Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '07

 
Kategori
Sınavlar
Okunma Sayısı
2240
 

Üniversite sınavına hazırlanırken

Üniversite sınavına hazırlanırken
 

Sınava hazırlanırken en büyük sorun genelde zaman ve strestir. Ağır ders proğramları, dershane de ve özel öğretmenlerle geçen zamanlar ve gençlerin kendilerine ayıramadıkları zamanlar. Tüm bunlar sınava hazırlanan öğrencileri bunalımlara dahi sürükler. Hatta haberlere bile yansır kimisi.

Üniversite sınavına hazırlanırken hep öğütler aynıdır. Çok çalış çok çalış. Yoksa yapamazsın. Odana kapan sakın asayım deme dersi. Oysa insan sosyal bir varlıktır. Odaya kapanan öğrenci önünde açık kitap hayal kurar, mesaj atar arkadaşına, bin türlü iş yapar hatta ders çalışır gibi yapar ama ders çalışamaz.

Sonra dershaneler ve özel öğretmenlerle geçen zamanların haddi hesabı yoktur. En deli dolu çağında ki genç insanlar kendilerini sürekli bir maratonun içinde bulur istemediği. Eğitimciler de genelde benzer önermelerle (ve çoğunlukla işe yaramayan) öğrencileri hazırlamaya çalışırlar.

Oysa yapılacak iş basittir. Öncelikle hayatın sosyal yanını yaşamalı bir insan, kendisiyle barışık olmalı ve dersleri bir yük değil hayatın bir parçası olarak algılayacak bir biçimde görmesi. Sonrada gereksiz yüklemelerden kurtulması gerekir.

Öncelikle kendi sosyal hayatını (abartmadan) en iyi şekilde yaşamalı. Sporunu yapmalı, arkadaşları ile zaman geçirmeli, diğer aktiviteleri varsa (müzik, tiyatro vs) onlara zaman ayırmalı ki öncelikle mutlu olsun.

Sonra derslerini okulda öğrenerek dönerse fazladan çalışmak için zamana gereksinimi olmaz. Zaten derste olduğu zamanlar başka aktivite yapmasına da olanak yoktur. Proğramladığı ders çalışma düzenini gözden geçirip, öncelikle iyi bildiği konuları pekiştirmeli sonra ağır gelen konuları çalışmalıdır.

Gerekli gibi görünen ekstra dershane ve özel öğretmen aslın da fazladan bir yük olmaktan öteye genelde geçmez. (hiç gereksiz ve yararsız demiyorum). Bu nedenle dershaneler de geçen zamanı iyi düşünüp bu zamanı sosyal faaliyetlere ayırmak genelde daha akılcı olur. Dinlenmiş bir beyin’e ihtiyaç vardır çalıştığın dersi algılamak için. Okuldan dershaneye koşan bir öğrenci bu boşalımı yapamaz. Birde büyük kentlerde yolda geçen zamanları düşünürsek ne kadar büyük bir zaman kaybı yaşandığını anlarız.

En büyük yardımcınız başarmaya inanmaktır. Bütün başarıların temelinde yaptığın işe inanmak yatar. Okul da zor bellenen dersler (yani yapacağımıza inanamadığımız) genelde asılır çalışılmaz ve sonuçta başarılmaz. Gerçek o dersi hiç çalışmadığımızdır yoksa o dersin zorluğu değil.

Tüm bu fazladan yapılan çalışmalar streside beraberinde getiriyor. Bir de ailelerin baskısı tabi ki. Aman çocuğum falancanın oğlu/ kızı bak kaç puan almış deneme sınavından. Sen o kadar yapamazmısın. Hiç bana çekmedin geri zekalı seni? Oysa o çocuklar anne-babalarının genetik özelliklerini taşırlar unutmayın. Böylece genç bir odaya hapsedilir sınava hazırlansın ders çalışsın diye. Sonuç çoğunlukla hüsran olur. Diğer kazanan gençler örnek verilir ve bunalımlı bir sezona daha yelken açılır.

Öncelikle gençlere güven vermeliyiz. Onları yarış atı değil bir biray olarak değerlendirmeli ve sosyal yaşamla çalışma saatlerini orantılamalı ona göre bir proğram yapılamlıdır. Zaman en büyük sorundur. Öncelikle dershanelerde geçen zaman ve masrafları faydayla oranlamak gerek. Eminim evde hazırlanan ve olumlu motive edilmiş bir çok genç daha başarılı olacaktır. Stressiz bir otam sağlanmalı ve gündelik hayatla bağları kopartılmamalıdır bireyin.

Unutmayın sorun gençlerimizde değil sistem ve kendimizdedir. Onlardan başaramayacaklarını istemek gibi bir hakka da sahip değiliz. Yaşamın bir bütün olduğunu ve her bireyin farklı becerileri olduğunu unutmadan bir daha değerlendirin kendi davranış ve yöntemlerinizi. Amaç sınavı başarmak değil hayatta mutlu olabilecek bir yaşamı kurmaktır. Belkide marangoz olamktan haz duyacaktır çocuğunuz, bırakın kendi haytının kararını kendisi versin. Çünkü hayatı ona armağan edilmiştir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 147
Toplam yorum
: 383
Toplam mesaj
: 116
Ort. okunma sayısı
: 2638
Kayıt tarihi
: 01.07.06
 
 

Ziraat mühendisi ve iktisatçıyım. yatırım danışmanlığı ve kişisel gelişim konularında  Simurg Con..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster