Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '10

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
445
 

Üniversite öğrencisi, eylem, dayak

Üniversite öğrencisi, eylem, dayak
 

Üniversitecikler ve Öğrencileri

Türkiye’de her ile en az bir üniversite her ilçeye en az bir meslek yüksek okulu projesi kapsamında memleketimde üniversitesi olmayan il ve en az 1-2 meslek yüksek okulu olmayan ilçe ve belde kalmadı. Yaklaşık 15 milyon ilk ve orta öğretim öğrencisinin okuduğu ülkemde gelecek 5 bilemedin 10 yıl içinde lise diplomasını alan her öğrenci bir üniversitede fakülteye bazen de aynı anda 2-3 fakülteye gidebilecek. Dolayısıyla günümüzde olduğu hem özel sektörde lise mezunu nitelikli eleman ihtiyacı artmaya devam edecek hem de üniversiteyi bitirmiş ama özel sektörde iyi bir konumda çalışma isteği duyan ama iş bulamayan üniversitelilerin sayısı artacak.

Üniversite okumak üniversiteli her öğrenci için hayatı öğrendikleri, ailelerinden ayrı kalarak; yaşamayı, para harcamayı, arkadaşlığı, dostluğu, düşmanlığı, kini nefreti, politikayı, siyaseti, aşkı, hüznü, üzüntüyü, saç uzatmayı, sakal bırakmayı, ideolojik bıyık bırakmayı, içine sindirilmeyi ya da aktif olmayı, derneklerde ya da öğrenci topluluklarında kendini geliştirmeyi, partileri, sosyalliği ya da asosyalliği, dinciliği, solculuğu, komünistliği, artistliği, özgüveni ya da özgüvensizliği, pısırıklığı öğrenirler. Bu meziyetler üniversitede yaşam ile ilgili öğrendikleri ve üniversiteden sonra bir kısmını kullanacakları bir kısmından ise sonsuza dek uzaklaşmak isteyecekleri nitelikler. Gerçek olan şu ki üniversiteyi bilinçli bir şekilde yaşayan bitiren bir insan liseden sonra hayatına çok şey katan insandır. Ama üniversiteyi memleketimin gelişmemiş bir ilinde hele bir de daha da gelişmemiş bir ilçesinde bitirirsen elinde mezun olduktan sonra sana hiçbir iş imkanı sağlamayacak bir diplomadan başka bir şey kalmaz.

Eğitim ile ilgili öğrendikleri ise gittikleri üniversitenin bulunduğu ile ve üniversitede okudukları fakülte ve bölüme göre çok değişiyor. Gittiğin bir üniversiteden ülkemiz İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük bir şehrinde köklü bir üniversite ise hem az da olsa daha iyi bir eğitim ve daha iyi bir üniversite genci olarak okuma şansın olabiliyor. Gittiğin üniversiteye ve okuduğun bölüme göre dünya görüşün, hayata bakış açın ya da olmayan bakış açın değişebiliyor.

Ülkemizde üniversitede okuyan öğrenciler asla fikirlerini doğru dürüst dile getiremezler ve dile getirdikleri fikirlerini dile getirme biçimleri gençliğin de verdiği güçle sert eylemler ve söylemler niteliğinde olduğu için anında üniversite içinde bulunan sivil polisler ve özel güvenlik ekipleriyle sert kullanılarak al aşağı edilir. Üniversitelerde öğrencilerin sadece derslerine devam etmeleri ve politika siyaset gibi sözüm ona akıllarının ermediği işlerle ilgilenmemeleri, okullarını zamanında bitirmeleri ve hayata atılıp iş bulmaları (!) istenir. Dolayısıyla üniversitelerdeki öğrenciler o kadar uzun zaman sessiz, tepkisiz kaldılar ki üniversiteler her fakültesini özel güvenlik ekipleriyle doldurdular ve öğrencilerin en küçük gösterisinde öğrencilere iyi bir dayak atıyorlar. Günümüzde özel güvenlik ekiplerinin tutuklama ya da başka bir yetkisi olmadığı için öğrenciye anında sert müdahalelerle karşılık verebiliyorlar.

Üniversite öğrencileri en çok konuşacakları zamanda, internet ortamında öğrenci eylemlerinin daha hızlı ve bilinçli yapılabileceği günümüzde yapılan her eylem ve protesto sert bir şekilde karşılık buluyor ve bu tip olayların yaygınlaşmaması sağlanıyor.

Üniversitede 10 yıl araştırma görevlisi olarak çalışmış ve şimdi de yoğun ve aktif bir araştırma geliştirme sistemi olan özel sektör firmasında 5 yıldır çalışan bir insan olarak, üniversite ve özel sektör ya da gerçek dünya arasındaki ayrımı daha net yapabilme şansına sahibim. Ülkemizdeki üniversitelerin %90’nında verilen eğitim yeterli değildir ve gerçek dünyanın ya da gerçek gelişmelerin 10 yıl gerisinden gitmektedir. Kalan %10 dilimdeki üniversitelerde ise hem eğitim ve nitelikli üniversite öğretim üyesi vardır, hem de öğrenciler mevcut sınav sisteminin en üst tabakasına girerek o üniversiteleri kazanmışlardır. Ama görülen o ki birçok iyi üniversitede de öğretim üyelerinin çok azı (her nitelikli üniversitede toplasan 5 hocayı geçmez) geleceği şekillendiren ulusal ve uluslar arası düzeyde araştırma çalışması yapmaktadır ve bu çalışmaları yapanların da %80-90’ı doktora eğitimlerini yurt dışında tamamlamış (özellikle ABD’de) olanlardır.

Sonuç, üniversite kalifiye, uluslararası düzeyde araştırma yapmış, araştırma sonuçlarını eğitime ve öğretime yansıtmış, özel sektörler ya da ihtiyaç sahiplerine üst düzey bilgi, proje, sonuç sunan öğretim üyesinin iki elin parmakları toplamını geçmediği, üniversite rektörlerinin (zamanında 1 oyla rektör olan adaylar vardı bu ülkede) tamamen siyaseten atandığı, atanan rektörün üniversite içinde tüm fakültelerde dekanları kendisine yakın isimlerden oluşturduğu bilimden ziyade filimin (filmi bilerek bu şekilde yazdım) bir ortamda sesini duyurmaya, karşı olduğu ya da sadece genç ve üniversite okuduğu için , kanı kaynadığı için bir şeyleri protesto edeyim niyetiyle bile eylem ya da söylem yaptığı bir üniversitede öğrencilerin dayak yemesinden başka ne beklenir. Üniversitelerin bilimden ziyade film yuvası olduğu bir sistemde öğrenci konuşacak ya da konuşturulacak değil ye tabiî ki eylem yapacak, aksiyon filmlerini aratmayacak protestolar yapacak. Pek çok dizi ve filmde şiddet içeren sahnelerin çocukların en çok televizyon izledikleri izlenme saatlerinde konulduğu bir ülkede üniversite öğrencilerinin yumurta atmasından, kendilerinin ilk defa bir işe yaradıklarını, var olduklarını görmelerinden daha doğal bir eylem olamaz.

Memlekette kimsenin kimseye dinlemeden sadece konuştuğu ve sadece kendisini haklı gördüğü bir ülkede üniversite öğrencilerin azıcık sesi yükselmiş, az da olsa ilk defa kendilerini özgür, fikirlerini hür, eylemlerini ise aktiviteye geçirmiş olmaları sonucunu verdi. Hepsi bir güzel dayak yedi, biber gazını büyük boy yangın tüplerinden daha şiddetli ve daha yüksek dozda yediler.

Son söz, her şeye ve her duruma rağmen üniversite okumak bir ayrıcalıktır, üniversite ortamını yaşamak ise hiçbir şeye değişilmez.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 540
Toplam yorum
: 197
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1792
Kayıt tarihi
: 10.06.10
 
 

Gündemi ve olayları yakından takip etmeye çalışıyorum. Sinema, kitaplar, spor, doğa, siyaset, miz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster