Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mayıs '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
6439
 

Umut

Umut
 

Umut veya ümit bir kimsenin kişisel yaşamındaki olay ve durumlarla ilgili olumlu sonuçlar çıkabileceği ihtimaline dair duygusal inancı olarak tanımlanabilir. Türk Dil Kurumu ise umut sözcüğünü "Ummaktan doğan güven duygusu, ümit" veya "Bu duyguyu veren kimse veya şey" olarak tanımlamakta.

“Umut “genellikle iyi bir sanıdan doğan güven veya iyi bir sanıya olan inanç duygusu olarak tanımlanabilir. Umut genellikle belirli bir oranda sebat içerir yani tersi yönde belli kanıtlar dahi olsa bir şeyin muhtemel olduğuna inanmayı içerebilir.

Mitolojilerde umut kavramı farklı hikâyelerle açıklanmıştır. Çoğu mitolojide umut belirli bir tanrı veya tanrıça ile özdeşleştirilmiştir. Örneğin, Yunan Mitolojisinde umut kavramı Elpis olarak vücut bulmuştur yani Elpis umudun tecessümüdür. Roma mitolojisinde ise umut son tanrıça olan Spes'tir. Pandora, Pandora’nın Kutusunu açtığında tüm kötülükler uçup gitmiştir - bir şey dışında: Umut. Mitte insanlığın umutsuzluk içinde sonsuza kadar kalmaması Pandora'nın kutudaki umudu bir süre sonra çıkarması ile başarılmıştır.

Pandora tüm kötülükler kutuyu açıp etrafa saldıktan sonra Prometheus koşup kapağı kapamaya çalışmış, umudun da uçup gitmesine engel olmuştur. O, kötülüklerle basa çıkabilmenin anahtarı olacaktır.

Prometheus emrine verilen umudu, insanlara gerektiği kadar dağıttı, asla fazlasını vermedi.

Ne kadar umudunuz varsa o kadar özgürsünüz demektir. Umut yaşama hevesidir. Hayata tutunmaktır. Umut zamandır.

Umut en umutsuz karanlık gecelerde bile ışığını esirgemez bizden.

Şu öykü ile devam edelim...

Mumların Öyküsü...

Dört tane mum usul usul yanıyordu...
Ortalık o kadar sessizdi ki, mumların konuşmalarını duyabiliyordunuz...
Birinci mum dedi ki:
''Ben Barış'ım!
Ama kimse benim yanmama yardımcı olmuyor. Sanırım yakında söneceğim.''
Alevi hızla azaldı ve sonunda tamamen söndü.
İkinci mum:
''Ben Vefa'yım!
Ne yazık ki artık vazgeçilmez değilim. Onun için, bundan sonra yanıp durmamın bir anlamı kalmadı.''
Sözlerini tamamladığında esen hafif bir rüzgâr onu tamamen söndürdü...
Sırası geldiğinde üçüncü mum, hüzünlü bir sesle dedi ki:
''Ben Sevgi'yim!
Yanacak gücüm kalmadı. İnsanlar beni unuttu, değerimi anlamıyorlar. En yakınlarını sevmeyi bile unuttular.''
Vefa'da daha fazla beklemeden sönüp gitti...
Ansızın!
Odaya bir çocuk girdi ve üç mumun da yanmadığını gördü.
''Neden yanmıyorsunuz? Sizin sonsuza kadar yanmanız gerekmiyor muydu?'' dedi.
Ve ardından ağlamaya başladı...
O zaman dördüncü mum konuşmaya başladı:
''Korkma, ben yandığım sürece öteki mumları da yeniden yakabiliriz, ben Umut'um!''
Çocuk parlayan gözleriyle Umut mumunu aldı ve öteki mumları birer birer yaktı...

Umut ışığı yaşamımızdan hiç eksik olmamalı...
Ki hepimiz onunla birlikte; Vefa'yı, Barış'ı ve Sevgi'yi yaşatabilelim...”

Ümit hayattadır. Yanar ve diğerlerini tekrar yakar ve onları ayağa kaldırır. O halde en kıymetli unsur ümittir.

En zor anlarınızda bile ümidinizi yitirmeyin. Ümit ederek yaşayın. Umut etmek yaşamaktır, inanmaktır. Umut, bütün duyguların yatağında aktığı nehirdir.

Bütün masallar, öyküler umuda seslenir. Umutlarınızı çalmak isteyenlere, kendinize bile izin vermeyin.

Umut etmek tükenmediği sürece “olmaz” diye bir şey yoktur.

Nazım Hikmet şöyle der:

“Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.”

Karşılaştığı zorluklar ne olursa olsun, ümitli olmak, her insanın hakkı ve vazifesidir.

Dünya bir ümitsizlik yeri değildir, aksine birey olabilmiş kişinin, eskisinden çok daha güzel olacağına inandığı yepyeni bir dünyaya doğacağı ümit ve inancı vardır. Umut; aydınlığa, bilinçlenmeye, bilgiye açılan kapıdır.

Mevlana, egosunun karanlık yanına esir düşmüş, ayıpların en büyüğüne sebep olmuş hatta dibe vurmuş insana şöyle kucak açmıştır. "Gel, Gel, ne olursan ol, gel! İster kâfir, ister mecusı, ister puta tapan ol, gel! Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir. Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel!"

İnsanları canlı tutan şey umuttur ve onların yeniden ve yeniden çabalayıp durmalarını sağlayan mazeretleri ve açıklamaları da budur.

Geçmişin oluşturduğu korkular, düşüncenin gücü ile gelecek hakkındaki ümitsizlikleri maalesef körükler. Ancak, umut etmek, umutsuzluğu denemek, başarısızlığı göze almaktır.

İlke ve erdemlerimizi kâğıt üzerine yazıp unutmak için değil, ortak amaç ve umutta birleşip sağlam bir düşünme, davranış ve yaşam biçimine dönüştürmek için bellemeliyiz.

Kendini yenilemenin temel şartı, kendini sorgulamayı bilmektir. Her İnsan olmayı başarabilmiş gerçek aydınlanmış İnsan, hayatında hem öğrenci, hem eğiticidir. Hem yontan, hem yontulandır. Yolumuz uzun, yolculuğumuz çetindir.

Bu dünyadan gideceğiniz zaman geride ne bırakacağınızı hiç düşündünüz mü?

Ölüm anını düşündünüz mü?

Doğumdan ölüme uzanan yolculuğun amacı, yücelmenizdir.

Büyük Kaostan bir düzen kurmak ümitsiz bir uğraş gibi görünebilir ancak yılmadan, umutlarımızı kaybetmeden, kendimizi, sonra çevremizi inşa etmeye devam etmeliyiz.

Berk Yüksel

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Berk bu yazın bana umut ile döğüştüğüm bir gün geldi. Yılmadan şarkı söylemek var. Söylemek istenilenlere ertelemeden yanıtının "hayırın" umutsuzluğunda bile olsa söylemek lazım.Araştırmacı yan ile yazılan yazının keyfi bir başka oluyor keyifle okuyup not alabilyorsun.Beynine sağlık.

Engin Allı 
 13.05.2007 18:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 242
Toplam yorum
: 420
Toplam mesaj
: 122
Ort. okunma sayısı
: 32281
Kayıt tarihi
: 09.03.07
 
 

21 Aralık 1973, Ankara doğumludur. Lisans ve yüksek lisansını “İşletme” alanında yapmıştır. Araşt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster