Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '16

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
612
 

Üniversite Sanayi İşbirliği neden gerçekleşmiyor??

Üniversite Sanayi İşbirliği neden gerçekleşmiyor??
 

SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ..

Yıllardır akademik sistemde olan bir akademisyen olarak, ilk günden bugüne daima yaptığım araştırmaların somut bir dönüşünün olmasını çok önemsedim.

Kafamda hep şu düşünce vardı; benim yaptığım araştırma bu ülkenin ya da genel olarak dünyanın hangi derdine deva olacak, bilime ve insanlara nasıl bir artı değer katacak??

Çünkü araştırma hele fen ve sağlık alanında yürütülen araştırma cidden çok pahalı bir yatırım gerektirir.

O yüzden bu kaynakların da bana göre, heba edilmemesi ve belli bir hedef doğrultusunda kullanılması çok önemlidir.

Ben olaya daha çok kendimle ilgili kısımdan yani kendi ihtisas alanım olan biyokimya tabanlı üretimden bakmaya çalışacağım.

Kimya Sanayisi;  kozmetik, ilaç ve biyoteknolojik ürünler anlamında, üniversite sanayi işbirliği alanında bu entegrasyon ne kadar gerçekleşti, ya da gerçekleşebildi mi bu sorunun cevabı ile ilgili düşüncelerimi paylaşacağım.

Ülke bazında bu alana baktığınızda, kimya sanayisinin ve onun çatısı altındaki; kozmetik, ilaç, boya gibi sektörlerin hiç de iç açıcı bir gelişim gösteremediklerini rahatlıkla söyleyebilirim.

Ülkemiz son derece hızlı gelişen, genç bir nüfusa sahip olmasının yanı sıra, konumlandığı coğrafya, tarihsel süreç de bir dünya imparatorluğunun devamı olmasından kaynaklı çok zengin bir kültürel mirasa sahip olması ile dünya genelinde farklı bir yere sahiptir.

Binlerce yıl tüm uygarlıkların gelip geçtiği; yazının ve paranın ilk bulunduğu uygarlıkların bulunduğu, genetik olarak ilk insanın bile burada yürüdüğü bir mozaiğe sahip başka bir ülke bulunmadığını düşünürsek bugün ki kimya sanayisi ile gurur duymamız kesinlikle mümkün değildir.

Çünkü aslında bilimin itici gücü temelde insan yaşamının kalitesini artırmak temelli bir bütündür.

Burada 4 E KURALI DEDİĞİMİZ kural her şeyi basitçe özetler.

1.Ekonomi

2. Ekoloji

3. Enerji

4. Etik

Peki bilime ne ilham verir derseniz; temelde doğa ilham verir ve tam burada mistizim  de bilimsel süreçteki yerini alır..

Nedir bu coğrafyanın ve bu kültürel alt yapının bilimle kesişme noktası?

1.Ülkemiz farklı coğrafik özellikleri nedeni ile birçok mikro klimanın oluştuğu ve mikro klimalar da çoğu endemik binlerce bitkiye ev sahipliği yapar ki bunların hemen hemen tamamının kimya sanayisi için doğal ham madde kaynaklarıdır.

2. Ülkemiz binlerce yıl ticaret yolları üstünde olmanın yanı sıra bizzat çok büyük bir ticaret merkezi olma ayrıcalığına da sahip olmuş, değerli kokular, kumaşlar, şifa amaçlı hülasalar hep bu topraklar üzerinde yapılmış alınmış ve satılmıştır

Fakat modern zamanlara bu bilgi ve kaynakların aktarıldığını söyleyebilmemiz ne yazık ki  istenilen düzeyde olamamıştır

İlk parfümün Mezopotamya da, ilk sabunun Sümerlerce yapıldığı bu topraklarda maalesef bugün dünya genelini kapsayan tek parfüm markamız yoksa bu ülke açısından vahim bir tablodur.

Ne kadar eleştirsem de akademik dünya gözle görünür bir çaba içinde ve bir şekilde sanayi ile entegre olmaya çalışan gönüllü sayılabilecek bir gurup hocamız var. Bunu görmezden gelmek mümkün değil.-

Gelelim olayın diğer yanına: sanayici kısmına..

Kimya sanayimiz en azından kozmetik ve ilaçla ilgili kısmı hiç parlak değil maalesef.

Daha çok alt sat yolu benimsenmiş görüyor. Kozmetik sektörü hammadde teminin de yerli kaynaklarımız kullanmıyor kendi hocalarına pek güvenmiyor, Ar- Ge yi çok önemsiyor görünmüyor maalesef.

Bir araştırmaya marka yapmaya harcanacak para ve zamanı kayıp olarak görüyor.

En azından benim düşüncem ve kendi deneyimlerimden çıkan sonuç bu ama mevcut tabloda benim düşüncemi doğrular mahiyette.

Peki bu bir araya gelmesi aslında mecburi olan iki camia nasıl entegre olacak ve bu ülke bu sektörlerden nasıl pay alacak. Çünkü herkesin görev tanımı belli.

Üniversite bilgi ve araştırmaya yönelik patentli ürünler yapacak sanayici bunu binlere ulaşan sayılarda çoğaltacak.

Bana göre burada görev yine üniversitelere düşüyor. Nasıl mı?

Üniversiteler kendi bünyelerinde küçük model işletmeler kuracak ve olayı deney tüpü laboratuvar ölçeğinden işletmelere taşıyacak. Bu işletmeler kanalı ile hem sanayicimize bir doğru bir model sunmuş olacak hem öğrenci yetiştirirken buraları bir uygulama alanı olarak kullanacağından daha nitelikli teorik değil pratik uygulaması da olan insanlar yetiştirecek hem de üniversitenin başta araştırma olmak üzere bazı kalemlerine kaynak sağlamış olacak.

Naçizane düşüncem ve deneyimlerimden çıkardığım sonuç budur ve kendimin de kalkınma ajansı üzerinden desteklenen ve kurucusu olduğum Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkezi ile ilgili böyle model bir işletme yapmak konusunda yürüyen bir projem ve tescil edilmiş bir markam( Naz Demir) ve çok sayıda patent başvurum var.

Üniversiteler marka oluşturmak, güvenli ürünler yapmak ve bunların sürdürülebilir olabildiği ile ilgili seralar tesisler kurmak zorunda.

Bu sürecin tamamlanması zaman alabilir ama bittiği zaman ülkeye ne kadar iyi bir ekonomik girdi ve nitelikli insan kaynağı  sağlayacağı da ortada.

ÜNİVERSİTELER; BELKİ KURLUŞLARINDAN BUGÜNE EN KRİTİK ROLÜNÜ OYANAMA VE TÜM ALANLARDA SANAYİYE MODEL TESİSLER, MARKA, PATENT VE GÜVENLİ ÜRÜNLERLE AL SAT DEĞİL ÜRETİME DAYALI GERÇEK SANAYİ GELİŞİMİ İÇİN ÖN AYAK OLAMK ZORUNDA.

Saygılarıma efendim..

Naçizane düşüncemdir, kimsenin katılmak mecburiyeti yok.

 

Prof. Dr. Nazan Apaydın Demir

KOZMETİK ÜRÜNLER UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

KURUCUSU VE MÜDÜRÜ

Muğla

 

Haluk Seki, ERIC VAN BUYTEN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nazan hanım siz gönülverensiniz; Türkiye'de böyle bir zihniyet yok! Devlet de çekildiğini gunden beri sadece para veren var ne yazık ki!

ERIC VAN BUYTEN 
 03.02.2016 5:53
Cevap :
Haklısınız belki ama yine de dünyaya daima iyiler egemen. Kötüler ve çıkarcılar farkında olmasa bile. Ümitsizlik yok yola devam..Çok teşekkürler yorumunuz için.  03.02.2016 8:52
 

Aslında pazarı çok geniş bir alanda çalışmalar yapmışsınız, tebrik ederim...Bizim üniversiteler genellikle liselerin devamı gibidir...Lisede yeterince "Kemalist" olamamış gençleri üniversitede ikmal etmek amacını taşırlar..En azından son yıllara kadar böyleydi...İnşallah son yıllardaki atılım ve açılımlar üniversiteleri bir parça evrenselleştirip ülkesine ve milletine katkılar yapacak hale getirmiştir...Sizin şu yazınız bu husustaki umutlarımızı artırmıştır...Teşekkürler, selamlar.

ali açıköz 
 02.02.2016 22:31
Cevap :
Teşekkürler yorumunuz için. Kişisel olarak üniversitelerde tıpkı tıp fakültelerinde öğrencilerin belli bir yıldan sonra hastanede hasta bakarak eğitil gibi özellikle fen ve mühendislik alanlarında da küçük çapta hastanelerin karşılığı nitelikte fabrika ve atölyeler kurularak oralarda pratik bir eğitimden geçmeleri gerektiğine inanıyorum. Bu model işletmeler hem sanayi hem de eğitim açısından gerekli bana göre ama en önemlisi üniversitelerin yönetim anlayışı. Onlar bir an önce revize edilip dünya koşullarına eşitlenmeli.  03.02.2016 15:05
 

Siz sorunları birebir yaşamışsınız ve çözüm aramaktasınız. Kutluyorum sizi. Üniversite, sanayi iş birliği neden gerçekleşemiyor sorusunun en net yanıtını da vermişsiniz zaten; bir avuç gönüllü akademisyen... Sizin sektörünüzü bilemiyorum ama otomotiv, makine gibi sektörlerde üniversitelerden destek almak pek mümkün olmadı, çünkü çoğu işletme üniversitenin önünde. O gönüllü, güzel insanları bulmak da kolay olmuyor. Söylediğiniz gibi, üniversiteler kendi çalışmalarını ortaya koyamıyorlar. Oysa teknik olarak baktığımızda, bazı üniversitelerin imkanlarının çok geniş olduğunu da görüyoruz. Bu konuda sıkıntı biraz "akademik kadrolarda" diye düşünüyorum. Bu ne yazık ki yetişen öğrencinin yetersizliğinden de anlaşılıyor. Oysa öğrenci bu işbirliğinin köprüsü olmalıdır değil mi? Sizi idealist çalışmalarınızdan dolayı tekrar kutluyorum. Ne olurdu tüm üniversiteler "sizlerle" dolu olsaydı.Sevgi ve saygıyla...

Haluk Seki 
 02.02.2016 17:49
Cevap :
Merhaba. çok teşekkür ediyorum tüm bu güzel düşünceleriniz ve desteğiniz için. Aslında tüm bu süreçler bir şekilde tamamlanır ama birisi bir adım öne çıkınca geride kalanların egosu inciniyor ve siz vazgeçene kadar olay adeta kan davasına dönüyor. Yoksa bu ülkenin çok nitelikli hocası da sanayicisi de kaynak da var. İş ki insan insana engel olmasa kendine alim diyenler egolarına dizgin vurmayı başarsa. Bunun içinde yasa ve belki bu yolda belli bir aşamaya gelen hocalara yasal koruma verilmesi gerekiyor. Yoksa sistem onu bir şekilde yok etmenin bir yolunu illa buluyor. Hele küçük üniversitelerde. Selamalar efendim.  02.02.2016 19:13
 

Değerli Nazan Apaydın Demir, Sizlerde, '1855 (Dünya) Paris Fuarı'nda; Osmanlı -Rizeli- kumaş üreticilerinin, "Kumaş dokuması, kumaş kalitesi ve renklendirmesi" alanında birincilik ödülü aldığını bilirsiniz. İngilizlerin o dönem Osmanlılardan “boya-boyama teknolojisi” satın aldıklarını da.(Kaynak; “Sanayi Devrimi Çağında Osmanlı İmalat Sektörü” DONALD QUATAERT) Bilgi taşıyanı için bir yüktür. Eğer edindiğiniz bilgilerden ihtiyaçlarınızda uygun yeni bir bilgi (teknoloji) üretemiyorsunuz. Peki, Bilgiyi kim işlemektedir? Sizler, değerli ilim insanları. Sonra sıra, Sanayicilere ve sermaye sahiplerine gelmektedir. Özetle; ülkemizin rekabetçilerini yakalaması ve geçmesi (gelişmemiz); üniversitelerde bilgi üretilmesi ve bunu yatırıma dönüştürmek üzere (girişimcilere) halkın tasarruf ederek sermaye oluşturmasındadır. Ülkemiz adına (çalışmalarınıza) sizlere teşekkür ediyoruz. Elinize sağlık, sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 02.02.2016 16:54
Cevap :
Merhabalar, öncelikle çok teşekkür ediyorum okumak, yorum yazmak ve düşüncelerinizi paylaşmak nezaketinde bulunduğunuz için.Ben sistemde tam 30 yıldır tabiri caizse gönüllü bir forsa gibi çalışıyorum.Neden derseniz ben ülkemi gerçekten çok seviyor ve onun öz kaynaklarının heba edilerek hem ekonomik hem eğitim anlamında yapılabilecek çok şey varken gidip odamda oturup günü tamamlayıp gitme kolaycılığına kaçamıyorum.. Bu ülkenin beni yetiştirmek için harcadığı emeğin karşılığını vermeye ve kendimden geriye güzel bir iz bırakmaya çalışıyorum. Yerine göre ödül başvurularının bile engellendiği bir sistemde ülke ekonomisi açısından önemli şeyler yapmaya çalışan insanların mutlaka yasal koruma altına alınması gerektiğine inanıyorum.Yasal koruma sadece can değil çalışma güvenliği için de olmalı.Fikri mülkiyetten farklı bir yasa ile bu durum güvence altına alınmalı. Çünkü bu ülke çok ciddi kaynaklara sahip ve en iyisini hak ediyor.  03.02.2016 12:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 56
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1170
Kayıt tarihi
: 08.04.14
 
 

Muğla Üniversitesinde Prof. Dr. olarak çalışmaktayım. Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster