Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '08

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
1632
 

Umutlandırıp utandırdılar

Umutlandırıp utandırdılar
 

Anlaşılan bu yıl Avrupa'da topluca yere serileceğiz.


Metalist Kharkiv maçı öncesi kaleci Rüştü ve Sivok'un durumlarını, konuştuğum Beşiktaşlılardan öğrendim. Bu ikilinin kadroda bulunmayışı üzerine yaptığım “Beşiktaş elenir.” yorumlarından pek haz almadıklarını da eklemem, siyah-beyazlı taraftarın umut dolu bekleyişini anlatabilmek adına önemli. İnönü'deki ilk maçta Metalist Kharkiv'i izleyen herkes gibi ben de maçın çok zor geçeceğini düşünüyordum ama böylesine şahsiyetsiz böylesine zavallı bir Beşiktaş takımı seyredeceğimi hiç tahmin etmemiştim. Anlaşılan Beşiktaş'ın ligdeki gidişatına bardağın dolu tarafından bakmakla çok büyük hata etmişiz. Kalecisinden santrforuna kadar sahadaki takım, siyah-beyaza gönül vermiş milyonların başlarını bir kez daha öne eğdirmeyi başardı(!) Bir kez daha diyorum çünkü geçen sezon da deplasmandaki Liverpool maçı sonrası, Beşiktaşlıların takım sevgisi dolu yüreklerinden kan damlamıştı. O futbolculardan bazıları Ukrayna'da yine sahne aldılar. Lafı dolandırmaya hiç gerek yok, eğer bugünkü maç 8-1 değil de 4-1 bittiyse önce direkler sonra da Kharkiv santrforlarının beceriksizlikleri yüzündendir.

Beşiktaş taraftarı oldum olası kendisini farklı görmüş ve tribünlerde de bu paralelde bir görüntü çizmiştir. En büyük taraftar grubu Çarşı'nın nam-ı diğer “Asi Ruh” olarak bilinmesi de tesadüf değildir. Tıpkı çok ses getiren “Ruhumuz yeter” pankartının da tesadüf olmadığı gibi. Bunları neden mi anlatıyorum? Ukrayna'da sahaya 11 adam, 11 forma ve 11 beden çıktı ama bahsettiğimiz ruhtan eser yoktu. Mahalle maçlarında yeni yetme çocuklar bile ezilerek yenilmeyi hazmedemezken, siyah-beyaz formayı sırtına geçirmiş vurdumduymaz sürü(!) yüzlerine tükürseniz “Yarabbi şükür!” diyecek durumdaydı. Bakmayın siz 4-0'dan sonra yaptıkları yalancı mücadeleye, sadece o sıralarda İstanbul'da köpüren taraftardan korktukları için.

Ya Ertuğrul Sağlam'a ne demeli? Takımı tahtaya yazıp, “4-2-3-1 oynayacağız, defansta dikkatli olup gol yemeyeceğiz.” demekle oluyor mu bu işler? Hani önlem, hani strateji, hani motivasyon? Kharkiv'in ileri ucundaki ikiliden Devic geçen yıl Ukrayna'da gol kralı olmuş, Jaja ise bu sezon 9 maçta 7 gol atmış belli ki o da bu yıl krallığa koşacak. Bu ikili ileri atılan her topla buluştu, rakiplerini ipe dizer gibi geçti. Ne maç başında ne de devamında kulübeden bir önlem gelmedi. 4-2-3-1 ile savunma kevgire dönüp 2 de gol yenince Ertuğrul Sağlam bu sefer şapkasından başka bir tavşan çıkardı. “Taş gibi takım” diye tarif ettiğimiz Metalist'e karşı dizilişi 4-3-1-2 yapıp “pamuk şeker” kıvamında bir orta alanı sahaya sürdü. Tello, Cisse ve Serdar Özkan'a ek olarak önlerindeki Delgado'yu da bu tanıma dahil edebiliriz. Beşiktaş'ın yıldız(!) on numarası arka arkaya iki omuz yediği her maçta olduğu gibi Ukrayna'da da astral seyahate çıkıp Arjantin'deki aile büyüklerinin yanına kaçtı. Futbolda duygusallığa yer yok. Beşiktaş geçen yıl idareten oynattığı futbolcularıyla belki de gruptan çıkabileceği Şampiyonlar Ligi'ni başı önde bitirmişti. Bu yıl da tablo çok farklı değil. Hakan'dan Beşiktaş'a kaleci falan olmaz. İbrahim Toraman sağ bekte tam bir felaket. Tello uzun zamandır sefilleri oynuyor. Delgado ihtiyaç duyulan hiçbir maçta sorumluluk almıyor. Takımda tekmeye kafa uzatan bir tek Nobre var o da ne hikmetse devamlı kesik yiyor.

Bu skor ve eleniş mutlaka Beşiktaş'ın ligdeki gidişatına da etki edecektir. Her şeyden önemlisi bu maçın ardından çıkan faturayı kim ödeyecektir? Öyle “Büyük taraftarımızdan özür diliyoruz” hamasetiyle bu utanç verici futbol unutturulamaz. Hoca mı, menajer mi, yoksa yönetim mi? Birileri ortaya çıkıp bu faturayı ödesin beyler! Keşke Beşiktaş taraftarının sizlerden utandığı kadar siz de kendinizden utansaydınız. O zaman, bu tür rezilliklerin tekrarı mümkün olmazdı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Hoca mı, menejer mi, yoksa yönetim mi?" faturanın ödenmesini istemişsiniz, gelecek vaad eden genç hocalar arasında bulunan hoca ödedi. Peki şimdi herşey halloldu mu. Yazınınzın son paragrafını , sizin yaşınızdaki eğitimli bir arkadaşa yakıştıramadım doğrusu. Öyle bir öfke sezliyor ku bu son paragrafta, sanki beşiktaşlı futbolcuları assalar rahatlayacaksınız. Rezillik dediğiniz bu tür sonuçlar ne yaparsanız yapın her zaman sporun yada oyunun için de olacaktır. Boş yere öfkelenmeyin. Saygılar.

HasanÇelik 
 09.10.2008 10:28
Cevap :
"Kör ölür, badem gözlü olur." diye boşuna dememişler. Dünyanın her yerinde Beşiktaş ayarındaki takımlar Avrupa'ya çıkınca bir sezon Liverpool'dan 8, diğer sezon Kharkiv'den 4 yerse orada birileri faturayı öder. "Gelecek vaad eden hoca" tanımlamasının üzerini Ertuğrul Sağlam kendisi çizmiştir.  09.10.2008 12:04
 

Başta yönetim, hoca ve menejer toptan ödemelidir. Hepsinin ipi çekilmelidir. Kopacaksa şimdiden kopsun yeter artık! Nedir bu son 5 sezondur çektiğimiz çile ızdırap!! Kulak veren yok bizlere!! Takımda ruh kalmamış Beşiktaşım eriyip gitmekte beni en çokda bu üzmekte.. Saygılar.

ALPASLAN AKTAS 
 04.10.2008 20:13
 

Milli takımda dahil, koskoca tüm liglerimiz de dahil, duran topa güzel vuran, korner ve frikik atan yerli oyuncumuz yok. Bir ara Sergen attı. Bunları konuşan yok, sonra futbolda ekolmüşüz gibi konuşuyoruz. Savaşa giderken süvarilerimizin olmaması gibi bir durum. Saygılar.

Eşit Ağırlık 
 03.10.2008 21:34
 

Liverpool ve dünkü maçlardaki farkların ortak özelliği bir önceki lig maçlarında hakem hatası yapılması ve hafta içinde de bu hataların konuşulmaya devam edilmesi yani konsantrasyon eksikliğinin maça yansıması. Diğer yandan ilk gol hakkında konuşmak istiyorum. Bir kaleciden rakibi korkmaz ise o denli sert ve düzgün vuruş yapmaya kendini cesur hisseder. Rakip kaleciden korkarsa topa vurmadan önce tedirgin olur "Nasıl vursam da gol olsa" diye içinden baskı yer ve istediği vuruşu yapamaz. Burda hata transfer yapan yönetimde. Bir kaleci alınırken ceza sahasına hakimiyet, hava topuna hakimiyet ve pozisyonu süzme özelliklerinin aranması lazım. Bire birde her kaleci rakibin önüne yatıyor. Oysa ligimizde hava topu hakimiyeti olan kaleci yok gibi. Hakan'ın transferden önce GS maçında iki penaltı kurtarmışlığı var. Bu büyük takıma transfer için yeterli midir? Kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz maalesef.

Eşit Ağırlık 
 03.10.2008 21:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 235
Toplam yorum
: 233
Toplam mesaj
: 44
Ort. okunma sayısı
: 710
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Yazar 1976 yılında İstanbul'da doğdu. Tüm eğitim ve öğretim hayatını burada tamamlayarak, 1999 yı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster