Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '14

 
Kategori
Üniversiteler
Okunma Sayısı
117
 

Üniversite Hanedanlığı

Üniversite Hanedanlığı
 

Türkiye başta eğitim, bilim ve teknoloi gibi önemli alanlarda dünya ülkeleri arasında pek de parlak yerlerde değil. Durumun tam tersi olması için sayılsal anlamda ciddi bir eksiklik gözükmezken, niteliksel anlamda diğer ülkelerle büyük farklar göze çarpmakta. Öyle ki "gelişmiş ülkeler"deki bir öğretmenle öğretmenimiz, doktorla doktorumuz, mühendisle mühendisimiz, siyasetçiyle siyasetçimiz ve galiba en önemlisi akademisyenle akademisyenimiz arasında çoğunlukla ciddi benzeşmezlikler var. Çoğunlukla diyorum zira bireysel ve bazen de kurumsal anlamda çelik gömleğini yırtanlar var. Fakat büyük çoğunluk malesef böyle. Bu negatif benzeşmezliğin bir çok farklı sebebi olabilir: Tarihsel, sosyal, ekonomik, kültürel vs... Buna rağmen bunların herhangi biri geçerli bir mazeret midir? Bence hiç biri değildir.

Bir ülke başta da belirttiğim gibi eğitimiyle, teknoloisiyle ve bilimiyle ilerleme kat edemiyor, rakiplerinin gölgesinde kalıyorsa burada ciddi bir sorun  var demektir. Bu sorunlar bence tamamen anlayış ve ahlaki zafiyetlerden kaynaklanmaktadır. Zira fiziksel yetersizlikten olduğunu düşünmüyorum. Velev ki böyle olsa Almanya ve Japonya gibi ülkeleri nereye koymak gerekir? Bu devletler 2. Dünya savaşından sonra adeta yerle bir olmuş, imkansızlıklar içerisinden bu günlere gelmişlerdir. Tabiri caizse küllerinden doğarak, bu gün dünya ilerlemesinin itici gücü olan ülkeler arasındadırlar. Dediğim gibi asıl sorun insandadır. İnsanı problem haline getiren ise büyük oranda iyi ahlaklandırılmamış ve uzmanlaştırılmamış niteliksiz insan modelini topluma salan üniversitelerdir.

Üniversiteler bir ülkenin beyinleridir. Bu beyinler toplumu şekillendirecek ve misyon yükleyecektir. Fakat ülkemizde durum hiç de böyle değildir. Siyasete, vesayete ve saltanata bulaşmış üniversitelerimiz adeta lisenin devamı olan sıradan bir örgün eğitim kademesi haline gelmiştir. Tek tek isim okuyarak yoklama alan bir akademisyen, desten kaytarmak için can atan ve test sınavlarına girmekten yarış atına döndükleri için engin çayırlıklarda nasıl koşacağını bilmediği için sıkılan öğrenciler yumağına dönmüştür çoğu.

Kimse alınıp gücenmesin, malesef gerçek böyle. Hele sözümona türlü seçimler ve elemeler sonucu belirli bir kariyer yapmış akademiyenlere ne demeli... Azımsanmayacak bir kısmı amcazadeler, dayızadeler torpiliyle veya dini veya siyasi oluşumlar torpiliyle, inanın güzellik torpiliyle bile akademisyen olmuş, bir oda işgal etmekten başka hiçbir ideali olmayan, bir ilkolul öğretmeni edasıyla dersini anlatıp, bilgisayarı başında kes-kopyala antremanları yapan kişiler doldurmuştur üniversiteleri. Kadife bir ceket, askılı bir çanta ve keten pantolon giyerek kendilerini motive eden bu ekip, al gülüm ve gülüm yükselmelerinden sonra kendilerine meşreplerine göre veliaht arayışlarına girerler. Ve bu böyle sürüp gider. Buralarda bırakın bilimsel gelişmeleri, bilim intihar eder. Üç beş üniversite dışında geri kalanlarının çoğunda durum malesef böyle.

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 461
Kayıt tarihi
: 19.05.12
 
 

1983 yılında doğdum. Hayatın yoğunluğundan fırsat buldukça yazarak rahatlamaya çalışıyorum. Yazma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster