Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '07

 
Kategori
Teknoloji
Okunma Sayısı
3221
 

Üniversite endüstri işbirliği, ARGE ve teknoloji üretimi

Üniversite endüstri işbirliği, ARGE ve teknoloji üretimi
 

Bu platformda bugün sizlerle ülkemiz için büyük önem taşıyan bir konuyu paylaşacağım: Üniversite - Endüstri işbirliği ve teknoloji üretimi. Bu konuda Türkiye'de en iyi isimlerden biri olan Koç Üniversitesi profesörlerinden İskender Yılgör hocamızdan bundan tam 10 yıl önce harika bir ders almıştım: "Science Innovation and Technology". O zamanlar Türkiye'de bu konuyla ilgili neredeyse tek dersti ve inanılmaz heyecanlandığımı hatırlıyorum. Aradan on yıl geçti, ama hala o dersi ve içeriğini hatırladığımda tüylerim ürperiyor. Derste dünyanın gelişmiş ülkelerinin nasıl teknoloji ürettiklerini ve kalkındıklarını teker teker işledik. Güney Kore, Amerika, Kanada, Japonya, Almanya, İsveç, Hollanda.. Onlar nasıl çıktı aya, biz nasıl kaldık yaya? Halen bu konuları düşündüğüm zaman çıldıracak gibi oluyorum. Nasıl oldu da biz ülke olarak ardarda bu kadar çok treni kaçırabildik? Nasıl oldu da on yıllar boyunca sağ-sol diye birbirimizi yedik? Nasıl oldu da demokrasiyi, huzuru ve kalkınmayı darbelerde aradık? Nasıl oldu da bu kadar mucit ve çalışkan bir milletken dünya çapında hiçbir teknoloji üretemez konuma düştük?

Evet, önce iç muhasebemizi tam yapacağız, bu acıyı hissedeceğiz, yeni nesillerimizi teknoloji, bilim ve eğitim bilinciyle yetiştireceğiz. Sonra geleceğin bilim adamlarını, mucitlerini, mühendislerini, sosyal bilimcilerini yetiştireceğiz. Okullarımızı ve üniversitelerimizi dünya çapında rekabet eder duruma getireceğiz. Sonra şirketlerimizde ARGEye aslan payını ayıracak ve markalaşmaya önem vereceğiz. Her kurumda kaliteye, eğitime ve insana yatırıma stratejik önem vereceğiz. Sonra ideolojik kamplaşmaları ortadan kaldırıp birbirimize güvenmeyi, diyaloğu ve beraberce ülkemiz için hareket etmeyi öğreneceğiz.

Ve bir gün gelecek Türkiyemizin yıldızı yeniden küresel platformda pırıl pırıl ışıyacak. Türkiyemiz için gelecekte büyük hayallerim var. Bir gün gelecek, sosyal sorumluluk ile, bilimle, ARGE ile, eğitim ile Türkiye'mizin çehresi değişecek. Ve değişimi gençler başaracak. Yeni nesil, bu ülkeyi 21. yüzyıla taşıyacak. Bayrağımız kalitede, icatta, üretimde, yenilikte, bilimde, teknolojide, eğitimde zirvelere çıkacak ve gururla dalgalanacak. Dünya çapında bilim üreten üniversitelerimiz, markalaşan ürünlerimiz, rekor kıran şirketlerimiz olacak. Üniversitelerimiz şirketlerimizle beraber çalışacak ve teknoloji üretecek. Üniversite-endüstri işbirliği ile ARGE, inovasyon ve stratejik knowhow üreteceğiz.

Peki bunu nasıl yapacağız? Teknoloji üretmeyi nasıl başaracağız? Üniversite-endüstri işbirliğini nasıl kuracağız? İşte bu konuda İTÜ mezunu sevgili asistanım Rasim Coşkun'un hazırlamış olduğu kapsamlı bir projeyi sizinle paylaşmak istiyorum. İTÜ'lü arkadaşlarımı çok seviyorum. İşlerini tam yapan, mühendisliğin ciddiyetini ve profesyonelliğini tam üzerilerinde taşıyan pırıl pırıl İTÜ'lüler tanıyorum ve ben onlara çok güveniyorum. Rasim de onlardan biri. Ülkemizin aydınlık geleceği, gençlerimize emanet. Biliyorum ki, bu ülke üniversite mezunu gençlerin idealist omuzlarında yükselecek. Biliyorum ki, Atatürk'ün izindeki üreten ve idealist genç nesil Türkiyemizi 21. yüzyılda küresel platformda zirveye taşıyacak. Biliyorum ki Boğaziçi'liler, İTÜ'lüler, Koç'lular ve tüm üniversite öğrencilerimiz, bu ülkeyi çok seviyorlar. Biliyorum ki üniversitelilerimizin pek çok hayalleri ve projeleri var. İşte onlardan biri. Sözü daha fazla uzatmadan platformu Rasim'in kalemine bırakıyorum.

ÜNIVERSITE-ENDÜSTRI IŞBIRLIĞI

"Bugün, elimizdeki tek sürdürülebilir rekabet avantajı yeni bilginin uygulanmasıdır."
Lester Thurow

Bugün, bilginin çok hizli olarak üretildiği ve kisa bir süre içerisinde geçerliliğini yitirdiği bir cağda yasamaktayiz.Bu bilgiyi zamanında üretime dönüştürmenin en önemli araçlarindan biri üniversite-endüstri işbirliğidir. Üniversitelerde elde edilen temel ve teorik bilgilerin uygulamaya dönüştürülmesinin güzel bir araci olarak üniversite-endüstri
işbirliği çeşitli ülkelerde kullanilmaktadir. Bu işbirliği yoluyla sanayinin ihtiyaci olan teknolojik bilgi üniversitelerden ihtiyaci olan firmalara aktarilmaktadir. Birçok ülkede üniversite-sanayi işbirliği, sanayinin teknoloji ihtiyacina cevap verirken, sanayi de üniversitelere pratik uygulama imkani sağlamaktadir. Bu karşılıklı işbirliği ülkelerin ekonomik gelişmesini hizlandirmaktadir.Üniversite - endüstri ilişkilerinin geliştirilmesi için ilk uygulama ABD'de Kaliforniya eyaletinde bir üniversitede başladı ve bu ilişkinin sonucunda bugünün Silicon Vadisi oluşturuldu. Burada yapılan üretim Türkiye ihracatının 50 katı civarındadır.

Ülkemizde yıllardır sanayi ile üniversiteler arasinda işbirliği ve dayanışması istenen seviyelerde olmadığı gibi sanayinin üniversiteyle, üniversitenin de sanayi ile bütünleşmesi arzu edilen ölçülerin çok altinda gerçekleşmiştir. 1923'den bu yana sürdürülen bilim ve teknoloji yaklaşımlarımızla, ülkemiz ile sanayileşmiş ülkeler arasındaki fark kapatılmaya uğraşılıyor ise de çabalar, dünya bilim ve teknolojisinde büyük bir ivme ile süren ilerlemeyi yakalamaya yetmemektedir. Bunda üniversitelerin kendilerini iyi tanitamamalarinin etkisi olduğu gibi, sanayinin teknolojik araştirmalara yönelen bir yapisinin olmayışının da önemli rolü bulunmaktadir.

Ancak, Türk sanayisinde özellikle 1980'li yillardan sonra uygulamaya başlanan dışa açik ekonomi politikasi sonucu meydana gelen gelişmeler üniversite-sanayi ilişkilerinin başlangıcını oluşturmuştur. Türkiye'de ilk olarak üniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde Istanbul Teknik Üniversitesi ile Istanbul Sanayi ve Ticaret Odasi'nin 1985 yilinda
bir teknopark uygulamasi başlatilmiştir.Teknoparkların amacları arasında; üniversite-sanayii ve araştırma kurumlarını bir merkezde toplamak,yeni ve ileri teknolojiler üretmek,ülkenin dünya teknolojisi pazarındaki rekabet gücünü artırmak,yeni teknoloji üreterek teknoloji transferi icin yapılan giderleri minumuma indirgemek,işbirligini geliştirerek sanayinin üniversiteden en iyi şekilde yaralanmasını sağlamak,yetişmiş insan gücünü en iyi şekilde degerlendirerek diğer yandan da kaliteli eleman yetiştirilmesine katkıda bulunmaktır.ITU deki teknopark 1986 yilinda faaliyete geçmiştir ve daha sonraki yillarda Istanbul Teknik Üniversitesi ile KOSGEB arasinda imzalanan bir anlaşma gereğince teknopark Teknoloji Geliştirme Merkezi adi altinda faaliyetini sürdürmektedir. Ankara'da ODTÜ bünyesinde kuruluşunu tamamlayan teknoparkla birlikte Izmit Gebze TÜBITAK MAM içerisinde oluşturulan teknoparklar faaliyetlerini
sürdürmektedir.

Diger taraftan Izmir, Konya, Kayseri ve Eskişehir üniversitelerinde teknopark inşaatlari devam etmektedir. Üniversite-sanayi işbirliği açisindan teknopark uygulamalari ümit vericidir. ODTÜ de başlayan Teknokent kurma projesi çerçevesinde 92 yılında ODTÜ - KOSGEB Teknoloji Geliştirme Merkezi kuruldu. Bu merkezde şuan 23 genç girişimci faaliyet gösteriyor ve yıllık cirosu 10 milyon dolar civarında. Avrupa ülkelerine teknoloji ihraç eden bu merkezle yeni kurulacak olan Teknokent bütünleştiği takdirde ODTÜ'de üretilen bilim, sanayici ile buluşacak ve üniversitedeki
çalışmaların ekonomik değere dönüşmesini sağlanacaktır. Bunun yanında ileri teknoloji kullanan şirketlerin oluşumu desteklenerek ülkemizin teknolojik düzeyi yükselecektir.

Üniversite-sanayi işbirliğinin kolaylaştirilmasi

Üniversite-sanayi işbirliğinin kolaylaştirilmasinda uygun ortami hazirlamak açisindan yapilmasi gereken faaliyetler aşağıdaki gibi siralanabilir;

1- Üniversitelerdeki bilim adamlarinin sanayide geçici olarak çalişmasini sağlayacak yasal düzenlemenin yapilmasi gerekmektedir. Bu yasal düzenlemenin gerçekleştirilmesiyle üniversitelerde elde edilen teorik bilginin sanayiye aktarilmasi kolaylaşirken sanayideki teknolojik ve pratik bilgilerin üniversiteye dönüşü de kolaylaşacaktir.

2- Sanayide çalişan personele üniversitelerdeki bilim adamlarinca seminerler verilmesi üniversite-sanayi işbirliğinin sağlanmasina ve pekişmesine ortam hazirlayacaktir.

3- Sanayide çalişan personele master ve doktora programlarinin uygulanmasi kuruluşlar arasi iletişimi olaylaştiracaktir.

4- Üniversitede yetişmiş personelin sanayide görev almasi bu kuruluşlar arasindaki kolay iletişim sağlama ve sanayinin problemini üniversiteye anlatabilmesi ve ayni dili konuşup anlayabilmelerini sağlayacaktir.
Aslinda üniversite ile sanayi arasindaki ilişkilerin zayiflamasindaki en önemli sebeplerden biri de dil konusudur. Üniversitelerin akademik dili konuşuyor olmasi sanayiin de pratik dili konuşuyor olmasi kuruluşlar arasinda anlayiş farki doğurmaktadir. Kuruluşlar arasindaki anlayiş farki işbirliğinin hizlanmasini ve gelişmesini olumsuz olarak
etkilemektedir.

Dünyadan örnekler:

Özenle işlenen küçük parçalar ustalıkla biraraya getirildiğinde ortaya çıkan resmi herkes beğeniyor.

Üniversite-endüstri işbirliğine çok güzel örnekler var dünyadan. Mesela ABD'nin önde gelen üniversitelerinden Massachusetts (MIT)... Bu üniversitedeki Teknoloji Enstitüsü'nün bilimsel desteği sayesinde ortaya
çıkan şirketlerin sayısı 4 bini aşıyor. Bu şirketlerin toplam piyasa değeri 300 milyar dolar civarında. Stanford Üniversitesi de, toplam piyasa değeri bir trilyon doları bulan çok sayıda şirkete 'ebelik' yapmış durumda.

Bir diger örnek ise Hindistan! Bu ülke son yıllarda bilgisayar yazılımı alanında müthiş bir atılım yaptı. Hindistan'ın
geçen yıl sadece bilgisayar yazılımı ihracatından elde ettiği gelir bir milyar doların üzerinde. Dünya ısmarlama yazılım piyasasının halen yüzde 15'ini kontrol eden bu Ülke'nin dünya liginde en tepelere oturan olağanüstü başarılı
üniversiteleri ve araştırma enstitüleri var.Hindistan Bilim Enstitüsü (Indian Intitute of Science) ülkenin en iyi teknik üniversitesi olarak kabul ediliyor. Bu üniversitesinin kasasındaki paranın yüzde 60'ının, özel sektör için yürütülen işlerden geliyor

Israil de ise Ülkenin yüksek teknoloji alanında söz sahibi olması bir vizyon olarak benimsenmiş ve devlet politikasına
dönüştürülmüş. Herşey bu ilk adımdan sonra başlamış.Ikinci olarak tüm yeni endüstriler ülkenin temel üretim gücü olan insan kaynağına göre tasarlanmış. Yüzde doksansekiz tasarım, yaratıcılık ve yeni fikirlerin endüstriyel uygulamasına dayanan bir iş modeli kurulmuş.Üçüncü adımda en yeni endüstrinin uluslararası yüksek teknoloji şirketlerinin gereksinimlerini doğru belirleyerek gelişmelirini sağlayacak bir ilişkiler zinciri oluşturulmuş.
Rekabetçi bir dünyada iyi bir hizmeti makul bir fiyatla pazarlamanın olanakları elde edilmiş.

Üniversite-sanayi işbirliğinin Türkiye'de yeterince gelişememesinin sebepleri

Üniversitelerden kaynaklanan sebepler

* Üniversitelerdeki çalışmaların genellikle kavramsal düzeyde olması ve sanayinin dışında yürütülmesi.
* Üniversite-sanayi işbirliğinin Türkiye'de yeterince gelişememesinin sebeplerinden biri de üniversitelerimizde dişa dönük bir eğitim geleneğinden ziyade içe dönük-kapali bir yapi geleneğinin var olmasindan kaynaklanmaktadir.

Işbirligini geciktiren düsünceler:
Ø Üniversiteler endüstrinin önüne geçmeli,
Ø Üniversiteler geliştirdiği endüstriyel üretime hazır buluşları endüstriye satmalı ve gelir elde etmelidir.
Ø Üniversiteler Endüstriyi motive etmelidir. "Endüstri bana gelsin, proje versin, ben de ona göre program hazırlayayım ve böylece endüstri-üniversite işbirliği sağlanır"

Endüstriden kaynaklanan sebepler

* Türk sanayiinin yapisindan kaynaklanan bir sebebse, yillar boyu ülkede uygulanan kapali ekonominin sanayinin rekabetçi, yenilikçi ve mücadeleci bir yapi kazanmasini engellemiş olmasidir. Teknoloji transferi yoluyla
üretilen ürünler devlet tarafindan garantilenmiş iç pazar imkanlari sayesinde sanayinin, kalite, standart ve ürün geliştirme daha da önemlisi rekabet şartlarinin oluşmamasi nedeniyle araştirma-geliştirme ihtiyacinin
doğmasini önlemiştir. Bu sebepler üniversite-sanayi işbirliğinin oluşmasinda önemli unsurlar olmu!tur. Türkiye'de uygulamaya başlanan dışa açilma politikalari ile birlikte pazarlarda ortaya çikan ürün geliştirme ihtiyaci üniversite-sanayi işbirliğinin kapilarinin aralanmasina vesile olmuştur. Ancak bu geli!meler henüz başlangiç seviyesindedir.
Devletin öncülü"ünde üniversite-sanayi işbirliği, teknoparklarin kurulmasiyla geliştirilmeye çalişilmaktadir.

*Endüstri, araştırmayı, hemen para çevrilmesi gereken bir ürün ortaya çıkarsın diye yapıyor. Oysa bu uzun vadeli bir iş. Bu nedenle endüstri sadece kısa vadeli sorunlarını çözmek için üniversiteye yaklaşıyor. Ama üniversitelerin zaman sabiti uzun. Hemen sorunlara cevap veremiyor. Bu nedenle endüstri de kısa vadeli cevap verecek adrese gidiyor.

*Özgüven eksikliği: ''Turkiye teknoloji uretemez!'' gibi özgüven eksikligine sebep olacak bazı düsüncelerde Türkiyeyi
teknoloji üretmekten ve bilgiyi endüstriye uygulamaktan alıkoyuyor.

Oncelikle sunu belirtmek gerekir: Turkiye teknoloji uretebilir. Turkiye, genc nufusu, dogal kaynaklari, 70'in uzerinde
universitesi ve 60 binin uzerinde ogretim elemani ile teknoloji uretme potansiyeline fazlasiyla sahiptir. Bu buyuk potansiyelin varligi, buna yonelik bir devlet politikasi belirlendiginde hizla teknoloji uretimini saglayabilecektir.

ÜNIVERSITE ENDÜSTRI IŞBIRLIGINI SAGLAMADA NE YAPMALI ?

Gelişme, toplumda bilimsel düşünceyi hayat tarzi haline getirmekle sağlanir.

Bilgi toplumuna sağlıklı bir geçiş yapabilmemiz ve dünya milletleri arasında layık olduğumuz yere ulaşabilmemiz için en kısa zamanda başarmamız gereken hususlar şöyle sıralanabilir:

1. Bilimin yeri, önemi ve sınırları hakkında her kesimde zihniyet değişikliği sağlanmalıdır. Eğitim, bilim ve teknoloji
konusundaki başarı, her şeyden önce, zihniyet değişikliğine bağlıdır. Bilime, bilim adamına, düşünce hürriyetine ve bilim ile üniversite alanında serbest rekabet esasına gerekli önem verilmelidir. Günlük politikanın bilim ve
üniversite konusunu etkilememesine özen gösterilmelidir.

2. Insan gücümüzün önemli bir kesimine çok sıkı bir bilim eğitimi ve bilim terbiyesi verilmelidir. Ilköğretimden başlamak üzere ortaöğretim ve üniversite gençliğinin bilim ve teknoloji hedefine, bilgi toplumu hedefine derin bir aşk ve arzuyla koşması teşvik edilmelidir.

3. GSMH'nın en az % 1'i araştırma-geliştirme faaliyetlerine ayrılmalı, araştırma-geliştirme harcamalarıyla ilgili bürokratik engeller kaldırılmalı ve çağdaş bir bütçe sistemi uygulanmalıdır.

4. Temel bilim ve temel araştırmalara öncelikle önem verilmeli, bilimsiz teknoloji ithalinin çıkar yol olmadığı fikri
her kesimde yer etmelidir.

5. Gerek eğitim-öğretim, gerekse bilim üretme, bilim adamı yetiştirme, ayrıca üretilen bilgiyi uygulamaya aktarabilme bakımından kalite ve verim sayıdan daha önemlidir. Iyi yetişmemiş-verimsiz binlerce başın, çok iyi yetişmiş ve lokomotif görevi yapabilecek bir tek başın yerini tutamayacağı iyice bilinmelidir.

6. Seçkin-lokomotif bilim adamlarının yönetiminde, üniversitelerin içinde ve dışında öncü-örnek bilim ve araştırma birimleri, birkaç birimden oluşan araştırma enstitüleri, hatta büyük merkezlerin yakınında araştırma üniversiteleri kurulmalıdır.

7. Özel-vakıf üniversitelerin sayısının artması için özendirici tedbirler alınmalı, bu üniversitelerin bünyesinde
araştırma merkezlerinin bulunması zorunlu kılınmalıdır. Anayasada gerekli değişiklik yapılmalı, bazı kısıtlamalar olsa bile, " Özel Üniversite " kurulmasına da imkan verilmelidir. Böylece, özel eğitim kurumlarının yüksek öğretim
sistemi içindeki payı artmış olur.

8. Standartlara uygun alt yapı ve insan gücü bulunmadan, sırf seçim yatırımı ve günlük politika gereği olarak bir yerde üniversite açmaya çalışmanın, o memlekete yapılabilecek en büyük kötülüklerden birisi olduğu unutulmamalıdır.

9. Bilim marjinal bir çaba olarak görülmemeli, bugünün biliminin yarının teknolojisi olduğu bilinmeli;
araştırma-geliştirme çalışmalarında görev alacak kaliteli bilim adamı sayısı belli kritik bir değerin üzerine çıkarılmalıdır. Ayrıca, bilimde ve en önemli bilim kurumu olan üniversitelerde hür düşünce, serbest rekabet, güvenli ortam ve özellikle bilimsel teşebbüsün yurt dışına açılması sağlanmalıdır.

10. Milletin yarınları hakkında en az ekonomistler, planlamacılar ve teknokratlar kadar, bilim adamlarına da söz hakkı
veren çağdaş düzenlemeler yapılmalı ve bu konuda ileri ülkelerdeki uygulamalardan örnek ve ibret alınmalıdır.

11. Banka, KIT ve özel teşebbüs gelirlerinden bir bölümünün araştırma-geliştirme faaliyetleri için ayrılmasını veya
belirtilen kurumlarca araştırma merkezleri kurulmasını sağlayıcı düzenlemeler yapılmalıdır. Ayrıca sanayi-üniversite işbirliğinin artması için gerekli organizasyon, teşvik ve destek sağlanmalıdır.

12. Eğer ileri ülkelerdeki gibi organize olup, fonksiyon yapabilecekse bir " Bilim ve Teknoloji Bakanlığı " kurulmalıdır.

13. Refah, iç ve dış güvenlik, sağlık, kalkınma ve ilerleme hükümetlerin çözmek için uğraştığı başlıca meselelerdendir. Hükümetler bilim konusuyla da yakından ilgilenmek zorundadır. Çünkü bilim alanında yeterli ilerleme olmadan refah sağlanamaz, işsizlik önlenemez ve iç huzur korunamaz. Hatta bilimdeki ilerleme belli kritik bir değere
ulaştırılmadan gerçek bağımsızlık korunamaz.

14. Sağlıklı ve ileri bir bilgi toplumuna geçilebilmesi için sosyal bilimler ile temel bilimler ve teknoloji arasında sağlam
köprüler oluşturmalı ve bilgi toplumunun temelinde milli kültürümüzün bulunmasına özen gösterilmelidir.

15. Eğitim ve üniversite ile ilgili kanun ve yönetmeliklerde yeni, ileri ve bilgi toplumuna geçişi sağlayıcı düzenlemeler
yapılmalıdır. Ayrıca, yetkilileri ile yazılı ve sözlü basın, insanımızı bilime, araştırmaya ve teknolojiye yöneltici icraat, tutum ve davranış içinde bulunmalıdır. Nihayet, gerek devlet kurum ve kuruluşları gerekse özel sektör ve vakıflar çağdaş üniversite ve çağdaş bilim hedefini derin bir istek ve kararla benimsemeli, toplumun geniş bir kesimi aşk ve
heyecanla bilim hedefine yöneltilmelidir. Bu konuda topyekün bir seferberlik başlatılarak halkımızın en az futbol takımlarıyla ilgilendiği kadar bilim, teknoloji ve üniversite ile ilgilenir duruma ulaşması sağlanmalıdır.

Çıkar yol, sonuçta tüm ülkenin sosyal ve maddi geleceğini belirleyecek teknoloji ve bilim üretiminin yapılması ve teknolojinin yenilenmesidir.

Üniversite-sanayi işbirliğinin hizlandirilabilmesi için beyin gücünü araştirma-geliştirme faaliyetinde kullanacak sanayinin oluşmasi gerekmektedir. Girişimcinin yeni teknolojiye talebinin olmasi yaninda sanayinin gelişmesi,kendisini yenileme ihtiyaci duymasi, özellikle siyasal yapinin ve ekonomik politikalarin çok fazla dalgalanmayan bir düzeye
ulaşmasi gerekmektedir. Uluslararasi manada bir sanayi oluşturmanin şarti teknolojinin hazmedilip üretilebiliyor olmasidir. Teknoloji üretemeyen sanayinin uluslararasi pazarlarda rekabet etmesi, belli bir pazar payi elde etmesi pratikte mümkün değildir. Teknoloji üretme ihtiyaci duymayan sanayinin üniversite ile araştirma yapma ve işbirliğine girme ihtiyaci da olmayacaktir. Sanayinin gelişmesi için; iç pazarin güvenli, ciddi dalgalanmalarin olmadiği bir ortamin olmasi gerekir. Sanayici ülkedeki siyasi, ekonomik gelişmeleri dikkate alarak yatirim yapar, istikrarsizliktan etkilenir. Kaliteli ve standart ürün, araştirma-geliştirme faaliyeti gerektirir. Bu faaliyet ciddi bir araştirma alt yapisi ihtiyaci doğurur. Bunun için önünü göremeyen sanayici uzun vadede sermayenin geri dönüşü olacak yatirimi yapmak istemez. Devletin kalkinma politikalarinda sanayinin kendini yenileyecek teknoloji üretebilme kabiliyetini geliştirici politika araçlarinin en önemlilerinden biri devlet alimlarinin sanayici üzerinde etkin olarak kullanilmasidir. Devlet satinalma politikalarinda ihaleler makul bir süre önce sanayiciye duyurulmali ve teknoloji üretebilme kabiliyeti artirilarak ihalede talep edilen ürünün üretilmesine imkan hazirlamak yerli sanayicinin bu büyük ihalelerden pay alabilmesi imkani sağlanmalidir. Uluslararasi piyasalardan alinan mal ve hizmetlere o ülkelerin araştirma-geliştirme
faaliyetlerine yapmiş olduklari harcamalari da ödenmektedir. Dişaridan alinan mallarin fiyati içerisinde araştirma-geliştirme faaliyetinin bedeli de bulunmaktadir. Ihalenin yerli sanayiye verilmesi ile bu araŞtirma-geliştirme faaliyetinin maliyeti yerli sanayinin gelişmesinde kullanilacaktir. Üniversite-sanayi işbirliği, kit kaynaklarin
rasyonel kullanilmasi açisindan önem taşimasi yaninda özellikle küçük ve orta ölçekli sanayiinin hem zaman hem de araştirma altyapisinin maliyetinin çok yüksek olmasi açisindan da gerekli görülmelidir.

Kendi üretim teknolojisini üretebilen bir sanayi uluslararasi pazarlarda rekabet edebilme yeteneğine kavuşabilir. Bilginin elde edilmesi ve bunun üretimde kullanilmasi üniversite-sanayi işbirliğinin iyi kullanilmasi ile daha kolay gerçekleşecektir.

Üniversite -Sanayii işbirliginin sağlayacağı faydalar

*Işbirliği sonucu karşılıklı ilmi ve maddi kaynakların birleştirilmesi ile eğitimin kalitesi artacak,sanayii acısından da üretimin kalitesi artarak maliyet düşecektir.
* Işbirliğinin sağlanması ile ögrenciler eğitim kurumlarında ve uygun endüstri kuruluşlarında blok sistemi şeklinde calışabilecekler ve daha verimli şekilde yetişecekler.
* Bu sayede eğitimde ve sanayide verimlilik ve kalite artacak.
* Sanayi ve egitim kurumlarının teknik personelinden yararlanmak suretiyle bilgi,tecrübe,yeni teknoloji ve uygulama usulleri daha yararlı bir şekilde kullanılacaktır.
* Yeni bilgilerin teknolojiye aktarılması,zaman kaybına neden olmaksızın kendiliginden gercekleşecektir.

Sonuç

Dünyada gözlenen yönelişler, önümüzdeki yüzyılda ülkelerarası ekonomik ve politik rekabette bilim ve teknolojinin ağırlığının daha da artacağını göstermektedir. Türkiye'nin uluslarası rekabet gücünü artırabilmesi için
sistematik bilgi ve teknoloji üretimi kapasitesini artırması gerekmektedir.Gelişmesini hizla sağlamak zorunda olan Türkiye açisindan üniversite- sanayi işbirliğinin önemi işte bu yüzden daha da anlamlıdır.
Kaynaklari kit ve bu kaynaklari maksimum verimle kullanma durumunda olan Türkiye'nin, hem genç nüfusuyla hemde bulunduğu coğrafi konumu ve toplumun beklentileri açisindan çok çalişmasi gerekmektedir. Üniversite-sanayi
işbirliğinden beklenen fayda, sanayinin katmadeğer üretimini artiracak yeniliklerin sanayinin emrine verilmesi ve toplumda refah seviyesinin artirilmasidir. Diğer taraftan yeni teknolojik bilgilerin üretilmesiyle bilgi toplumunun alt yapisini hazirlayarak 21. yüzyila Türkiye'yi hazirlamaktir.


Rasim COŞKUN, I.T.Ü. INSAAT MÜH. MEZUNU

Sevgili Rasim'e yıllar önce hazırlamış olduğu bu proje için teşekkür ediyorum. Rasim gibi onlarca mezunu, onların gözlerindeki ışığı, umudu ve aydınlığı düşünüyorum. Her birinin bu topraklar için nice hayalleri, umutları, projeleri var. Bu ülke için benim umudum gençlerimizde. Ve inanın, idealist ve ülkesini seven bir genç nesil geliyor. Ümitsizliğe kapılmaya gerek yok. Çetin Altan'in da dediği gibi, enseyi karartmayalım! Biz gençler bu ülkeyi çok seviyoruz. Hepimiz delicesine bu ülke için çalışacak ve üreteceğiz. Mesleğimizde zirveye ulaşacağız. Yaptığımız her işte en yüksek kaliteyi yakalayacağız. Evrensel standartları yakalayacağız. Eğitime ve insana yatırım yapacağız. Teknoloji üreteceğiz. Çok okuyacak ve araştıracağız. Bir olacağız, beraber olacağız. Ve bir gün gelecek, 21. yüzyılda dünyanın dört bir yanında Anadolu'nun çiçeklerinin mis gibi kokuları duyulacak. Bir gün gelecek, Türkiye'miz yeni dünya düzeninde Avrasya'nın parlayan yıldızı olacak.

Saygılarımla.


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 279
Toplam yorum
: 169
Toplam mesaj
: 78
Ort. okunma sayısı
: 2473
Kayıt tarihi
: 09.09.06
 
 

Dr. Fahri Karakaş, Londra’da University of East Anglia’da görev yapmaktadır (Norwich Business Sch..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster