Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Kasım '09

 
Kategori
Üniversiteler
Okunma Sayısı
1435
 

Üniversite medreseye mi dönüşüyor?

Üniversite medreseye mi dönüşüyor?
 

çağdaş üniversite, çağdaş eğitimcilerle gerçekleşir


Osmanlı' da medrese, bu günkü üniversiteye denk idi. 20 yy.da, Batılıların çoktan sanayi devrimi yapıp, seri üretimlere, bilimsel buluşlara başladıkları dönemlerde bizdeki medreseler, ayaklanmalara, başkaldırılara, kargaşalara siyasi destek veren odaklar haline dönüşmüşlerdi. Medrese hocaları, öğrencilerini bilimsel yöntemlerle yetiştirip, bilimle uğraşacakları yerde, kendi makam ve mevkiilerini kaybetme korkusuna düşmüşler ve her türlü yeniliği engelleyen sapkın tavırlar içine düşmüşlerdi.

Bilimsel araştırmalardan, Türk ve dünya kültüründen, özgür düşünme ve yaratıcılıktan uzaklaşan medreseler, Osmanlının son döneminde tamamen gerici güçlerin yuvaları olmuşlardı. “Şeriat isterük!” diye sokaklara dökülen medrese hocaları ve öğrencileri, ilim-bilim üretmek, halkın yaşamına bilimsel ve kalıcı yeniliklerle katkıda bulunmak yerine, SİYASETE GİRMİŞLERDİR.

Çağa uyan, yenilik getiren her çeşit olumlu gelişmelere karşı tavır almış, her modern yeniliği "ŞERİATA AYKIRIDIR", diye ilan etmişlerdi.. Medrese hocaları, kendi çıkarlarına ters olan pek çok şeyde “Şeriat elden gidiyor” naraları atarak gelişmeleri durdurup, çomak sokar; halkı şeriata sahip çıkmaya davet edip, sokaklara dökmeye çalışırlardı. Bu yöntemlerle hem kendi çıkarlarını korur, hem de yöneticilerin, korkulu rüyası olurlardı.

Medrese Hocaları bilgi üretmekten öte birer siyasi muhalif haline gelmişler, Medrese öğrencileri her fırsatta sokaklara dökülüyor, öğrenme ve eğitim rafa kaldırılıyordu. Medreselerin gerçek hedeflerinden uzaklaşarak siyasete ve sokak gösterilerine soyunmaları, vatandaşı bu mektepli ama "kara cahil" ilmiye sınıfından usandırmıştı.

Osmanlı devletini hızla çöküşe sürükleyen bu medrese güruhu, 31 Mart ihtilalinde başrolü oynamışlardı. Dünya, o yıllarda son hızla yenilikler icat ederken, Medrese hocaları siyasete girmiş, öğrencilerini sokak gösterilerine sürükleyip asla bilim-ilim yolunda çalışmalar yürütmüyorlardı.

Bu gün de , Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinde, siyasi iktidar ile üniversite hocaları arasında bir işbirliği gözlemlenmektedir. Medrese sınıfı 100 sene evvel bilimden, bilgiden, eğitimden, üretmeden nasıl uzak kalmışsa, dünyadaki gelişmelere kapalı kalmışlarsa; bu günkü bazı üniversite kurumları, bazı Rektörler ve Dekanlar da benzer haldeler.. Karşılaştırdığımızda, eski yobaz medrese hocalarıyla bu günkü pek çok üniversite hocası arasında fark göremezsiniz. Bu günkü üniversite hocalarından bazıları da, kendi çıkarları ve körü körüne saplandıkları koltuk sevdaları yüzünden, gerçek demokratik düşünceyi ezmekte, konferans, vb. toplatılardaki deklarasyonlarıyla, iktidar yönetimi ve siyasilerle birlik olup; bilime, akla göre eğitim yapmamaktalar.

Ne acıdır ki, 21. yy. bilim ve teknik düzeyinin çok gerilerinde kalan bir Türkiye ve Türk Üniversiteleri, kongre ve konferans salonlarını, bilimsel toplantılara, uluslararası bilim kongrelerine adayıp, çalışacakları yerde, birtakım siyasi kişiliklere kendilerini esir etmişler, ne işe yaradıkları belli olmayan vakıf, vs. siyasi örgütlenmelere teslim olmuşlar, siyasetçilerle yanyana gelip, ülkemizi kargaşaya sürükleyecek siyasi bildiriler açıklamaktan çekinmemektedirler.

Atatürk, cumhuriyeti kurar kurmaz, Avrupa'dan çeşitli branşlarda profesör, uzman yabancı üniversite hocaları getirtmiş, o güne değin açılmamış bir çok fakülte, üniversite kürsüsünü açtırmış ve hemen bilimsel çalışmalarına başlatmıştı.

Son yıllarda, ülkemizin hemen her şehrinde yeni üniversiteler açılmasına rağmen, dünyadaki diğer modern üniversiteler gibi evrensel, yenilikçi, özgür düşüncelerin beşiği olup, herçeşit bilim dalında laboratuar deneyleri, buluşları, yaratıcılıkları yapması gereken üniversite hocalarımız, bilimden uzaklaşıp, siyasete yaklaşmaktalar. Araştıma, deney, kitap, vs. gibi bilimsel ürünlerle topluma önderlik edecekleri yerde, bir takım üniversite hocaları, kısa yoldan ünlü olup, iktidar siyasetçilerinin isteklerine göre siyasi bildiriler yayınlamayı marifet sayar hale düşmüşlerdir.

Elbette siyasetle ilgili fakülteler, kürsülerde, bilimsel siyaset yöntemleri öğretilip, ülkemizi yönetecek gerçek siyaset adamlarını yetiştirmek te, üniversitelerimizin görevleri arasındadır. Fakat bugünkü siyasi kadrolarımızdan , kaç tanesi bilimsel siyaset öğreten fakülte mezunu kişilerin elindedir??

Günümüzün üniversite hocalarından bir kısmı, sadece Türk toplumundan değil, kendi öğrencilerinden de kopuk yaşamakta, öğretim görevlileri derslerine geç girmekte, gerektiği gibi ders anlatmadan " şu kadar sayfadan sınavda sorumlusunuz", deyip, öğretmediği ders konularından sorular sorarak, öğrencileri sapır sapır dökmekteler.

Çok zorlu ve gayret gerektiren bir sınavla, üniversiteye giden evlatlarımız, bu tür hocalarının acımasız, gençleri ezen, aldırmaz, ilgisiz, bilimsel davranışlardan uzak, bıktırıcı tutumlarını görünce, Lisedeki öğretmenlerini mumla aradıklarını söyler hale geliyorlar.

Üniversitelerimiz, özerk yönetime sahiptirler fakat, her öğretim görevlisi ve kürsü hocasını denetleyen gerçek bir teftiş sistemi oturtulmadıkça, Türkiye üniversiteleri, daha çok uzun seneler, dünyadaki "ilk 100 üniversite" listesine asla giremeyeceklerdir.

ABD üniversitelerinde, üniversite öğretim görevlilerini her sene denetleyen, teftiş rapor sonuçlarına öğrenci görüşlerini de ekleyen çok ciddi bir denetim sistemi vardır.

Böyle bir sistem, bizim üniversitelerimize de yerleştirilmeli; üniversitelerimiz birer ilim yuvası haline getirilmeli, siyasetçilerin kuyruğuna takılan ve keyiflerine göre siyasi bildiriler yayınlayıp, bilimi terkeden, boş meydanda at oynatan bazı "medrese kalıntısı" hocaların, özel alanları olmaktan kurtarılmalıdır.

Kendisini Türk Milleti'nin ilerlemesine, ülkesinin modernleşmesine adamış, siyasetçilerden uzak durup, sadece binlerce öğrenci yetişririp bizlere hizmet etmiş değerli hocalarımızın ellerinden öpüyor, hepsine sabır ve sağlıklı bir ömür diliyorum.

TÜRKİYE ÜNİVERSİTELERİ, GERÇEK BİLİM İNSANI ÖĞRETİM ELEMANLARIYLA, ARAŞTIRMACI ÖĞRENCİLERİYLE,

DÜNYADA HAK ETTİĞİ DÜZEYE GELMELİLER.

NOT: "Osmanlı Devletinde Medreseler" - Prof. Dr. Remzi Kılıç makalesi, ayrıntılı bilgi okumak için:

1- http://www.turkkeyif.net/tarih/57679-osmanli-devletinde-medreseler-hakkinda-bilgiler.html

2- http://yayim.meb.gov.tr/dergiler/143/17.htm : Kuruluşundan kaldırılışa kadar Osmanlı Medreseleri, M.E.B.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

UTKU BEY: AB ülkelerinde ana sınıfından, 4 yaşından itibaren , her okul öğrencisine çok sıkı devlet kontrolünde eğitim verilir. Çünkü, yurtiçindeki azınlık, etnik topluluklara göz açtırmayıp, milli devlet- milli kültür birliğine zarar gelmemesi hedefleri vardır. Bugün Türkiye' de, maalesef özel üniversiteler etnik kimlikleri zorla millet haline getirmeye uğraşan öğretim görevlileri ve onların bilimdışı çalışmalarıyla meşguller. Bu medrese kalıntısı hocalara , bazı vakıflar ve siyasetçiler destek verip, bildiri yayınlatıyorlar. Maksatları ne demokrasiye, ne bilime uymuyor.

Gülfer Özel 
 13.11.2009 19:11
 

Almanya´da egitim veren tüm okullarin, bunlara üniler dahil devletin elindedir ve bu oran % 97´dir. Cok az sayida özel okul ve üni olmasina karsin, müthis devlet kontrolü vardir. Oysa Türkiye´de yanilmiyorsam bu oran yari yariya. Sorun tamamen gecmisle hesaplasma yapilmadigi icin, henüz gecmisten tam bir kopus gerceklesmemistir. Gecmisin hayaliyle yasayan cogunluk azimsanamayacak kadar cok. Türkiye nüfusunu olusturan bütünden bir kismi hala ASRI Saadet de, bir kismi 1071 - 1453 arasina SIKISMIS hala Ulubatli Hasan gibi alogorik mitoslariyla teselli buluyor, bir kismi feodalitenin kiskacinda, yani sözün kisasi 72 milyonluk ülkede 21 yüzyilda her cagi yasamak olasi. Saygilarimla.

Utku Aksu 
 12.11.2009 2:24
 

Özellikle son yıllarda cikletten çıkar gibi kurulan ve üniversite adı altında eğitim (?) vermeye çalışan ''Yüksek Liselerde ',' Rektör adı altındaki amirler,bulundukları yörenin siyasi erkince yönlendirilen,iktidar tarafından desteklenenerek sözümona seçimle başa getirilen (aslında siyasi destekle ataması yapılan )kişilerdir.Bunların yönettiği üniversitelerde,uluslararası bilim arenasında esâmesinin okunması mümkün değildir.Nitekim de genel klâsmanda,son sıralardaki bilimsel (?)yerimiz bunu kanıtlamaktadır.Bu alanda da Türkün Türk'ten başka düşmanının olmadığı bellidir.Saygılarımla...

Mesut Selek 
 11.11.2009 12:45
Cevap :
Üniversitelerdeki yüzlerce bilim ünvanına sahip prf., doçent, öğretim görevlileri olmasına rağmen, uluslararası hakemli dergilerde kabul edilip, yazıları yayınlananlar parmakla gösterilcek kadar az, maalesef ünvanlar torpille elde ediliyor artık!! Bakın alt tarafı domuşgribi aşısını dahi üretemiyor bilimadamlarımız, yazıklarolsun.! Tek marifetleri, siyaset- yalakalık yapmak!  12.11.2009 1:05
 

Mehmet Bey, Osmanlı Harp Akademilerinde yetişen, o dönemdeki idealist ve de fedakar subaylarımızla, siyasete bulaşmış medrese hocalarını aynı kefeye koymanız, çok aykırı bir kıyaslama, sizin de bunu bilmeniz lazım..Yeni Cumhuriyetimize devredilen medreseler kapanıp, baştanbaşa yenilenmedi mi? Avrupa'dan dahi hocalar getirilip modern hale getirildiler. Atamızın eline sağlık, Atamızın yolunda giden hocalarımıza da gönülden selamlarımızı sunuyorum, siyasetçi tipli hocalarımız, gidip partilerde çalışsınlar

Gülfer Özel 
 09.11.2009 17:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 55
Ort. okunma sayısı
: 3578
Kayıt tarihi
: 07.10.07
 
 

Edirne, Trakyalıyım. Emekli öğretmenim (yab. dil- Almanca). Okuma, müzik, gezi, doğa, yürüyüş... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster