Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mayıs '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1069
 

Umut tomurcukları

Farklı hayatların yer aldığı bu kitap, yazar Nurhan Ölçer’in “öğretmenin günlüğü” şeklinde derlenmiştir. İçerisindeki eğitim ağırlıklı birkaç kısa hikaye özeti, aşağıda sunulmuştur.

Yetim Mehmet

İhtiyarlığın verdiği ağırlıkla, poşetlerini taşımaya çalışan öğretmeni sabahın erken saatlerinde arkasından koşan bir çöpçü durdurur. “Hocam beni tanıdınız mı? Bana zorla ilkokul diplomamı almam için yardımcı olmuş, müdürden bile azar işitmiştiniz. Ailemi geçindirmem için marangozcuda çırak olarak çalışmaya başlamıştım ama, telefonuma yakın bir akrabamdan ulaşıp, zar zor diplomamı vermiştiniz. Belki çöpçü olursun diye de, telkinde bulunmuştunuz. Şimdi onun için size teşekkür etmeye geldim, ” der.

Gülbahar

Yeni bir eğitim yılı ile birlikte çocuklar da, yeni öğretmenlerini sınıflarında merakla beklemektedirler. Eski öğretmenlerini bir türlü unutamamışladır. Çünkü öğretmenleri “kitap okuma” ve “sevgiyle yaklaşım” açısından kendilerine örnektir. Şimdiki öğretmenlerine de gün geçtikçe ısınmaktadırlar. Hele sınıftaki Gülbahar’ın gayreti, bütün öğretmenlerin dikkatini çekmektedir. Her hafta bir kitap okuyup bitirebilen bir öğrenci, müfettişlerin sorularına da hiç aksamadan cevap verebilmektedir. Örneğin, müfettişler ona kitap okumanın önemini sorarlar ve o da, “Kitap okumakla zihnimiz genişler. Düzgün cümleler kurarız. Kültürümüz artar, ” gibi yaşından büyük cevaplarla beğenileri üzerine toplar. Bilgi yarışmalarında da hep rekor kırar. Ama yarıyıl tatilinden sonra öğretmenleri değişir ve farklı bir öğretmen gelir.

Gülbahar, artık eskisi kadar kitap okumaz. Bu durumu diğer öğretmenlerin ve arkadaşların dikkatini celb eder. Niçin böyle yaptığı, sorulunca, “Çünkü yeni gelen öğretmenimiz de kitap okumuyor, ” diye cevap verir. Bu durum, öğretmenin öğrenci üzerindeki tesirini göstermektedir. Bu konuyla alakalı olarak Horace Mann, şöyle der: “Talebelerine öğrenme arzusu aşılamayan bir öğretmen, soğuk demiri döven bir demirci gibidir.” Başka bir şair ise, mesleğin önemiyle ilgili şunları ifade etmektedir: “Öğretmen, bir fitile benzer. Fitil yanar ve başkasını aydınlatır, fakat kendisi yanıp kül olur.” .“İlmi öğrenip yaşayarak sahip çıkın. Onu sadece nakleden olmayın.”

İlim Aşığı Seher Teyze

Özel bir kursa giden Seher Teyze, hemen öğretmen hanımın dikkatini çeker. Çünkü kursta, okuma yazmaya en önce o geçer. Öğretmen hanım, bu kadar gayretini hem takdir eder, hem de niçin bu kadar çok öğrenme arzusu içinde olduğunu sorar. Bunun üzerine Seher Teyze; “Hocam ben ev temizliğine giderdim. Oradan getirdiğim eski gazeteleri, dergileri okuyamazdım. Bir yere gitmek istesem adrese kolay kolay ulaşamazdım. Bir gün çocuğumun kulağı ağrıyordu. Doktor damla verdi ve üzerinde ne yazdığını okuyamadığım için damlayı çocuğun kulağına damlatacağım yerde, ağızdan verdim ve çocuğumu kaybettim. Okuma yazma kursuna merakım bundandır, ” der.

Bu acı örnekle, cehaletin insanı nelere sürüklediği görülmektedir.

Fakirin Hakkı

Öğretmen hanımın evinde bir haftadır, sürekli elektrikli aletleri bozulur ve yüklü miktarda tamir parası öder. Buna bir son vermek için, “Sadaka belayı def eder, ” düsturuyla birkaç kuruş para ayırır ve yoksul birisi çıksa da versem diye düşünür.

Öğrencinin birisi, bir haftadır sürekli aynı kıyafetiyle derse gelmektedir. Bunu fark eden öğretmeni çocuğa niçin önlüğünü giymediğini sorunca çocuk cevap verir: “Öğretmenim Annem geçen hafta önlüğümü yıkamıştı. Hava soğuk olduğu için daha kurumadı, ” der. Bunun üzerine öğretmen, “Sobanın yanına assaydınız, hemen kurumaz mıydı?” deyince, çocuk, “Öğretmenim bizim evde soba da yok, ” der. Öğretmeni, bu duruma çok üzülür. Ertesi günlerde sınıfta yerli malı haftası kutlanmaktadır. Çocuklar, Hüseyin’i, mandalinasını kimseye vermiyor, diye öğretmenlerine şikayet ederler. Öğretmeni niçin böyle yaptığını sorunca, “Öğretmenim annem temizliğe gidip, akşam dönerken bunları pazarın döküntülerinden topladı. Şimdi buradan çıkınca bunları kardeşlerimle birlikte yiyeceğiz, ” diye cevaplar. Öğretmen de ayırdığı o parayı öğrencisine verir ve onun da, kendisinin de mutlu olmasını sağlar.

Umut Tomurcukları

Öğretmen hanım her akşam, müdür beyden, 68 kişilik bir sınıfı idare edemediği için yardımcı birilerini ister. Birkaç hafta sonra öğretmene, yardımcı olarak Tülin isimli, stajyer bir öğretmen gönderilir. Bu durum, onu bir hayli rahatlatır.

Bir sene boyunca çocuklarla birlikte öğretmen hanım, Tülin öğretmenin de desteğiyle hoş vakitler geçirir. Her dersten önce öğretmenleri bu sınıfta hikaye okuyarak çocukların dinlemesini, aynı zamanda iletilmek istenen mesajı farklı yollardan almasını sağlarlar. Ödev yapmakta zorlanan öğrencilere, bu iki öğretmen birlikte rehberlik yapar.

Birkaç yıl böyle devam ettikten sonra, farklı yerlere tayinleri çıkar. Birbirlerini ilk zamanlar ararlar ama sonra Tülin, vefasız çıkıp onu hiç aramaz.

Bir gün öğretmenin yolu Tülin’in semtine düşer ve Tülin’in evine uğrar. Kapıyı annesi açınca, “Tülin’in hiç aramadığını, çok vefasız olduğunu, ” söyler. Annesi de, “Evet, Tülin çok vefasız. Bir yıl önce beni de bırakıp gitti. Çünkü kanserden vefat etti, ” deyince, öğretmen çok üzülür. Ve onu mezarında ziyarete gider.

Kedi

Büyük bir ailede el bebek gül bebek yetişen bir çocuğun, akranları gibi mahallede çocuklarla oynamasına izin verilmez. Çünkü o, hep ders çalışsın, öğretmen olsun, istenir. Nitekim ailesinin baskısı sonucu çocuk, hiç istemediği öğretmenliği yapar ancak, içindeki kedi merakından dolayı da “kedi bakımevi” kurmaktan geri durmaz.

Hikayelerde yer alan ortak eğitim öğeleri:

Öğretmen: Her zaman öğrencilerine iyi ya da kötü örnek olabilecek nitelikte insanlar vardır.

Öğrenci: Eğitimin üzerinden yürütüldüğü bazen yaramaz, bazen uslu, bazen fakir, bazen zengin olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yönetici, çevre ve araç gereç fazla yer almayıp, hikayelerde hep arka plandadır.

Aileler, çocuklarının hep okuyabilmeleri için gayret sarfeden, yoksul olsalar da çocuklarına imkan sağlayan, bazen çocuklarının da öğretmen olmasını isteyen kişilerdir.

Hikayelerde eğitim programından şöyle bahsedilmektedir:

Çocuklar ilkokul seviyesindeki kişilerden oluştukları için, amaç onların okula uyumlarını sağlayabilmek ve huzurlu bir sınıf oluşturmaktır.

Sonuç:

Yapılan küçük iyiliklerin, insanları gelecekte iş sahibi yapabildiği; öğretmenlerin örnek olması gerektiği; okuma-yazma bilmemenin, insanların ölümüne neden olabilecek kadar büyük hatalara neden olabileceği; öğrenciler içinde çok yoksul kişilerin bulunabileceği; yeterli araştırmalar yapılmadan evvel kişiler hakkında karar verilmemesi gerektiği; öğrencilerin de özel ilgi alanlarının bulunabileceği, örneklerle anlatılmaktadır.

Yazarı: Nurhan Ölçer

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 282
Toplam mesaj
: 98
Ort. okunma sayısı
: 2979
Kayıt tarihi
: 06.12.06
 
 

Gazi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster