Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Erdoğan Özgenç DOST MECLİSİ

http://blog.milliyet.com.tr/erdoganozgenc

16 Aralık '12

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
7391
 

Umutsuzluk...

Umutsuzluk...
 

Umut insanlarda özgüveni sağlayan en önemli anahtarlardan birisidir. Anlamlı ve başarılı mutlu yaşamak için ya da sorunlarımızdan kurtulmak için son derece önemli bir ateşleyicidir. Özgüven ve yeteneğin kilididir.

Özgüvenimizi ve yeteneklerimizi kullanamadığımız durumlarda “umutsuzluk” kendini gösterir, korku ağır basar ve teslim oluruz. Umutsuzluk gözlerimizi karartır görmemiz gerekenleri görmemize engel olur, yaralanırız.

Umutsuzluklar insan belleğinde kesinlikle bir yara açar ve çılgınca ve bizlere hiç yakışmayan beklenmedik davranışlara yol açabilir. Normal düşünmemiz saygı duymamız gerektiğini unutturur.

Çok umutsuz insan tanıdım hatta bir dönem bende umutsuzluğa düştüm, kendime acıdım kızdım hatta nefret ettim kendimden beni hayata getirenlere sövdüm saydım. Tanıdığım arkadaşlarımdan bir kısmı silahlarına sarıldılar kendilerini zor duruma düşüren insanları vurmaya kalktılar. Onları el ele seven sayan dostları ile el ele vererek vazgeçirdik kendi çabalarımız yardımlarımızla ayağa kaldırmaya çalıştık, ama nereye kadar. Çünkü umutsuzluk insanları öyle karanlık dürtülerin kurbanı yapıyor ki, çoğu insan bundan kurtulamıyor şiddete başvuruyor hatta bu işlerden para kazanan şebekelerin eline düşüyor hayatlarını karartıyorlar.

Umutsuzluk bir nevi baştan çıkarmadır, bizleri en karmaşık dönemlerimizde baştan çıkarır, yapmamız gerekeni yaptırmaz yapmamamız gerekeni ise bir u-yolunu bulur yaptırır. Umutsuzluk büyük bir tehlikedir, bu durumda olup “intihar” edenleri hepimiz biliyoruz, boşuna diye düşünüyorsunuz ama kazın ayağı hiç de öyle değildir. Umutsuzluk girdabına kapılmış bir insan acı çekmekten de artık korkmaz, hatta başkalarına vereceği umursamaz bile.

Bir kitaptan not almışım, aynen buraya alıyorum o zaman beni çok etkilemişti. “Umutsuzluğun çalkantılı sularında yüzmeye çabalarken bir cankurtaran salı bulur da kendi kederimizde boğulmaktan kurtuluruz ümidiyle başkalarını be kendimizi incitmeye başlarız…”

Bakın kendi yaşadığım umutsuz zamanlarımda hissettiğim acımazsız duygularımdan bahsedeceğim sizlere ki, ben kendimi son derece güçlü son derece özgüveni yüksek nerede ne düşüneceğini ne yapacağını iyi bilen biri olarak bilirim, ama umutsuzluk beni bile kör kuyulara itti o günlerde…

Daha ilk başlarda mücadele ettim ama baktım ki dünya benim düşündüğüm kadar dürüst ve ilkeli bir dünya değil, acımasız ve kendi çıkarları üzerine kurulmuş. Kendimi bu ortamda beş para etmez bir adam olarak görmeye başladım.

O güne kadar geldiğim hiçbir yeri kazanımlarımı unvanlarımı hiç de hak etmediğimi düşündüm günlerce, kendime acıdım kızdım. Mutlu ve başarılı bir yaşama ve geleceğe sahip olma hakkımın olmadığına karar verdim. Evliliğimi gözden geçirdim, planlar kurdum.

Benim umutlarımın kazanma hırsımın emellerimin çevreme zarar vermeye başladığını gördüm.

Yürekten sevmekten, toplumun ve ailemin saygı değer bir üyesi olmaya çalışmaktan, maddi açıdan sağlam, dengeli ve güvenilir bir duruma gelmekten, hayalini kurduğum şeylere sahip olmaktan ve daha birçok hayalini kurduğum amaçlara ulaşmaktan vazgeçtim.

Bir gün oturdum Seyhan Baraj gölünün bir köşesindeki kır kahvesinde kendi kendime bir plan yaptım, yenemiyorsam birçok zorluğu kabullenmem gerektiğine her şeyi gidişatına oluruna bırakmaya karar verdim.

Sahip olduğum en önemli şeyin evladım olduğuna, dürüstlüğümü korumam gerektiğine, ilkeli yaşamın benim için ne kadar önemli olduğuna, zor zamanlarımda yanımdan ruh gibi kaybolan dostlarımın aile bireylerimin olduğunu bilmeme rağmen hala beni sevenlerin bana destek olanların olduğuna inandım ve dedim ki kalk ayağa, yola devam et.  Bu senin yaşadıkların ne ilk ne de son, bir yol kazasıdır, bir gün her şey değişecek ve sen sevdiklerine daha yararlı daha mutluluk veren şeyler yapacaksın…

Ve daha üç ay öncesine kadar yıkılmışken önce umutsuzluğumu ve önüme çıkan tüm sorunları yendim, aldığım doğru ve yerinde kararlarla işin içinden alnımın akıyla ve oğluma aileme üzüntü verecek utanmalarını sağlayacak hiçbir şey yapmadan çıktım. Acı veren tek yanı kaldı aklımda; Meğer dost bildiklerim dost değillermiş bazı arkadaşlarım ise beş para etmez insanlarmış, haddinden fazla değer vermişim…

Umutsuzluğun tek ilacı maalesef kendimizde, ruhumuzu atalete(tembelliğe), dostların vurdumduymazlığına, ülkenin hiç de insancıl olmayan adalet sistemine mahkûm edersek acı çekmeye hatta yanlış kararlar almaya başlarız.

Onun için önce kendinize güvenin ve yeteneklerinizi bir an evvel gözden geçirin ve hiç kimsenin ne düşündüğüne ne diyeceğine bakmadan yola çıkmaya karar verin. Çare sizsiniz ”çaresiz değil”

Bu yazımdan sakın ola bütün umutsuz insanlar suça meyillidir, diye bir sonuç çıkarmayın. Bence umutsuzluk insanları suça itmez sadece çaresizlik yanlış yola itebilir, o da suç işlemek değildir, diye düşünüyorum…

Yaşamın her aşamasında iki güzel olgudan asla vazgeçmeyin;

-Hayal kurmaktan

-Umutlanmaktan

Yolunuz ve bahtınız açık, ne olursa olsun yüreğinizde sevgi bolca olsun…

Erdoğan Özgenç

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 846
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 394
Kayıt tarihi
: 26.06.12
 
 

Emekli banka müdürüyüm ama kart vizitimde "insan" yazıyor. Adana'da ikamet ediyorum. Herk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster