşımınıza içten teşekkürler, mutlu bir yıl dileği ve dost selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 02.01.2014 19:34
Cevap :
Ersin bey, sizin olayları özümseme ve yorumlama yeteneğiniz her türlü takdirin üzerindedir. Yine aynı duyarlılıkla yaptığınız güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Çok doğru bir tespitte bulunuyorsunuz; insan bazen yabancı bir ülkede yaşıyormuş hissine de kapılabiliyor. Ama bu Cumhuriyetin temelleri çok sağlam atılmış, geleceğe dair umudumu hiç kaybetmedim.Yine belirttiğiniz gibi, insanlık tarihi boyunca umut hep ön planda olmuştur, varoluşun bizlere en büyük armağanı belki de budur. ABD'li Felsefeci, Buckminster Fuller " Yarın için umutluyum. Umudum üç şeyden kaynaklanıyor; Gerçek, Gençlik ve Sevgi." demiştir. Ülkemizin özde sevgi dolu dinamik gençliği gerçeğin ta kendisidir. Selam, sevgi ve saygılarımla iyi, güzel bir yıl dilerim.  02.01.2014 20:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 220
Toplam yorum
: 284
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1931
Kayıt tarihi
: 02.07.06
 
 

Yazmak, ufkun da ötesine taşan engin bir serüven gibi gelir bana ve gençlik yıllarımdan bu yana v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster